Babamın Mirası Bir Evden Fazlası
Babam okuma yazma bilmiyordu ama çocukları okusun diye ömrü boyunca çırpındı durdu.
Yıllar sonra bu dünyadan ayrılırken bize bıraktığı en büyük miras, onurlu yaşam ve bahçeli bir evdi. O ev sadece dört duvar değildi. Babamın yokluk içinde verdiği emeğin, çocuklarının geleceği için yaptığı fedakârlığın ve yıllarca süren mücadelesinin karşılığıydı.
Şimdi o ev, kentsel dönüşüm sürecinde elimizden alınmak isteniyor. İtiraz ettim. Sonuç? Mahkemelik oldum. Daha da düşündürücü olan ise büyükşehir çalışanlarının bana “uzlaşın” yönünde telkinde bulunmasıydı. Ben de soruyorum: Neye uzlaşacağım?
Benim evimi benden alıyorsunuz. Sonra da bana, henüz teslim edilmemiş bir konutu parayla satın almamı, var olan evimi de yıkmayı teklif ediyorsunuz. Yani ben ev sahibi konumundayken hem evsiz kalıyorum hem de bana verilmeyen bir evi yıllarca para ödeyerek satın almak durumunda bırakılıyorum.
Üstelik yıllardır benzer süreçlerde mağdur olduğunu ifade eden insanların bulunduğu bir ortamda…
18 yıl önce konut sahibi olma vaadiyle evlerini devreden insanların bugün hâlâ yaşadıkları sorunlar ortadayken, aynı yöntemin yeni insanları mağdur etmemesi gerekmez mi?
Bir tarafta milyonlarca liralık harcamalar konuşuluyorken diğer tarafta insanların yıllarca çalışarak edindiği evleri ve gelecekleri söz konusu. Ben artık sadece kendi evim için sormuyorum:
Kamu gücü, vatandaşın mülkiyet hakkını korumak için mi vardır; yoksa vatandaş kamu kararlarının sonucuna katlanmak zorunda mı?
Babam beni okutabilmek için nelerden vazgeçti. Ben geceler boyunca ders çalıştım. Diplomalar aldım. Hayatımı kurmaya çalıştım. Bugün geldiğim noktada ise kendimi, babamın bana bıraktığı ev için mücadele ederken buluyorum. Benim aldığım diplomalar babamın evine sahip çıkmama da yetmiyorsa üniversiteler ne için var?
Ve en ağır gelen soru şu: Bir insanın yıllarca çalışarak elde ettiği evinin yerine, istemediği bir bedeli kabul etmesi gerçekten “uzlaşma” mıdır?
Binlerce insanın mağdur olduğunu söylediği bir süreçte neden hâlâ etkili bir çözüm üretilemiyor?
Neden firma faaliyetlerine devam ederken vatandaş yıllarca beklemek zorunda kalıyor?
Neden itiraz eden vatandaş kendisini savunmak zorunda bırakılıyor?
Ben susmayacağım
Ekleme
Tarihi: 07 Ekim 2026 -Çarşamba
Babamın Mirası Bir Evden Fazlası
Babam okuma yazma bilmiyordu ama çocukları okusun diye ömrü boyunca çırpındı durdu.
Yıllar sonra bu dünyadan ayrılırken bize bıraktığı en büyük miras, onurlu yaşam ve bahçeli bir evdi. O ev sadece dört duvar değildi. Babamın yokluk içinde verdiği emeğin, çocuklarının geleceği için yaptığı fedakârlığın ve yıllarca süren mücadelesinin karşılığıydı.
Şimdi o ev, kentsel dönüşüm sürecinde elimizden alınmak isteniyor. İtiraz ettim. Sonuç? Mahkemelik oldum. Daha da düşündürücü olan ise büyükşehir çalışanlarının bana “uzlaşın” yönünde telkinde bulunmasıydı. Ben de soruyorum: Neye uzlaşacağım?
Benim evimi benden alıyorsunuz. Sonra da bana, henüz teslim edilmemiş bir konutu parayla satın almamı, var olan evimi de yıkmayı teklif ediyorsunuz. Yani ben ev sahibi konumundayken hem evsiz kalıyorum hem de bana verilmeyen bir evi yıllarca para ödeyerek satın almak durumunda bırakılıyorum.
Üstelik yıllardır benzer süreçlerde mağdur olduğunu ifade eden insanların bulunduğu bir ortamda…
18 yıl önce konut sahibi olma vaadiyle evlerini devreden insanların bugün hâlâ yaşadıkları sorunlar ortadayken, aynı yöntemin yeni insanları mağdur etmemesi gerekmez mi?
Bir tarafta milyonlarca liralık harcamalar konuşuluyorken diğer tarafta insanların yıllarca çalışarak edindiği evleri ve gelecekleri söz konusu. Ben artık sadece kendi evim için sormuyorum:
Kamu gücü, vatandaşın mülkiyet hakkını korumak için mi vardır; yoksa vatandaş kamu kararlarının sonucuna katlanmak zorunda mı?
Babam beni okutabilmek için nelerden vazgeçti. Ben geceler boyunca ders çalıştım. Diplomalar aldım. Hayatımı kurmaya çalıştım. Bugün geldiğim noktada ise kendimi, babamın bana bıraktığı ev için mücadele ederken buluyorum. Benim aldığım diplomalar babamın evine sahip çıkmama da yetmiyorsa üniversiteler ne için var?
Ve en ağır gelen soru şu: Bir insanın yıllarca çalışarak elde ettiği evinin yerine, istemediği bir bedeli kabul etmesi gerçekten “uzlaşma” mıdır?
Binlerce insanın mağdur olduğunu söylediği bir süreçte neden hâlâ etkili bir çözüm üretilemiyor?
Neden firma faaliyetlerine devam ederken vatandaş yıllarca beklemek zorunda kalıyor?
Neden itiraz eden vatandaş kendisini savunmak zorunda bırakılıyor?
Ben susmayacağım
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
