Pınar TEYİN
Köşe Yazarı
Pınar TEYİN
 

Eğitim İlk Kademe Basamakları: Okula Değil, Yeni Bir Hayata Alışmak

Çünkü o kapıdan yalnızca çocuğunuz değil, sizin yıllardır koruyup kolladığınız küçük dünyası da içeri girer. Çocuğunuz birinci sınıfa başlarken yalnızca okul kapısından içeri girmez; hayatında yepyeni bir döneme adım atar. Yeni bir sınıf, yeni bir öğretmen, yeni arkadaşlar, farklı kurallar… Üstelik belki de ilk kez sizden birkaç saatliğine ayrı kalır. Size sıradan görünen bu değişiklikler, çocuğunuz için hem heyecan verici hem de ürkütücü olabilir. Bu nedenle okulun ilk günlerinde ağlayan, sizden ayrılmak istemeyen ya da “Ben bugün okula gitmeyeceğim.” diyen çocuğunuza hemen “Alışacak.” deyip geçmeyin. Önce onu anlamaya çalışın. Çünkü çocuğunuz okula gitmek istemediği için değil, bilmediği bir dünyanın içine girmekten çekindiği için direniyor olabilir. Çocuğunuz önce neyle karşılaşacağını anlamaya çalışır “Beni burada kim karşılayacak?” “Annem ne zaman gelecek?” “Öğretmenim nasıl biri?” “Arkadaş edinebilecek miyim?” “Ya yapamazsam?” Çocuğunuzun zihninden buna benzer pek çok soru geçebilir.   Biz ise bazen çantasını eline verip “Hadi bakalım, artık büyüdün.” diyerek bu süreci bir an önce geride bırakmasını bekleriz. Oysa büyümek, korkuların bir anda ortadan kalkması değildir. Yeni bir ortama girmeyi, alışmayı, hata yapmayı ve zamanla kendi başına baş edebilmeyi öğrenmektir. Bu yüzden zorlandığı anlarda ona “Korkacak bir şey yok.” demek yerine, “Bunun senin için yeni olduğunu biliyorum. Zamanla alışacaksın.” demek daha iyi gelebilir. Çocuğunuzun duygusunu ortadan kaldırmaya çalışmak yerine, o duyguyla baş edebileceğine inanmasına yardımcı olun. Bazen çocuğumuzdan önce bizim ayrılmamız gerekir. Okul ilk kademelerinden birine başlayan yalnızca çocuğunuz değildir; siz de yeni bir döneme girersiniz. Çocuğunuz sınıfa girdikten sonra aklınız hala onun yanında kalabilir: “Acaba ağlıyor mu?” “Öğretmeni onunla ilgileniyor mu?” “Yemeğini yedi mi?” “Beni özlüyor mu?” Bunları düşünmeniz çok doğal. Çünkü onu korumaya, yanında olmaya ve her şeyin yolunda gittiğinden emin olmaya alışkınsınız. Ancak çocuklar, yetişkinlerin kaygısını çoğu zaman sandığımızdan daha hızlı fark eder. Bu nedenle ona sürekli “Korkma.” demek yerine, “Senin bunu yapabileceğine inanıyorum.” diyebilmeniz çok daha değerlidir.   Çocuğunuzun ihtiyacı korkusunun yok sayılması değil, o korkuyla başa çıkabileceğini hissetmesidir. Siz sakin kaldığınızda, onun da yeni deneyimine daha rahat yaklaşması kolaylaşır. Vedaları uzatmadan, kararlı ve sıcak bir cümleyle ayrılmak çoğu zaman yeterlidir: “Ben seni almaya geleceğim. Zorlandığında öğretmeninden yardım isteyebilirsin.” İlk haftalarda başarıdan önce bağ kurulur. Birinci sınıfın ilk günlerinde çocuğunuzun hemen okumaya başlamasını, ödevlerini eksiksiz yapmasını ya da sınıfta kusursuz davranmasını beklemeyin. Önce okula alışmasına fırsat verin. Öğretmeniyle ilişki kurması, arkadaşlarını tanıması, sınıfın düzenini öğrenmesi, yardım istemesi ve kendi ihtiyaçlarını ifade edebilmesi de öğrenmenin önemli parçalarıdır. Akademik beceriler zaman içinde gelişir. Ancak çocuğunuzun okulla ilgili oluşturduğu ilk duygular daha kalıcı olabilir. Bu nedenle ilk günlerde “Ne öğrendin?” sorusu kadar “Bugün kendini nasıl hissettin?” sorusu da önemlidir. Çünkü okul, çocuk için yalnızca derslerin işlendiği bir yer değil; kendini tanımayı, ilişkiler kurmayı ve giderek bağımsızlaşmayı öğrendiği yeni bir yaşam alanıdır. Peki siz ne yapabilirsiniz? Çocuğunuzu soru yağmuruna tutmadan dinleyin. Her sabah uzun vedalaşmalar yerine kısa, net ve sakin cümleler kullanın: “Ben seni almaya geleceğim.” “Bugün de elinden geleni yapacağına inanıyorum.” “Zorlandığında öğretmeninden yardım isteyebilirsin.” Eve geldiğinde ilk sorunuz “Kaç aldın?” ya da “Ödevini yaptın mı?” olmasın. Belki sadece şunu sorun: “Bugün seni en çok ne heyecanlandırdı?” Çocuğunuz hemen anlatmak istemezse onu zorlamayın. Bazen biraz dinlenmeye, oyun oynamaya ya da sessizce yanınızda durmaya ihtiyaç duyabilir. Onu dinlemeye hazır olduğunuzu hissetmesi, konuşması için yeterli bir alan yaratır. Okul hayatını yalnızca dersler ve notlar üzerinden değil, yaşadığı deneyimler üzerinden de takip edin. Sabah sınıfa daha rahat girmesi, öğretmenine soru sorması, bir arkadaşına yaklaşması ya da kendi eşyalarına sahip çıkmaya başlaması da önemli gelişmelerdir. Okulların ilk kademeleri yarışın başlangıcı değildir. Çocuğunuzun eğitim hayatıyla kurduğu ilk güçlü bağlardan biridir. Bu nedenle ilk hedefiniz onun her şeyi hemen öğrenmesi değil; okula alışması, kendini ifade edebilmesi, ilişkiler kurabilmesi ve zamanla kendi başına hareket etmeyi öğrenmesi olsun. Çünkü eğitim yalnızca bilgi kazanmak değildir. Bir çocuğun dünyaya biraz daha cesur bakmayı, zorlandığında yardım istemeyi ve kendi yolunda ilerlemeyi öğrenmesidir. Ve belki de okulların ilk kademelerindeki çocuğunuza verebileceğiniz en güzel mesaj şudur: “Ben yanındayım. Ama senin kendi yolunu yürüyebileceğine de inanıyorum.” Pınar TEYİN İŞKADER (Lider İş Kadınları Derneği) Eğitim Komisyon Başkanı
Ekleme Tarihi: 13 Ekim 2026 -Salı

Eğitim İlk Kademe Basamakları: Okula Değil, Yeni Bir Hayata Alışmak

Çünkü o kapıdan yalnızca çocuğunuz değil, sizin yıllardır koruyup kolladığınız küçük dünyası da içeri girer.

Çocuğunuz birinci sınıfa başlarken yalnızca okul kapısından içeri girmez; hayatında yepyeni bir döneme adım atar.

Yeni bir sınıf, yeni bir öğretmen, yeni arkadaşlar, farklı kurallar… Üstelik belki de ilk kez sizden birkaç saatliğine ayrı kalır.

Size sıradan görünen bu değişiklikler, çocuğunuz için hem heyecan verici hem de ürkütücü olabilir. Bu nedenle okulun ilk günlerinde ağlayan, sizden ayrılmak istemeyen ya da “Ben bugün okula gitmeyeceğim.” diyen çocuğunuza hemen “Alışacak.” deyip geçmeyin.

Önce onu anlamaya çalışın.

Çünkü çocuğunuz okula gitmek istemediği için değil, bilmediği bir dünyanın içine girmekten çekindiği için direniyor olabilir.

Çocuğunuz önce neyle karşılaşacağını anlamaya çalışır

“Beni burada kim karşılayacak?”

“Annem ne zaman gelecek?”

“Öğretmenim nasıl biri?”

“Arkadaş edinebilecek miyim?”

“Ya yapamazsam?”

Çocuğunuzun zihninden buna benzer pek çok soru geçebilir.

 

Biz ise bazen çantasını eline verip “Hadi bakalım, artık büyüdün.” diyerek bu süreci bir an önce geride bırakmasını bekleriz. Oysa büyümek, korkuların bir anda ortadan kalkması değildir. Yeni bir ortama girmeyi, alışmayı, hata yapmayı ve zamanla kendi başına baş edebilmeyi öğrenmektir.

Bu yüzden zorlandığı anlarda ona “Korkacak bir şey yok.” demek yerine, “Bunun senin için yeni olduğunu biliyorum. Zamanla alışacaksın.” demek daha iyi gelebilir.

Çocuğunuzun duygusunu ortadan kaldırmaya çalışmak yerine, o duyguyla baş edebileceğine inanmasına yardımcı olun.

Bazen çocuğumuzdan önce bizim ayrılmamız gerekir.

Okul ilk kademelerinden birine başlayan yalnızca çocuğunuz değildir; siz de yeni bir döneme girersiniz.

Çocuğunuz sınıfa girdikten sonra aklınız hala onun yanında kalabilir:

“Acaba ağlıyor mu?”

“Öğretmeni onunla ilgileniyor mu?”

“Yemeğini yedi mi?”

“Beni özlüyor mu?”

Bunları düşünmeniz çok doğal. Çünkü onu korumaya, yanında olmaya ve her şeyin yolunda gittiğinden emin olmaya alışkınsınız.

Ancak çocuklar, yetişkinlerin kaygısını çoğu zaman sandığımızdan daha hızlı fark eder. Bu nedenle ona sürekli “Korkma.” demek yerine, “Senin bunu yapabileceğine inanıyorum.” diyebilmeniz çok daha değerlidir.

 

Çocuğunuzun ihtiyacı korkusunun yok sayılması değil, o korkuyla başa çıkabileceğini hissetmesidir. Siz sakin kaldığınızda, onun da yeni deneyimine daha rahat yaklaşması kolaylaşır.

Vedaları uzatmadan, kararlı ve sıcak bir cümleyle ayrılmak çoğu zaman yeterlidir: “Ben seni almaya geleceğim. Zorlandığında öğretmeninden yardım isteyebilirsin.”

İlk haftalarda başarıdan önce bağ kurulur.

Birinci sınıfın ilk günlerinde çocuğunuzun hemen okumaya başlamasını, ödevlerini eksiksiz yapmasını ya da sınıfta kusursuz davranmasını beklemeyin.

Önce okula alışmasına fırsat verin.

Öğretmeniyle ilişki kurması, arkadaşlarını tanıması, sınıfın düzenini öğrenmesi, yardım istemesi ve kendi ihtiyaçlarını ifade edebilmesi de öğrenmenin önemli parçalarıdır.

Akademik beceriler zaman içinde gelişir. Ancak çocuğunuzun okulla ilgili oluşturduğu ilk duygular daha kalıcı olabilir. Bu nedenle ilk günlerde “Ne öğrendin?” sorusu kadar “Bugün kendini nasıl hissettin?” sorusu da önemlidir.

Çünkü okul, çocuk için yalnızca derslerin işlendiği bir yer değil; kendini tanımayı, ilişkiler kurmayı ve giderek bağımsızlaşmayı öğrendiği yeni bir yaşam alanıdır.

Peki siz ne yapabilirsiniz?

Çocuğunuzu soru yağmuruna tutmadan dinleyin. Her sabah uzun vedalaşmalar yerine kısa, net ve sakin cümleler kullanın:

“Ben seni almaya geleceğim.”

“Bugün de elinden geleni yapacağına inanıyorum.”

“Zorlandığında öğretmeninden yardım isteyebilirsin.”

Eve geldiğinde ilk sorunuz “Kaç aldın?” ya da “Ödevini yaptın mı?” olmasın. Belki sadece şunu sorun:

“Bugün seni en çok ne heyecanlandırdı?”

Çocuğunuz hemen anlatmak istemezse onu zorlamayın. Bazen biraz dinlenmeye, oyun oynamaya ya da sessizce yanınızda durmaya ihtiyaç duyabilir. Onu dinlemeye hazır olduğunuzu hissetmesi, konuşması için yeterli bir alan yaratır.

Okul hayatını yalnızca dersler ve notlar üzerinden değil, yaşadığı deneyimler üzerinden de takip edin. Sabah sınıfa daha rahat girmesi, öğretmenine soru sorması, bir arkadaşına yaklaşması ya da kendi eşyalarına sahip çıkmaya başlaması da önemli gelişmelerdir.

Okulların ilk kademeleri yarışın başlangıcı değildir. Çocuğunuzun eğitim hayatıyla kurduğu ilk güçlü bağlardan biridir.

Bu nedenle ilk hedefiniz onun her şeyi hemen öğrenmesi değil; okula alışması, kendini ifade edebilmesi, ilişkiler kurabilmesi ve zamanla kendi başına hareket etmeyi öğrenmesi olsun.

Çünkü eğitim yalnızca bilgi kazanmak değildir. Bir çocuğun dünyaya biraz daha cesur bakmayı, zorlandığında yardım istemeyi ve kendi yolunda ilerlemeyi öğrenmesidir.

Ve belki de okulların ilk kademelerindeki çocuğunuza verebileceğiniz en güzel mesaj şudur:

“Ben yanındayım. Ama senin kendi yolunu yürüyebileceğine de inanıyorum.”

Pınar TEYİN
İŞKADER (Lider İş Kadınları Derneği)
Eğitim Komisyon Başkanı

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kalpgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.