6 Şubat: Kader Değil, İhmalin Tarihi
6 Şubat: Kader Değil, İhmalin Tarihi
Merkez üssü Kahramanmaraş Pazarcık olan Mw 7.7 büyüklüğündeki deprem, sadece toprağı değil; evleri, umutları, hayatları yerle bir etti.
6 Şubat: Kader Değil, İhmalin Tarihi
06.02.2023…
Saat 04.17.
Türkiye uykudayken, karanlığın en ağır anında yer sarsıldı.
Merkez üssü Kahramanmaraş Pazarcık olan Mw 7.7 büyüklüğündeki deprem, sadece toprağı değil; evleri, umutları, hayatları yerle bir etti.
Aradan henüz dokuz saat geçmişti ki saat 13.24’te, bu kez Elbistan merkezli Mw 7.6 büyüklüğündeki ikinci deprem geldi.
Aynı gün değil; aynı kaderi iki kez yaşadık.
Cumhuriyetimizin 100. yılını kutlama coşkusuyla girdiğimiz 2023 yılı, 6 Şubat sabahı hepimizin hafızasına acıyla kazındı.
Doğu Anadolu Fay Zonu üzerinde meydana gelen bu ardışık depremler; 11 ilimizi doğrudan etkiledi, 18 kentimizde hissedildi.
Bu felaket yalnız bugünü değil, gelecek kuşakları da etkileyecek derin izler bıraktı.
1939 Erzincan ve 1999 Marmara depremlerini geride bırakarak, Cumhuriyet tarihimizin en büyük kaybına yol açan afet olarak kayıtlara geçti.
Resmî rakamlara göre 50 bini aşkın can…
Ama rakamlar yetmiyor; çünkü bu felaketin gerçek bilançosu, mezar taşlarına sığmıyor.
1999 Bir Milattı… 2023 Daha Sert Bir Uyarı 1900 yılından bu yana ülkemizde can kaybına ya da ağır hasara yol açan 269 deprem yaşandı.
Bunlardan 20’si, 7 ve üzeri büyüklükteydi. Can kaybı açısından bakıldığında ilk üç sırada;
2023 Kahramanmaraş Depremleri
1939 Erzincan Depremi
1999 Marmara Depremi yer alıyor.
1999 Marmara Depremi “artık ders almalıyız” dediğimiz bir milattı.
6 Şubat 2023 ise şunu haykırdı:
Ders alınmadı.
Bu nedenle söylüyoruz:
Bu bir kader değil.
Bu; ihmalin, denetimsizliğin, görmezden gelmenin sonucudur.
Sorumluluk Herkesindir...
Kurumlar…
Kuruluşlar…
Yerel yönetimler…
Merkezi idare…
STK’lar… Ve elbette hepimiz…
Sorumluluk paylaşılamaz bir yük değildir; herkesin omzundadır.
Riskli binalar biliniyordu.
Zemin etütleri yapılmadan yükselen yapılar vardı.
Ruhsatsız, denetimsiz, “bir şey olmaz” denilerek göz yumulmuş binalar vardı.
Oysa bazı şeyler kader değildir.
Önlenebilir ölümler kader değildir.
Kentsel Dönüşüm Bir Lüks Değil, Mecburiyettir.
Bugün hâlâ riskli binalarda yaşamaya devam eden binlerce insan var.
Oysa kentsel dönüşüm için artık salt çoğunluk yeterli.
Bir kişinin başvurusu dahi süreci başlatabiliyor.
Tapu kayıtları incelenmeli.
Zemin uygunluğu şeffaf biçimde açıklanmalı.
Karara katılmayanların hisseleri hukuka uygun biçimde değerlendirilmelidir.
Vatandaş bekletilmemeli, oyalamaya maruz bırakılmamalıdır.
Adalet varsa, aynı olaylara aynı kararlar verilmelidir.
Ya İstanbul? Ya Marmara?
Basında her gün aynı cümle:
“İstanbul depremi bekleniyor…”
Peki soruyoruz: Hazır mıyız?
Altyapılar güçlendirildi mi?
Üst yapılar depreme dayanıklı mı?
Bugünün mühendislik koşullarına uygun mu?
Ve en acısı…
6 Şubat’tan sonra hâlâ kayıp çocuklarımız var.
Bir iz yok.
Bir cevap yok.
İnsan sormadan edemiyor:
Yurt dışına mı çıkarıldılar?
Organ mafyası mı?
Çocuk kaçakçılığı mı?
Bu sorular cevapsız kaldıkça, yaralar kapanmıyor.
Unutmayacağız, Unutturmayacağız
6 Şubat; 65 saniyede ömürlerimizi aldı. 11 ilde, on binlerce bina çöktü. Bir ülke aynı anda yas tuttu. Bu acıyı bir daha yaşamamak için;
Konuşmalıyız.
Sorgulamalıyız.
Önlem almalıyız.
Ve en önemlisi:
Unutmamalıyız.
Rabbim bir daha göstermesin.
Ama bilmeliyiz ki;
“Deprem değil, ihmal öldürür.”
“Bu acı kader değil; suskunluğun eseridir.”
“Doğa uyardı, bedelini insanlar ödedi.”
“Unutursak, tekrar yaşarız.”
“Bir daha olmaması için, bugün sorumluluk.”
Deprem kader değil; ihmal, suskunluk ve sorumluluktan kaçışın bedelidir.
unutursak, aynı acıyı yeniden yaşarız.
Dualar kadar, sorumluluk da şarttır.
Dilber KÖSE
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
