İbrahim Uysal
Köşe Yazarı
İbrahim Uysal
 

YILMAK BIKMAK NEDİR BİLİR MİSİNİZ

Bir köyden çıkıp, hali vakti yerinde bir ailenin köy delikanlısı olarak önce kasaba, ilçe, sonra şehir yetmedi Büyükşehir hatta Başkentte yıllarını geçirmiş;     Aileden dolayı çiftçi ve tüccar olmayı planlarken, birden kendisini bürokrasinin merdivenlerinde ve masalarında bulmuş;      Biraz özgüven, biraz zihni sinir proje yatkınlığı ile bürokraside "çirkin ördek yavrusu, solcu" olsa da, yine de makanların ona bir danışın, onunla bir konuşun dedilen kişisi;    Hatta o zamanlar milliyetçi bir Bakanının beni sürmeyi konuştuğu bir toplantıda, Teftiş Kurulu  başkanı rahmetli Erdil Olcay'ın, "o çocuğu görevden alırsanız, ilk itirazı ben yaparım" deyince, sayın Bakan bana,  "bir yanlışını görürsem, tırnaklarını sökerim" dediğini yıllar sonra anımsayarak, "sen adam gibi adammışsın da fark etmemişiz", dediğinde ikimizin de gözlerim buğulanmıştı.    Devletin en tepesinde ve herkesin yönetici olarak hayran olduğu bir Cumhurbaşkanı ile 7 yıl birlikte olmuş;     Siyasette iyi niyetin zirvesini göstermiş, bir partinin Genel Başkanı istifa ettikten sonra, siyasi mağdur olmasın diye yeni yöneticilerden ona TBMM'YE MV olarak giderken yanında olacak bir kaç Mv kontenjanı istemiş ve parti yöneticileri de olur deyip, beni de o kontenjan listesinde saymışlar iken;      Son anda gönderilen listesinde beni yok sayarak, sorumluluğun Deniz de mi, Osman da mı olduğu bir komediyi yaşamış;     Yıllarca memleketinin Ankara'daki Derneğinin Başkanlığını yapmış birisi olarak,  artık olaylara,  kişilere ve siyasi süreçlere biraz farklı bakabilen birisi olmuşum.     Arabam ile giderken yollaradaki sürücülere, yayalara;     Toplu takımlara biniyor isem de yolculara,  yollarda yürüyor isem de sokaktaki insanlara bakıyorum, bakıyorum da şaşıp kalıyorum.      Gerçekten Yaşar Kemal ne kadar haklıymış  " O iyi/ güzel insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler, demirin tuncuna, insanın piçine" kaldığımızı sokaklarda görmek ne acı.    Bazen kendimi, her şeyden yılmış, bıkmış hissediyorum gördüklerimden ve yaşadıklarımdan sonra;     Sonra da yok öyle  yılmak, yıkılmak deyip, önüme gelen her yerde haykırıyorum,     Bu güzel memlekette, bu güzel ataların çocukları, torunları olarak, verilen onca emeğe karşın, her şeyin içine edildilmeye çalışıldığı bu günler, yılmak, bıkmak yok.  
Ekleme Tarihi: 27 Eylül 2026 -Pazar

YILMAK BIKMAK NEDİR BİLİR MİSİNİZ

Bir köyden çıkıp, hali vakti yerinde bir ailenin köy delikanlısı olarak önce kasaba, ilçe, sonra şehir yetmedi Büyükşehir hatta Başkentte yıllarını geçirmiş;

    Aileden dolayı çiftçi ve tüccar olmayı planlarken, birden kendisini bürokrasinin merdivenlerinde ve masalarında bulmuş;
     Biraz özgüven, biraz zihni sinir proje yatkınlığı ile bürokraside "çirkin ördek yavrusu, solcu" olsa da, yine de makanların ona bir danışın, onunla bir konuşun dedilen kişisi;
   Hatta o zamanlar milliyetçi bir Bakanının beni sürmeyi konuştuğu bir toplantıda, Teftiş Kurulu  başkanı rahmetli Erdil Olcay'ın, "o çocuğu görevden alırsanız, ilk itirazı ben yaparım" deyince, sayın Bakan bana,  "bir yanlışını görürsem, tırnaklarını sökerim" dediğini yıllar sonra anımsayarak, "sen adam gibi adammışsın da fark etmemişiz", dediğinde ikimizin de gözlerim buğulanmıştı.
   Devletin en tepesinde ve herkesin yönetici olarak hayran olduğu bir Cumhurbaşkanı ile 7 yıl birlikte olmuş;
    Siyasette iyi niyetin zirvesini göstermiş, bir partinin Genel Başkanı istifa ettikten sonra, siyasi mağdur olmasın diye yeni yöneticilerden ona TBMM'YE MV olarak giderken yanında olacak bir kaç Mv kontenjanı istemiş ve parti yöneticileri de olur deyip, beni de o kontenjan listesinde saymışlar iken;
     Son anda gönderilen listesinde beni yok sayarak, sorumluluğun Deniz de mi, Osman da mı olduğu bir komediyi yaşamış;
    Yıllarca memleketinin Ankara'daki Derneğinin Başkanlığını yapmış birisi olarak,  artık olaylara,  kişilere ve siyasi süreçlere biraz farklı bakabilen birisi olmuşum.
    Arabam ile giderken yollaradaki sürücülere, yayalara;
    Toplu takımlara biniyor isem de yolculara,  yollarda yürüyor isem de sokaktaki insanlara bakıyorum, bakıyorum da şaşıp kalıyorum. 
    Gerçekten Yaşar Kemal ne kadar haklıymış  " O iyi/ güzel insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler, demirin tuncuna, insanın piçine" kaldığımızı sokaklarda görmek ne acı.
   Bazen kendimi, her şeyden yılmış, bıkmış hissediyorum gördüklerimden ve yaşadıklarımdan sonra;
    Sonra da yok öyle  yılmak, yıkılmak deyip, önüme gelen her yerde haykırıyorum,
    Bu güzel memlekette, bu güzel ataların çocukları, torunları olarak, verilen onca emeğe karşın, her şeyin içine edildilmeye çalışıldığı bu günler, yılmak, bıkmak yok.
 
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kalpgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.