Srebrenitsa'nın sessiz tanıkları bu müzede insanlığa sesleniyor

DÜNYA 12.07.2026 - 12:13, Güncelleme: 12.07.2026 - 12:13
 

Srebrenitsa'nın sessiz tanıkları bu müzede insanlığa sesleniyor

Türkiye'nin desteğiyle müzeye dönüştürülen Srebrenitsa'daki eski fabrika, soykırım kurbanlarının eşyaları ve tanıklıklarıyla hafızayı geleceğe taşıyor.
Bir binanın duvarları konuşabilir mi? Bosna Hersek'in Srebrenitsa kentindeki eski akü fabrikasına adım atanlar için bu sorunun cevabı hiç tereddütsüz "evet." Çünkü burası, 11 Temmuz 1995'te insanlığın en karanlık sayfalarından birine tanıklık eden, bugün ise o acıyı unutturmamak için ayakta duran sessiz bir hafıza mekânı. Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) ile Srebrenitsa Anıt Merkezi'nin ortak çalışmasıyla müzeye dönüştürülen tarihi yapıda, soykırım kurbanlarından geriye kalan kişisel eşyalar, fotoğraflar ve yaşam öyküleri ziyaretçilerle buluşuyor. Her vitrin, yarım kalan bir hayatı; her fotoğraf, bir ailenin dinmeyen özlemini; her eşya ise savaşın ardında bıraktığı derin izleri anlatıyor. Müzenin koridorlarında ilerleyen ziyaretçiler, yalnızca Bosna Savaşı'nın kronolojisini değil, uluslararası toplumun gözleri önünde yaşanan büyük bir insanlık trajedisinin izlerini de görüyor. Görsel arşivler, tanıklıklar ve bilgilendirici bölümler, Srebrenitsa'da yaşananların unutulmaması gerektiğini güçlü bir şekilde hatırlatıyor. En çok dikkat çeken bölümlerden biri ise kurbanların fotoğraflarının yer aldığı anı duvarı ile geriye kalan ayakkabıların sergilendiği alan. Sessizliğin hâkim olduğu bu bölümde ziyaretçiler, rakamlara dönüşen hayatların aslında hayalleri, aileleri ve umutları olan insanlar olduğunu derinden hissediyor. TİKA Başkan Yardımcısı Yahya Coşkun da müzenin en önemli amacının hafızayı canlı tutmak olduğunu belirterek, burada anlatılanların yalnızca tarihî bir olaydan ibaret olmadığını vurguluyor. Coşkun'un ifade ettiği gibi sergilenen her eşya gerçek bir insana ait ve her birinin ardında yarım kalmış bir yaşam öyküsü bulunuyor. Müze, yalnızca geçmişi anlatan bir sergi alanı değil; nefretin, ayrımcılığın ve savaşın nelere yol açabileceğini gelecek kuşaklara hatırlatan güçlü bir vicdan çağrısı niteliği taşıyor. 11 Temmuz 1995'te Ratko Mladić komutasındaki Bosnalı Sırp güçlerinin Srebrenitsa'yı işgal etmesinin ardından, Birleşmiş Milletler tarafından güvenli bölge ilan edilen kentte en az 8 bin 372 Boşnak erkek ve erkek çocuk sistematik şekilde katledildi. Savaşın ardından toplu mezarlarda bulunan kurbanlar, kimlik tespitlerinin tamamlanmasının ardından her yıl Potoçari Anıt Mezarlığı'nda düzenlenen törenlerle toprağa verilmeye devam ediyor. Bugün Srebrenitsa'daki bu müze, sessiz duvarları, geride kalan eşyaları ve tanıklıklarıyla geçmişi geleceğe taşıyan en önemli hafıza merkezlerinden biri olarak ziyaretçilerini ağırlamayı sürdürüyor. AA'nın aktardığı bilgilere göre, müzede soykırımın izlerini taşıyan çok sayıda eser ve belge yer alırken, ziyaretçilere Bosna Savaşı'nın en acı sayfalarından biri kapsamlı şekilde anlatılıyor. İşte ajans haberinin ayrıntıları: Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) Başkanlığı ve Srebrenitsa Anıt Merkezinin ortaklaşa yürüttüğü proje kapsamında hayata geçirilen müzede, soykırım kurbanlarının eşyaları yer alıyor. Müzede ayrıca soykırımın başlangıcından Bosna Savaşı'na kadar birçok konuda bilgilendirici bölümler yer alırken, ekranlarda Srebrenitsa ve civarında yaşananlar ile Bosna Savaşı'na ait videolar gösteriliyor. Soykırım kurbanlarının fotoğraflarının yer aldığı duvar ve onlardan geriye kalan ayakkabıların sergilendiği bölümler, ziyaretçilerin en çok duygulandığı yerler arasında bulunuyor. "Bu insanların hikayeleri vardı ve akrabaları hala burada yaşamaya devam ediyor" TİKA Başkan Yardımcısı Yahya Coşkun, yaptığı açıklamada, dünyanın her yerinde hala zulüm, vahşet ve insanlığa karşı suçların işlenmeye devam ettiğini söyledi. Srebrenitsa'da 1995'te yaşanan soykırımın farklı bir tarafının olduğunu aktaran Coşkun, "Srebrenitsa yalnızca dünyanın gözü önünde olmadı. Bu suçlar aynı zamanda dünya barışını tesis etme iddiasında olan kuruluşların gözetiminde işlendi." dedi. Srebrenitsa'daki katliamda en az 8 bin 372 kişinin öldürüldüğünü belirten Coşkun, TİKA'nın soykırımın unutulmaması adına, her şeyin tanığı olan fabrikanın önce tadilatını yaptığını aktararak, şunları kaydetti: "Burada hem Yugoslavya'nın dağılmasından itibaren savaşın nasıl başladığı, nasıl cereyan ettiği ve başta Srebrenitsa olmak üzere nasıl soykırımların yapıldığı anlatılıyor. Savaşta hayatını kaybeden şehitlerimizin kişisel hikayeleri, kişisel eşyalarıyla gösteriliyor. Bu yalnızca bir istatistik değil. Bu yalnızca duvara astığımız fotoğraflar değil, bunların her biri gerçek birer insandı. Bu insanların hikayeleri vardı ve akrabaları hala burada yaşamaya devam ediyor." Coşkun, soykırım kurbanlarından geriye kalan eşyaların daha uzun yıllar var olması için de çalışmalar yaptıklarını sözlerine ekledi. Srebrenitsa soykırımı Srebrenitsa'nın, 11 Temmuz 1995'te Ratko Mladić komutasındaki Sırp birliklerince işgal edilmesinin ardından BM bünyesindeki Hollandalı askerlere sığınan sivil Boşnaklar, daha sonra Sırplara teslim edildi. Kadın ve çocukların Boşnak askerlerin kontrolündeki bölgeye ulaşmasına izin veren Sırplar, en az 8 bin 372 Boşnak erkeği ormanlık bölgede, fabrikalarda ve depolarda katletti. Katledilen Boşnaklar ise toplu mezarlara gömüldü. Savaşın ardından kayıpları bulmak için başlatılan çalışmalarda toplu mezarlarda cesetlerine ulaşılan kurbanlar, kimlik tespitinin ardından her yıl 11 Temmuz'da Potoçari Anıt Mezarlığı'nda düzenlenen törenle toprağa veriliyor.  
Türkiye'nin desteğiyle müzeye dönüştürülen Srebrenitsa'daki eski fabrika, soykırım kurbanlarının eşyaları ve tanıklıklarıyla hafızayı geleceğe taşıyor.
Bir binanın duvarları konuşabilir mi? Bosna Hersek'in Srebrenitsa kentindeki eski akü fabrikasına adım atanlar için bu sorunun cevabı hiç tereddütsüz "evet." Çünkü burası, 11 Temmuz 1995'te insanlığın en karanlık sayfalarından birine tanıklık eden, bugün ise o acıyı unutturmamak için ayakta duran sessiz bir hafıza mekânı.
Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) ile Srebrenitsa Anıt Merkezi'nin ortak çalışmasıyla müzeye dönüştürülen tarihi yapıda, soykırım kurbanlarından geriye kalan kişisel eşyalar, fotoğraflar ve yaşam öyküleri ziyaretçilerle buluşuyor. Her vitrin, yarım kalan bir hayatı; her fotoğraf, bir ailenin dinmeyen özlemini; her eşya ise savaşın ardında bıraktığı derin izleri anlatıyor.
Müzenin koridorlarında ilerleyen ziyaretçiler, yalnızca Bosna Savaşı'nın kronolojisini değil, uluslararası toplumun gözleri önünde yaşanan büyük bir insanlık trajedisinin izlerini de görüyor. Görsel arşivler, tanıklıklar ve bilgilendirici bölümler, Srebrenitsa'da yaşananların unutulmaması gerektiğini güçlü bir şekilde hatırlatıyor.
En çok dikkat çeken bölümlerden biri ise kurbanların fotoğraflarının yer aldığı anı duvarı ile geriye kalan ayakkabıların sergilendiği alan. Sessizliğin hâkim olduğu bu bölümde ziyaretçiler, rakamlara dönüşen hayatların aslında hayalleri, aileleri ve umutları olan insanlar olduğunu derinden hissediyor.
TİKA Başkan Yardımcısı Yahya Coşkun da müzenin en önemli amacının hafızayı canlı tutmak olduğunu belirterek, burada anlatılanların yalnızca tarihî bir olaydan ibaret olmadığını vurguluyor. Coşkun'un ifade ettiği gibi sergilenen her eşya gerçek bir insana ait ve her birinin ardında yarım kalmış bir yaşam öyküsü bulunuyor. Müze, yalnızca geçmişi anlatan bir sergi alanı değil; nefretin, ayrımcılığın ve savaşın nelere yol açabileceğini gelecek kuşaklara hatırlatan güçlü bir vicdan çağrısı niteliği taşıyor.
11 Temmuz 1995'te Ratko Mladić komutasındaki Bosnalı Sırp güçlerinin Srebrenitsa'yı işgal etmesinin ardından, Birleşmiş Milletler tarafından güvenli bölge ilan edilen kentte en az 8 bin 372 Boşnak erkek ve erkek çocuk sistematik şekilde katledildi. Savaşın ardından toplu mezarlarda bulunan kurbanlar, kimlik tespitlerinin tamamlanmasının ardından her yıl Potoçari Anıt Mezarlığı'nda düzenlenen törenlerle toprağa verilmeye devam ediyor.
Bugün Srebrenitsa'daki bu müze, sessiz duvarları, geride kalan eşyaları ve tanıklıklarıyla geçmişi geleceğe taşıyan en önemli hafıza merkezlerinden biri olarak ziyaretçilerini ağırlamayı sürdürüyor.
AA'nın aktardığı bilgilere göre, müzede soykırımın izlerini taşıyan çok sayıda eser ve belge yer alırken, ziyaretçilere Bosna Savaşı'nın en acı sayfalarından biri kapsamlı şekilde anlatılıyor. İşte ajans haberinin ayrıntıları:
Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) Başkanlığı ve Srebrenitsa Anıt Merkezinin ortaklaşa yürüttüğü proje kapsamında hayata geçirilen müzede, soykırım kurbanlarının eşyaları yer alıyor.
Müzede ayrıca soykırımın başlangıcından Bosna Savaşı'na kadar birçok konuda bilgilendirici bölümler yer alırken, ekranlarda Srebrenitsa ve civarında yaşananlar ile Bosna Savaşı'na ait videolar gösteriliyor.
Soykırım kurbanlarının fotoğraflarının yer aldığı duvar ve onlardan geriye kalan ayakkabıların sergilendiği bölümler, ziyaretçilerin en çok duygulandığı yerler arasında bulunuyor.
"Bu insanların hikayeleri vardı ve akrabaları hala burada yaşamaya devam ediyor"
TİKA Başkan Yardımcısı Yahya Coşkun, yaptığı açıklamada, dünyanın her yerinde hala zulüm, vahşet ve insanlığa karşı suçların işlenmeye devam ettiğini söyledi.
Srebrenitsa'da 1995'te yaşanan soykırımın farklı bir tarafının olduğunu aktaran Coşkun, " Srebrenitsa yalnızca dünyanın gözü önünde olmadı. Bu suçlar aynı zamanda dünya barışını tesis etme iddiasında olan kuruluşların gözetiminde işlendi." dedi.
Srebrenitsa'daki katliamda en az 8 bin 372 kişinin öldürüldüğünü belirten Coşkun, TİKA'nın soykırımın unutulmaması adına, her şeyin tanığı olan fabrikanın önce tadilatını yaptığını aktararak, şunları kaydetti:
"Burada hem Yugoslavya'nın dağılmasından itibaren savaşın nasıl başladığı, nasıl cereyan ettiği ve başta Srebrenitsa olmak üzere nasıl soykırımların yapıldığı anlatılıyor. Savaşta hayatını kaybeden şehitlerimizin kişisel hikayeleri, kişisel eşyalarıyla gösteriliyor. Bu yalnızca bir istatistik değil. Bu yalnızca duvara astığımız fotoğraflar değil, bunların her biri gerçek birer insandı. Bu insanların hikayeleri vardı ve akrabaları hala burada yaşamaya devam ediyor."
Coşkun, soykırım kurbanlarından geriye kalan eşyaların daha uzun yıllar var olması için de çalışmalar yaptıklarını sözlerine ekledi.
Srebrenitsa soykırımı
Srebrenitsa'nın, 11 Temmuz 1995'te Ratko Mladić komutasındaki Sırp birliklerince işgal edilmesinin ardından BM bünyesindeki Hollandalı askerlere sığınan sivil Boşnaklar, daha sonra Sırplara teslim edildi.
Kadın ve çocukların Boşnak askerlerin kontrolündeki bölgeye ulaşmasına izin veren Sırplar, en az 8 bin 372 Boşnak erkeği ormanlık bölgede, fabrikalarda ve depolarda katletti. Katledilen Boşnaklar ise toplu mezarlara gömüldü.
Savaşın ardından kayıpları bulmak için başlatılan çalışmalarda toplu mezarlarda cesetlerine ulaşılan kurbanlar, kimlik tespitinin ardından her yıl 11 Temmuz'da Potoçari Anıt Mezarlığı'nda düzenlenen törenle toprağa veriliyor.
 
Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve siteye yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.