BOŞANAN ANNE-BABA VE ARADA KALAN ÇOCUKLAR
BOŞANAN ANNE-BABA VE ARADA KALAN ÇOCUKLAR
Anne ve baba birbirinden ayrılır ama çocuk, ÇOCUKLAR çoğu zaman iki evin, iki düzenin, iki hayatın arasında kalır.
BOŞANAN ANNE-BABA VE ARADA KALAN ÇOCUK, ÇOCUKLAR
Bir evlilik biterken, bazen bir çocuğun dünyası da ikiye bölünüyor.
Boşanmak…
İki insanın artık aynı hayatı sürdüremediğine karar vermesi.
Bazen kaçınılmazdır. Bazen de yıllarca süren anlaşmazlıkların, kırgınlıkların ve tükenen bir ilişkinin sonucudur.
Şiddetin, ağır geçimsizliğin ve çocuğun ruhsal gelişimini tehdit eden bir ortamın bulunduğu evliliklerin sürdürülmesini elbette savunamayız.
Ama ortada bir çocuk varsa…
İşte o zaman anne ve babanın vereceği karar, yalnızca kendi hayatlarını değil, bir çocuğun bütün geleceğini de etkiler.
Çünkü çocuk boşanmaz.
Anne ve baba birbirinden ayrılır ama çocuk, çoğu zaman iki evin, iki düzenin, iki hayatın arasında kalır.
Bir hafta annesinde, birkaç gün babasında…
Bir evde unuttuğu çantası, diğer evde okul kitabı…
Bir tarafta annenin kuralları, diğer tarafta babanın kuralları…
Bayramlar, doğum günleri, tatiller, özel günler…
Ve bazen bütün bunların üzerinde, çocuğun omuzlarına yüklenen görünmez bir soru:
“Annem mi, babam mı?”
Çocuğun böyle bir seçim yapmak zorunda bırakılması, belki de boşanmanın en ağır tarafıdır.
ÇOCUKLAR KONUŞMAZ, İÇİNE ATAR
Büyükler çoğu zaman “Çocuk alışır” der.
Gerçekten alışır mı?
Belki zamanla yeni düzene uyum sağlar. Ama her çocuk bunu aynı şekilde yaşamaz.
Kimi içine kapanır, kimi öfkelenir, kimi okul başarısında düşüş yaşar. Kimi kendisini suçlar:
“Acaba benim yüzümden mi ayrıldılar?”
Anne ve babanın birbirine söylediği ağır sözler, çocuğun kulağında kalır.
Bir ebeveynin diğerini kötülemesi, çocuğu taraf olmaya zorlaması, görüşmelerin bir cezaya veya pazarlığa dönüşmesi…
Çocuğun küçücük yüreğinde, yetişkinlerin taşıması gereken yükler birikmeye başlar.
ÇOCUK İKİ AİLE ARASINDA MEKİK DOKUMAMALI
Boşanmış anne ve babaların en büyük sorumluluğu, evliliklerini sürdüremeseler bile anne-babalıklarını sürdürebilmeleridir.
Çocuk annesinin de babasının da çocuğudur.
Bir tarafı seçmeye zorlanmamalıdır.
“Baban böyle yaptı.”
“Annen şöyle yaptı.”
“Gitmek istiyorsan git.”
“Babanı görmek istiyorsan git onunla yaşa.”
Bu cümleler yetişkinlere basit gelebilir.
Ama çocuk için ağırdır.
Çocuk, anne ve babasının kavgasının hakemi değildir.
Çocuk, boşanmanın bedelini ödemek zorunda olan taraf da değildir.
BİR KEZ DAHA DÜŞÜNÜN…
Bu nedenle anne ve babalara seslenmek istiyorum:
Eğer çocuğunuz varsa, boşanma kararını verirken bir kez daha düşünün.
Ama bu sözüm, her ne pahasına olursa olsun evliliğinizi sürdürün anlamına gelmesin.
Şiddetin, korkunun, ağır çatışmanın ve çocuğun ruh sağlığını bozan bir ortamın olduğu yerde “çocuk için evliliği sürdürün” demek de doğru değildir.
Asıl mesele şudur:
Evlilik bitebilir; anne-babalık bitmemelidir.
Çocuğun yanında birbirinize düşman olmayın.
Çocuğu haber taşıyan, taraf seçen, hesap soran bir aracı haline getirmeyin.
Çocuğun yanında diğer ebeveyni küçümsemeyin.
Çünkü siz eşinizi kaybedebilirsiniz; ama çocuk annesini ya da babasını kaybetmek zorunda değildir.
DEVLETİN DE SORUMLULUĞU VAR
Devlet korumasına alınan çocuklar için sosyal hizmetler, psikolojik destek ve koruyucu mekanizmalar elbette büyük önem taşıyor.
Fakat bir de görünmeyen çocuklar var.
Anne-babası hayatta olduğu halde iki ev arasında gidip gelen, iki farklı düzen arasında büyüyen, anne ile babasının sorunlarını sessizce taşıyan çocuklar…
Onların da desteğe, anlaşılmaya ve korunmaya ihtiyacı var.
Çünkü çocuğun başını sokacağı iki evin olması, her zaman kendini ait hissedeceği tek bir güvenli dünyanın olduğu anlamına gelmez.
ÇOCUKLARIN BİZDEN İSTEDİĞİ TEK ŞEY
Çocukların istediği aslında çok şey değil.
Kavga etmeyen anne-baba…
Kendisini suçlu hissettirmeyen bir aile…
“Anneni mi seviyorsun, babanı mı?” diye sorulmayan bir hayat…
Ve en önemlisi:
“Ne olursa olsun, senin yanındayız.” diyebilen iki yetişkin…
Anne ve baba olmanın en büyük sınavı belki de tam burada başlıyor.
Eş olmak bitebilir.
Aynı evde yaşamak bitebilir.
Ama anne-baba olmak ömür boyu devam eder.
O yüzden boşanma kararı alırken yalnızca kendimizi değil, çocuğumuzun yarınını da düşünelim.
Çünkü bazen yetişkinlerin verdiği bir karar, bir çocuğun bütün çocukluğunu şekillendirir.
Ve unutmayalım:
Çocuklar bizim kavgalarımızın tarafı değil, geleceğimizdir.
Araştırmacı Tarihçi Yazar – Gazeteci
Dilber Köse
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
