AŞIK OLUNAN ŞEHİR: ALANYA (Bir Şehrin Değil, Bir Dengenin Hikâyesi) Her şehrin bir kimliği vardır. Bazıları kendini yüksek sesle anlatır, bazıları ise sessizce kalbe yerleşir. Alanya, anlatılmaktan çok hissedilen şehirlerdendir. Yıllar öncesinden geldiğim şehir Şimdi bana seni anlat diyorlar Belki anlatmaya değilim mahir Yine de duyguna renk kat diyorlar Karadeniz’in sert ikliminden Akdeniz’in yumuşak mavisine uzanan bir hayat yolculuğunda, insan bazen bir şehirden fazlasıyla karşılaşır. Alanya, bu yolculukta bir aidiyet duygusudur. Buraya gelenler bir manzara görür; burada kalanlar ise bir dengeyi fark eder. Alanya, güçlü bir turizm kentidir. Denizi, tarihi, iklimi ve kültürel zenginliğiyle dünyanın dört bir yanından misafir ağırlar. Turizm, bu şehrin vitrini; hareketi ve dışa açılan yüzüdür. Ancak Alanya’yı yalnızca bu yönüyle anlatmak, hikâyeyi eksik bırakır. İl olmak hakkındır ne yandan baksan Her şeyin tamamdır değilsin noksan Hak verirsin gelip kaleye çıksan İşte yaşanacak hayat diyorlar. Bu şehrin bir de sessiz yüzü vardır. Toprakla kurduğu derin bağ…Seralarında güneşi saklayan, bahçelerinde emeği çoğaltan tarım kültürü; Alanya’nın sürekliliğini ve direncini temsil eder. Turizm şehre geleni ağırlar, tarım ise burada kalanı besler. Biri dinamizmi, diğeri sürdürülebilirliği simgeler. Alanya’nın asıl gücü, bu iki alanı karşı karşıya değil, yan yana yürütmesindedir. Denizle toprağın, misafirle üreticinin, geçici hareketle kalıcı emeğin uyumu; kentin vizyonunu şekillendirir. Çünkü gerçek kalkınma, yalnızca büyümek değil; dengeyi koruyarak gelişmektir. Toprak kokan eller gördüm burada Çok yaraya merhem sürdüm burada Hem sevincim hem de derdim burada Gülizar aldın mı murat diyorlar Alanya, aynı zamanda köklü bir tarihin emanetçisidir. Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat’ın bu topraklara bıraktığı miras; surlarda, kalede ve şehrin hafızasında yaşamaya devam eder. Tarih burada yalnızca geçmişi anlatmaz; bugüne sorumluluk yükler. Bu şehirde kaybolmak zordur. Çünkü her yol denize çıkar; her dönüş toprağa olur. Alanya, hem gezene yön gösterir hem de kalana kök salacak bir zemin sunar. Bugün Alanya; turizmde güçlü, tarımda üretken, doğasıyla cömert, insanıyla misafirperver bir şehir olmanın bilinciyle hareket etmektedir. Sahip olduğu doğal ve kültürel mirası koruyarak geleceğe taşımayı hedefleyen bu anlayış, kenti yalnızca yaşanacak değil; örnek alınacak bir şehir hâline getirir. Alanya bir destinasyon değildir sadece. Bir yaşam kültürüdür. Bir denge modelidir. Bir emanettir. Ve bu emanet, denizle toprağın sessiz uyumunda yarına taşınmaktadır. Sevgilerimle. Gülzâre Gülizar ALTAY