17 Yıldır Cevabı Beklenen Soru: Muhsin Yazıcıoğlu Dosyasında

GENEL 14.07.2026 - 18:05, Güncelleme: 14.07.2026 - 18:05
 

17 Yıldır Cevabı Beklenen Soru: Muhsin Yazıcıoğlu Dosyasında

Bugün dosyanın Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına devredilmesi, soruşturmanın yeni bir aşamaya geçtiğini gösteriyor.
17 Yıldır Cevabı Beklenen Soru: Muhsin Yazıcıoğlu Dosyasında Adalet Yerini Bulacak mı? Türk siyasetinin kendine has isimlerinden biri olan merhum Muhsin Yazıcıoğlu, yalnızca bir siyasi parti genel başkanı değil; fikirleri, mücadelesi, cezaevi yılları, şiirleri ve dik duruşuyla hafızalarda yer etmiş bir devlet ve dava adamıydı. 25 Mart 2009 günü Kahramanmaraş'taki seçim çalışmasının ardından bindiği helikopterden yaptığı son telefon görüşmesinde, "Helikopterdeyim, mitinge gidiyorum." diyordu. Çok kısa bir süre sonra ise irtibat tamamen kesildi. Daha önce söylediği şu söz ise bugün hâlâ hafızalardaki yerini koruyor: "Hiçbirimizin garantisi yok. Bir saniyemize bile hâkim değiliz." Ardından gelen acı haber yalnızca ailesini değil, milyonlarca insanı yasa boğdu. Fakat asıl tartışma, o günden sonra başladı. Arama kurtarma çalışmalarındaki gecikmeler, olay yerindeki bazı deliller, kamuoyuna yansıyan iddialar ve yıllardır süren soruşturmalar toplum vicdanında birçok soru işaretinin oluşmasına neden oldu. Bu nedenle yıllardır birçok vatandaş, "Bu gerçekten yalnızca bir kaza mıydı?" sorusunu sormaya devam etti. Aradan tam 17 yıl geçti. Bugün dosyanın Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına devredilmesi, soruşturmanın yeni bir aşamaya geçtiğini gösteriyor. Soruşturma dosyasındaki yüzlerce klasör ve delil yeniden değerlendirilecek. Son günlerde yürütülen eş zamanlı operasyonlar da dosyanın yeniden ve kapsamlı biçimde ele alındığını ortaya koyuyor. Elbette hukuk devletinde hiç kimse, mahkeme kararı olmadan suçlu ilan edilemez. Ancak aynı şekilde, toplumun vicdanını yaralayan böylesine önemli olayların da karanlıkta kalmaması gerekir. Adaletin en temel görevi; şüpheleri ortadan kaldırmak, gerçekleri bütün açıklığıyla ortaya koymak ve sorumluluğu bulunanlar varsa hukuk önünde hesap vermelerini sağlamaktır. Muhsin Yazıcıoğlu'nun hayatı boyunca savunduğu değerler ne olursa olsun, mesele artık yalnızca bir siyasetçinin ölümü değil, aynı zamanda  adaletin ve insanlığın  ölümüdür. Mesele; devletin hafızasıdır. Mesele; milletin vicdanıdır. Mesele; adalete duyulan güvendir. Aradan geçen 17 yıl, yıllar gerçeğin üzerini örtemez. Çünkü adalet gecikebilir... Ama geciken adaletin, bir gün mutlaka tecelli edeceğine olan inanç, milletlerin ayakta kalmasını sağlayan en önemli güçlerden biridir. Bugün herkes aynı temennide birleşiyor: Eğer bu olay gerçekten bir kaza ise bütün yönleriyle açıklığa kavuşsun... Eğer ihmal varsa ortaya çıkarılsın... Eğer suç işleyenler varsa, kim olursa olsun hukuk önünde hesap versin. Çünkü hiçbir suç cezasız kalmamalı, hiçbir karanlık dosya sonsuza kadar kapalı kalmamalıdır. Rabbimiz Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurur: "Şüphesiz Allah adaleti, iyiliği ve yakınlara yardım etmeyi emreder." (Nahl Suresi, 90. Ayet) Temennimiz odur ki; yıllardır cevap bekleyen bu dosya, tüm yönleriyle aydınlatılsın, gerçekler ortaya çıksın ve milletimizin vicdanını rahatlatacak adalet yerini bulsun. Araştırmacı Tarihçi • Yazar • Gazeteci               Dilber Köse  
Bugün dosyanın Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına devredilmesi, soruşturmanın yeni bir aşamaya geçtiğini gösteriyor.

17 Yıldır Cevabı Beklenen Soru:

Muhsin Yazıcıoğlu Dosyasında Adalet Yerini Bulacak mı?

Türk siyasetinin kendine has isimlerinden biri olan merhum Muhsin Yazıcıoğlu, yalnızca bir siyasi parti genel başkanı değil; fikirleri, mücadelesi, cezaevi yılları, şiirleri ve dik duruşuyla hafızalarda yer etmiş bir devlet ve dava adamıydı.

25 Mart 2009 günü Kahramanmaraş'taki seçim çalışmasının ardından bindiği helikopterden yaptığı son telefon görüşmesinde, "Helikopterdeyim, mitinge gidiyorum." diyordu. Çok kısa bir süre sonra ise irtibat tamamen kesildi.

Daha önce söylediği şu söz ise bugün hâlâ hafızalardaki yerini koruyor:
"Hiçbirimizin garantisi yok. Bir saniyemize bile hâkim değiliz."
Ardından gelen acı haber yalnızca ailesini değil, milyonlarca insanı yasa boğdu.
Fakat asıl tartışma, o günden sonra başladı.

Arama kurtarma çalışmalarındaki gecikmeler, olay yerindeki bazı deliller, kamuoyuna yansıyan iddialar ve yıllardır süren soruşturmalar toplum vicdanında birçok soru işaretinin oluşmasına neden oldu. Bu nedenle yıllardır birçok vatandaş, "Bu gerçekten yalnızca bir kaza mıydı?" sorusunu sormaya devam etti.
Aradan tam 17 yıl geçti.

Bugün dosyanın Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına devredilmesi, soruşturmanın yeni bir aşamaya geçtiğini gösteriyor. Soruşturma dosyasındaki yüzlerce klasör ve delil yeniden değerlendirilecek. Son günlerde yürütülen eş zamanlı operasyonlar da dosyanın yeniden ve kapsamlı biçimde ele alındığını ortaya koyuyor.

Elbette hukuk devletinde hiç kimse, mahkeme kararı olmadan suçlu ilan edilemez. Ancak aynı şekilde, toplumun vicdanını yaralayan böylesine önemli olayların da karanlıkta kalmaması gerekir.

Adaletin en temel görevi; şüpheleri ortadan kaldırmak, gerçekleri bütün açıklığıyla ortaya koymak ve sorumluluğu bulunanlar varsa hukuk önünde hesap vermelerini sağlamaktır.

Muhsin Yazıcıoğlu'nun hayatı boyunca savunduğu değerler ne olursa olsun, mesele artık yalnızca bir siyasetçinin ölümü değil, aynı zamanda  adaletin ve insanlığın  ölümüdür.

Mesele; devletin hafızasıdır.
Mesele; milletin vicdanıdır.
Mesele; adalete duyulan güvendir.
Aradan geçen 17 yıl, yıllar gerçeğin üzerini örtemez.
Çünkü adalet gecikebilir...
Ama geciken adaletin, bir gün mutlaka tecelli edeceğine olan inanç, milletlerin ayakta kalmasını sağlayan en önemli güçlerden biridir.

Bugün herkes aynı temennide birleşiyor:
Eğer bu olay gerçekten bir kaza ise bütün yönleriyle açıklığa kavuşsun...
Eğer ihmal varsa ortaya çıkarılsın...
Eğer suç işleyenler varsa, kim olursa olsun hukuk önünde hesap versin.
Çünkü hiçbir suç cezasız kalmamalı, hiçbir karanlık dosya sonsuza kadar kapalı kalmamalıdır.

Rabbimiz Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurur:
"Şüphesiz Allah adaleti, iyiliği ve yakınlara yardım etmeyi emreder."
(Nahl Suresi, 90. Ayet)

Temennimiz odur ki; yıllardır cevap bekleyen bu dosya, tüm yönleriyle aydınlatılsın, gerçekler ortaya çıksın ve milletimizin vicdanını rahatlatacak adalet yerini bulsun.

Araştırmacı Tarihçi • Yazar • Gazeteci
              Dilber Köse


 

Antalya HABERİ

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve siteye yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.