Şimşek’ten küresel mesaj: Riskler azalmalı, fırsatlar artmalı

EKONOMİ 18.04.2026 - 11:02, Güncelleme: 18.04.2026 - 11:02
 

Şimşek’ten küresel mesaj: Riskler azalmalı, fırsatlar artmalı

Bakan Şimşek, küresel kırılganlıkların arttığı dönemde Türkiye’nin riskleri azaltıp yeni ticaret koridorlarıyla fırsatları büyütmeye odaklandığını açıkladı.
Küresel ekonomide dengelerin hızla değiştiği, jeopolitik gerilimlerin ticaret ve üretim ağlarını yeniden şekillendirdiği bir dönemde Türkiye, stratejik konumunu avantaja çevirmeye yönelik adımlarını hızlandırıyor. Özellikle son yıllarda yaşanan pandemi, bölgesel savaşlar ve enerji krizleri; ülkelerin yalnızca üretim gücüyle değil, aynı zamanda krizlere karşı dayanıklılığıyla da öne çıkmasını zorunlu hale getirdi. Bu yeni dönemde ekonomik entegrasyonun eski kurallarla sürdürülemeyeceği açıkça görülürken, Türkiye’nin izlediği çok yönlü politika dikkat çekiyor. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in uluslararası platformlarda verdiği mesajlar da bu dönüşümün somut bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Türkiye’nin hem doğu ile batı arasında bir köprü olması hem de enerji ve lojistik hatlarının merkezinde yer alması, ülkeyi küresel tedarik zincirlerinde kritik bir aktör haline getiriyor. Bu bağlamda atılan adımlar; yalnızca mevcut riskleri yönetmeyi değil, aynı zamanda yeni fırsat alanları oluşturmayı da hedefliyor. Enerji arz güvenliğinden ulaştırma altyapısına, finansman anlaşmalarından yeni ticaret koridorlarına kadar geniş bir yelpazede yürütülen çalışmalar, Türkiye’nin ekonomik vizyonunun uzun vadeli planlamaya dayandığını ortaya koyuyor. Özellikle alternatif enerji kaynaklarına yapılan yatırımlar ve uluslararası iş birlikleri, küresel kırılganlıkların etkisini azaltma açısından önemli bir rol oynuyor. Tüm bu gelişmeler ışığında Türkiye, değişen dünya düzeninde pasif bir izleyici olmak yerine, yön belirleyen ve oyun kuran ülkeler arasında yer alma hedefini güçlendiriyor. Bakan Şimşek’in açıklamaları da bu stratejik yaklaşımın altını çizer nitelikte öne çıkıyor. Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek: Riskleri azaltmaya ve fırsatları çeşitlendirmeye yatırım yapmak zorundayız   Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "Ne komşularımızdan ne de küresel tedarik zincirlerinden kopabiliriz. Ancak riskleri azaltmaya ve fırsatları çeşitlendirmeye yatırım yapmak zorundayız." dedi.    Bakan Şimşek, Uluslararası Para Fonu (IMF)-Dünya Bankası Bahar Toplantıları kapsamında düzenlenen "Parçalanan Bir Dünyada Ekonomik Entegrasyonun Geleceği" başlıklı panelde konuştu. Kriz öncesi küresel ekonomik modelin istikrarlı bir jeopolitik ortama dayandığını ancak artık bu durumun geçerliliğini yitirdiğini belirten Şimşek, risklerin kriz boyutuna ulaşmadan yönetilmesini sağlayacak bir çerçevenin tasarlanması gerektiğini söyledi.   Enerji bağımlılığının bu çerçevede ilk akla gelen başlıklardan biri olduğunu vurgulayan Şimşek, Türkiye'nin Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmelere maruziyetinin oldukça sınırlı kaldığını ifade etti. Türkiye'nin enerji arz güvenliğinde güçlü bir çeşitlendirme stratejisi izlediğini belirten Şimşek, sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) kapasitesine yapılan yatırımları ve Anadolu'ya uzanan geniş boru hattı ağını bu stratejinin temel bileşenleri olarak öne çıkardı. "Bizim için fırsatlar olduğunu düşünüyoruz" Şimşek, gelecek dönemde ilave ticaret koridorlarına ihtiyaç duyulacağını vurgulayarak Orta Koridor'un en verimli seçeneklerden biri olacağını düşündüklerini söyledi. Türkiye'nin bu hafta Dünya Bankası ile toplam 8,1 milyar dolarlık kritik bir finansman anlaşması imzaladığını belirten Şimşek, söz konusu projenin Asya'yı İstanbul Boğazı üzerinden demir yoluyla Avrupa'ya bağlayacağını aktardı. Şimşek, ayrıca Basra Körfezi ve Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerini Türkiye'nin altyapı ağına yeniden bağlamak amacıyla Irak ile görüşmelerin yürütüldüğü bilgisini verdi. Şimşek, "Dolayısıyla olayların seyrine tabi olmak yerine, öngörülü ve iyi tasarlanmış bir yaklaşımla hareket etmek zorundayız. Bunun yollarından birisi de yeni koridorlara ve ilave tedarik zincirlerine yatırım yapmaktan geçiyor." ifadelerini kullandı.   Türkiye'nin son 20-25 yılda fiziksel altyapıya yaklaşık 400 milyar dolarlık yatırım gerçekleştirdiğini aktaran Şimşek, şu değerlendirmelerde bulundu: "Avrupa ve Batı ile bağlarımız güçlü, bununla birlikte dünyanın geri kalanıyla da aktif biçimde etkileşim kuruyoruz. Bu ikili konum, Türkiye'yi bölgesi için doğal bir risk azaltma ve üretimi çeşitlendirme platformu haline getiriyor. Dolayısıyla bizim için fırsatlar olduğunu düşünüyoruz. Evet, küresel ekonomi şu anda ciddi bir sorunla karşı karşıya ancak biz kısa vadenin ötesine bakıyoruz ve önümüzde çok sayıda fırsat olacağına inanıyoruz." "Gümrük Birliği'nin güncellenmesini umuyoruz" Ticaretteki parçalanmaya verilecek yanıtın "izolasyon" olmaması gerektiğini vurgulayan Şimşek, bu tabloyu yönetmenin yollarından birinin "bölgesel entegrasyonu güçlendirmek" olduğunu belirterek yeni koridorlara yapılan yatırımların da yumuşak stratejik gücün bir bileşeni olduğunu aktardı. Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) ile tam ekonomik entegrasyonunu derinleştirmeye devam etmek istediğinin altını çizen Şimşek, Avrupa'daki iç siyasi dinamiklerin bu süreci sınırladığını ifade etti. Şimşek, Avrupa'daki iç siyasi kaygıların aşılması ve Türkiye-AB Gümrük Birliğinin hizmetler, tarım ve kamu alımlarını da kapsayacak şekilde güncellenmesi yönünde beklentilerini dile getirdi.   Bu koşullar altında Avrupa ile mevcut ticaret hacminin 10-20 yıl içinde rahatlıkla iki katına çıkabileceğini ifade eden Şimşek, "AB tarafında ilerlemenin sınırlı kalması nedeniyle artık yakın coğrafyamıza da odaklanıyoruz. Orta Asya, Orta Doğu ve Kuzey Afrika, AB kadar gelişmiş olmasa da hızla büyüyen pazarlar ve hepsi yakın komşularımız. Dost ülkelere ve yakın coğrafyaya üretim kaydırma (friendshoring ve nearshoring) açısından önümüzde ciddi bir alan var." diye konuştu. "Bölgeler arasında tercih yapmak zorunda değiliz" Afrika'yı da önemli bir coğrafya olarak gördüklerini belirten Şimşek, kıtadaki devasa altyapı yatırımlarının ve hizmet ile mal tedarikini besleyen demografik yapının burada çok sayıda fırsat sunduğunu kaydetti. Şimşek, "Kısa vadede önceliğimiz, Türkmenistan'ı doğal gaz koridorumuza bağlamak ve Hürmüz Boğazı'nın kapanmasından olumsuz etkilenen güney komşularımızı kuzeye yönelen koridorları değerlendirmeye teşvik etmek olacak." dedi.   Türkiye'nin AB ülkeleri dahil toplam 54 serbest ticaret anlaşmasına sahip olduğuna dikkati çeken Şimşek, "Dolayısıyla bir tercih yapmak zorunda değiliz. Avrupa ve genel olarak Batı ile bağlarımızı korurken Doğu ve Afrika ile ilişkilerimizi de güçlendirmek istiyoruz." değerlendirmesini yaptı. Ülkeler arasındaki karşılıklı bağımlılığın süreceğini ve tam anlamıyla izolasyonun mümkün olmadığını vurgulayan Şimşek, "Ne komşularımızdan ne de küresel tedarik zincirlerinden kopabiliriz. Ancak riskleri azaltmaya ve fırsatları çeşitlendirmeye yatırım yapmak zorundayız. Başka seçeneğimiz yok, şoklarla karşılaştık ve bunlardan ders çıkarmak durumundayız." ifadelerini kullandı. "Mevcut şok boşa harcanmamalı" Küresel şokların uzun vadeli dayanıklılık üzerindeki etkilerine ilişkin bir soruyu yanıtlayan Şimşek, ekonomist Milton Friedman'ın krizlerin gerçek değişimi tetiklediğine dair sözünü hatırlatarak mevcut şokun boşa harcanmaması gerektiğini vurguladı. Bu noktada enerji politikalarından örnek veren Şimşek, yeşil dönüşümün hızlandırılması gerektiğini, uzun vadede nükleer enerji yatırımlarının da bir seçenek olarak değerlendirilebileceğini belirtti.   Şimşek, dijital dönüşümün de öncelikli alanlardan biri olduğunu vurgulayarak Türkiye'nin fiber altyapı ve 5G+ teknolojilerine güçlü yatırımlar yaptığını kaydetti. Reformların yanı sıra mali disiplinin önemine de dikkati çeken Şimşek, şöyle devam etti: "Bugün dizel ve benzinde eşel mobil sistemi sayesinde ham petrol fiyatlarından kaynaklanan enflasyon şokunu hafifletebiliyorsak bunun nedeni geçen yıl bütçe açığımızı gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYH) yüzde 3'ünün, borç/GSYH oranımızı ise yüzde 24'ün altında tutmuş olmamızdır. Yani mali alanımız var. Bunun yanında döviz rezervlerimizi de yeniden inşa ettik."    
Bakan Şimşek, küresel kırılganlıkların arttığı dönemde Türkiye’nin riskleri azaltıp yeni ticaret koridorlarıyla fırsatları büyütmeye odaklandığını açıkladı.
Küresel ekonomide dengelerin hızla değiştiği, jeopolitik gerilimlerin ticaret ve üretim ağlarını yeniden şekillendirdiği bir dönemde Türkiye, stratejik konumunu avantaja çevirmeye yönelik adımlarını hızlandırıyor. Özellikle son yıllarda yaşanan pandemi, bölgesel savaşlar ve enerji krizleri; ülkelerin yalnızca üretim gücüyle değil, aynı zamanda krizlere karşı dayanıklılığıyla da öne çıkmasını zorunlu hale getirdi. Bu yeni dönemde ekonomik entegrasyonun eski kurallarla sürdürülemeyeceği açıkça görülürken, Türkiye’nin izlediği çok yönlü politika dikkat çekiyor.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in uluslararası platformlarda verdiği mesajlar da bu dönüşümün somut bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Türkiye’nin hem doğu ile batı arasında bir köprü olması hem de enerji ve lojistik hatlarının merkezinde yer alması, ülkeyi küresel tedarik zincirlerinde kritik bir aktör haline getiriyor. Bu bağlamda atılan adımlar; yalnızca mevcut riskleri yönetmeyi değil, aynı zamanda yeni fırsat alanları oluşturmayı da hedefliyor.
Enerji arz güvenliğinden ulaştırma altyapısına, finansman anlaşmalarından yeni ticaret koridorlarına kadar geniş bir yelpazede yürütülen çalışmalar, Türkiye’nin ekonomik vizyonunun uzun vadeli planlamaya dayandığını ortaya koyuyor. Özellikle alternatif enerji kaynaklarına yapılan yatırımlar ve uluslararası iş birlikleri, küresel kırılganlıkların etkisini azaltma açısından önemli bir rol oynuyor.
Tüm bu gelişmeler ışığında Türkiye, değişen dünya düzeninde pasif bir izleyici olmak yerine, yön belirleyen ve oyun kuran ülkeler arasında yer alma hedefini güçlendiriyor. Bakan Şimşek’in açıklamaları da bu stratejik yaklaşımın altını çizer nitelikte öne çıkıyor.
Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek: Riskleri azaltmaya ve fırsatları çeşitlendirmeye yatırım yapmak zorundayız
 
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, "Ne komşularımızdan ne de küresel tedarik zincirlerinden kopabiliriz. Ancak riskleri azaltmaya ve fırsatları çeşitlendirmeye yatırım yapmak zorundayız." dedi.
 

 Bakan Şimşek, Uluslararası Para Fonu (IMF)-Dünya Bankası Bahar Toplantıları kapsamında düzenlenen "Parçalanan Bir Dünyada Ekonomik Entegrasyonun Geleceği" başlıklı panelde konuştu.

Kriz öncesi küresel ekonomik modelin istikrarlı bir jeopolitik ortama dayandığını ancak artık bu durumun geçerliliğini yitirdiğini belirten Şimşek, risklerin kriz boyutuna ulaşmadan yönetilmesini sağlayacak bir çerçevenin tasarlanması gerektiğini söyledi.

 

Enerji bağımlılığının bu çerçevede ilk akla gelen başlıklardan biri olduğunu vurgulayan Şimşek, Türkiye'nin Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmelere maruziyetinin oldukça sınırlı kaldığını ifade etti.

Türkiye'nin enerji arz güvenliğinde güçlü bir çeşitlendirme stratejisi izlediğini belirten Şimşek, sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) kapasitesine yapılan yatırımları ve Anadolu'ya uzanan geniş boru hattı ağını bu stratejinin temel bileşenleri olarak öne çıkardı.

"Bizim için fırsatlar olduğunu düşünüyoruz"

Şimşek, gelecek dönemde ilave ticaret koridorlarına ihtiyaç duyulacağını vurgulayarak Orta Koridor'un en verimli seçeneklerden biri olacağını düşündüklerini söyledi.

Türkiye'nin bu hafta Dünya Bankası ile toplam 8,1 milyar dolarlık kritik bir finansman anlaşması imzaladığını belirten Şimşek, söz konusu projenin Asya'yı İstanbul Boğazı üzerinden demir yoluyla Avrupa'ya bağlayacağını aktardı. Şimşek, ayrıca Basra Körfezi ve Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerini Türkiye'nin altyapı ağına yeniden bağlamak amacıyla Irak ile görüşmelerin yürütüldüğü bilgisini verdi.

Şimşek, "Dolayısıyla olayların seyrine tabi olmak yerine, öngörülü ve iyi tasarlanmış bir yaklaşımla hareket etmek zorundayız. Bunun yollarından birisi de yeni koridorlara ve ilave tedarik zincirlerine yatırım yapmaktan geçiyor." ifadelerini kullandı.

 

Türkiye'nin son 20-25 yılda fiziksel altyapıya yaklaşık 400 milyar dolarlık yatırım gerçekleştirdiğini aktaran Şimşek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Avrupa ve Batı ile bağlarımız güçlü, bununla birlikte dünyanın geri kalanıyla da aktif biçimde etkileşim kuruyoruz. Bu ikili konum, Türkiye'yi bölgesi için doğal bir risk azaltma ve üretimi çeşitlendirme platformu haline getiriyor. Dolayısıyla bizim için fırsatlar olduğunu düşünüyoruz. Evet, küresel ekonomi şu anda ciddi bir sorunla karşı karşıya ancak biz kısa vadenin ötesine bakıyoruz ve önümüzde çok sayıda fırsat olacağına inanıyoruz."

"Gümrük Birliği'nin güncellenmesini umuyoruz"

Ticaretteki parçalanmaya verilecek yanıtın "izolasyon" olmaması gerektiğini vurgulayan Şimşek, bu tabloyu yönetmenin yollarından birinin "bölgesel entegrasyonu güçlendirmek" olduğunu belirterek yeni koridorlara yapılan yatırımların da yumuşak stratejik gücün bir bileşeni olduğunu aktardı.

Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) ile tam ekonomik entegrasyonunu derinleştirmeye devam etmek istediğinin altını çizen Şimşek, Avrupa'daki iç siyasi dinamiklerin bu süreci sınırladığını ifade etti.

Şimşek, Avrupa'daki iç siyasi kaygıların aşılması ve Türkiye-AB Gümrük Birliğinin hizmetler, tarım ve kamu alımlarını da kapsayacak şekilde güncellenmesi yönünde beklentilerini dile getirdi.

 

Bu koşullar altında Avrupa ile mevcut ticaret hacminin 10-20 yıl içinde rahatlıkla iki katına çıkabileceğini ifade eden Şimşek, "AB tarafında ilerlemenin sınırlı kalması nedeniyle artık yakın coğrafyamıza da odaklanıyoruz. Orta Asya, Orta Doğu ve Kuzey Afrika, AB kadar gelişmiş olmasa da hızla büyüyen pazarlar ve hepsi yakın komşularımız. Dost ülkelere ve yakın coğrafyaya üretim kaydırma (friendshoring ve nearshoring) açısından önümüzde ciddi bir alan var." diye konuştu.

"Bölgeler arasında tercih yapmak zorunda değiliz"

Afrika'yı da önemli bir coğrafya olarak gördüklerini belirten Şimşek, kıtadaki devasa altyapı yatırımlarının ve hizmet ile mal tedarikini besleyen demografik yapının burada çok sayıda fırsat sunduğunu kaydetti.

Şimşek, "Kısa vadede önceliğimiz, Türkmenistan'ı doğal gaz koridorumuza bağlamak ve Hürmüz Boğazı'nın kapanmasından olumsuz etkilenen güney komşularımızı kuzeye yönelen koridorları değerlendirmeye teşvik etmek olacak." dedi.

 

Türkiye'nin AB ülkeleri dahil toplam 54 serbest ticaret anlaşmasına sahip olduğuna dikkati çeken Şimşek, "Dolayısıyla bir tercih yapmak zorunda değiliz. Avrupa ve genel olarak Batı ile bağlarımızı korurken Doğu ve Afrika ile ilişkilerimizi de güçlendirmek istiyoruz." değerlendirmesini yaptı.

Ülkeler arasındaki karşılıklı bağımlılığın süreceğini ve tam anlamıyla izolasyonun mümkün olmadığını vurgulayan Şimşek, "Ne komşularımızdan ne de küresel tedarik zincirlerinden kopabiliriz. Ancak riskleri azaltmaya ve fırsatları çeşitlendirmeye yatırım yapmak zorundayız. Başka seçeneğimiz yok, şoklarla karşılaştık ve bunlardan ders çıkarmak durumundayız." ifadelerini kullandı.

"Mevcut şok boşa harcanmamalı"

Küresel şokların uzun vadeli dayanıklılık üzerindeki etkilerine ilişkin bir soruyu yanıtlayan Şimşek, ekonomist Milton Friedman'ın krizlerin gerçek değişimi tetiklediğine dair sözünü hatırlatarak mevcut şokun boşa harcanmaması gerektiğini vurguladı.

Bu noktada enerji politikalarından örnek veren Şimşek, yeşil dönüşümün hızlandırılması gerektiğini, uzun vadede nükleer enerji yatırımlarının da bir seçenek olarak değerlendirilebileceğini belirtti.

 

Şimşek, dijital dönüşümün de öncelikli alanlardan biri olduğunu vurgulayarak Türkiye'nin fiber altyapı ve 5G+ teknolojilerine güçlü yatırımlar yaptığını kaydetti.

Reformların yanı sıra mali disiplinin önemine de dikkati çeken Şimşek, şöyle devam etti:

"Bugün dizel ve benzinde eşel mobil sistemi sayesinde ham petrol fiyatlarından kaynaklanan enflasyon şokunu hafifletebiliyorsak bunun nedeni geçen yıl bütçe açığımızı gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYH) yüzde 3'ünün, borç/GSYH oranımızı ise yüzde 24'ün altında tutmuş olmamızdır. Yani mali alanımız var. Bunun yanında döviz rezervlerimizi de yeniden inşa ettik."


 

 
Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve siteye yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.