CANSEVER Hayatını kaybetti ...
CANSEVER Hayatını kaybetti ...
Cansever’in sesi artık aramızda olmayacak. Fakat yıllar önce söylediği şarkılar, onu sevenlerin hafızasında yaşamaya devam edecek.
CANSEVER KİMDİ ???
Bir Ömür Şarkılara Sığdı, Bir Ses Daha Sessizliğe Karıştı…
Gerçek adı : Dzansever Dalipova
Doğum : 8 Temmuz 1967
Yaşı : 59
Vefat : 8 Ağustos 2026
Ölüm nedeni : Bir süredir mücadele ettiği lösemi
Tedavi : Almanya’da tedavi gördüğü ve 26 Mart 2026’da ilik nakli geçirdiği bildiriliyor...
Lösemi tedavisi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi...
CANSEVER: ACILARLA YOĞRULAN BİR HAYATTAN SAHNELERE…
Yoksulluğu, kayıpları ve hastalığı göğüsledi; sesini Balkanlardan Türkiye’ye taşıdı.
Bazı hayatlar vardır; yalnızca yaşanmaz, mücadele edilerek kazanılır. Cansever’in hayatı da böyle bir hikâyedir.
8 Temmuz 1967’de Makedonya’nın Veles kentinde, yedi çocuklu bir ailenin en küçük çocuğu olarak dünyaya gelen Cansever’in gerçek adı Džansever Dalipova idi.Anne ve babası geçimlerini ırgatlık yaparak sağlıyordu. Çocukluğu yoksulluk içinde geçti. Maddi imkânsızlıklar nedeniyle ilkokulu tamamlayamadan küçük yaşta tarlalarda çalışmaya başladı.
Henüz 12 yaşındayken babasını kaybetti. Annesi ve kardeşleriyle birlikte çalışarak hayata tutunmaya çalıştı.
Ama Cansever’in çocukluğu yalnızca yoksullukla değil, başka acılarla da sınandı.
Sokakta çocukların fırlattığı bir sopanın gözüne isabet etmesi sonucu tek gözünü kaybetti.
Daha çocuk yaşta böylesine ağır bir acıyla karşılaşmasına rağmen hayata küsmedi. Tam tersine, yaşadığı bütün zorluklara karşı mücadele etmeyi öğrendi.
TARLALARDAN DÜĞÜN SALONLARINA…
Cansever’in en büyük gücü ise sesi oldu.
Çalışmak için gittikleri tarlalarda şarkılar söyleyen Cansever’in güzel sesi çevresindekilerin de dikkatini çekiyordu. Henüz 16 yaşındayken arkadaşlarının ısrarıyla Makedonya’daki düğünlerde şarkı söylemeye başladı.
Kısa zamanda sesiyle dikkat çekti.
Ardından Yunanistan’da sahne almaya başladı. Türkçe şarkıları kendine özgü yorumuyla seslendirdi. Sahne aldığı mekânlar dolup taşmaya başladı.
Sonrasında yolu Avrupa’ya uzandı.
Hollanda, Almanya ve Belçika gibi ülkelerde sahne alan Cansever, kazandığı paralarla ailesine destek olmaya devam etti. Bir yandan ailesinin geçimini sağlıyor, diğer yandan müzik dünyasında kendisine yeni bir yol açıyordu.
BALKANLARDAN GELEN ŞÖHRET
Cansever’in müzik kariyerindeki önemli dönüm noktalarından biri Makedonya oldu.
1992 yılında “Kemano Başal E Romenge” adlı albümünü yayımladı. Balkanlarda özellikle Roman toplumu içerisinde büyük ilgi gören Cansever, kısa sürede geniş kitleler tarafından tanınan bir sanatçı hâline geldi.
Ancak hayat onun karşısına bir kez daha ağır bir sınav çıkardı.
1994 yılında ankilozan spondilit hastalığına yakalandı. Uzun yıllar bu hastalıkla mücadele etti. Fakat hastalığı da onu müzikten koparamadı.
Çünkü Cansever için müzik yalnızca bir meslek değil, hayata tutunma biçimiydi.
TÜRKİYE’DEKİ KADERİNİ İBO SHOW DEĞİŞTİRDİ
Cansever’in Türkiye’de geniş kitleler tarafından tanınmasının yolu ise Almanya’daki konserlerinden geçti.
Bir Türk menajerin dikkatini çeken Cansever’in sesi, dönemin önemli sanatçılarından Ferdi Tayfur’a dinletildi. Türkiye’de albüm yapması gündeme geldi.
1997 yılında “Meçhul” adlı albümünü çıkararak Türkiye müzik piyasasına adım attı.
Ancak Cansever’in milyonlarca kişiye ulaşmasını sağlayan asıl dönüm noktası, İbrahim Tatlıses’in sunduğu “İbo Show” oldu.
Albüm çalışmaları sırasında seslendirdiği “Kara Çadır” türküsünü dinleyen İbrahim Tatlıses, Cansever’i programına davet etti.
Cansever için bu davet çok özeldi.
Çünkü İbrahim Tatlıses, onun hayranlık duyduğu sanatçılardan biriydi.
İbo Show’a konuk olduğunda “Kara Çadır”ı kendine özgü yorumuyla seslendirdi.
O gece Cansever’in Türkiye’deki hayatında yeni bir dönem başladı.
Programın geniş izleyici kitlesi sayesinde Türkiye’nin dört bir yanında tanınmaya başlayan Cansever, güçlü sesi ve kendine özgü yorumuyla arabesk ve halk müziği dinleyicilerinin dikkatini çekti.
“CEMALİM” VE ARDINDAN GELEN ALBÜMLER
1998 yılında “Cemalim” adlı albümünü çıkaran Cansever, Türkiye’deki müzik yolculuğunu hızlandırdı.
Ardından “Gönlümüzdeki Türküler”, “İçimden Geldiği Gibi”, “Farklı Yorum”, “Yollar Hasta Ben Yorgunum”, “Ben Ne Günler Gördüm”, “Hâlâ Seviyorum”, “Kral Arabesk” ve “Doya Doya Arabesk” gibi çalışmalar geldi.
Cansever; “Ağlayamam Ki”, “Dön Gayri”, “Mühür Gözlüm”, “Haydar Haydar”, “Ayağında Kundura” ve “Durdurun Dünyayı” gibi eserleri de kendine özgü yorumuyla seslendirdi.
Kimi zaman bir türküyü, kimi zaman bir arabesk şarkıyı söyledi.
Ama ne söylerse söylesin, sesinde hep kendi hayatından izler vardı.
SAHNEDEKİ SES, HAYATTAKİ MÜCADELE
Cansever’in Türkiye’deki müzik kariyerinde Klip Müzik döneminin ve o yıllardaki tanıtımların da önemli bir yeri oldu. Ancak müzik piyasasında yaşanan değişimler ve Klip Müzik’in faaliyetlerinin sona ermesiyle birlikte sanatçının Türkiye’deki kariyeri de eski hareketliliğini kaybetmeye başladı.
Fakat Cansever’in hikâyesi burada bitmedi.
Çünkü o, hayatı boyunca mücadele etmişti.
Yoksullukla…
Babasının erken yaşta kaybıyla…
Çocuk yaşta tek gözünü kaybetmesiyle…
Hastalığıyla…
Ve sanat dünyasının inişleriyle…
Her defasında yeniden ayağa kalkmayı bildi.
BİR SANATÇIDAN DAHA FAZLASI…
Cansever’in hayatına baktığımızda aslında yalnızca bir sanatçının başarı öyküsünü görmüyoruz.
Tarlalarda çalışarak başlayan bir çocukluk…
Erken yaşta omuzlanan hayat yükü…
Babasız büyümenin acısı…
Bir gözün kaybedilmesi…
Balkanlardan Avrupa’ya, oradan Türkiye’ye uzanan uzun bir müzik yolculuğu…
Ve bütün bunlara rağmen hiç vazgeçmeyen bir kadın…
Belki de Cansever’i dinleyenlerin gönlünde bu kadar özel bir yere koymasının nedeni budur.
Çünkü o yalnızca şarkı söylemedi.
Yaşadıklarını söyledi.
Acısını, özlemini, sevgisini ve hayat mücadelesini sesine kattı.
Bu yüzden Cansever’in sesi, yalnızca bir sahne sesi değil; hayatın içinden süzülüp gelen bir mücadele sesiydi.
Bazı sesler vardır; yalnızca şarkı söylemez, insanların yüreğine dokunur. Bazı sanatçılar ise söyledikleri şarkılarla bir dönemin hatırasına dönüşür.
Cansever de böyle bir sanatçıydı.
Arabesk müziğin güçlü ve kendine özgü yorumcularından Cansever’in ölüm haberi, müzik dünyasında ve onu yıllardır dinleyen sevenlerinin yüreğinde derin bir üzüntü yarattı. Bir süredir lösemiyle mücadele eden sanatçı, 59 yaşında hayata veda etti.
Makedonya’dan Türkiye’ye uzanan bir hayat
Gerçek adı Dzansever Dalipova olan Cansever, 1967 yılında Makedonya’nın Veles kentinde, yedi çocuklu bir ailenin en küçük çocuğu olarak dünyaya geldi.
Müziğe küçük yaşlarda ilgi duyan Cansever, 1992 yılında Makedonya’da çıkardığı ilk albümüyle sanat hayatına adım attı. Ardından müzik yolculuğunu sürdürerek çok sayıda albüme ve esere imza attı.
Türkiye’de tanınması ise 1997 yılında İbrahim Tatlıses’in sunduğu İbo Show programıyla oldu. Programda seslendirdiği “Kara Çadır” türküsü, onun kendine özgü yorumunu geniş kitlelere duyurdu.
Sonrasında Türkiye’de müzik çalışmalarını sürdüren Cansever; “Ağla Gözbebeğim”, “Sen de Gittin” ve “Kime Bu İnat” gibi eserleriyle özellikle 1990’lı yılların arabesk müzik hafızasında kendine özel bir yer edindi.
Umutla verdiği hayat mücadelesi,
Cansever’in son yılları ise sahnelerden çok hastane koridorlarında geçti.
2025 yılının Aralık ayında kendisine lösemi, yani kan kanseri teşhisi konulduğunu açıklayan sanatçı, kemoterapi tedavisine başladı. Hastalığıyla mücadelesini sevenleriyle paylaşırken umudunu hiç kaybetmedi ve dualarını istedi.
Tedavisinin önemli aşamalarından biri de ilik nakliydi. Mart 2026’da uygun donör bulundu ve ilik nakli gerçekleştirildi. Operasyonun başarılı geçtiği açıklansa da tedavi süreci devam etti.
Ne yazık ki umutla sürdürülen bu mücadele beklenen sonucu vermedi. Hastalığının yeniden nüksetmesinin ardından Cansever, 8 Ağustos 2026’da 59 yaşında yaşamını yitirdi.
Bir ses daha sustu…
Cansever’in hayatı, yalnızca bir sanatçının biyografisi değildi.
Makedonya’dan Türkiye’ye uzanan, müzikle büyüyen, sahnelerde alkışlanan ve yıllar sonra amansız bir hastalık karşısında yaşam mücadelesi veren bir kadının hikâyesiydi.
O, şarkılarıyla acıyı, ayrılığı, özlemi ve hayatın ağır taraflarını anlattı. Belki de bu yüzden milyonlarca insan kendinden bir parça buldu onun sesinde.
Şimdi Cansever yok…
Ama sanatçıların gerçek vedası, sesleri sustuğunda değil; eserleri unutulduğunda olur.
Cansever’in sesi artık aramızda olmayacak. Fakat yıllar önce söylediği şarkılar, onu sevenlerin hafızasında yaşamaya devam edecek.
Bir sanatçı daha göçtü bu dünyadan.
Bir ses daha sessizliğe karıştı.
Geriye şarkıları, hatıraları ve sevenlerinin yüreğinde bıraktığı iz kaldı.
Cansever’e Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına, sanat camiasına ve tüm sevenlerine sabır diliyoruz.
Mekânı cennet, ruhu şad olsun
Araştırmacı Tarihçi Yazar Gazeteci
Dilber Köse
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
