Bugün, Muhsin Yazıcıoğlu’nu ve onunla birlikte o soğuk dağlarda İsmal...

GÜNDEM 25.03.2026 - 18:33, Güncelleme: 25.03.2026 - 18:54
 

Bugün, Muhsin Yazıcıoğlu’nu ve onunla birlikte o soğuk dağlarda İsmal...

“Düz yaşayacağız, düz duracağız, düz yürüyeceğiz. Dik duracağız, doğru gideceğiz.” diyen Muhsin Yazıcıoğlu, sadece bir siyasetçi değildi.
Bugün, Muhsin Yazıcıoğlu’nu ve onunla birlikte o soğuk dağlarda İsmal... Dosdoğru yaşayıp, dimdik yürüyenlerin hatırasına kazınmış bir gün…   “Düz yaşayacağız, düz duracağız, düz yürüyeceğiz. Dik duracağız, doğru gideceğiz.” diyen Muhsin Yazıcıoğlu, sadece bir siyasetçi değildi.   O, inancını hayatının merkezine koymuş, doğruluğu bir karakter meselesi haline getirmiş bir dava adamıydı.   1954 yılında Sivas’ın Şarkışla ilçesinde dünyaya gelen Yazıcıoğlu, Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nden mezun oldu. Genç yaşlarda ülkücü hareket içinde yer aldı, Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı yaptı. 12 Eylül sürecinde yıllarca cezaevinde kaldı, ama ne inancından ne de duruşundan vazgeçti.   Siyaseti, makam için değil; millet için yaptı. 1993 yılında kurduğu Büyük Birlik Partisi ile kendi yolunu çizdi.   Onu farklı kılan neydi? Belki de en çok şu sözü anlatıyordu kendisini: “Ben tertemiz ellerimi size uzatıyorum. Bu eller kire bulaşmadı, ihanete ortak olmadı.”   Ve bir başka söz… Hafızalara kazınan o dik duruş: “Namlusunu millete çeviren tanka selam durmam.”   25 Mart 2009’da, seçim çalışmaları için çıktığı yolda, Kahramanmaraş semalarında bir helikopter düştü. O helikopterde sadece bir lider yoktu… Bir dava, bir duruş, bir vicdan vardı. Aradan geçen yıllara rağmen o kaza, hâlâ zihinlerde soru işaretleriyle yerini koruyor.   Çünkü bazı ölümler sadece ölüm değildir…   Bazı gidişler, geride cevapsız sorular bırakır.   Ve o gün… Bir ses düştü yüreklere: İsmail Güneş “Alo ben İsmail Güneş…” O ses, sadece bir telefon görüşmesi değildi. O ses, bir insanın hayata tutunma çabasıydı. O ses, soğuğa, yalnızlığa ve çaresizliğe karşı verilen bir direnişti.   “Bağırdım… duymadınız mı?” diye haykıran bir insanın sesi… Dağların ortasında, fırtınanın içinde, yardım bekleyen bir yüreğin sesi… Kırık bir bedenle, tükenen bir batarya ile, ama bitmeyen bir umutla… Saatlerce bekledi. Belki bir ses gelir diye… Belki bir el uzanır diye… Ama o ses, zamanla bir siteme dönüştü: “Neden bulmadınız? Neden beklediniz?”   Bugün hâlâ o sorular, vicdanlarda yankılanıyor.   25 Mart… Sadece bir kayıp değil, bir hatırlayış günüdür. Rüzgâra göre yön değiştirenlerin değil; Hakikate göre yaşayanların günüdür. Fırıldak gibi dönen bu dünyada, eğilmeyenlerin, bükülmeyenlerin, adam gibi yaşayıp, adam gibi gidenlerin günüdür.   Bugün, Muhsin Yazıcıoğlu’nu ve onunla birlikte o soğuk dağlarda sonsuzluğa yürüyen tüm yol arkadaşlarını rahmetle anıyoruz. Rabbim hepsine mağfiretiyle muamele eylesin… Mekânları cennet olsun…   Ve bizlere de onların bıraktığı o mirasa, dik durma ve doğru yaşama mirasına layık olmayı nasip etsin… “Biz üşüyoruz…” diyen o ses, aslında hâlâ içimizde… Ruhları şad olsun.    
“Düz yaşayacağız, düz duracağız, düz yürüyeceğiz. Dik duracağız, doğru gideceğiz.” diyen Muhsin Yazıcıoğlu, sadece bir siyasetçi değildi.
Bugün, Muhsin Yazıcıoğlu’nu ve onunla birlikte o soğuk dağlarda İsmal...
Dosdoğru yaşayıp, dimdik yürüyenlerin hatırasına kazınmış bir gün…
 
Düz yaşayacağız, düz duracağız, düz yürüyeceğiz.
Dik duracağız, doğru gideceğiz.” diyen Muhsin Yazıcıoğlu, sadece bir siyasetçi değildi.
 
O, inancını hayatının merkezine koymuş, doğruluğu bir karakter meselesi haline getirmiş bir dava adamıydı.
 
1954 yılında Sivas’ın Şarkışla ilçesinde dünyaya gelen Yazıcıoğlu, Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nden mezun oldu.
Genç yaşlarda ülkücü hareket içinde yer aldı, Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı yaptı.
12 Eylül sürecinde yıllarca cezaevinde kaldı, ama ne inancından ne de duruşundan vazgeçti.
 
Siyaseti, makam için değil; millet için yaptı.
1993 yılında kurduğu Büyük Birlik Partisi ile kendi yolunu çizdi.
 
Onu farklı kılan neydi?
Belki de en çok şu sözü anlatıyordu kendisini:
“Ben tertemiz ellerimi size uzatıyorum.
Bu eller kire bulaşmadı, ihanete ortak olmadı.”
 
Ve bir başka söz…
Hafızalara kazınan o dik duruş:
“Namlusunu millete çeviren tanka selam durmam.”
 
25 Mart 2009’da, seçim çalışmaları için çıktığı yolda, Kahramanmaraş semalarında bir helikopter düştü.
O helikopterde sadece bir lider yoktu…
Bir dava, bir duruş, bir vicdan vardı.
Aradan geçen yıllara rağmen o kaza, hâlâ zihinlerde soru işaretleriyle yerini koruyor.
 
Çünkü bazı ölümler sadece ölüm değildir…
 
Bazı gidişler, geride cevapsız sorular bırakır.
 
Ve o gün…
Bir ses düştü yüreklere:
İsmail Güneş
“Alo ben İsmail Güneş…”
O ses, sadece bir telefon görüşmesi değildi.
O ses, bir insanın hayata tutunma çabasıydı.
O ses, soğuğa, yalnızlığa ve çaresizliğe karşı verilen bir direnişti.
 
“Bağırdım… duymadınız mı?” diye haykıran bir insanın sesi…
Dağların ortasında, fırtınanın içinde, yardım bekleyen bir yüreğin sesi…
Kırık bir bedenle, tükenen bir batarya ile, ama bitmeyen bir umutla…
Saatlerce bekledi.
Belki bir ses gelir diye…
Belki bir el uzanır diye…
Ama o ses, zamanla bir siteme dönüştü:
“Neden bulmadınız?
Neden beklediniz?”
 
Bugün hâlâ o sorular, vicdanlarda yankılanıyor.
 
25 Mart…
Sadece bir kayıp değil, bir hatırlayış günüdür.
Rüzgâra göre yön değiştirenlerin değil; Hakikate göre yaşayanların günüdür.
Fırıldak gibi dönen bu dünyada, eğilmeyenlerin, bükülmeyenlerin, adam gibi yaşayıp, adam gibi gidenlerin günüdür.
 
Bugün, Muhsin Yazıcıoğlu’nu ve onunla birlikte o soğuk dağlarda sonsuzluğa yürüyen tüm yol arkadaşlarını rahmetle anıyoruz.
Rabbim hepsine mağfiretiyle muamele eylesin…
Mekânları cennet olsun…
 
Ve bizlere de onların bıraktığı o mirasa, dik durma ve doğru yaşama mirasına layık olmayı nasip etsin…
“Biz üşüyoruz…” diyen o ses, aslında hâlâ içimizde…
Ruhları şad olsun.
 
 
Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve siteye yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.