Rüzgar ve güneş enerjisi ilk kez gazı geride bıraktı

EKONOMİ 21.05.2026 - 10:20, Güncelleme: 21.05.2026 - 10:20
 

Rüzgar ve güneş enerjisi ilk kez gazı geride bıraktı

Küresel elektrik üretiminde rüzgar ve güneşin payı yüzde 22’ye ulaştı. Yenilenebilir enerji ilk kez gaz üretimini geçti.
Küresel enerji dengelerinde yıllardır beklenen kırılma sonunda gerçekleşti. Dünyanın elektrik üretim haritası, fosil yakıtların gölgesinden çıkarak yenilenebilir enerji lehine tarihi bir değişime sahne oldu. Uluslararası enerji verilerine göre rüzgar ve güneş kaynaklı elektrik üretimi, Nisan ayında ilk kez doğal gazı geride bırakarak küresel enerji dönüşümünde yeni bir dönemin kapısını araladı. Artan enerji maliyetleri, iklim krizi baskısı ve jeopolitik gerilimlerin etkisiyle hız kazanan temiz enerji yatırımları, artık yalnızca çevresel bir tercih değil, ekonomik ve stratejik bir zorunluluk olarak öne çıkıyor. Özellikle son yıllarda Avrupa’dan Asya’ya, Amerika’dan Orta Doğu’ya kadar birçok ülkenin enerji politikalarını yenilenebilir kaynaklar üzerine kurması, bu tarihi değişimin temelini oluşturdu. Güneş panelleri ve rüzgar türbinlerinden elde edilen üretimde yaşanan hızlı artış, fosil yakıtlara olan bağımlılığı azaltırken enerji arz güvenliği açısından da yeni bir denge oluşturuyor. Uzmanlara göre Nisan ayında kaydedilen bu tablo yalnızca aylık bir veri değil, uzun vadeli küresel dönüşümün en güçlü işaretlerinden biri olarak değerlendiriliyor. Enerji piyasalarında dalgalanmaların sürdüğü, savaşlar ve ekonomik krizlerin enerji maliyetlerini artırdığı bir dönemde yenilenebilir kaynakların rekor üretime ulaşması, dünyanın gelecekte nasıl bir enerji modeline yöneldiğini de açık biçimde ortaya koyuyor. Rüzgar ve güneş enerjisindeki yükselişin önümüzdeki yıllarda daha da hızlanması beklenirken, fosil yakıtların küresel enerji üretimindeki ağırlığının ise giderek azalacağı öngörülüyor. Uluslararası enerji düşünce kuruluşu Ember'in aylık elektrik tüketim verilerine dayalı analizine göre, rüzgar ve güneş enerjisinin küresel elektrik üretimindeki payı geçen ay yüzde 22 seviyesinde gerçekleşti. Gaz santrallerinin payı ise yüzde 20 oldu. Rüzgar ve güneşten elektrik üretimi 531 teravatsaatle nisanda rekor kırdı ve 477 teravatsaat elektrik üretimi sağlanan gazı geride bıraktı. Gazdan elektrik üretimi 5 yıl önce yine 476 teravatsaat seviyesindeydi ancak rüzgar ve güneş santrallerinden üretim 245 teravatsaat olmuştu. Böylece, Orta Doğu'daki savaşın tetiklediği mevcut enerji krizinin ilk tam ayında fosil yakıt piyasasındaki dalgalanmalara rağmen rüzgar ve güneşten rekor elektrik üretimiyle bir dönüm noktasına ulaşıldı ve bu kaynakların dünya elektrik üretimindeki payı nisanda ilk kez gazı geride bıraktı. Rapora göre, söz konusu veriler rüzgar ve güneş öncülüğünde temiz enerji kaynaklarından üretimin artmasına yönelik uzun vadeli bir dönüşümün sürdüğünü gösteriyor. Ember Küresel Elektrik Analisti Kostantsa Rangelova, analize ilişkin değerlendirmesinde, dünyanın dört bir yanından ülkelerin rüzgar ve güneş enerjisine yöneldiğini belirterek, bu kaynakların ucuz, yerli ve güvenilir kaynaklar olduğunu kaydetti. Mevcut enerji krizinin ithal gaza kıyasla yenilenebilir enerji kaynaklarının ekonomik avantajlarını daha da güçlendirdiğini aktaran Rangelova, "Enerji krizi, aynı zamanda bu kaynakların yaygınlaştırılmasını hızlandırma konusunda siyasi aciliyeti de artırdı. Birçok ithalatçı ülke için, sıvılaştırılmış doğal gazla üretilen elektrik, rüzgar ve güneş enerjisiyle rekabet edemez hale geliyor." ifadelerini kullandı.  
Küresel elektrik üretiminde rüzgar ve güneşin payı yüzde 22’ye ulaştı. Yenilenebilir enerji ilk kez gaz üretimini geçti.
Küresel enerji dengelerinde yıllardır beklenen kırılma sonunda gerçekleşti. Dünyanın elektrik üretim haritası, fosil yakıtların gölgesinden çıkarak yenilenebilir enerji lehine tarihi bir değişime sahne oldu. Uluslararası enerji verilerine göre rüzgar ve güneş kaynaklı elektrik üretimi, Nisan ayında ilk kez doğal gazı geride bırakarak küresel enerji dönüşümünde yeni bir dönemin kapısını araladı. Artan enerji maliyetleri, iklim krizi baskısı ve jeopolitik gerilimlerin etkisiyle hız kazanan temiz enerji yatırımları, artık yalnızca çevresel bir tercih değil, ekonomik ve stratejik bir zorunluluk olarak öne çıkıyor.
Özellikle son yıllarda Avrupa’dan Asya’ya, Amerika’dan Orta Doğu’ya kadar birçok ülkenin enerji politikalarını yenilenebilir kaynaklar üzerine kurması, bu tarihi değişimin temelini oluşturdu. Güneş panelleri ve rüzgar türbinlerinden elde edilen üretimde yaşanan hızlı artış, fosil yakıtlara olan bağımlılığı azaltırken enerji arz güvenliği açısından da yeni bir denge oluşturuyor. Uzmanlara göre Nisan ayında kaydedilen bu tablo yalnızca aylık bir veri değil, uzun vadeli küresel dönüşümün en güçlü işaretlerinden biri olarak değerlendiriliyor.
Enerji piyasalarında dalgalanmaların sürdüğü, savaşlar ve ekonomik krizlerin enerji maliyetlerini artırdığı bir dönemde yenilenebilir kaynakların rekor üretime ulaşması, dünyanın gelecekte nasıl bir enerji modeline yöneldiğini de açık biçimde ortaya koyuyor. Rüzgar ve güneş enerjisindeki yükselişin önümüzdeki yıllarda daha da hızlanması beklenirken, fosil yakıtların küresel enerji üretimindeki ağırlığının ise giderek azalacağı öngörülüyor. Uluslararası enerji düşünce kuruluşu Ember'in aylık elektrik tüketim verilerine dayalı analizine göre, rüzgar ve güneş enerjisinin küresel elektrik üretimindeki payı geçen ay yüzde 22 seviyesinde gerçekleşti. Gaz santrallerinin payı ise yüzde 20 oldu.

Rüzgar ve güneşten elektrik üretimi 531 teravatsaatle nisanda rekor kırdı ve 477 teravatsaat elektrik üretimi sağlanan gazı geride bıraktı. Gazdan elektrik üretimi 5 yıl önce yine 476 teravatsaat seviyesindeydi ancak rüzgar ve güneş santrallerinden üretim 245 teravatsaat olmuştu.

Böylece, Orta Doğu'daki savaşın tetiklediği mevcut enerji krizinin ilk tam ayında fosil yakıt piyasasındaki dalgalanmalara rağmen rüzgar ve güneşten rekor elektrik üretimiyle bir dönüm noktasına ulaşıldı ve bu kaynakların dünya elektrik üretimindeki payı nisanda ilk kez gazı geride bıraktı.

Rapora göre, söz konusu veriler rüzgar ve güneş öncülüğünde temiz enerji kaynaklarından üretimin artmasına yönelik uzun vadeli bir dönüşümün sürdüğünü gösteriyor.

Ember Küresel Elektrik Analisti Kostantsa Rangelova, analize ilişkin değerlendirmesinde, dünyanın dört bir yanından ülkelerin rüzgar ve güneş enerjisine yöneldiğini belirterek, bu kaynakların ucuz, yerli ve güvenilir kaynaklar olduğunu kaydetti.

Mevcut enerji krizinin ithal gaza kıyasla yenilenebilir enerji kaynaklarının ekonomik avantajlarını daha da güçlendirdiğini aktaran Rangelova, "Enerji krizi, aynı zamanda bu kaynakların yaygınlaştırılmasını hızlandırma konusunda siyasi aciliyeti de artırdı. Birçok ithalatçı ülke için, sıvılaştırılmış doğal gazla üretilen elektrik, rüzgar ve güneş enerjisiyle rekabet edemez hale geliyor." ifadelerini kullandı.


 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve siteye yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.