Bir telefonla 7 yıl hapis korkusu yaşattılar! 268 bin lira istediler

GÜNDEM 02.11.2026 - 22:30, Güncelleme: 02.11.2026 - 22:30
 

Bir telefonla 7 yıl hapis korkusu yaşattılar! 268 bin lira istediler

Akademisyen ve risk analisti Alisa Çiçek Akyol, sahte hukuk mesajıyla başlayan, yedi yıl hapis tehdidi ve 268 bin liralık taleple büyüyen tuzağı anlattı. Dikkat
  Korku üzerinden kurulan dolandırıcılık tuzağına dikkat!   Telefonlara gönderilen sahte hukuk mesajları, sahte icra bildirimleri ve trafik cezası uyarıları vatandaşları hedef almaya devam ediyor. Kendilerini avukat, hukuk bürosu görevlisi veya kamu çalışanı olarak tanıtan kişilerin kullandığı korkutma yöntemleri, insanların en hassas duygularını istismar ediyor. Akademik kariyeri, mesleki deneyimi ve risk analizi uzmanlığı bulunan Alisa Çiçek Akyol'un yaşadığı olay ise bu tehlikenin kimseyi ayırt etmediğini bir kez daha gözler önüne serdi.   Önce mesaj, ardından 7 yıl hapis tehdidi  Alisa Çiçek Akyol'un anlattığına göre olay, telefonuna gelen resmî görünümlü bir mesajla başladı. Mesajda adına bir dosyanın işleme alındığı belirtiliyor, bilgi almak için bir hukuk bürosuyla iletişime geçmesi isteniyordu.   Mesajdaki hukuk bürosu adının tanıdık ve gerçek bir kurumu çağrıştırması üzerine belirtilen numarayı arayan Akyol, kendisini avukat olarak tanıtan kişinin ağır iddialarıyla karşılaştı. Hakkında kesinleşmiş yedi yıl hapis cezası bulunduğu ve yakalama emri çıkarıldığı söylendi.   Doktora eğitimine devam eden, bilirkişilik yapan ve risk analizi uzmanı olan Akyol, duydukları karşısında büyük bir şaşkınlık yaşadı. Hakkında böyle bir davadan haberi olmadığını belirtmesine rağmen karşısındaki kişi iddialarını sürdürdü.   Sahte evrakla inandırmaya çalıştılar   Telefon görüşmesinde Akyol'dan internette belirli bir arama yapması ve yönlendirildiği sayfaya kimlik numarasını girmesi istendi. Ardından karşısına İstanbul Adliyesi ibaresinin yer aldığı, adına düzenlenmiş gibi gösterilen bir tutanak çıkarıldı.   Sözde suçlamanın gerekçesi ise ücretsiz maç veya film izlemek için yasaklı sitelere girilmesiydi. Akyol'un itirazları karşısında farklı ihtimaller ileri sürüldü. Ancak anlatılanların hiçbirisi somut ve doğrulanabilir bilgilerle desteklenmedi.   Akyol'un doğrudan e-Devlet üzerinden yaptığı kontrolde iddia edilen dosyaya ulaşamaması da şüphelerini artırdı. Buna rağmen telefondaki kişi, işlemlerin hemen yapılması gerektiğini söyleyerek baskıyı sürdürdü.   Kurtuluş için 268 bin lira istediler   Dolandırıcılık girişiminin en çarpıcı aşaması para talebiyle ortaya çıktı. Akyol'a ertesi gün İstanbul'a gelmesi gerektiği, işlemlerin takip edilerek ceza indirimi sağlanabileceği söylendi. Bunun karşılığında kendisinden 268 bin lira istendi.   Yedi yıl hapis tehdidiyle korkutulan bir insana, bu kez sözde kurtuluş yolu olarak yüksek miktarda para gösteriliyordu.   Ancak Akyol, mesleki deneyimi ve sorgulama alışkanlığı sayesinde anlatılanlardaki çelişkileri fark etti. Avukat arkadaşına danışmasının ardından bunun bir dolandırıcılık girişimi olduğunu öğrendi. Arayan kişiye, hakkında gerçekten bir işlem varsa bunu yetkili makamlardan öğreneceğini ve gerekirse karakola gideceğini söyledi. Görüşmenin ardından arayan kişi bir daha kendisiyle iletişim kurmadı.   Eğitimli olmak dolandırılmaya engel değil   Bu olayın dikkat çeken yönlerinden biri, hedef alınan kişinin bilgi ve mesleki birikimi. Akademik çalışmalarını sürdüren, bilirkişilik yapan, riskleri değerlendirme konusunda uzmanlığı bulunan bir insan bile yoğun korku ve baskı altında böyle bir girişimin hedefi olabiliyor.   Dolayısıyla telefon dolandırıcılığını yalnızca yaşlıların, eğitimsiz kişilerin veya teknoloji kullanımında zorlanan vatandaşların karşılaştığı bir tehlike olarak görmek büyük bir yanılgı. Profesörler, doktorlar, öğretmenler, iş insanları, emekliler, öğrenciler ve varlıklı kişiler de bu yöntemlerle hedef alınabilir.   Üstelik dolandırıcılar her zaman aynı senaryoyu kullanmıyor. Bir gün ödenmemiş trafik cezası, başka bir gün icra dosyası, banka borcu, kargo işlemi veya adli soruşturma iddiasıyla vatandaşların karşısına çıkabiliyorlar. Ortak yöntem ise korku yaratmak, düşünmeye zaman bırakmamak ve kişiyi hızlıca telefonla aramaya, bağlantıya tıklamaya ya da para göndermeye yönlendirmek.   Bir mesajla başlayan tuzakta ne yapılmalı?   Uzmanların ve güvenlik birimlerinin genel güvenlik önerileri doğrultusunda vatandaşların şu noktalara dikkat etmesi gerekiyor:   - Tanımadığınız numaralardan gelen hukuki işlem, icra veya ceza mesajlarına hemen inanmayın. - Mesajdaki bağlantılara tıklamayın; kimlik numaranızı, banka bilgilerinizi ve doğrulama kodlarınızı paylaşmayın. - Kendini avukat veya kamu görevlisi olarak tanıtan kişilerin kimliğini bağımsız ve resmî kanallardan doğrulayın. - İddia edilen dosyayı e-Devlet ve ilgili adli makamların resmî kanalları üzerinden kontrol edin. - Telefonla verilen IBAN veya ödeme talimatlarına göre para göndermeyin. - Şüpheli mesajları, numaraları ve görüşme bilgilerini saklayın; durumu kolluk birimlerine bildirin. Para gönderdiyseniz vakit kaybetmeden bankanızla ve emniyet birimleriyle iletişime geçin.   Unutulmamalı ki bir kişinin telefonda kendisini avukat olarak tanıtması, gerçekten avukat olduğunu; ekranda bir belge göstermesi de o belgenin resmî olduğunu kanıtlamaz.   Alisa Çiçek Akyol'un yaşadıkları, dolandırıcılık girişimlerinin yalnızca maddi kayıplara değil, insanlarda ciddi korku ve psikolojik baskıya da yol açabildiğini gösteriyor. Bu nedenle vatandaşların birbirini uyarması, özellikle aile büyükleriyle ve yakınlarıyla bu yöntemleri paylaşması büyük önem taşıyor.   Çünkü bugün bir başkasına gelen sahte trafik cezası mesajı, yarın bizim telefonumuza düşebilir. Bir başkasını korkutan sahte icra bildirimi, bir gün bizim kapımızı çalabilir.   Panik yapmayın, doğrulamadan inanmayın, bilmediğiniz kişilere para göndermeyin. Dolandırıcıların en büyük silahı korkuysa, en güçlü savunmamız bilinçli hareket etmektir.
Akademisyen ve risk analisti Alisa Çiçek Akyol, sahte hukuk mesajıyla başlayan, yedi yıl hapis tehdidi ve 268 bin liralık taleple büyüyen tuzağı anlattı. Dikkat
 
Korku üzerinden kurulan dolandırıcılık tuzağına dikkat!
 
Telefonlara gönderilen sahte hukuk mesajları, sahte icra bildirimleri ve trafik cezası uyarıları vatandaşları hedef almaya devam ediyor. Kendilerini avukat, hukuk bürosu görevlisi veya kamu çalışanı olarak tanıtan kişilerin kullandığı korkutma yöntemleri, insanların en hassas duygularını istismar ediyor. Akademik kariyeri, mesleki deneyimi ve risk analizi uzmanlığı bulunan Alisa Çiçek Akyol'un yaşadığı olay ise bu tehlikenin kimseyi ayırt etmediğini bir kez daha gözler önüne serdi.
 
Önce mesaj, ardından 7 yıl hapis tehdidi 
Alisa Çiçek Akyol'un anlattığına göre olay, telefonuna gelen resmî görünümlü bir mesajla başladı. Mesajda adına bir dosyanın işleme alındığı belirtiliyor, bilgi almak için bir hukuk bürosuyla iletişime geçmesi isteniyordu.
 
Mesajdaki hukuk bürosu adının tanıdık ve gerçek bir kurumu çağrıştırması üzerine belirtilen numarayı arayan Akyol, kendisini avukat olarak tanıtan kişinin ağır iddialarıyla karşılaştı. Hakkında kesinleşmiş yedi yıl hapis cezası bulunduğu ve yakalama emri çıkarıldığı söylendi.
 
Doktora eğitimine devam eden, bilirkişilik yapan ve risk analizi uzmanı olan Akyol, duydukları karşısında büyük bir şaşkınlık yaşadı. Hakkında böyle bir davadan haberi olmadığını belirtmesine rağmen karşısındaki kişi iddialarını sürdürdü.
 
Sahte evrakla inandırmaya çalıştılar
 
Telefon görüşmesinde Akyol'dan internette belirli bir arama yapması ve yönlendirildiği sayfaya kimlik numarasını girmesi istendi. Ardından karşısına İstanbul Adliyesi ibaresinin yer aldığı, adına düzenlenmiş gibi gösterilen bir tutanak çıkarıldı.
 
Sözde suçlamanın gerekçesi ise ücretsiz maç veya film izlemek için yasaklı sitelere girilmesiydi. Akyol'un itirazları karşısında farklı ihtimaller ileri sürüldü. Ancak anlatılanların hiçbirisi somut ve doğrulanabilir bilgilerle desteklenmedi.
 
Akyol'un doğrudan e-Devlet üzerinden yaptığı kontrolde iddia edilen dosyaya ulaşamaması da şüphelerini artırdı. Buna rağmen telefondaki kişi, işlemlerin hemen yapılması gerektiğini söyleyerek baskıyı sürdürdü.
 
Kurtuluş için 268 bin lira istediler
 
Dolandırıcılık girişiminin en çarpıcı aşaması para talebiyle ortaya çıktı. Akyol'a ertesi gün İstanbul'a gelmesi gerektiği, işlemlerin takip edilerek ceza indirimi sağlanabileceği söylendi. Bunun karşılığında kendisinden 268 bin lira istendi.
 
Yedi yıl hapis tehdidiyle korkutulan bir insana, bu kez sözde kurtuluş yolu olarak yüksek miktarda para gösteriliyordu.
 
Ancak Akyol, mesleki deneyimi ve sorgulama alışkanlığı sayesinde anlatılanlardaki çelişkileri fark etti. Avukat arkadaşına danışmasının ardından bunun bir dolandırıcılık girişimi olduğunu öğrendi. Arayan kişiye, hakkında gerçekten bir işlem varsa bunu yetkili makamlardan öğreneceğini ve gerekirse karakola gideceğini söyledi. Görüşmenin ardından arayan kişi bir daha kendisiyle iletişim kurmadı.
 
Eğitimli olmak dolandırılmaya engel değil
 
Bu olayın dikkat çeken yönlerinden biri, hedef alınan kişinin bilgi ve mesleki birikimi. Akademik çalışmalarını sürdüren, bilirkişilik yapan, riskleri değerlendirme konusunda uzmanlığı bulunan bir insan bile yoğun korku ve baskı altında böyle bir girişimin hedefi olabiliyor.
 
Dolayısıyla telefon dolandırıcılığını yalnızca yaşlıların, eğitimsiz kişilerin veya teknoloji kullanımında zorlanan vatandaşların karşılaştığı bir tehlike olarak görmek büyük bir yanılgı. Profesörler, doktorlar, öğretmenler, iş insanları, emekliler, öğrenciler ve varlıklı kişiler de bu yöntemlerle hedef alınabilir.
 
Üstelik dolandırıcılar her zaman aynı senaryoyu kullanmıyor. Bir gün ödenmemiş trafik cezası, başka bir gün icra dosyası, banka borcu, kargo işlemi veya adli soruşturma iddiasıyla vatandaşların karşısına çıkabiliyorlar. Ortak yöntem ise korku yaratmak, düşünmeye zaman bırakmamak ve kişiyi hızlıca telefonla aramaya, bağlantıya tıklamaya ya da para göndermeye yönlendirmek.
 
Bir mesajla başlayan tuzakta ne yapılmalı?
 
Uzmanların ve güvenlik birimlerinin genel güvenlik önerileri doğrultusunda vatandaşların şu noktalara dikkat etmesi gerekiyor:
 
- Tanımadığınız numaralardan gelen hukuki işlem, icra veya ceza mesajlarına hemen inanmayın.
- Mesajdaki bağlantılara tıklamayın; kimlik numaranızı, banka bilgilerinizi ve doğrulama kodlarınızı paylaşmayın.
- Kendini avukat veya kamu görevlisi olarak tanıtan kişilerin kimliğini bağımsız ve resmî kanallardan doğrulayın.
- İddia edilen dosyayı e-Devlet ve ilgili adli makamların resmî kanalları üzerinden kontrol edin.
- Telefonla verilen IBAN veya ödeme talimatlarına göre para göndermeyin.
- Şüpheli mesajları, numaraları ve görüşme bilgilerini saklayın; durumu kolluk birimlerine bildirin. Para gönderdiyseniz vakit kaybetmeden bankanızla ve emniyet birimleriyle iletişime geçin.
 
Unutulmamalı ki bir kişinin telefonda kendisini avukat olarak tanıtması, gerçekten avukat olduğunu; ekranda bir belge göstermesi de o belgenin resmî olduğunu kanıtlamaz.
 
Alisa Çiçek Akyol'un yaşadıkları, dolandırıcılık girişimlerinin yalnızca maddi kayıplara değil, insanlarda ciddi korku ve psikolojik baskıya da yol açabildiğini gösteriyor. Bu nedenle vatandaşların birbirini uyarması, özellikle aile büyükleriyle ve yakınlarıyla bu yöntemleri paylaşması büyük önem taşıyor.
 
Çünkü bugün bir başkasına gelen sahte trafik cezası mesajı, yarın bizim telefonumuza düşebilir. Bir başkasını korkutan sahte icra bildirimi, bir gün bizim kapımızı çalabilir.
 
Panik yapmayın, doğrulamadan inanmayın, bilmediğiniz kişilere para göndermeyin. Dolandırıcıların en büyük silahı korkuysa, en güçlü savunmamız bilinçli hareket etmektir.
Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve siteye yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.