Öz
Bu çalışma, denetim kavramını yönetimin etik ve felsefi boyutlarıyla birlikte ele almayı amaçlamaktadır. Günümüz yönetim anlayışında denetim çoğunlukla teknik, hukuki ve biçimsel bir süreç olarak değerlendirilmektedir. Ancak denetim, yalnızca bir kontrol mekanizması değil, aynı zamanda yönetimin ahlaki meşruiyetini sağlayan temel bir unsurdur. Bu makalede, denetimin ontolojik konumu, etik boyutu ve yönetimle kurduğu felsefi ilişki klasik ve modern düşünürler ışığında incelenmiştir. Sonuç olarak denetimin, yönetimin vicdanını temsil eden kurumsal bir yapı olduğu savunulmaktadır.
Anahtar Kelimeler: yönetim, denetim, etik, felsefe, sorumluluk
Abstract
This study examines auditing through a philosophical and ethical perspective within management theory. In contemporary governance, auditing is mostly perceived as a technical and procedural obligation. However, auditing should be considered as a moral foundation that legitimizes managerial authority. By drawing upon classical and modern philosophical approaches, this article discusses the ontological and ethical dimensions of auditing. The study concludes that auditing functions as the conscience of management by ensuring accountability, justice, and transparency.
Keywords: management, auditing, ethics, philosophy, responsibility
1. Giriş
Yönetim, yalnızca örgütsel kaynakların etkin kullanımını sağlayan teknik bir süreç değildir; aynı zamanda değer üretme, adalet dağıtma ve toplumsal güven inşa etme sorumluluğunu taşır. Bu bağlamda denetim, yönetimin ayrılmaz bir parçası olarak ortaya çıkar. Ancak çağdaş yönetim pratiklerinde denetim, çoğunlukla mevzuat uyumu ve raporlama faaliyetiyle sınırlandırılmaktadır. Bu yaklaşım, denetimin etik ve felsefi boyutunu gölgede bırakmaktadır. Oysa denetim, yönetimin yalnızca işleyişini değil, vicdanını da temsil eder. Bu çalışma, denetimin yönetim içindeki konumunu felsefi bir perspektifle yeniden değerlendirmeyi amaçlamaktadır.
2. Yönetim Kavramının Felsefi Arka Planı:
Platon, yönetimi bilgeliğin rehberliğinde yürütülmesi gereken bir erdem alanı olarak tanımlar. Aristoteles ise yönetimin temel amacını ortak iyiliğin gerçekleştirilmesi olarak açıklar. Bu yaklaşımlar, yönetimin yalnızca otorite değil, aynı zamanda ahlaki bir sorumluluk olduğunu göstermektedir.
Modern düşüncede Weber, yönetimi rasyonel bürokratik yapı çerçevesinde ele alırken; Foucault yönetimi bireylerin davranışlarını yönlendiren iktidar ilişkileri ağı olarak tanımlar. Bu bağlamda yönetim, yalnızca kurumsal bir yapı değil, toplumsal bir etki alanıdır.
3. Denetimin Ontolojik Konumu:
Denetim, varlık nedeni itibarıyla kontrol etmekten çok, anlamlandırmak için vardır. Denetimin ontolojik sorusu şudur: Yönetim kime, neye ve hangi değerler adına hesap vermektedir?
Denetim sayesinde; güç sınırlandırılır, sorumluluk görünür hale gelir ve hakikat belgelenir. Bu yönüyle denetim, yönetimin meşruiyet koşullarından biridir. Denetimin olmadığı bir yönetim anlayışı, iktidarın keyfileşmesine zemin hazırlar.
4. Denetim ve Etik İlişkisi:
Etik, yönetimin normatif temelini oluşturur. Denetim ise bu normların kurumsal düzlemde uygulanmasını sağlar. Rawls’a göre adalet, yalnızca bir ideal değil, kurumlar aracılığıyla somutlaşması gereken bir değerdir. Denetim, bu somutlaşmanın temel aracıdır.
Etik ilkelerden yoksun bir denetim, yalnızca teknik bir faaliyete dönüşürken; denetimsiz bir etik anlayışı ise soyut bir söylem olarak kalır. Bu nedenle denetçi, yalnızca bir uzman değil, aynı zamanda ahlaki bir tanıktır.
5. Çağdaş Yönetimde Denetimin Krizi:
Günümüzde denetim, çoğu zaman biçimsel raporlama süreçlerine indirgenmiştir. Belgeler tamamlanmakta, ancak yönetsel sorumluluk derinliğini kaybetmektedir. Bu durum üç temel krize yol açmaktadır:
- Biçimsel denetim anlayışı,
- Algısal şeffaflık üretimi,
- Etik duyarlılığın zayıflaması.
Bu kriz, yönetimin toplumsal güvenini zedelemekte ve yönetsel meşruiyeti tartışmalı hale getirmektedir.
6. Denetimin Yeniden Konumlandırılması:
Denetimin yeniden anlam kazanabilmesi için etik, insan merkezli ve sorumluluk odaklı bir perspektifle ele alınması gerekmektedir. Denetim yalnızca sonuçları değil, süreçleri de değerlendirmelidir. Çünkü etik sorunlar çoğu zaman süreçlerde ortaya çıkar. Bu bağlamda denetim, yönetimin yalnızca kontrol aracı değil, ahlaki pusulası olarak konumlandırılmalıdır.
7. Sonuç
Bu çalışma, denetimi yönetimin teknik bir aparatı olmaktan çıkararak, onun ahlaki ve felsefi boyutunu görünür kılmayı amaçlamıştır. Denetim, yönetimin vicdanıdır. Bu vicdanın sustuğu yerde yönetim, yalnızca bir iktidar mekanizmasına dönüşür.
Sonuç olarak yönetim, denetim ve etik birbirinden ayrı düşünülemeyecek üç temel yapıdır. Denetim, yönetimin ahlaki meşruiyetinin kurumsal teminatıdır.
KAYNAKLAR:
Aristoteles, (2014). Nikomakhos’a etik (S. Babür, Çev.). BilgeSu Yayıncılık.
Foucault, M. (2014). İktidarın gözü (I. Ergüden, Çev.). Ayrıntı Yayınları.
Platon, (2006). Devlet (S. Eyüboğlu & M. A. Cimcoz, Çev.). Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.
Rawls, J. (1999). A theory of justice. Harvard University Press.
Weber, M. (2012). Bürokrasi ve otorite (H. Arslan, Çev.). Adres Yayınları.
