1.Cemre: Gökyüzünden Düşen Bahar Müjdesi
1.Cemre: Gökyüzünden Düşen Bahar Müjdesi
Doğa ile iç içe yaşayan atalarımız, mevsim geçişlerini sadece takvim yapraklarından değil; rüzgârdan, kuşların sesinden, toprağın kokusundan anlardı.
1.Cemre: Gökyüzünden Düşen Bahar Müjdesi
Kışın en sert zamanlarında insanın içini ısıtan bir kelime vardır: Cemre.
Sadece bir doğa olayı değil, milletimizin hafızasında yer etmiş kadim bir müjdedir cemre.
Kelime anlamı Arapça kökenli olup “kor”, “ateş”, “köz” demektir. Ama Anadolu’da cemre; gökten düşen görünmez bir sıcaklık, toprağı dirilten ilahi bir nefes olarak kabul edilmiştir.
Geçmişte Cemre: Halk Takviminin Bilgeliği
Eski Türkler göğe, suya ve toprağa canlı bir varlık gibi bakardı. Doğa ile iç içe yaşayan atalarımız, mevsim geçişlerini sadece takvim yapraklarından değil; rüzgârdan, kuşların sesinden, toprağın kokusundan anlardı.
Osmanlı döneminde de cemre kavramı halk takviminde önemli yer tutmuştur. 1993 baskılı Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü’nde cemre; Şubat’ın 21, 28 ve Mart’ın 7’sinde havaya, suya ve toprağa düştüğüne inanılan ısı hadisesi olarak tanımlanır.
Bu inanışa göre cemreler yedişer gün arayla düşer:
Önce havaya, sonra suya, en son toprağa…
Çünkü hayat da böyledir; Önce nefes ısınır, sonra su canlanır, en sonunda toprak dirilir.
1. Cemre: 19-20 Şubat’ta havaya düşecek.
Atmosferdeki sert soğuk kırılmaya başlar. Güneş ışınları daha hissedilir olur.
2. Cemre: 26-27 Şubat’ta suya düşecek.
Denizler, göller, akarsular yavaş yavaş ısınır. Buz çözülür, akış hızlanır.
3. Cemre: 5-6 Mart’ta toprağa düşecek.
Ağaçlara su yürür. Kır çiçekleri açar. Çiftçi sabanı eline almaya hazırlanır.
Üçüncü cemrenin ardından baharın geldiği kabul edilir.
Bilimsel Yönüyle Cemre; Modern meteoroloji açısından bakıldığında ise bu süreç; güneş ışınlarının dikleşmesi, atmosferin kademeli ısınması ve mevsim geçişine bağlı sıcaklık artışlarıyla açıklanır.
Yani cemre; hem halkın sezgisel bilgeliğini hem de doğanın fiziksel döngüsünü anlatır.
Atalarımız gökyüzüne bakarak bilim yapıyordu aslında…Adını “cemre” koymuşlardı.
Bugün şehirlerde betonların arasında yaşıyoruz. Ama içimiz hâlâ cemreyi bekliyor. Çünkü cemre sadece havaya düşmez; insanın kalbine de düşer.
Umutsuzluk kış gibidir.
Sabır cemredir.
Bazen bir söz cemredir.
Bazen bir tebessüm…
Bazen de milletçe yeniden ayağa kalkma iradesi…
Cemre bize şunu hatırlatır: Hiçbir kış sonsuz değildir.
Havaya düşen ilk cemre, sadece atmosferi değil; yüreğimizi de ısıtsın.
Suya düşen cemre, gönüllerimizi berraklaştırsın.
Toprağa düşen cemre ise milletimizin birliğini, dirliğini, bereketini artırsın.
Çünkü biz, baharı gökten bekleyen değil; Gönlünde taşıyan bir milletiz.
Ve unutmayalım ki, Cemre önce havaya değil, umuda düşer...
Dilber KÖSE
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
