Tarihin Derinliklerinden Gönüllere Uzanan Bağ

KÜLTÜR SANAT 16.04.2026 - 10:45, Güncelleme: 16.04.2026 - 10:45
 

Tarihin Derinliklerinden Gönüllere Uzanan Bağ

Macar araştırmacı András Bíró Zsolt’un da ifade ettiği gibi, bir genetik bilim insanının gözünden bakıldığında dahi Türkler ile Macarlar arasındaki bağ...
Türk–Macar Kardeşliği: Tarihin Derinliklerinden Gönüllere Uzanan Bağ Saygıdeğer dinleyiciler, der ve devam eder... Bugün burada sadece bir tarih anlatmıyoruz… Geçtiğimiz Hafta Akdeniz Üniversitesi'nde yüzyılları aşan bir gönül bağını, bir kardeşlik hikâyesini konuşuyorduk. Macar araştırmacı András Bíró Zsolt’un da ifade ettiği gibi, bir genetik bilim insanının gözünden bakıldığında dahi Türkler ile Macarlar arasındaki bağ inkâr edilemez bir gerçektir. Yapılan bilimsel çalışmalar, yayımlanan makaleler bizlere yaklaşık 1100 yıllık ortak bir geçmişi işaret etmektedir. Ama mesele sadece bilim değil… Mesele, hafızadır… Mesele, kalptir… Macarlar, kökenlerini Hun hükümdarı Atilla’ya, onun soyuna dayandırır. Bu sadece bir inanış değil; aynı zamanda bir aidiyet duygusudur. Çünkü bizler doğudan gelen, Orta Asya’nın rüzgârını yüreğinde taşıyan milletleriz. Tarih boyunca “Turan” düşüncesi, bu ortak ruhun en güçlü ifadesi olmuştur. 1915 yılında yayımlanan ilk Turan dergisiyle birlikte bu fikir sadece bir hayal değil, aynı zamanda bilimsel bir arayış hâline gelmiştir. Aynı kökten gelen halkların birbirini yeniden bulma çabası… Zorluklar karşısında geri dönmeyen bir irade… Kökünü unutmayan bir hafıza… Ve her nefeste yeniden kurulan bir bağ… Türkiye ile Macaristan arasında kurulan iş birlikleri de işte bu ruhun bir yansımasıdır. Bugün 20’den fazla araştırma grubunun bu alanda çalışması, geçmişin sadece hatırlanmadığını, aynı zamanda yaşatıldığını göstermektedir. 1990’lı yıllarda yapılan genetik araştırmalarda, yüzlerce örnek üzerinde yapılan incelemeler Altay, Hun ve Türk topluluklarıyla olan akrabalık bağlarını bilimsel olarak ortaya koymuştur. Yani tarih, sadece anlatılarda değil; insanın özünde, kanında da yaşamaktadır. Hunlar… Doğu ve Batı olarak ikiye ayrılan, ama aslında aynı kökün dalları olan bir büyük medeniyet… Atilla’nın ölümünden sonra yaşanan kardeş kavgaları, bir imparatorluğun sonunu hazırlamış olabilir. Ama bir gerçeği yok edememiştir: O da, bu milletlerin birbirine olan bağıdır. Karadeniz’in kuzeyine uzanan yollar, Hazar kıyılarında yaşayan boylar… Hepsi aynı hikâyenin parçalarıdır. Hazarlar dahi, çoğu zaman farklı değerlendirilse de, Türk-Hun kökenli bir topluluk olarak bu büyük bütünün içinde yer alır. Ve bugün… Bizler hâlâ aynı hikâyenin devamıyız. Belki farklı coğrafyalarda yaşıyoruz… Belki farklı diller konuşuyoruz… Farklı dinleri yaşıyoruz. Ama kalbimizin attığı yer aynıdır: Orta Asya’nın o kadim yurdu… Çünkü biz, unutmadık… Unutmayacağız… Türk ile Macar arasındaki bağ, sadece tarih kitaplarında yazan bir bilgi değildir. Bu bağ, bir hissediştir… Bir hatırlayıştır… Ve en önemlisi, bir kardeşliktir. Akrabalıktır. Ne mutlu Türk'üm diyene! Dilber Köse  
Macar araştırmacı András Bíró Zsolt’un da ifade ettiği gibi, bir genetik bilim insanının gözünden bakıldığında dahi Türkler ile Macarlar arasındaki bağ...

Türk–Macar Kardeşliği: Tarihin Derinliklerinden Gönüllere Uzanan Bağ


Saygıdeğer dinleyiciler, der ve devam eder...
Bugün burada sadece bir tarih anlatmıyoruz…
Geçtiğimiz Hafta Akdeniz Üniversitesi'nde yüzyılları aşan bir gönül bağını, bir kardeşlik hikâyesini konuşuyorduk.

Macar araştırmacı András Bíró Zsolt’un da ifade ettiği gibi, bir genetik bilim insanının gözünden bakıldığında dahi Türkler ile Macarlar arasındaki bağ inkâr edilemez bir gerçektir.

Yapılan bilimsel çalışmalar, yayımlanan makaleler bizlere yaklaşık 1100 yıllık ortak bir geçmişi işaret etmektedir.
Ama mesele sadece bilim değil…
Mesele, hafızadır…
Mesele, kalptir…
Macarlar, kökenlerini Hun hükümdarı Atilla’ya, onun soyuna dayandırır.

Bu sadece bir inanış değil; aynı zamanda bir aidiyet duygusudur.
Çünkü bizler doğudan gelen, Orta Asya’nın rüzgârını yüreğinde taşıyan milletleriz.
Tarih boyunca “Turan” düşüncesi, bu ortak ruhun en güçlü ifadesi olmuştur.

1915 yılında yayımlanan ilk Turan dergisiyle birlikte bu fikir sadece bir hayal değil, aynı zamanda bilimsel bir arayış hâline gelmiştir.
Aynı kökten gelen halkların birbirini yeniden bulma çabası…
Zorluklar karşısında geri dönmeyen bir irade…
Kökünü unutmayan bir hafıza…
Ve her nefeste yeniden kurulan bir bağ…

Türkiye ile Macaristan arasında kurulan iş birlikleri de işte bu ruhun bir yansımasıdır.
Bugün 20’den fazla araştırma grubunun bu alanda çalışması, geçmişin sadece hatırlanmadığını, aynı zamanda yaşatıldığını göstermektedir.

1990’lı yıllarda yapılan genetik araştırmalarda, yüzlerce örnek üzerinde yapılan incelemeler Altay, Hun ve Türk topluluklarıyla olan akrabalık bağlarını bilimsel olarak ortaya koymuştur.

Yani tarih, sadece anlatılarda değil; insanın özünde, kanında da yaşamaktadır.

Hunlar…
Doğu ve Batı olarak ikiye ayrılan, ama aslında aynı kökün dalları olan bir büyük medeniyet…
Atilla’nın ölümünden sonra yaşanan kardeş kavgaları, bir imparatorluğun sonunu hazırlamış olabilir.
Ama bir gerçeği yok edememiştir:
O da, bu milletlerin birbirine olan bağıdır.

Karadeniz’in kuzeyine uzanan yollar, Hazar kıyılarında yaşayan boylar…
Hepsi aynı hikâyenin parçalarıdır.
Hazarlar dahi, çoğu zaman farklı değerlendirilse de, Türk-Hun kökenli bir topluluk olarak bu büyük bütünün içinde yer alır.

Ve bugün…
Bizler hâlâ aynı hikâyenin devamıyız.
Belki farklı coğrafyalarda yaşıyoruz…
Belki farklı diller konuşuyoruz…
Farklı dinleri yaşıyoruz.
Ama kalbimizin attığı yer aynıdır: Orta Asya’nın o kadim yurdu…
Çünkü biz, unutmadık…
Unutmayacağız…

Türk ile Macar arasındaki bağ, sadece tarih kitaplarında yazan bir bilgi değildir.
Bu bağ, bir hissediştir…
Bir hatırlayıştır…
Ve en önemlisi, bir kardeşliktir.
Akrabalıktır.

Ne mutlu Türk'üm diyene!

Dilber Köse
 

Antalya HABERİ

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve siteye yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.