Binlerce taşta saklı bir sanat hikâyesi: Antalya’da Atatürk portresiyle doğanın hafızası buluştu

KÜLTÜR SANAT 31.10.2026 - 22:53, Güncelleme: 31.10.2026 - 22:53
 

Binlerce taşta saklı bir sanat hikâyesi: Antalya’da Atatürk portresiyle doğanın hafızası buluştu

Bir portre için Türkiye’nin dört bir yanından taşlar toplandı. 120 bin çakıl taşıyla 13 ayda tamamlanan eserlerin hikâyesi görenleri şaşırtıyor!
 120 bin doğal çakıl taşıyla 13 ayda tamamlanan eserler, Antalya’da sanatseverlerle buluştu. Türkiye’nin dört bir yanından toplanan taşlarla hazırlanan Atatürk portresi ise serginin en anlamlı hikâyesini taşıyor.    Bir taşın üzerinde durup geçeriz çoğu zaman. Rengine, biçimine, dokusuna belki bir an bakar, sonra yolumuza devam ederiz. Oysa doğanın milyonlarca yılda şekillendirdiği küçücük bir çakıl taşı, doğru ellerde bir sanat eserinin parçasına, hatta güçlü bir anlatının taşıyıcısına dönüşebilir. Antalya’da sanatseverlerle buluşan “Doğanın Hafızası” sergisi, tam da bu düşünceden hareketle ziyaretçilerini alışılmışın dışında bir sanat yolculuğuna davet ediyor.   Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen Antalya Kültür Yolu Festivali kapsamında Türkan Şoray Kültür Merkezi’nde açılan sergi, sanatçı Süleyman Sarı’nın yıllara yayılan birikimini, sabrını ve doğayla kurduğu özel bağı gözler önüne seriyor. Sergide yer alan 14 eser, yalnızca görsel güzellikleriyle değil, ortaya çıkış biçimleriyle de dikkat çekiyor.   Çünkü burada kullanılan malzeme ne tuval ne boya ne de mermer. Sanatçının doğadan topladığı, yalnızca 1 ila 3 milimetre büyüklüğündeki doğal çakıl taşları, hiçbir biçim değişikliğine uğratılmadan eserlerin ana unsurunu oluşturuyor.   Her taş kendi rengini, biçimini ve doğal karakterini koruyor. Birbirinden farklı bu küçük parçalar, sanatçının titiz yerleştirme çalışmasıyla bir araya gelerek figürlere ve kompozisyonlara dönüşüyor. Ortaya çıkan görüntü ise doğanın kendi renkleriyle yazılmış bir sanat hikâyesini andırıyor.   BİR ESERİN ARDINDA 120 BİN TAŞ VE 13 AYLIK SABIR   Serginin arkasındaki emeği anlamak için kullanılan taşların sayısına ve çalışmaların tamamlanma sürelerine bakmak yeterli.   Süleyman Sarı, zeybek oynayan efe figürünü yaklaşık 60 bin doğal çakıl taşıyla oluşturdu. Bu eser için tam 13 ay çalıştı. Yılkı atı kompozisyonu ise yaklaşık 120 bin taşın bir araya getirilmesiyle yine 13 ayda tamamlandı.   Binlerce küçük parçanın tek tek seçilmesi ve bir bütünün parçası haline getirilmesi, sanatın yalnızca yetenek değil, aynı zamanda büyük bir sabır ve disiplin gerektirdiğini gösteriyor.   Bu eserlerde izleyiciye sunulan yalnızca bir figür değil; zamanın, emeğin ve doğanın birlikte oluşturduğu bir bütünlük.   TÜRKİYE’NİN DÖRT BİR YANINDAN GELEN TAŞLAR ATATÜRK PORTRESİNDE BULUŞTU   Serginin en özel çalışmalarından biri ise Gazi Mustafa Kemal Atatürk portresi.    Bu portreyi farklı kılan yalnızca kullanılan tekniği değil, taşıdığı anlam. Sanatçı Süleyman Sarı, eserde değerlendirdiği çakıl taşlarını özellikle Türkiye’nin farklı bölgelerinden topladı. Böylece ülkenin dört bir yanından gelen doğal parçalar, Atatürk portresinde bir araya geldi.   Farklı coğrafyalardan toplanan taşların tek bir eserde buluşması, çalışmaya güçlü bir sembolik anlam kazandırıyor. Her taş kendi toprağının izini taşırken, ortaya çıkan portre ortak bir hafızayı ve ülkenin dört bir yanını aynı sanat anlatısında buluşturuyor.   Bu yönüyle eser, yalnızca bir portre çalışması olarak değil, Anadolu’nun doğal çeşitliliğini ve ortak değerlerini sanat aracılığıyla anlatan özel bir buluşma olarak da öne çıkıyor.   SANATIN KUŞAKLAR ARASI YOLCULUĞU   “Doğanın Hafızası” sergisinin bir başka dikkat çekici yönü de küratörlüğünü sanatçının kızı, ressam ve heykeltıraş Gözde Sarı’nın üstlenmiş olması.   Baba ve kızın aynı sanat projesinde buluşması, üretimin kuşaklar arasında devam eden yönünü de ortaya koyuyor. Gözde Sarı, serginin temel düşüncesinin insanın doğayla giderek zayıflayan bağını estetik ve felsefi bir yaklaşımla yeniden hatırlatmak olduğunu belirtiyor.   Bu yaklaşım, sergiyi yalnızca eserlerin yan yana sıralandığı bir etkinlik olmaktan çıkarıyor. Ziyaretçiye, günlük yaşamın içinde fark edilmeyen doğa ayrıntılarına yeniden bakma fırsatı sunuyor.   ANTALYA KÜLTÜR YOLU FESTİVALİ’NDE DOĞADAN SANATA UZANAN BULUŞMA   Kültür ve Turizm Bakanlığının düzenlediği Antalya Kültür Yolu Festivali, farklı sanat dallarını ve üretim biçimlerini sanatseverlerle buluşturmaya devam ediyor. “Doğanın Hafızası” sergisi de geleneksel sanat malzemelerinin dışına çıkan yaklaşımıyla festivalin dikkat çeken kültür-sanat duraklarından biri olarak öne çıkıyor.   Antalya Kültür Yolu Festivali’ne ikinci kez katılan Süleyman Sarı, eserlerini daha geniş kitlelerle buluşturmanın mutluluğunu yaşadığını ifade ediyor. Sanatçı, festivalin hem Türkiye’nin tanıtımına hem de sanatçıların çalışmalarını daha fazla insana ulaştırmasına katkı sunduğuna dikkat çekiyor.   8 Kasım 2026 tarihine kadar Türkan Şoray Kültür Merkezi’nde ziyaret edilebilecek sergi, Antalya’da sanatla buluşmak isteyenler için farklı bir deneyim sunuyor.   Belki de “Doğanın Hafızası”nın en güçlü mesajı burada saklı: Bazen büyük bir hikâye anlatmak için büyük malzemelere ihtiyaç yoktur. Birkaç milimetrelik taş, doğru bir bakış ve yıllarca süren emekle bir portreye, bir figüre, bir ülkenin ortak hafızasını taşıyan sanat eserine dönüşebilir.   Antalya’daki bu sergi, doğanın sunduğu güzellikleri fark etmenin ve sanata başka bir gözle bakmanın kapısını aralıyor.   Güldane Kaya Kaçar   Kalp Gazetesi – Haberin Kalbi        
Bir portre için Türkiye’nin dört bir yanından taşlar toplandı. 120 bin çakıl taşıyla 13 ayda tamamlanan eserlerin hikâyesi görenleri şaşırtıyor!
 120 bin doğal çakıl taşıyla 13 ayda tamamlanan eserler, Antalya’da sanatseverlerle buluştu. Türkiye’nin dört bir yanından toplanan taşlarla hazırlanan Atatürk portresi ise serginin en anlamlı hikâyesini taşıyor.
 
 Bir taşın üzerinde durup geçeriz çoğu zaman. Rengine, biçimine, dokusuna belki bir an bakar, sonra yolumuza devam ederiz. Oysa doğanın milyonlarca yılda şekillendirdiği küçücük bir çakıl taşı, doğru ellerde bir sanat eserinin parçasına, hatta güçlü bir anlatının taşıyıcısına dönüşebilir. Antalya’da sanatseverlerle buluşan “Doğanın Hafızası” sergisi, tam da bu düşünceden hareketle ziyaretçilerini alışılmışın dışında bir sanat yolculuğuna davet ediyor.
 
Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen Antalya Kültür Yolu Festivali kapsamında Türkan Şoray Kültür Merkezi’nde açılan sergi, sanatçı Süleyman Sarı’nın yıllara yayılan birikimini, sabrını ve doğayla kurduğu özel bağı gözler önüne seriyor. Sergide yer alan 14 eser, yalnızca görsel güzellikleriyle değil, ortaya çıkış biçimleriyle de dikkat çekiyor.
 
Çünkü burada kullanılan malzeme ne tuval ne boya ne de mermer. Sanatçının doğadan topladığı, yalnızca 1 ila 3 milimetre büyüklüğündeki doğal çakıl taşları, hiçbir biçim değişikliğine uğratılmadan eserlerin ana unsurunu oluşturuyor.
 
Her taş kendi rengini, biçimini ve doğal karakterini koruyor. Birbirinden farklı bu küçük parçalar, sanatçının titiz yerleştirme çalışmasıyla bir araya gelerek figürlere ve kompozisyonlara dönüşüyor. Ortaya çıkan görüntü ise doğanın kendi renkleriyle yazılmış bir sanat hikâyesini andırıyor.
 
BİR ESERİN ARDINDA 120 BİN TAŞ VE 13 AYLIK SABIR
 
Serginin arkasındaki emeği anlamak için kullanılan taşların sayısına ve çalışmaların tamamlanma sürelerine bakmak yeterli.
 
Süleyman Sarı, zeybek oynayan efe figürünü yaklaşık 60 bin doğal çakıl taşıyla oluşturdu. Bu eser için tam 13 ay çalıştı. Yılkı atı kompozisyonu ise yaklaşık 120 bin taşın bir araya getirilmesiyle yine 13 ayda tamamlandı.
 
Binlerce küçük parçanın tek tek seçilmesi ve bir bütünün parçası haline getirilmesi, sanatın yalnızca yetenek değil, aynı zamanda büyük bir sabır ve disiplin gerektirdiğini gösteriyor.
 
Bu eserlerde izleyiciye sunulan yalnızca bir figür değil; zamanın, emeğin ve doğanın birlikte oluşturduğu bir bütünlük.
 
TÜRKİYE’NİN DÖRT BİR YANINDAN GELEN TAŞLAR ATATÜRK PORTRESİNDE BULUŞTU
 
Serginin en özel çalışmalarından biri ise Gazi Mustafa Kemal Atatürk portresi. 
 
Bu portreyi farklı kılan yalnızca kullanılan tekniği değil, taşıdığı anlam. Sanatçı Süleyman Sarı, eserde değerlendirdiği çakıl taşlarını özellikle Türkiye’nin farklı bölgelerinden topladı. Böylece ülkenin dört bir yanından gelen doğal parçalar, Atatürk portresinde bir araya geldi.
 
Farklı coğrafyalardan toplanan taşların tek bir eserde buluşması, çalışmaya güçlü bir sembolik anlam kazandırıyor. Her taş kendi toprağının izini taşırken, ortaya çıkan portre ortak bir hafızayı ve ülkenin dört bir yanını aynı sanat anlatısında buluşturuyor.
 
Bu yönüyle eser, yalnızca bir portre çalışması olarak değil, Anadolu’nun doğal çeşitliliğini ve ortak değerlerini sanat aracılığıyla anlatan özel bir buluşma olarak da öne çıkıyor.
 
SANATIN KUŞAKLAR ARASI YOLCULUĞU
 
“Doğanın Hafızası” sergisinin bir başka dikkat çekici yönü de küratörlüğünü sanatçının kızı, ressam ve heykeltıraş Gözde Sarı’nın üstlenmiş olması.
 
Baba ve kızın aynı sanat projesinde buluşması, üretimin kuşaklar arasında devam eden yönünü de ortaya koyuyor. Gözde Sarı, serginin temel düşüncesinin insanın doğayla giderek zayıflayan bağını estetik ve felsefi bir yaklaşımla yeniden hatırlatmak olduğunu belirtiyor.
 
Bu yaklaşım, sergiyi yalnızca eserlerin yan yana sıralandığı bir etkinlik olmaktan çıkarıyor. Ziyaretçiye, günlük yaşamın içinde fark edilmeyen doğa ayrıntılarına yeniden bakma fırsatı sunuyor.
 
ANTALYA KÜLTÜR YOLU FESTİVALİ’NDE DOĞADAN SANATA UZANAN BULUŞMA
 
Kültür ve Turizm Bakanlığının düzenlediği Antalya Kültür Yolu Festivali, farklı sanat dallarını ve üretim biçimlerini sanatseverlerle buluşturmaya devam ediyor. “Doğanın Hafızası” sergisi de geleneksel sanat malzemelerinin dışına çıkan yaklaşımıyla festivalin dikkat çeken kültür-sanat duraklarından biri olarak öne çıkıyor.
 
Antalya Kültür Yolu Festivali’ne ikinci kez katılan Süleyman Sarı, eserlerini daha geniş kitlelerle buluşturmanın mutluluğunu yaşadığını ifade ediyor. Sanatçı, festivalin hem Türkiye’nin tanıtımına hem de sanatçıların çalışmalarını daha fazla insana ulaştırmasına katkı sunduğuna dikkat çekiyor.
 
8 Kasım 2026 tarihine kadar Türkan Şoray Kültür Merkezi’nde ziyaret edilebilecek sergi, Antalya’da sanatla buluşmak isteyenler için farklı bir deneyim sunuyor.
 
Belki de “Doğanın Hafızası”nın en güçlü mesajı burada saklı: Bazen büyük bir hikâye anlatmak için büyük malzemelere ihtiyaç yoktur. Birkaç milimetrelik taş, doğru bir bakış ve yıllarca süren emekle bir portreye, bir figüre, bir ülkenin ortak hafızasını taşıyan sanat eserine dönüşebilir.
 
Antalya’daki bu sergi, doğanın sunduğu güzellikleri fark etmenin ve sanata başka bir gözle bakmanın kapısını aralıyor.
 
Güldane Kaya Kaçar
 
Kalp Gazetesi – Haberin Kalbi
 
 
 
 
Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve siteye yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.