Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk

KÜLTÜR SANAT 10.03.2026 - 07:46, Güncelleme: 10.03.2026 - 07:46
 

Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk

Antalya Serik’e gelir ve Belkıs, yani Aspendos Antik Tiyatrosu’ nun gölgesinde gönül köprüleri kurar
Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, Antalya Serik’e gelir ve Belkıs, yani Aspendos Antik Tiyatrosu’ nun gölgesinde gönül köprüleri kurar Torosların Gölgesinde Bir Gün Unutulmuyor... Dün Tarih 9 Mart 1930… Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, Antalya ziyaretleri sırasında Serik’e gelir ve Belkıs, yani bugün bildiğimiz adıyla Aspendos Antik Tiyatrosu’nun bulunduğu köyü ziyaret eder.Bu ziyaret, yalnızca bir gezi değil; Anadolu insanı ile devletin kurucusu arasındaki gönül bağının da güçlü bir göstergesidir. Yörenin namlı Yörüklerinden Karakoyunlu Ali Zeybek Bey, Atatürk’ün gelişini büyük bir saygı ve heyecanla karşılar. Onun onuruna Torosların eteğinde bir kara Yörük çadırı kurulur. Atatürk çadıra oturur, gözlerini Toros Dağları’nın engin manzarasına çevirir. O an, sanki yalnız bir manzarayı değil; bu toprakların geçmişini, kültürünü ve insanını da izler gibidir. Ali Zeybek Bey sıradan bir Yörük değildir. Kurtuluş Savaşı yıllarında Kuvâ-yi Milliye’ye maddi ve manevi destek vermiş, yiğitliğiyle Atatürk’ün takdirini kazanmış bir Anadolu insanıdır. İşte o gün, devletin kurucusu ile Anadolu’nun yiğit evladı aynı çadırın altında buluşur. Atatürk daha sonra Aspendos’un görkemli antik tiyatrosunu gezer. Tarihin binlerce yıllık izlerini taşıyan bu mekân, onun kültüre ve sanata verdiği değerin de bir simgesidir. Ziyaret sırasında yörenin saygın ailelerinden Konukların küçük kızı Leman Konuk, Atatürk’e bir şiir okur. Atatürk halkla sohbet eder, onların dertlerini ve sevinçlerini dinler. Öğle yemeği ise Yörük çadırında yenir; sofrada sade ama samimi Anadolu misafirperverliği vardır. Antalya’ya dönüş yolunda bir kırda kısa bir dinlenme verilir. O sırada uzaktan bir çocuk sesiyle söylenen bir türkü Atatürk’ün kulağına gelir. Bu içten sesi merak eder ve türküyü söyleyenin bulunmasını ister. Kısa süre sonra, türküyü söyleyenin henüz 12 yaşında bir çoban çocuk olduğu anlaşılır. Atatürk türküyü bir de onun ağzından dinler ve çok beğendiğini ifade eder. Aslında bu sahne, Atatürk’ün Türk kültürüne bakışının canlı bir örneğidir. Nitekim bundan birkaç yıl önce, 1927’de Tanburacı Osman Pehlivan’ın huzurunda çalıp söylediği bir Rumeli türküsünden sonra şöyle demiştir: “Beyler, bu bir Türk sazıdır. Bu küçük sazın bağrında bir milletin kültürü dile geliyor. Bir milletin kültür ve sanat hareketlerini ve seviyesini, millî geleneklerine bağlı kalarak medeni dünyanın kendisine ayak uydurmaya mecbur olduğumuzu unutmamalıyız. Bu küçük sazın bağrından kopan nağmelere kıymet verilmelidir.” Bugün Serik ve Belkıs ziyaretinin üzerinden neredeyse bir asır geçiyor. Ama Toroslar hâlâ aynı Toroslar… Yörük yaylalarında tüten ocaklar, sazın telinden yükselen türküler hâlâ aynı ruhu taşıyor. Ve sanki o günlerin hatırasını yaşatır gibi, bir yayla ocağından bir türkü yükseliyor: “Hoş geldin Serik’e, Şanlı Atatürk…” Çünkü bu topraklarda Atatürk yalnızca bir devlet adamı değil; kültürün, sanatın, halkın ve Anadolu’nun yüreğinde yaşayan bir değerdir. Dilber Köse  
Antalya Serik’e gelir ve Belkıs, yani Aspendos Antik Tiyatrosu’ nun gölgesinde gönül köprüleri kurar

Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk,
Antalya Serik’e gelir ve Belkıs, yani Aspendos Antik Tiyatrosu’ nun gölgesinde gönül köprüleri kurar
Torosların Gölgesinde Bir Gün Unutulmuyor...
Dün Tarih 9 Mart 1930…

Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, Antalya ziyaretleri sırasında Serik’e gelir ve Belkıs, yani bu gün bildiğimiz adıyla Aspendos Antik Tiyatrosu’nun bulunduğu köyü ziyaret eder.Bu ziyaret, yalnızca bir gezi değil; Anadolu insanı ile devletin kurucusu arasındaki gönül bağının da güçlü bir göstergesidir.

Yörenin namlı Yörüklerinden Karakoyunlu Ali Zeybek Bey, Atatürk’ün gelişini büyük bir saygı ve heyecanla karşılar. Onun onuruna Torosların eteğinde bir kara Yörük çadırı kurulur. Atatürk çadıra oturur, gözlerini Toros Dağları’nın engin manzarasına çevirir. O an, sanki yalnız bir manzarayı değil; bu toprakların geçmişini, kültürünü ve insanını da izler gibidir.

Ali Zeybek Bey sıradan bir Yörük değildir. Kurtuluş Savaşı yıllarında Kuvâ-yi Milliye’ye maddi ve manevi destek vermiş, yiğitliğiyle Atatürk’ün takdirini kazanmış bir Anadolu insanıdır. İşte o gün, devletin kurucusu ile Anadolu’nun yiğit evladı aynı çadırın altında buluşur.
Atatürk daha sonra Aspendos’un görkemli antik tiyatrosunu gezer.

Tarihin binlerce yıllık izlerini taşıyan bu mekân, onun kültüre ve sanata verdiği değerin de bir simgesidir. Ziyaret sırasında yörenin saygın ailelerinden Konukların küçük kızı Leman Konuk, Atatürk’e bir şiir okur.

Atatürk halkla sohbet eder, onların dertlerini ve sevinçlerini dinler. Öğle yemeği ise Yörük çadırında yenir; sofrada sade ama samimi Anadolu misafirperverliği vardır.

Antalya’ya dönüş yolunda bir kırda kısa bir dinlenme verilir. O sırada uzaktan bir çocuk sesiyle söylenen bir türkü Atatürk’ün kulağına gelir. Bu içten sesi merak eder ve türküyü söyleyenin bulunmasını ister. Kısa süre sonra, türküyü söyleyenin henüz 12 yaşında bir çoban çocuk olduğu anlaşılır. Atatürk türküyü bir de onun ağzından dinler ve çok beğendiğini ifade eder.

Aslında bu sahne, Atatürk’ün Türk kültürüne bakışının canlı bir örneğidir. Nitekim bundan birkaç yıl önce, 1927’de Tanburacı Osman Pehlivan’ın huzurunda çalıp söylediği bir Rumeli türküsünden sonra şöyle demiştir:
“Beyler, bu bir Türk sazıdır. Bu küçük sazın bağrında bir milletin kültürü dile geliyor. Bir milletin kültür ve sanat hareketlerini ve seviyesini, millî geleneklerine bağlı kalarak medeni dünyanın kendisine ayak uydurmaya mecbur olduğumuzu unutmamalıyız. Bu küçük sazın bağrından kopan nağmelere kıymet verilmelidir.”

Bu gün Serik ve Belkıs ziyaretinin üzerinden neredeyse bir asır geçiyor. Ama Toroslar hâlâ aynı Toroslar… Yörük yaylalarında tüten ocaklar, sazın telinden yükselen türküler hâlâ aynı ruhu taşıyor.

Ve sanki o günlerin hatırasını yaşatır gibi, bir yayla ocağından bir türkü yükseliyor:
“Hoş geldin Serik’e, Şanlı Atatürk…”

Çünkü bu topraklarda Atatürk yalnızca bir devlet adamı değil; kültürün, sanatın, halkın ve Anadolu’nun yüreğinde yaşayan bir değerdir.
Dilber Köse
 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve siteye yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.