TÜRK DÜNYASININ YİĞİT KIZI: GANİRE PAŞAYEVA
TÜRK DÜNYASININ YİĞİT KIZI: GANİRE PAŞAYEVA
Senin “Türk dünyası” diye yüreğine sığdırdığın o büyük sevdayı, bizler de kendi gücümüz ölçüsünde yaşatmaya devam edeceğiz.
TÜRK DÜNYASININ YİĞİT KIZI: GANİRE PAŞAYEVA
Bir dostluk, bir kardeşlik ve ömrünü Türk dünyasına adayan koca yürekli bir Asena…
Bazı insanlar vardır; hayatımıza girer, bir süre yanımızda yürür ve sonra aramızdan ayrılır. Ama bıraktıkları iz, zaman geçtikçe silinmek yerine daha da derinleşir.
Ganire Paşayeva da işte böyle bir insandı.
Bugün, 28 Eylül 2026…
Onun aramızdan ayrılışının üçüncü yılı.
Ben onu yalnızca Azerbaycan Milli Meclisi milletvekili, hukukçu, hekim, gazeteci ve yazar kimlikleriyle hatırlamıyorum.
Ben onu dostum, kardeşim, Türk dünyasının gönül elçisi, yüreği ülkesi ve Türk dünyası için atan cesur bir kadın olarak hatırlıyorum.
Türkiye’ye, özellikle Antalya’ya her gelişinde yollarımız kesişirdi.
Bazen uzun uzun konuşurduk, bazen bir programın telaşı içerisinde birkaç dakikaya sığdırırdık sohbetimizi. Ama o birkaç dakika bile Ganire’nin nasıl bir gönül insanı olduğunu anlamaya yeterdi.
Onun konuşmalarında Azerbaycan vardı.
Karabağ vardı.
Hocalı’nın acısı vardı.
Türkiye vardı.
Türk dünyasının dört bir yanındaki kardeşleri vardı.
Ve hepsinden önemlisi, Türk milletinin ortak geleceğine duyduğu büyük inanç vardı.
“Ablam, ben mesleklerimle evliyim…”
Bir gün sohbet sırasında, biraz da kardeşçe takılarak sordum:
“Ganire, ufukta bir evlilik var mı?”
Gülümsedi.
Sonra kendine has samimiyetiyle bana dönüp:
“Ablam, ben mesleklerimle, Türk’le, Türk dünyasıyla evliyim, bilirsin. Yoksa Türklük için nasıl koştururum?” dedi.
O cümleyi hiç unutmadım.
Çünkü Ganire Paşayeva’yı anlatan onlarca sayfalık biyografiden çok, belki de o tek cümle anlatıyordu.
Gerçekten de hayatını yalnızca bir mesleğe değil; hekimliğine, hukuk bilgisine, gazeteciliğine, yazarlığına ve siyasetçi kimliğine Türk dünyasına hizmet etme anlayışını ekleyerek yaşadı.
Azerbaycan Tıp Üniversitesi Pediatri Fakültesi mezunuydu. Ardından Bakü Devlet Üniversitesi Uluslararası Hukuk eğitimi aldı. Gazetecilik yaptı; televizyon ekranlarında, haber merkezlerinde çalıştı. 2005 yılında Azerbaycan Milli Meclisi'ne Tovuz milletvekili seçildi ve parlamentoda farklı görevler üstlendi.
Ama bütün bu unvanların ötesinde onu farklı kılan bir başka yönü vardı:
Türk dünyasının meselelerini kendi meselesi bilmesi.
Bir milletvekilinden fazlası…
Ganire Paşayeva, Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin güçlenmesi ve Türk dünyası arasındaki dayanışmanın gelişmesi için yıllarca çalıştı.
Türkiye’de sayısız programa, toplantıya ve etkinliğe katıldı. Türk dünyasının ortak kültürünün, tarihinin ve geleceğinin konuşulması için kürsülerden seslendi.
Kalemiyle de mücadele etti.
Sözleriyle de…
Ekranlarda, Meclis kürsüsünde, konferans salonlarında ve dost meclislerinde…
Nerede bir Türk dünyası meselesi varsa, Ganire’nin sesini duymak mümkündü.
Onun için Türk dünyası yalnızca bir kavram değildi.
Bir gönül coğrafyasıydı.
“Asena” denildiğinde…
Bugün onu anarken “Türk dünyasının Asenası” diyenleri çok iyi anlıyorum.
Çünkü o, kadın olmanın zarafetini; mücadele etmenin cesaretiyle birleştirmişti.
Yüreğinde hem bir doktorun insan sevgisi, hem bir hukukçunun hakkaniyet arayışı, hem bir gazetecinin sorgulayan kalemi, hem de bir yazarın kelimelere yüklediği anlam vardı.
Fakat onun en güçlü tarafı belki de gönül insanı olmasıydı.
Dostluğunda samimiydi.
Kardeşliğinde içtendi.
Davasında kararlıydı.
Türk dünyasına sevgisinde ise sınır tanımıyordu.
Bugün hâlâ eksikliğini hissediyoruz.
28 Eylül 2023’te Bakü’den gelen acı haber, yalnız Azerbaycan’ı değil, Türkiye’yi ve Türk dünyasının dört bir yanındaki sevenlerini derinden sarstı.
Ganire Paşayeva henüz 48 yaşındaydı.
Ardında tamamlanmayı bekleyen nice fikir, proje, eser ve hayal bıraktı.
Ama bazı insanların ömrü yıllarla değil, dokunduğu hayatlarla ölçülür.
Ganire’nin bıraktığı iz de böyledir.
Bugün onun adını anarken yalnızca geçmişi hatırlamıyoruz.
Onun savunduğu kardeşliği, dayanışmayı, kültürel bağları ve ortak geleceğe dair düşüncelerini de hatırlıyoruz.
Çünkü bazı insanlar gider…
Fikirleri kalır.
Bazı insanlar susar…
Sözleri yaşamaya devam eder.
Bazı insanlar aramızdan ayrılır…
Gönüllerdeki yeri hiç eksilmez.
Can Azerbaycan’ın yiğit kızı…
Ganire Paşayeva…
Sen bizim için yalnızca Azerbaycan’ın milletvekili değildin.
Sen Türkiye’ye geldiğinde “Ablam” diyerek sarıldığımız,
Antalya’ya her gelişinde kardeşlik sofralarında buluştuğumuz,
Türk dünyasının meselelerini konuştuğumuz, gülüşünü, heyecanını ve o bitmeyen çalışma azmini yakından gördüğümüz koca yürekli bir dosttun.
Bugün seni anarken gözümüzde yaş, yüreğimizde özlem var.
Ama aynı zamanda gurur da var.
Çünkü sen, kısa sayılabilecek ömrünü anlamlı kılmayı başardın.
Türk dünyasının ortak hafızasında bir iz bıraktın.
Biz seni unutmadık.
Unutmayacağız.
Senin “Türk dünyası” diye yüreğine sığdırdığın o büyük sevdayı, bizler de kendi gücümüz ölçüsünde yaşatmaya devam edeceğiz.
Yüce Tanrı mekânını uçmağ eylesin.
Ruhun şad, makamın nur olsun.
Can Azerbaycan’ın yiğit kızı,
Türk dünyasının cesur sesi,
bizim Ganire’miz…
Seni saygıyla, özlemle ve minnetle anıyorum.
Ganire Paşayeva’yı unutmayacağız.
Araştırmacı Tarihçi – Yazar – Gazeteci
Dilber KÖSE
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
