
Vesvese
Geçen gün Alanya Kleopatra sahilinde yürüyen yaşlı bir amcaya rastladım.
Elinde çayı, gözleri denizdeydi. Yanından geçerken kendi kendine konuşur gibi şöyle dedi:
“İnsan bazen hiç sebep yoğusa gendi gendiini yoruyo emmimoğlu/evladım..."
Sonra sustu. Dalgalara baktı bir müddet.
“Deniz eyi hoş, gözel ama; goyünü (içi) dalgadan geçmeyenin gözü güzellik görmeyor gari"
O cümle uzun süre aklımda kaldı.
Gerçekten de insan bazen en büyük savaşı dışarıyla değil, kendi zihniyle verir.
Kalabalıkların içinde gülerken bile içinden susmayan bir ses vardır.
“Ya olmazsa…”
“Ya yanlışsa…”
“Ya insanlar ne derse…”
İşte vesvese tam da böyle başlar. Sessiz gelir… Ama insanın iç dünyasında büyük gürültüler koparır.
Vesvese çoğu zaman korkunun dilidir. İnsanın zihnine düşen küçücük bir şüphe, büyüdükçe hayatın merkezine oturabilir. Bazen ibadette, bazen sevgide, bazen insan ilişkilerinde, bazen de kendi değerimizi sorgularken ortaya çıkar. İnsan bir süre sonra gerçekle kuruntuyu ayırt edemez hâle gelir.
Oysa hayat, sürekli şüpheyle yaşanacak kadar uzun değildir.
Vesvese, insanın iç huzurunu yavaş yavaş tüketir. Çünkü zihni sürekli geçmişteki pişmanlıklara ya da gelecekteki ihtimallere taşır. Halbuki insanın gerçek gücü “şimdi”de saklıdır. Sürekli korkularla yaşayan biri, elindeki güzellikleri fark edemez. Bir çiçeğin kokusunu duyamaz, bir dostun samimiyetini hissedemez, bir duanın huzuruna tam varamaz.
En tehlikelisi de şudur:
Vesvese insanı kendi özünden uzaklaştırır.
Kendi değerini unutan insan, başkalarının düşüncelerinde kaybolur. Sürekli kusur arayan bir zihin, zamanla aynaya bile merhametsiz bakmaya başlar.Oysa insan kusursuz olmak için değil, fark ederek olgunlaşmak için vardır.
Bazen bir hatayı büyüten şey hata değil, zihnin onu sürekli tekrar etmesidir. İnsan düşebilir, yanılabilir, kırılabilir… Ama her düşüş yeniden kalkmanın ihtimalini de taşır. Vesvese ise insana bunu unutturur. Çünkü o, çözüm değil karmaşa üretir.
Bu yüzden insanın ara sıra zihnini susturup kalbini dinlemesi gerekir.
Çünkü kalp çoğu zaman daha sade konuşur.
Dolayısıyla huzur; her şeyi kontrol etmekte değil, bazı şeyleri Allah’a bırakabilmektedir. Her sorunun cevabını aynı anda bulmak zorunda değiliz.
Her korku gerçekleşecek diye bir gerçek yok. Bazen insanın yapması gereken tek şey, içine düşen karanlık düşünceye değil; içindeki ışığa tutunmaktır.
Ve unutulmamalıdır ki;
Vesvese kapıyı çalabilir…
Ama onu içeri buyur edip etmemek insanın elindedir.
VESVESE
Etme şeytan ile dem-i muhabbet
Geliverir başa anlık musibet
Ne iyilik kalır ne de mehabet
Sevap kubbesini yıkar vesvese
Sevgilerimle…
Gülzâre
Gülizar ALTAY
