İstanbul’un 1.600 yıllık sanat mirası Londra’da buluşuyor

KÜLTÜR SANAT 05.11.2026 - 20:06, Güncelleme: 05.11.2026 - 20:06
 

İstanbul’un 1.600 yıllık sanat mirası Londra’da buluşuyor

Bizans ve Osmanlı dönemlerinden 200’ü aşkın eser Londra’daki Victoria and Albert Müzesi’nde 7 Kasım’da açılacak sergide ziyaretçilerle buluşacak. Tarih sahnede.
İstanbul’un yüzyıllar boyunca şekillenen sanat ve kültür birikimi, Londra’da kapılarını açmaya hazırlanan özel bir sergiyle uluslararası sanat dünyasının gündemine taşınıyor. Bizans ve Osmanlı imparatorluklarının izlerini aynı çatı altında buluşturan sergi, kentin yaklaşık 1.600 yıllık tarihine sanat eserleri üzerinden ışık tutacak.   Koç Holding’in iş birliği ve desteğiyle İngiltere’nin başkenti Londra’daki Victoria and Albert Müzesi’nde düzenlenecek “Konstantinopolis’ten İstanbul’a: Bir Şehir, İki İmparatorluk” başlıklı sergi, 7 Kasım’da ziyaretçilerini ağırlamaya başlayacak. İstanbul’un MS 330’dan 1922’ye uzanan tarihsel dönemini ele alan sergi, 9 Mayıs 2027 tarihine kadar gezilebilecek.   Kültür ve Turizm Bakanlığının koordinasyonunda hazırlanan organizasyona, Cumhurbaşkanlığı Milli Saraylar Başkanlığına bağlı müze ve kuruluşlar da eser ödünç vererek katkı sağladı. Dört ana bölümden oluşan sergide, farklı dönemlerin sanat anlayışını ve estetik zenginliğini yansıtan 200’ün üzerinde eser bir araya getirildi.   İki imparatorluk, ortak bir sanat mirası   Serginin en dikkat çekici yönlerinden biri, Bizans ve Osmanlı dönemlerini birbirinden kopuk tarihsel süreçler olarak değil, aynı şehrin kültürel kimliğini oluşturan iki büyük medeniyetin sanatsal birikimi üzerinden ele alması.   İpekli dokumalardan çini ve seramiklere, mozaiklerden heykellere, değerli metal işçiliğinden mimari süslemelere, el yazmalarından tablolara kadar uzanan geniş koleksiyon, İstanbul’un yüzyıllar boyunca nasıl bir sanat ve üretim merkezi olduğunu gözler önüne serecek.   Serginin öne çıkan eserleri arasında, 1479 yılında Venedikli ressam Gentile Bellini tarafından yapılan Fatih Sultan Mehmed portresi bulunuyor. Londra National Gallery koleksiyonundan ödünç alınan portre, serginin önemli parçalarından biri olarak dikkat çekiyor.   Topkapı Sarayı Koleksiyonu'ndan getirilen, 16. yüzyıla ait Sultan II. Selim kaftanı da ziyaretçilerin görebileceği özel eserler arasında yer alıyor.   İstanbul dışında ilk kez sergilenecek mozaikler   Serginin en özel bölümlerinden birini ise Bizans döneminden günümüze ulaşan 6. yüzyıl mozaikleri oluşturuyor.   Bizans imparatorlarının Büyük Sarayı'nın özgün bezemesinden günümüze ulaşabilen tek örnekler olarak nitelendirilen bu mozaikler, 1935 yılında gerçekleştirilen arkeolojik kazılarda ortaya çıkarılmıştı. Bulundukları tarihten bu yana ilk kez İstanbul dışında sergilenecek olmaları, eserleri uluslararası sanat çevreleri açısından da ayrıcalıklı kılıyor.   Sadberk Hanım Müzesi Koleksiyonu'ndan 19. yüzyıla ait Osmanlı kadın kıyafetleri ve seçkin hat sanatı örnekleri de sergide yer alacak. Yapı Kredi Koleksiyonu'ndan Osman Hamdi Bey'in “Gezintide Kadınlar” adlı tablosu ise Osmanlı sanatının önemli örneklerinden biri olarak ziyaretçilerle buluşacak.   İstanbul’un kültürel etkisi dünya sahnesinde   Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç, sergi kapsamında yayımlanan kitapta yer alan değerlendirmesinde İstanbul'un tarih boyunca taşıdığı özgün konuma dikkat çekti.   İstanbul'un coğrafi konumunun şehre sürekli bir hareketlilik kazandırdığını belirten Koç, kentin yüzyıllar boyunca ticaretin, sanatın ve zanaatın merkezlerinden biri olduğunu vurguladı.   Osmanlıların zengin kültürel geleneklerini Bizans geçmişiyle birleştirerek kendine özgü bir sentez oluşturduğunu ifade eden Koç, farklı dönemlerde İstanbul'da üretilen ve bugün dünyanın çeşitli müze ve koleksiyonlarında korunan eserlerin, kentin evrensel kültürel mirasını temsil ettiğini belirtti.   Koç, serginin İstanbul'un tarihsel derinliğini ve zamana yayılan kültürel etkisini ortaya koyduğunu ifade ederek bu önemli organizasyona destek vermekten duydukları memnuniyeti dile getirdi.   Küratör Stanley: İki medeniyetin hikâyesi aynı sahnede   Serginin küratörü Tim Stanley de hazırlık sürecini Bizans ve Osmanlı imparatorluklarını ortak bir anlatıda buluşturan heyecan verici bir çalışma olarak değerlendirdi.   Konstantinopolis ve ardından İstanbul olarak anılan kentin, geçmişte olduğu gibi bugün de dünyanın en önemli merkezlerinden biri olduğunu belirten Stanley, iki imparatorluğun başkentte ortaya çıkardığı sanatsal fikirlerin günümüzde de etkisini sürdürdüğüne işaret etti.   Stanley, iki medeniyetin tarihini ve sanat eserlerini bir araya getirerek İstanbul'un çok katmanlı geçmişini uluslararası ziyaretçilere birlikte anlatmayı amaçladıklarını kaydetti.   İstanbul'un yüzyıllar içinde biriktirdiği kültürel zenginliği farklı dönemlerin eserleriyle buluşturan sergi, kentin yalnızca tarihsel önemini değil, dünya sanatına bıraktığı kalıcı izleri de yeniden görünür kılacak.    
Bizans ve Osmanlı dönemlerinden 200’ü aşkın eser Londra’daki Victoria and Albert Müzesi’nde 7 Kasım’da açılacak sergide ziyaretçilerle buluşacak. Tarih sahnede.
İstanbul’un yüzyıllar boyunca şekillenen sanat ve kültür birikimi, Londra’da kapılarını açmaya hazırlanan özel bir sergiyle uluslararası sanat dünyasının gündemine taşınıyor. Bizans ve Osmanlı imparatorluklarının izlerini aynı çatı altında buluşturan sergi, kentin yaklaşık 1.600 yıllık tarihine sanat eserleri üzerinden ışık tutacak.
 
Koç Holding’in iş birliği ve desteğiyle İngiltere’nin başkenti Londra’daki Victoria and Albert Müzesi’nde düzenlenecek “Konstantinopolis’ten İstanbul’a: Bir Şehir, İki İmparatorluk” başlıklı sergi, 7 Kasım’da ziyaretçilerini ağırlamaya başlayacak. İstanbul’un MS 330’dan 1922’ye uzanan tarihsel dönemini ele alan sergi, 9 Mayıs 2027 tarihine kadar gezilebilecek.
 
Kültür ve Turizm Bakanlığının koordinasyonunda hazırlanan organizasyona, Cumhurbaşkanlığı Milli Saraylar Başkanlığına bağlı müze ve kuruluşlar da eser ödünç vererek katkı sağladı. Dört ana bölümden oluşan sergide, farklı dönemlerin sanat anlayışını ve estetik zenginliğini yansıtan 200’ün üzerinde eser bir araya getirildi.
 
İki imparatorluk, ortak bir sanat mirası
 
Serginin en dikkat çekici yönlerinden biri, Bizans ve Osmanlı dönemlerini birbirinden kopuk tarihsel süreçler olarak değil, aynı şehrin kültürel kimliğini oluşturan iki büyük medeniyetin sanatsal birikimi üzerinden ele alması.
 
İpekli dokumalardan çini ve seramiklere, mozaiklerden heykellere, değerli metal işçiliğinden mimari süslemelere, el yazmalarından tablolara kadar uzanan geniş koleksiyon, İstanbul’un yüzyıllar boyunca nasıl bir sanat ve üretim merkezi olduğunu gözler önüne serecek.
 
Serginin öne çıkan eserleri arasında, 1479 yılında Venedikli ressam Gentile Bellini tarafından yapılan Fatih Sultan Mehmed portresi bulunuyor. Londra National Gallery koleksiyonundan ödünç alınan portre, serginin önemli parçalarından biri olarak dikkat çekiyor.
 
Topkapı Sarayı Koleksiyonu'ndan getirilen, 16. yüzyıla ait Sultan II. Selim kaftanı da ziyaretçilerin görebileceği özel eserler arasında yer alıyor.
 
İstanbul dışında ilk kez sergilenecek mozaikler
 
Serginin en özel bölümlerinden birini ise Bizans döneminden günümüze ulaşan 6. yüzyıl mozaikleri oluşturuyor.
 
Bizans imparatorlarının Büyük Sarayı'nın özgün bezemesinden günümüze ulaşabilen tek örnekler olarak nitelendirilen bu mozaikler, 1935 yılında gerçekleştirilen arkeolojik kazılarda ortaya çıkarılmıştı. Bulundukları tarihten bu yana ilk kez İstanbul dışında sergilenecek olmaları, eserleri uluslararası sanat çevreleri açısından da ayrıcalıklı kılıyor.
 
Sadberk Hanım Müzesi Koleksiyonu'ndan 19. yüzyıla ait Osmanlı kadın kıyafetleri ve seçkin hat sanatı örnekleri de sergide yer alacak. Yapı Kredi Koleksiyonu'ndan Osman Hamdi Bey'in “Gezintide Kadınlar” adlı tablosu ise Osmanlı sanatının önemli örneklerinden biri olarak ziyaretçilerle buluşacak.
 
İstanbul’un kültürel etkisi dünya sahnesinde
 
Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç, sergi kapsamında yayımlanan kitapta yer alan değerlendirmesinde İstanbul'un tarih boyunca taşıdığı özgün konuma dikkat çekti.
 
İstanbul'un coğrafi konumunun şehre sürekli bir hareketlilik kazandırdığını belirten Koç, kentin yüzyıllar boyunca ticaretin, sanatın ve zanaatın merkezlerinden biri olduğunu vurguladı.
 
Osmanlıların zengin kültürel geleneklerini Bizans geçmişiyle birleştirerek kendine özgü bir sentez oluşturduğunu ifade eden Koç, farklı dönemlerde İstanbul'da üretilen ve bugün dünyanın çeşitli müze ve koleksiyonlarında korunan eserlerin, kentin evrensel kültürel mirasını temsil ettiğini belirtti.
 
Koç, serginin İstanbul'un tarihsel derinliğini ve zamana yayılan kültürel etkisini ortaya koyduğunu ifade ederek bu önemli organizasyona destek vermekten duydukları memnuniyeti dile getirdi.
 
Küratör Stanley: İki medeniyetin hikâyesi aynı sahnede
 
Serginin küratörü Tim Stanley de hazırlık sürecini Bizans ve Osmanlı imparatorluklarını ortak bir anlatıda buluşturan heyecan verici bir çalışma olarak değerlendirdi.
 
Konstantinopolis ve ardından İstanbul olarak anılan kentin, geçmişte olduğu gibi bugün de dünyanın en önemli merkezlerinden biri olduğunu belirten Stanley, iki imparatorluğun başkentte ortaya çıkardığı sanatsal fikirlerin günümüzde de etkisini sürdürdüğüne işaret etti.
 
Stanley, iki medeniyetin tarihini ve sanat eserlerini bir araya getirerek İstanbul'un çok katmanlı geçmişini uluslararası ziyaretçilere birlikte anlatmayı amaçladıklarını kaydetti.
 
İstanbul'un yüzyıllar içinde biriktirdiği kültürel zenginliği farklı dönemlerin eserleriyle buluşturan sergi, kentin yalnızca tarihsel önemini değil, dünya sanatına bıraktığı kalıcı izleri de yeniden görünür kılacak.
 
 
Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve siteye yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.