Geçmeyen ses kısıklığı ve boyun şişliği için kritik uyarı
SAĞLIK
26.07.2026 - 12:51, Güncelleme:
26.07.2026 - 12:51
Geçmeyen ses kısıklığı ve boyun şişliği için kritik uyarı
Haftalarca geçmeyen ses kısıklığı, boyunda fark edilen ağrısız şişlik ve kapanmayan ağız yaraları, ihmal edilmemesi gereken ciddi uyarılar arasında bulunuyor.
Günlük hayatın yoğunluğu içinde birçok kişi, vücudunda ortaya çıkan bazı belirtileri önemsemeyebiliyor. Sabah başlayan ses kısıklığının birkaç gün içinde geçeceği düşünülüyor, ağız içindeki bir yaranın kendiliğinden iyileşmesi bekleniyor ya da boyunda fark edilen küçük bir şişlik “önemsiz” kabul edilebiliyor. Ancak bu şikayetler beklenenden uzun sürdüğünde, uzmanlar tarafından değerlendirilmesi gereken bir tablo ortaya çıkabiliyor. Özellikle sesini yoğun kullanan kişilerde ya da mevsim geçişlerinde yaşanan ses kısıklığı çoğu zaman basit nedenlere bağlanıyor. Fakat şikayetin uzaması, kişinin günlük yaşamını etkilemesi veya başka belirtilerle birlikte görülmesi durumunda konuya daha dikkatli yaklaşılması gerekiyor. Aynı şekilde boyunda ortaya çıkan ve ağrıya neden olmayan bir şişlik de her zaman basit bir enfeksiyonun sonucu olmayabiliyor. Ağız içinde uzun süre kapanmayan yaralar da göz ardı edilmemesi gereken belirtiler arasında yer alıyor. Kişinin yemek yerken, konuşurken veya yutkunurken yaşadığı değişiklikleri takip etmesi, vücudundaki olağan dışı durumları fark etmesi açısından önem taşıyor. Burunla ilgili tek taraflı ve sürekli hale gelen sorunlar da benzer şekilde değerlendirilmesi gereken şikayetler arasında bulunuyor. Uzmanlar, bu belirtilerin görülmesinin doğrudan kanser anlamına gelmediğini özellikle vurguluyor. Ancak uzun süren her belirti, nedeninin araştırılması gereken bir durum olarak değerlendiriliyor. Erken başvuru, olası hastalıkların daha erken aşamada tespit edilmesine imkan sağlayabiliyor. Baş boyun bölgesindeki hastalıklar, yalnızca sağlık durumunu değil, kişinin konuşma, yutma, nefes alma ve sosyal yaşamını da etkileyebiliyor. Bu nedenle vücudun verdiği sinyalleri zamanında fark etmek, sağlık kuruluşuna başvurmayı ertelememek ve belirtileri takip etmek büyük önem taşıyor. Uzmanların dikkat çektiği bu uyarılar, özellikle uzun süren şikayetlerin “nasıl olsa geçer” düşüncesiyle bekletilmemesi gerektiğini bir kez daha ortaya koyuyor. Uzun süreli ses kısıklığı ve boyunda şişlik baş boyun kanseri belirtisi olabilir Lokman Hekim Sağlık Grubu Akay Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Prof. Dr. Güleser Saylam, 3 haftayı aşan ses kısıklığı, boyunda ağrısız şişlik ve iyileşmeyen ağız yaralarının, baş boyun kanserlerinin belirtisi olabileceğini bildirdi. Lokman Hekim Sağlık Grubundan yapılan yazılı açıklamada, "Dünya Baş Boyun Kanserleri Farkındalık Günü" dolayısıyla Saylam'ın yaptığı değerlendirmelere yer verildi. Saylam, toplumda yeterince bilinmese de baş boyun kanserlerinin dünyada en sık görülen kanser türlerinden biri olduğunu belirtti. Baş boyun kanserlerinin dudak, ağız içi, dil, bademcik, yutak, gırtlak, burun boşluğu, sinüsler, tükürük bezleri ve tiroit bezinde gelişen tümörleri kapsadığını aktaran Saylam, bu bölgenin hem hayati fonksiyonların hem de sosyal kimliğin merkezi olduğuna işaret etti. Hastaların önemli bir bölümünün belirtileri soğuk algınlığı veya diş kaynaklı sorunlarla karıştırdığını, bu nedenle tanıda gecikmeler yaşanabildiğine dikkati çeken Saylam, "Bu kanserler sadece yaşam süresini değil, konuşma, yutma, nefes alma ve estetik görünüm gibi temel insani fonksiyonları da doğrudan etkiler. Bu nedenle farkındalık, tedavinin ilk ve en önemli adımıdır." ifadelerini kullandı. Tütün ve alkol kullanımı başlıca risk faktörü Saylam, baş boyun kanserlerinin gelişiminde, tütün ve alkol kullanımının başlıca risk faktörleri arasında bulunduğunu, son yıllarda ise Human Papilloma Virüsü'nün (HPV) orofarinks yani bademcik, dil kökü ve yumuşak damak kanserlerinin en yaygın nedenlerinden biri haline geldiğini kaydetti. Güneş ışınlarına uzun süre maruz kalmanın dudak kanseri riskini artırdığının altını çizen Saylam, yetersiz ağız hijyeniyle kötü uyumlu protezlerin de ağız içinde kronik tahrişe yol açabildiğini vurguladı. Saylam, 3 haftayı aşan ses kısıklığı, ağız içinde iyileşmeyen yaralar, yutma güçlüğü, boyunda ağrısız şişlik, tek taraflı burun tıkanıklığı ve tekrarlayan burun kanamalarının ihmal edilmemesi gerektiğine dikkati çekerek, bu şikayetlerin daha uzun sürmesi halinde vakit kaybetmeden bir kulak burun boğaz ve baş boyun cerrahisi uzmanına başvurulması tavsiyesinde bulundu. Erken teşhis yaşam kalitesini koruyor Baş boyun kanserlerinin büyük bölümünün önlenebilir olduğuna işaret eden Saylam, sigara ve tütün ürünlerinden uzak durulması, alkol tüketiminin sınırlandırılması, HPV aşısı konusunda hekim görüşü alınması, ağız sağlığına özen gösterilmesi ve dengeli beslenmenin korunmadaki önemine değindi. Saylam, tedavi başarısında erken teşhisin öneminin altını çizerek, şunları kaydetti: "Maalesef baş boyun kanseri tanısı alan hastalarımızın yarısını, bu hastalıkla ilişkili nedenlerden kaybediyoruz. Ancak erken evrede yakalanan baş boyun kanserlerinde, tedavi başarı oranı yüzde 80-90'lara ulaşabiliyor. İşte bu nedenle erken teşhis ve müdahale hayat kurtarıyor ve aynı zamanda hastanın sesini, konuşmasını, yutma fonksiyonlarını ve genel yaşam kalitesini de koruyor."
Haftalarca geçmeyen ses kısıklığı, boyunda fark edilen ağrısız şişlik ve kapanmayan ağız yaraları, ihmal edilmemesi gereken ciddi uyarılar arasında bulunuyor.
Günlük hayatın yoğunluğu içinde birçok kişi, vücudunda ortaya çıkan bazı belirtileri önemsemeyebiliyor. Sabah başlayan ses kısıklığının birkaç gün içinde geçeceği düşünülüyor, ağız içindeki bir yaranın kendiliğinden iyileşmesi bekleniyor ya da boyunda fark edilen küçük bir şişlik “önemsiz” kabul edilebiliyor. Ancak bu şikayetler beklenenden uzun sürdüğünde, uzmanlar tarafından değerlendirilmesi gereken bir tablo ortaya çıkabiliyor.
Özellikle sesini yoğun kullanan kişilerde ya da mevsim geçişlerinde yaşanan ses kısıklığı çoğu zaman basit nedenlere bağlanıyor. Fakat şikayetin uzaması, kişinin günlük yaşamını etkilemesi veya başka belirtilerle birlikte görülmesi durumunda konuya daha dikkatli yaklaşılması gerekiyor. Aynı şekilde boyunda ortaya çıkan ve ağrıya neden olmayan bir şişlik de her zaman basit bir enfeksiyonun sonucu olmayabiliyor.
Ağız içinde uzun süre kapanmayan yaralar da göz ardı edilmemesi gereken belirtiler arasında yer alıyor. Kişinin yemek yerken, konuşurken veya yutkunurken yaşadığı değişiklikleri takip etmesi, vücudundaki olağan dışı durumları fark etmesi açısından önem taşıyor. Burunla ilgili tek taraflı ve sürekli hale gelen sorunlar da benzer şekilde değerlendirilmesi gereken şikayetler arasında bulunuyor.
Uzmanlar, bu belirtilerin görülmesinin doğrudan kanser anlamına gelmediğini özellikle vurguluyor. Ancak uzun süren her belirti, nedeninin araştırılması gereken bir durum olarak değerlendiriliyor. Erken başvuru, olası hastalıkların daha erken aşamada tespit edilmesine imkan sağlayabiliyor.
Baş boyun bölgesindeki hastalıklar, yalnızca sağlık durumunu değil, kişinin konuşma, yutma, nefes alma ve sosyal yaşamını da etkileyebiliyor. Bu nedenle vücudun verdiği sinyalleri zamanında fark etmek, sağlık kuruluşuna başvurmayı ertelememek ve belirtileri takip etmek büyük önem taşıyor.
Uzmanların dikkat çektiği bu uyarılar, özellikle uzun süren şikayetlerin “nasıl olsa geçer” düşüncesiyle bekletilmemesi gerektiğini bir kez daha ortaya koyuyor.
Uzun süreli ses kısıklığı ve boyunda şişlik baş boyun kanseri belirtisi olabilir
Lokman Hekim Sağlık Grubu Akay Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Prof. Dr. Güleser Saylam, 3 haftayı aşan ses kısıklığı, boyunda ağrısız şişlik ve iyileşmeyen ağız yaralarının, baş boyun kanserlerinin belirtisi olabileceğini bildirdi.
Lokman Hekim Sağlık Grubundan yapılan yazılı açıklamada, "Dünya Baş Boyun Kanserleri Farkındalık Günü" dolayısıyla Saylam'ın yaptığı değerlendirmelere yer verildi.
Saylam, toplumda yeterince bilinmese de baş boyun kanserlerinin dünyada en sık görülen kanser türlerinden biri olduğunu belirtti. Baş boyun kanserlerinin dudak, ağız içi, dil, bademcik, yutak, gırtlak, burun boşluğu, sinüsler, tükürük bezleri ve tiroit bezinde gelişen tümörleri kapsadığını aktaran Saylam, bu bölgenin hem hayati fonksiyonların hem de sosyal kimliğin merkezi olduğuna işaret etti.
Hastaların önemli bir bölümünün belirtileri soğuk algınlığı veya diş kaynaklı sorunlarla karıştırdığını, bu nedenle tanıda gecikmeler yaşanabildiğine dikkati çeken Saylam, "Bu kanserler sadece yaşam süresini değil, konuşma, yutma, nefes alma ve estetik görünüm gibi temel insani fonksiyonları da doğrudan etkiler. Bu nedenle farkındalık, tedavinin ilk ve en önemli adımıdır." ifadelerini kullandı.
Tütün ve alkol kullanımı başlıca risk faktörü
Saylam, baş boyun kanserlerinin gelişiminde, tütün ve alkol kullanımının başlıca risk faktörleri arasında bulunduğunu, son yıllarda ise Human Papilloma Virüsü'nün (HPV) orofarinks yani bademcik, dil kökü ve yumuşak damak kanserlerinin en yaygın nedenlerinden biri haline geldiğini kaydetti.
Güneş ışınlarına uzun süre maruz kalmanın dudak kanseri riskini artırdığının altını çizen Saylam, yetersiz ağız hijyeniyle kötü uyumlu protezlerin de ağız içinde kronik tahrişe yol açabildiğini vurguladı.
Saylam, 3 haftayı aşan ses kısıklığı, ağız içinde iyileşmeyen yaralar, yutma güçlüğü, boyunda ağrısız şişlik, tek taraflı burun tıkanıklığı ve tekrarlayan burun kanamalarının ihmal edilmemesi gerektiğine dikkati çekerek, bu şikayetlerin daha uzun sürmesi halinde vakit kaybetmeden bir kulak burun boğaz ve baş boyun cerrahisi uzmanına başvurulması tavsiyesinde bulundu.
Erken teşhis yaşam kalitesini koruyor
Baş boyun kanserlerinin büyük bölümünün önlenebilir olduğuna işaret eden Saylam, sigara ve tütün ürünlerinden uzak durulması, alkol tüketiminin sınırlandırılması, HPV aşısı konusunda hekim görüşü alınması, ağız sağlığına özen gösterilmesi ve dengeli beslenmenin korunmadaki önemine değindi.
Saylam, tedavi başarısında erken teşhisin öneminin altını çizerek, şunları kaydetti:
"Maalesef baş boyun kanseri tanısı alan hastalarımızın yarısını, bu hastalıkla ilişkili nedenlerden kaybediyoruz. Ancak erken evrede yakalanan baş boyun kanserlerinde, tedavi başarı oranı yüzde 80-90'lara ulaşabiliyor. İşte bu nedenle erken teşhis ve müdahale hayat kurtarıyor ve aynı zamanda hastanın sesini, konuşmasını, yutma fonksiyonlarını ve genel yaşam kalitesini de koruyor."
Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) ve diğer ajanslar tarafından eklenen tüm haberler, sitemizin editörlerinin müdahalesi olmadan ajans kanallarından çekilmektedir. Bu haberlerde yer alan hukuki muhataplar haberi geçen ajanslar olup sitemizin hiç bir editörü sorumlu tutulamaz...
Habere ifade bırak !
Bu habere hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyu Yorumları (0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
