Vatan Size Minnettar: UTEF'e Anlamlı Bir Ziyaret
Vatan Size Minnettar: UTEF'e Anlamlı Bir Ziyaret
Minnet Borcumuz: Şehitlerimizin ve ailelerinin hakkını ne yapsak ödeyemeyiz.
Vatan Size Minnettar: UTEF'e Anlamlı Bir Ziyaret
Bugün Federasyonumuzda (UTEF), vatanımız uğruna canını feda eden kahraman şehidimiz hemşire Canan Akkuş’un kıymetli babası Şemsettin Akkuş'u ağırlamanın manevi huzurunu yaşadık.
Ziyaret boyunca hem şehidimizin aziz hatırasını yad ettik hem de dünden bugüne verdiğimiz mücadeleleri paylaştık.
Acısı her ne kadar hâlâ taze olsa da, şehit babamızın Federasyonumuzun çalışmalarına verdiği destek ve bizlerin yanında olacağını ifade etmesi bizlere büyük bir güç ve onur verdi.
Minnet Borcumuz: Şehitlerimizin ve ailelerinin hakkını ne yapsak ödeyemeyiz.
Onların emanetine sahip çıkmak boynumuzun borcudur.
Bir Beyaz Önlüğün Kanat Çırpışı: 27 Yıllık Bir Vefa Senfonisi
Takvimler 15 Eylül 1999’u gösterdiğinde, Türkiye henüz Marmara Depremi’nin taze yaralarını sarmaya çalışıyordu.
O karmaşanın ve kederin ortasında, ülkenin bir ucundan, Siirt Eruh’un sarp dağlarından yüreklere bir ateş daha düştü.
Ama bu kez ateş, sadece bir askerin değil, hayat kurtarmaya yemin etmiş bir kadının, Antalya'lı Hemşire Canan Akkuş’un haberiyle harlandı.
O gün o helikopter, teknik bir arıza nedeniyle Dikboğaz Köyü yakınlarında toprağa düştüğünde, sadece bir hava aracı değil; bir annenin evladı, bir kentin gururu ve yaralı askerlerine nefes olmaya koşan bir idealist de o enkazda kaldı.
Zamanın Geçmediği Yer: Uncalı’dan Eruh’a
Aradan tam 27 yıl geçti.
Dile kolay; 1999’dan 2026’ya... Dünya değişti, teknoloji değişti, şehirler büyüdü.
Ancak Antalya’nın güneşli sokaklarından çıkıp Siirt’in sert rüzgarlarına "görev aşkıyla" giden o genç kadının bıraktığı iz, bir santim bile silinmedi.
Siirt’te Bir Şifa Kapısı: Onun adı, şehit düştüğü o topraklarda, 6 Nolu Sağlık Ocağı’nın kapısında yaşıyor.
Bugün 2026 yılında, Siirtli bir çocuk o kapıdan içeri girip şifa buluyorsa, bu Canan Hemşire’nin bitmeyen nöbeti sayesindedir.
Antalya’da Bir Nefes: Antalya’da adının verildiği o parkta oyun oynayan çocuklar, gölgesinde oturan yaşlılar belki de farkında olmadan onun huzuruyla dinleniyor.
Kardeşin Omzundaki Şeref...
Devletin vefanın bir nişanesi olarak kardeşi Şükkan Akkuş’a tanıdığı hak, sadece bir memuriyet ataması değildi; bir ailenin dik duruşuna verilmiş bir sözdü.
Canan Hemşire'nin bıraktığı bayrağı, kardeşi yıllardır bir devlet memurunun vakarıyla taşıyor.
2026’dan Geriye Bakınca...
Bugün 2026 yılının Nisan sonundayız. Uncalı Kent Mezarlığı’ndaki o mezar taşı, 27 yıldır her baharda yeniden çiçekleniyor.
Canan Akkuş, sadece bir "şehit hemşire" değil; Türk kadınının cesaretinin, meslek onurunun ve vatan sevgisinin ölümsüz bir simgesidir.
O, elinde iğnesi ve sargı beziyle, çatışmanın tam ortasına bir helikopterin pervanesinde uçacak kadar yürekliydi.
Bizlere düşen ise, 27 yıl değil, bir asır da geçse bu "beyaz melek"in adını her duyduğumuzda aynı minnetle ürpermek.
Huzur içinde uyu Canan Akkuş. Antalya seni, Türkiye o asil görev aşkını asla unutmadı.
Dualarımız: Şehidimiz Canan Akkuş’a Allah’tan gani gani rahmet diliyor, makamının ali, Peygamber Efendimize komşu olmasını niyaz ediyoruz.
"Şehitler Ölmez, Vatan Bölünmez!"
Bu milletin vatan sevgisiyle attığı her adımın, dökülen her terin ve feda edilen her canın mührüdür.
Ruhları şad, vatanımız daim olsun.

Rabbim hiç bir anne ve babaya evlat acısı yaşatmasın. Bizleri bu onurlu yolda yalnız bırakmayan şehit babamıza şükranlarımızı sunuyoruz.
Ruhları şad, mekânları cennet olsun.
28.04.2026
Dilber Köse
Antalya HABERİ
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
