DOLAR 32,8248 % 0.04
EURO 35,2439 % -0.18
STERLIN 41,7711 % -0.2
FRANG 36,7168 % -0.28
ALTIN 2.450,67 % -1,57
BITCOIN 64.145,94 -0.97

3 MAYIS TÜRKÇÜLÜK GÜNÜMÜZ KUTLU OLSUN!

Yayınlanma Tarihi : Google News
3 MAYIS TÜRKÇÜLÜK GÜNÜMÜZ KUTLU OLSUN!
0
Bayram değil;
3 MAYIS TÜRKÇÜLÜK GÜNÜMÜZ KUTLU OLSUN!
Türkçülük bir ülkü, siyaset ise iktidara geçme taktiğidir.
Bu sebeple bir ana inanç ve ana düşünce olan ülkü asla değişmediği halde siyaset yani taktik her zaman değişir. H. Nihal ATSIZ)
3 Mayıs Türkiye Cumhuriyetinin ilk sivil uyarı ve direniş hareketidir…..
Türk deyince aklımıza sadece ,Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları gelmesin…
Yeryüzünde sizden bizde gayrı 350 milyon daha TÜRK var…UNUTMAYIN desek….
3 Mayıs 1944 Türk Milliyetçileri için çok önemli bir tarih ve adeta bir kilometre taşıdır.
Tarihe 3 Mayıs Türkçülük-Turancılık davası olarak geçen …
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kuruluş felsefesi Türk Milliyetçiliği ve Türkçülük üzerine ,inşa edilmiş, Ümmetten Millete doğru yöneltilmiştir…
Devletin adının Türkiye konulması; Türk tarihi, Türk Kültürü Ve Türk Diliyle ilgili çeşitli kurum ve kuruluşlar kurularak önemli araştırmalar yapılması hep bu döneme rastlar.
Atatürk’ün vefatından sonra İnönü’nün Milli Şef döneminde de bu ilkeler devam ediliyor görünse de yavaş yavaş bu ilkelerden uzaklaşıldığı hissedilmekteydi.
Dönemin Başbakanı Şükrü Saraçoğlu 05 Ağustos 1942 tarihli Meclis kürsüsünden okuduğu kabine programının sonuç konuşmasında;
“Biz Türk”üz, Türkçüyüz ve daima Türkçü kalacağız. Bizim için Türkçülük bir kan meselesi olduğu kadar , bir o kadar da bir vicdan ve kültür meselesidir.
Biz azalan veya azaltan Türkçü değil, çoğalan ve çoğaltan Türkçüyüz.”…çalışacağız.” demekteydi.
Ancak uygulamada durum hiç de söylenildiği gibi değildi.
O dönemin komünistleri yavaş yavaş devlet kademelerine sızmaktaydılar.
Bu kadrolaşmayı dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel ve daha sonra Bulgaristan’a kaçarken vurularak öldürülecek olan Sabahattin Ali organize etmekteydi…
Bütün bunları farkında olan o dönemin Türkçülerinin lideri konumundaki Hüseyin Nihal Atsız bey devrin başbakanı Şükrü Saraçoğlu’na hitaben Orhun dergisinde 1 Mart 1944 ve 1 Nisan 1944 tarihlerinde iki uyarı mektubu yayınlar.
Bu mektuplardan fevkalade rahatsız olan Sabahattin Ali Hasan Ali Yücel’in ve Falih Rıfkı Atay’ın teşvikleriyle H.Nihal Atsız beyi mahkemeye verir.
26 Nisan 1944”te Ankara”da başlayan ilk mahkeme salonu, dönemin üniversite gençliği tarafından hınca hınç doldurulur. Ve mahkeme 3 Mayıs tarihine ertelenir. İşte ne olduysa 3 Mayıs günü olur ve binlerce Türkçü-Milliyetçi üniversiteli mahkeme salonunu ve önünü doldurduğu gibi mahkeme salonuna giremeyenlerde Ulus meydanında yürüyüşe geçerler .
Yürüyüş yapan gençlerin 165’i gözaltına alınır.
Sovyetler Birliğine şirin gözükmeye çalışan Milli Şef İsmet İnönü durumu fırsat bilerek 19 Mayıs 1944 tarihli konuşmasında;
‘’Irkçılık ve Turancılıkla’’ilgili çok sert bir konuşma yapar.
İşte bu konuşma üzerine o dönemin Türkçü liderleri tutuklanmaya başlanırlar. 65 oturum süren davada Hasan Ferit Cansever, Fethi Tevetoğlu, Alparslan Türkeş, Nurullah Barıman, Zeki Özgür Sofuoğlu, Fazıl Hisarcıklı, Hüseyin Nihal Atsız, Hüseyin Namık Orkun, Nejdet Sançar, Saim Bayrak, İsmet Rasin Tümtürk, Cihat Savaş Fer, Muzaffer Eriş, Fehiman Altan, Yusuf Kadıgil, Cebbar Şenel, Zeki Velidi Togan, Orhan Şaik Gökyay, Hikmet Tanyu, Reha Oğuz Türkkan, Hamza Sadi Özbek, Cemal Oğuz Öcal, Said Bilgiç olmak üzere toplam 23 sanık yargılanır, bir kısmı beraat eder bir kısmı da ceza alırlar.
Ancak ceza alanların cezaları daha sonra Askeri Yargıtay tarafından bozulmuştur.
Bu arada tutukluların bir kısmı ‘’tabutluk’’adı verilen içine ancak bir insanın sığabileceği ve üzerinde yüksek voltajlı bir ampülün yandığı odalarda işkence yapılmak suretiyle sorgulanmışlardır….
Daha sonra ilk olarak 1945 yılında o sıralarda Tophane’deki Askeri Cezaevinde tutuklu bulunan bir grup Türkçü tarafından örtüsüz bir masa etrafında yapılan bir toplantı ile anılmış, daha sonraki yıllarda ise çeşitli törenlerle kutlanmış ve ilerleyen yıllarda Türk milliyetçilerinin bir geleneği haline gelecek olan Türkçülük Günü böyle doğmuştur.
Yakın tarihimizde 3 Mayıs olaylarından daha büyük katılımlı ve daha büyük boyutlu kitlesel olaylar yaşanmıştır, 3 Mayıs 1944 olayları neden bu kadar abartılmaktadır diye düşünülebilir.
3 Mayıs 1944 tarihine kadar ülkemizde meydana gelen bütün kitlesel eylemler devlet bilgisi dahilinde ve devlet kontrolünde gerçekleştirilmiş eylemlerdir.
Nitekim Rahmetli Alparslan Türkeş bu konuda şunları söylemektedir; “
Bunlar Milli Şef ve onun gözde Milli Eğitim Bakanına nasıl gösteri yapabiliyorlardı? O zamana kadar Milli Şef’in müsaade etmediği hiçbir gösteri yapılamazdı. Demokrasi, Eşitlik, Hürriyet, Gençlik… Bütün bunlar Türkiye’nin 1944 iktidarında hep birer palavradır.
Halkın alkışları, gençlikten çıkacak “yaşa” naraları kayıtsız şartsız İnönü’nün tekelinde kalmalıdır.”
İşte 3 Mayıs bu manada Türkiye Cumhuriyetinin ilk sivil uyarı ve direniş hareketidir.
Hüseyin Nihal Atsız’ın da dediği gibi;
‘’3 Mayıs Milli şuurun ayaklanmasıdır’’.
Milli şef yönetiminde devletin haberi olmaksızın hiçbir eylem yapılamazken Türk Milliyetçileri hem de önceden hiçbir organizasyon yapılmadan sokaklara dökülmüşler ve uygulanan politikalara tepkilerini koyabilmişlerdir.
3 Mayıs 1944 olayları Türkçü-Milliyetçi grup ve şahısların milli olaylarda şartlar ne olursa olsun tavır göstereceğinin ilk örneğidir.
3 Mayıs olaylarının bir başka özelliği de o döneme kadar devletle sorunu olmayan ve devlet tarafından dönem dönem korunup himaye gören Türk Milliyetçileri bu olaylardan sonra devlet kadrolarından yavaş yavaş tasfiye edilmiş ve devlet Türk Milliyetçiliği çizgisinden uzaklaştırılarak kozmopolit bir çizgiye yanaştırılmıştır.
3 Mayıs 1944 olaylarından sonra Türk Milliyetçileri için hiçbir şey eskisi gibi olmamıştır ve Türk Milliyetçilerinin romantik milliyetçilik döneminden siyasal milliyetçilik dönemine geçişinin temelleri bu olaylarla atılmıştır.
Bu vesileyle 3 Mayıs 1944 olaylarında çile çeken,tabutluklarda işkence gören ve hepsi hakkın rahmetine kavuşmuş olan bütün Türkçü-Milliyetçi büyüklerimizi saygı ve rahmet dualarımla anıyorum.
Onların 3 Mayıs 1944 de yakmış oldukları mücadele ateşi ebediyen yanacak ve onların ülküleri ülkümüz,kavgaları kavgamız ve sevdaları sevdamız olacaktır….
3 Mayıs 1944 Türkçülük-Turancılık olaylarının en kısa özetlemeye çalıştım desem….
Bir gün gelecek mutlaka dünya Türk’ün olacak.
İlk andımız da, son andımız da,
TURAN olacağız, hedef Kızılelma…
Yüceler Yücesi ALLAH!
Türk’ü Korusun Ve Yüceltisin…..
Saygı ve selamlar. …

YORUM YAP