ATATÜRK’ÜN 3 ADET FARKLI ZAMANLARDAKİ NÜFUS CÜZDANINDA DİNİ İSLAM’DIR YAZMAKTADIR.’’
KÜLTÜR SANAT
06.10.2022 - 21:56, Güncelleme:
01.01.1970 - 02:00
ATATÜRK’ÜN 3 ADET FARKLI ZAMANLARDAKİ NÜFUS CÜZDANINDA DİNİ İSLAM’DIR YAZMAKTADIR.’’
‘’Antalya Karatay Çalışma Grubu’ ’olarak Düzenlenen ‘’ATATÜRK’ÜN İNANÇ DÜNYASI VE DİN’’ KONULU SOHBET TOPLANTISI Konuşmacı Sayın Prof.Dr. İsmail YAKIT ve devamdaki Türk Ocakları Antalya Şube Başkanı Abdullah UYSAL, AKSAN Akdeniz, Gençlik, Sanat ve Araştırma ve Eğitim Derneği Projeler Koordinatörü ve Karatay Çalışma Grubu Projeler Koordinatörü Özer Satılmış ÖZGÜÇ, Önceki Antalya 12.Noteri Emekli Hakim Gülser Türkeli ÖZGÜÇ, UTEF Uluslararası Tüm Engelliler, Yaşlılar ve Kimsesizler Federasyonu Genel Başkanı ve Leman Gebizli Tüm Engellilere Umut Işığı Derneği Başkanı ve Kalp Antalya Gazetesi Sahibi Güldane KAYA, Tüm Hataylılar ve Hatay Dostları Derneği (TÜMHATAYDER) ve Irak Akdeniz ve İslam Ülkeleri İş İnsanları Derneği (IRAK-İŞDER)Genel Başkanı Hikmet Kenan YOZGATLI, Ressam Prof.Dr. Murat KABUKÇUOĞLU, Prof.Dr. Hakan ALTINTAŞ, Orman Genel Müdürlüğü Önceki Teftiş Kurulu Başkanı Orman Yüksek Mühendisi Veli BARAKLI, Türkiye Turizm Sendikaları Genel Başkanı Ümit AKDUMAN, Türkiye Turizm Sendikaları Saymanı Ömer YEKREK, Türkiye Akseki Hayratları Dernekleri Başkanı Alaattin ERAYDIN, Emekli Albay Dr.Suat AKGÜL, Önceki Antalya Deniz Komutanı Emekli Deniz Kıdemli Albay Sedat AKKUŞ, TESUD Genel Sekreteri Emekli Gazi Albay Orhan GÜLER, İyi Parti Antalya İl Başkan Yardımcısı Şenel TOLA, İyi Parti Antalya İl Başkan Yardımcısı Hüseyin ÖZDAMAR, Emekli Orman Bölge Müdürü Bahattin ERDOĞAN, Orman Yüksek Mühendisi Mustafa ÜNAL, Kadir TOSUN ve Çok sayıda Katılımcı huzurunda gerçekleştirildi.
Kürsüye gelerek İlk sözü alan Karatay Çalışma Grubu Üst Yönetiminden Emekli Albay Dr. Suat AKGÜL’’ Antalya Kaleiçinde bulunan Tarihi Karatay Medresesinde, 2022-2023 Dönemi İlk Sohbet Toplantımızı birazdan, ‘’ATATÜRK’ÜN İNANÇ DÜNYASI VE DİN’’ Konulu olarak gerçekleştireceğiz. Geçenlerde Ankara’da bulunduğumda Anlamlı olduğunu düşünerek Hacı Bayram Camii ziyaretim ve Börekçizade Rıfat BÖREKÇİ’nin şahsında Milli Mücadelemize büyük katkıları olan bütün gerçek Din Alimlerinide , Atamızıda ve Silah Arkadaşlarınıda, tüm şehitlerimizi de Rahmet ve Minnetle yad ediyorum. Zahmetlerde bulunarak gelip aramızda bulunan Çok Değerli İslam Felsefesi Hocamız Sayın Prof.Dr. İsmail YAKIT, yaptığı çok yönlü derin araştırmalara dayalı doğru tespitlerini bizlerle paylaşmaları için kürsüye arz ediyorum. ’dedi.
Konuşmacı Sayın Prof.Dr. İsmail YAKUT’’ Atatürk’ün İnanç Dünyası ve Din Konularındaki anlayışı bakış açısını anlayabilmek için, gerek Nutuk’ta gerekse zaman zaman yapmış olduğu
konuşmalar ve gazete yayınlarındaki sözlerini okumak ve iyice anlamak lazımdır. Bu nedenlerle, aşağıda kısaca paragraflarla okuyup izah edeceğim sözleri çok kıymetlidir.
‘’Din bir vicdan meselesidir. Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz. Düşünce ve tefekküre karşı değiliz. Biz sadece din işlerini, millet ve devlet işleriyle karıştırmamaya çalışıyoruz, kasde ve fiile dayanan bağnaz hareketlerden sakınıyoruz. Gericilere fırsat vermeyeceğiz.’’
"Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır."
"Biliriz ki Allah, Dünya üzerinde yarattığı bu kadar nimeti, bu kadar güzellikleri insanlar istifade etsin, varlık içinde yaşasınlar diye yaratmıştır. Ve âzamî derecede faydalanabilmek için de bugün, Kâinat'tan esirgediği zekâyı, aklı insanlara vermiştir."
"Biz ne Bolşevikiz, ne de komünist: Ne biri, ne diğeri olamayız. Türkler milliyetperver ve dinlerine hürmetkâr bir millettir. Bizim hükümet şeklimiz tam bir demokrat hükümetidir."
"Bizi yanlış yola sevk eden habisler, biliniz ki çok kere din perdesine bürünmüşlerdir."
"Bizim dinimiz en tabii ve mâkul dindir. Ve ancak bundan dolayıdır ki son din olmuştur. Bir dînin tabii olmasi için akla, fenne, ilme ve mantığa uygun olması lâzımdır. Bizim dînimiz bunlara tamamen uygundur."
"Bizim dinimiz milletimize aşağılık, miskin ve hor görülmeyi tavsiye etmez. Aksine Allah da Peygamber de insanların ve milletlerin yücelik ve şereflerini muhafaza etmelerini emreder."
"Din bir vicdan meselesidir. Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz. Düşünce ve tefekküre karşı değiliz. Biz sadece din işlerini, millet ve devlet işleriyle karıştırmamaya çalışıyoruz, kasde ve fiile dayanan bağnaz hareketlerden sakınıyoruz. Gericilere fırsat vermeyeceğiz."
"Din lüzumlu bir müessesedir. Dinsiz milletlerin devamına imkan yoktur. Yalnız şurası var ki din, Allah ile kul arasındaki bağlılıktır. Softa sınıfının din simsarlığına müsaade edilmemelidir. Dinden maddî menfaat temin edenler, iğrenç kimselerdir. İşte biz, bu vaziyete muhalifiz ve buna müsaade etmiyoruz…"
"Din vardır ve lâzımdır. Temeli çok sağlam bir dinimiz var. Malzemesi iyi; fakat bina, uzun asırlardır ihmale uğramış. Harçlar döküldükçe yeni harç yapıp binayı takviye etmek lüzumu hissedilmemiş. Aksine olarak birçok yabancı unsur –tefsirler, hurafeler– binayı daha fazla hırpalamış. Bugün bu binaya dokunulamaz, tamir de edilemez. Ancak zamanla çatlaklar derinleşecek ve sağlam temeller üstünde yeni bir bina kurmak lüzumu hasıl olacaktır."
"Din ve mezhep hiçbir zaman politika aleti olarak kullanılamaz."
"Dînimizin tavsiye ettiği tesettür hem hayatta, hem fazilete uygundur. Kadınlarımız, şeriatın tavsiyesi, dînin emri mûcibince tesettür etselerdi ne o kadar kapanacaklar, ne o kadar açılacaklardı. Tesettür-ü şer’î kadınlar için mûcib-i müşkilat olmayacak, kadınların hayât-i mâişette ve hayât-ı içtimâîyede, hayât-ı iktisâdiyede, hayât-ı mâişette ve hayât-ı ilimde erkeklerle teşrîk-i faaliyet etmesine mânî
bulunmayacak bir şekl-i basittedir. Bu şekl-i basit, heyet-i içtimâiyemizin ahlâk ve âdâbına mugayir değildir."
"Efendiler… Camiler itaat ve ibadet ile beraber din ve dünya için neler yapılmak lâzım geldiğini düşünmek danışmak için yapılmıştır. Millet işlerinde her kişinin zihninin başlı başına çalışması lâzımdır. İşte biz de burada din ve Dünya için geleceğimiz ve istiklalimiz için ve en çok millî egemenliğimiz için neler düşündüğümüzü meydana koyalım. Ben yalnız kendi düşüncelerimi söylemek istemiyorum. Hepinizin düşündüklerini anlatmak istiyorum. Millî ülküler, millî irade yalnız şahsın düşmesinden değil, tüm millet fertlerinin ülkülerinin toplamıyla yaratılır…"
‘’Minberlerden halkın anlayabileceği lisanla ruh ve dimağu hitap olunmakla Ehl-i İslâm'ın vücûdu canlanır, dimağı saflanır, îmânı kuvvetlenir; kalbi cesaret bulur. Fakat buna nazaran hutebât-ı kirâmın hâiz olmaları lâzım gelen evsâf-ı ilmiye, liyâkat-ı mahsûsa ve ahvâl-i âleme vukuf hâiz-i ehemmiyettir."
"En son duam şudur ki, istekleri gerçekleştiren Büyük Allah, sevdiği Hz. Muhammed hürmetine bu kutsal vatanın sahibi ve savunucusu, kıyamete kadar Hz. Muhammed’in dininin en sadık koruyucusu olan necip milletimiz ile saltanat ve yüce hilâfeti korusun ve mukaddesatımızı düşünmekle sorumlu olan heyetimizi başarılı kılsın! Amin."
"Ey arkadaşlar! Tanrı birdir, büyüktür, ilâhî âdetlerin görüşlerine bakarak diyebiliriz ki, insanlar iki sınıfta, iki çağda incelenebilir, tik çağ insanlığın çocukluk ve gençlik çağı, ikinci çağ, insanlığın erginlik ve olgunluk çağıdır. İnsanlık birinci çağda tıpkı bir çocuk gibi, tıpkı bir genç gibi yakından ve maddi vasıtalarla kendisiyle ilgilenilmeyi gerekli görür. Allah, kullarının gerekli olan olgunluk noktasına ulaşmasına kadar, içlerinden vasıtalarla, kullarıyla ilgilenmeyi ilâhî gereklilik saymıştır. Onlara Hz. Adem’den itibaren kaydedilmiş, kaydedilmemiş sonsuz denecek kadar çok peygamber ve elçi göndermiştir. Fakat peygamberimiz aracılığıyla en son dini ve medeni hakikatları verdikten sonra artık insanlıkla aracı yoluyla temasta bulunmaya gerek görmemiştir. İnsanlığın anlama derecesi, aydınlanma ve olgunlaşması her kulun doğrudan doğruya ilâhî ilhamlarla temas yeteneğine ulaştığım kabul buyurmuştur. Bu sebepledir ki Hz. Peygamber, peygamberlerin sonuncusu olmuştur ve kitabı, en mükemmel kitaptır."
"Ey millet, Allah birdir, şânı büyüktür. Allah'ın selâmeti, âtıfeti ve hayrı üzerinize olsun. Peygamberimiz efendimiz hazretleri, Cenâb-ı Hak tarafından insanlara hakayık-ı dînîyeyi tebliğe memur ve resûl olmuştur. Kanûn-i Esâsî'si cümlemizce mâlumdur ki, Kur'ân-ı Azîmüşşan'daki husustur. İnsanlara feyz rûhu vermiş olan dînimiz, son [hak] dindir. Ekmel tevâfuk ve tetâbuk ediyor. Eğer akla, mantığa ve hakîkate tevâfuk etmemiş olsaydı, bununla diğer kavânîn-i ilâhiye beyninde tezat olması îcap ederdi. Çünkü bilcümle kavânîn-i kevniyeyi yapan Cenâb-ı Hak'tır."
"Her fert istediğini düşünmek, istediğine inanmak, kendine mahsus siyasî bir fikre sahip olmak, seçtiği bir dinin icaplarını yapmak veya yapmamak hak ve hürriyetine sahiptir. Kimsenin fikrine ve vicdanına hakim olunamaz."
"İslâm dinini, yüzyıllardan beri alışageldiği üzere bir siyaset aracı durumundan uzaklaştırmak ve yüceltmek gerekli olduğu gerçeğini görüyoruz. Kutsal ve ilâhi inançlarımızı ve vicdani değerlerimizi, karanlık ve kararsız olan ve her türlü menfaat ve ihtiraslara görünüş sahnesi olan siyasetlerden ve siyasetin bütün kısımlarından bir an önce ve kesin olarak kurtarmak milletin dünyevi ve zührevi mutluluğunun emrettiği bir zarurettir. Ancak bu suretle islâm dininin yüceliği belirir."
"Milletimiz, din ve dil gibi kuvvetli iki fazilete maliktir. Bu faziletleri hiçbir kuvvet milletimizin, kalp ve vicdanından çekip alamayacaktır ve alamaz."
"Türkiye Cumhuriyeti'nde, her yetişkin dinini seçmekte hür olduğu gibi, belirli bir dinin merasimi de serbesttir. Yani, ibadet hürriyeti vardır. Doğal olarak ibadetler, güvenlik ve genel yaşama aykırı olamaz; siyasal gösteri biçiminde yapılamaz."
‘’Türkiye Cumhuriyeti'nde herkes Allah'a istediği gibi ibadet eder. Hiç kimseye dinî fikirlerinden dolayı bir şey yapılmaz. Türk Cumhuriyeti'nin resmî dini yoktur. Türkiye'de, bir kimsenin fikirlerini zorla başkalarına kabul ettirmeye kalkışacak kimse yoktur ve buna müsaade edilmez. Artık samîmî mutekitler, derin iman sahipleri, hürriyetin icaplarını öğren.’’
"Türk milleti daha dindar olmalıdır. Yani bütün sadeliğiyle dindar olmalıdır demek istiyorum. Dînimize, bizzat hakikate nasıl inanıyorsam buna da öyle inanıyorum. Şuura muhalif, ilerlemeye engel hiçbir şey ihtiva etmiyor.’’ ( Haber:Hikmet Kenan YOZGATLI)
‘’Antalya Karatay Çalışma Grubu’ ’olarak Düzenlenen ‘’ATATÜRK’ÜN İNANÇ DÜNYASI VE DİN’’ KONULU SOHBET TOPLANTISI Konuşmacı Sayın Prof.Dr. İsmail YAKIT ve devamdaki Türk Ocakları Antalya Şube Başkanı Abdullah UYSAL, AKSAN Akdeniz, Gençlik, Sanat ve Araştırma ve Eğitim Derneği Projeler Koordinatörü ve Karatay Çalışma Grubu Projeler Koordinatörü Özer Satılmış ÖZGÜÇ, Önceki Antalya 12.Noteri Emekli Hakim Gülser Türkeli ÖZGÜÇ, UTEF Uluslararası Tüm Engelliler, Yaşlılar ve Kimsesizler Federasyonu Genel Başkanı ve Leman Gebizli Tüm Engellilere Umut Işığı Derneği Başkanı ve Kalp Antalya Gazetesi Sahibi Güldane KAYA, Tüm Hataylılar ve Hatay Dostları Derneği (TÜMHATAYDER) ve Irak Akdeniz ve İslam Ülkeleri İş İnsanları Derneği (IRAK-İŞDER)Genel Başkanı Hikmet Kenan YOZGATLI, Ressam Prof.Dr. Murat KABUKÇUOĞLU, Prof.Dr. Hakan ALTINTAŞ, Orman Genel Müdürlüğü Önceki Teftiş Kurulu Başkanı Orman Yüksek Mühendisi Veli BARAKLI, Türkiye Turizm Sendikaları Genel Başkanı Ümit AKDUMAN, Türkiye Turizm Sendikaları Saymanı Ömer YEKREK, Türkiye Akseki Hayratları Dernekleri Başkanı Alaattin ERAYDIN, Emekli Albay Dr.Suat AKGÜL, Önceki Antalya Deniz Komutanı Emekli Deniz Kıdemli Albay Sedat AKKUŞ, TESUD Genel Sekreteri Emekli Gazi Albay Orhan GÜLER, İyi Parti Antalya İl Başkan Yardımcısı Şenel TOLA, İyi Parti Antalya İl Başkan Yardımcısı Hüseyin ÖZDAMAR, Emekli Orman Bölge Müdürü Bahattin ERDOĞAN, Orman Yüksek Mühendisi Mustafa ÜNAL, Kadir TOSUN ve Çok sayıda Katılımcı huzurunda gerçekleştirildi.
Kürsüye gelerek İlk sözü alan Karatay Çalışma Grubu Üst Yönetiminden Emekli Albay Dr. Suat AKGÜL’’ Antalya Kaleiçinde bulunan Tarihi Karatay Medresesinde, 2022-2023 Dönemi İlk Sohbet Toplantımızı birazdan, ‘’ATATÜRK’ÜN İNANÇ DÜNYASI VE DİN’’ Konulu olarak gerçekleştireceğiz. Geçenlerde Ankara’da bulunduğumda Anlamlı olduğunu düşünerek Hacı Bayram Camii ziyaretim ve Börekçizade Rıfat BÖREKÇİ’nin şahsında Milli Mücadelemize büyük katkıları olan bütün gerçek Din Alimlerinide , Atamızıda ve Silah Arkadaşlarınıda, tüm şehitlerimizi de Rahmet ve Minnetle yad ediyorum. Zahmetlerde bulunarak gelip aramızda bulunan Çok Değerli İslam Felsefesi Hocamız Sayın Prof.Dr. İsmail YAKIT, yaptığı çok yönlü derin araştırmalara dayalı doğru tespitlerini bizlerle paylaşmaları için kürsüye arz ediyorum. ’dedi.
Konuşmacı Sayın Prof.Dr. İsmail YAKUT’’ Atatürk’ün İnanç Dünyası ve Din Konularındaki anlayışı bakış açısını anlayabilmek için, gerek Nutuk’ta gerekse zaman zaman yapmış olduğu
konuşmalar ve gazete yayınlarındaki sözlerini okumak ve iyice anlamak lazımdır. Bu nedenlerle, aşağıda kısaca paragraflarla okuyup izah edeceğim sözleri çok kıymetlidir.
‘’Din bir vicdan meselesidir. Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz. Düşünce ve tefekküre karşı değiliz. Biz sadece din işlerini, millet ve devlet işleriyle karıştırmamaya çalışıyoruz, kasde ve fiile dayanan bağnaz hareketlerden sakınıyoruz. Gericilere fırsat vermeyeceğiz.’’
"Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır."
"Biliriz ki Allah, Dünya üzerinde yarattığı bu kadar nimeti, bu kadar güzellikleri insanlar istifade etsin, varlık içinde yaşasınlar diye yaratmıştır. Ve âzamî derecede faydalanabilmek için de bugün, Kâinat'tan esirgediği zekâyı, aklı insanlara vermiştir."
"Biz ne Bolşevikiz, ne de komünist: Ne biri, ne diğeri olamayız. Türkler milliyetperver ve dinlerine hürmetkâr bir millettir. Bizim hükümet şeklimiz tam bir demokrat hükümetidir."
"Bizi yanlış yola sevk eden habisler, biliniz ki çok kere din perdesine bürünmüşlerdir."
"Bizim dinimiz en tabii ve mâkul dindir. Ve ancak bundan dolayıdır ki son din olmuştur. Bir dînin tabii olmasi için akla, fenne, ilme ve mantığa uygun olması lâzımdır. Bizim dînimiz bunlara tamamen uygundur."
"Bizim dinimiz milletimize aşağılık, miskin ve hor görülmeyi tavsiye etmez. Aksine Allah da Peygamber de insanların ve milletlerin yücelik ve şereflerini muhafaza etmelerini emreder."
"Din bir vicdan meselesidir. Herkes vicdanının emrine uymakta serbesttir. Biz dine saygı gösteririz. Düşünce ve tefekküre karşı değiliz. Biz sadece din işlerini, millet ve devlet işleriyle karıştırmamaya çalışıyoruz, kasde ve fiile dayanan bağnaz hareketlerden sakınıyoruz. Gericilere fırsat vermeyeceğiz."
"Din lüzumlu bir müessesedir. Dinsiz milletlerin devamına imkan yoktur. Yalnız şurası var ki din, Allah ile kul arasındaki bağlılıktır. Softa sınıfının din simsarlığına müsaade edilmemelidir. Dinden maddî menfaat temin edenler, iğrenç kimselerdir. İşte biz, bu vaziyete muhalifiz ve buna müsaade etmiyoruz…"
"Din vardır ve lâzımdır. Temeli çok sağlam bir dinimiz var. Malzemesi iyi; fakat bina, uzun asırlardır ihmale uğramış. Harçlar döküldükçe yeni harç yapıp binayı takviye etmek lüzumu hissedilmemiş. Aksine olarak birçok yabancı unsur –tefsirler, hurafeler– binayı daha fazla hırpalamış. Bugün bu binaya dokunulamaz, tamir de edilemez. Ancak zamanla çatlaklar derinleşecek ve sağlam temeller üstünde yeni bir bina kurmak lüzumu hasıl olacaktır."
"Din ve mezhep hiçbir zaman politika aleti olarak kullanılamaz."
"Dînimizin tavsiye ettiği tesettür hem hayatta, hem fazilete uygundur. Kadınlarımız, şeriatın tavsiyesi, dînin emri mûcibince tesettür etselerdi ne o kadar kapanacaklar, ne o kadar açılacaklardı. Tesettür-ü şer’î kadınlar için mûcib-i müşkilat olmayacak, kadınların hayât-i mâişette ve hayât-ı içtimâîyede, hayât-ı iktisâdiyede, hayât-ı mâişette ve hayât-ı ilimde erkeklerle teşrîk-i faaliyet etmesine mânî
bulunmayacak bir şekl-i basittedir. Bu şekl-i basit, heyet-i içtimâiyemizin ahlâk ve âdâbına mugayir değildir."
"Efendiler… Camiler itaat ve ibadet ile beraber din ve dünya için neler yapılmak lâzım geldiğini düşünmek danışmak için yapılmıştır. Millet işlerinde her kişinin zihninin başlı başına çalışması lâzımdır. İşte biz de burada din ve Dünya için geleceğimiz ve istiklalimiz için ve en çok millî egemenliğimiz için neler düşündüğümüzü meydana koyalım. Ben yalnız kendi düşüncelerimi söylemek istemiyorum. Hepinizin düşündüklerini anlatmak istiyorum. Millî ülküler, millî irade yalnız şahsın düşmesinden değil, tüm millet fertlerinin ülkülerinin toplamıyla yaratılır…"
‘’Minberlerden halkın anlayabileceği lisanla ruh ve dimağu hitap olunmakla Ehl-i İslâm'ın vücûdu canlanır, dimağı saflanır, îmânı kuvvetlenir; kalbi cesaret bulur. Fakat buna nazaran hutebât-ı kirâmın hâiz olmaları lâzım gelen evsâf-ı ilmiye, liyâkat-ı mahsûsa ve ahvâl-i âleme vukuf hâiz-i ehemmiyettir."
"En son duam şudur ki, istekleri gerçekleştiren Büyük Allah, sevdiği Hz. Muhammed hürmetine bu kutsal vatanın sahibi ve savunucusu, kıyamete kadar Hz. Muhammed’in dininin en sadık koruyucusu olan necip milletimiz ile saltanat ve yüce hilâfeti korusun ve mukaddesatımızı düşünmekle sorumlu olan heyetimizi başarılı kılsın! Amin."
"Ey arkadaşlar! Tanrı birdir, büyüktür, ilâhî âdetlerin görüşlerine bakarak diyebiliriz ki, insanlar iki sınıfta, iki çağda incelenebilir, tik çağ insanlığın çocukluk ve gençlik çağı, ikinci çağ, insanlığın erginlik ve olgunluk çağıdır. İnsanlık birinci çağda tıpkı bir çocuk gibi, tıpkı bir genç gibi yakından ve maddi vasıtalarla kendisiyle ilgilenilmeyi gerekli görür. Allah, kullarının gerekli olan olgunluk noktasına ulaşmasına kadar, içlerinden vasıtalarla, kullarıyla ilgilenmeyi ilâhî gereklilik saymıştır. Onlara Hz. Adem’den itibaren kaydedilmiş, kaydedilmemiş sonsuz denecek kadar çok peygamber ve elçi göndermiştir. Fakat peygamberimiz aracılığıyla en son dini ve medeni hakikatları verdikten sonra artık insanlıkla aracı yoluyla temasta bulunmaya gerek görmemiştir. İnsanlığın anlama derecesi, aydınlanma ve olgunlaşması her kulun doğrudan doğruya ilâhî ilhamlarla temas yeteneğine ulaştığım kabul buyurmuştur. Bu sebepledir ki Hz. Peygamber, peygamberlerin sonuncusu olmuştur ve kitabı, en mükemmel kitaptır."
"Ey millet, Allah birdir, şânı büyüktür. Allah'ın selâmeti, âtıfeti ve hayrı üzerinize olsun. Peygamberimiz efendimiz hazretleri, Cenâb-ı Hak tarafından insanlara hakayık-ı dînîyeyi tebliğe memur ve resûl olmuştur. Kanûn-i Esâsî'si cümlemizce mâlumdur ki, Kur'ân-ı Azîmüşşan'daki husustur. İnsanlara feyz rûhu vermiş olan dînimiz, son [hak] dindir. Ekmel tevâfuk ve tetâbuk ediyor. Eğer akla, mantığa ve hakîkate tevâfuk etmemiş olsaydı, bununla diğer kavânîn-i ilâhiye beyninde tezat olması îcap ederdi. Çünkü bilcümle kavânîn-i kevniyeyi yapan Cenâb-ı Hak'tır."
"Her fert istediğini düşünmek, istediğine inanmak, kendine mahsus siyasî bir fikre sahip olmak, seçtiği bir dinin icaplarını yapmak veya yapmamak hak ve hürriyetine sahiptir. Kimsenin fikrine ve vicdanına hakim olunamaz."
"İslâm dinini, yüzyıllardan beri alışageldiği üzere bir siyaset aracı durumundan uzaklaştırmak ve yüceltmek gerekli olduğu gerçeğini görüyoruz. Kutsal ve ilâhi inançlarımızı ve vicdani değerlerimizi, karanlık ve kararsız olan ve her türlü menfaat ve ihtiraslara görünüş sahnesi olan siyasetlerden ve siyasetin bütün kısımlarından bir an önce ve kesin olarak kurtarmak milletin dünyevi ve zührevi mutluluğunun emrettiği bir zarurettir. Ancak bu suretle islâm dininin yüceliği belirir."
"Milletimiz, din ve dil gibi kuvvetli iki fazilete maliktir. Bu faziletleri hiçbir kuvvet milletimizin, kalp ve vicdanından çekip alamayacaktır ve alamaz."
"Türkiye Cumhuriyeti'nde, her yetişkin dinini seçmekte hür olduğu gibi, belirli bir dinin merasimi de serbesttir. Yani, ibadet hürriyeti vardır. Doğal olarak ibadetler, güvenlik ve genel yaşama aykırı olamaz; siyasal gösteri biçiminde yapılamaz."
‘’Türkiye Cumhuriyeti'nde herkes Allah'a istediği gibi ibadet eder. Hiç kimseye dinî fikirlerinden dolayı bir şey yapılmaz. Türk Cumhuriyeti'nin resmî dini yoktur. Türkiye'de, bir kimsenin fikirlerini zorla başkalarına kabul ettirmeye kalkışacak kimse yoktur ve buna müsaade edilmez. Artık samîmî mutekitler, derin iman sahipleri, hürriyetin icaplarını öğren.’’
"Türk milleti daha dindar olmalıdır. Yani bütün sadeliğiyle dindar olmalıdır demek istiyorum. Dînimize, bizzat hakikate nasıl inanıyorsam buna da öyle inanıyorum. Şuura muhalif, ilerlemeye engel hiçbir şey ihtiva etmiyor.’’ ( Haber:Hikmet Kenan YOZGATLI)
Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) ve diğer ajanslar tarafından eklenen tüm haberler, sitemizin editörlerinin müdahalesi olmadan ajans kanallarından çekilmektedir. Bu haberlerde yer alan hukuki muhataplar haberi geçen ajanslar olup sitemizin hiç bir editörü sorumlu tutulamaz...
Habere ifade bırak !
Bu habere hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyu Yorumları (0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
