Tasavvuf Ehli Bu Gece Berat Kandiliniz Mübarek Olsun.
Tasavvuf Ehli Bu Gece Berat Kandiliniz Mübarek Olsun.
Gönüllerin arındığı, yüklerin hafiflediği, ilahi rahmetin sağanak gibi yeryüzüne indiği müstesna gecelerden biri…
Tasavvuf Ehli Bu Gece Berat Kandiliniz Mübarek Olsun.
Gönüllerin arındığı, yüklerin hafiflediği, ilahi rahmetin sağanak gibi yeryüzüne indiği müstesna gecelerden biri…
Berat; sözlükte “berî olmak, kurtulmak, temize çıkmak” anlamına gelir.
Aslı **“Berâet”**tir. Yani kulun, günah ve sorumluluk yüklerinden arınarak ilahi affa mazhar olmasıdır.
İşte bu sebeple Berat Gecesi; günahlardan kurtuluşun, ilahi rahmete erişin ve manevi beratın verildiği gece olarak kabul edilmiştir.
Berat Gecesi, Şaban ayının 14’ünü 15’ine bağlayan gecedir.
Rahmet kapılarının sonuna kadar açıldığı, duaların kabul edildiği dört mübarek geceden biridir.
Tasavvuf ehli bu geceyi, “kulun Rabbine en yakın olduğu anlardan biri” olarak tarif eder.
Yüce Rabbimiz Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurur:
“Biz onu mübarek bir gecede indirdik. Şüphesiz biz insanları uyarmaktayız.” (Duhân Sûresi, 3. ayet)
Müfessirlerin bir kısmına göre bu “mübarek gece”, Berat Gecesi’dir. Rivayetlere göre Kur’ân-ı Kerîm, bu gecede Levh-i Mahfûz’dan dünya semasına toptan indirilmiş, ardından Peygamber Efendimize (s.a.s.) parça parça vahyedilmiştir. Bu toplu inişe “inzâl” denir.
Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s.), Berat Gecesi’ne ayrı bir önem vermiş, bu gecede uzun uzun ibadet etmiş ve ümmeti için dua etmiştir. Hadis-i şeriflerinde şöyle buyurur:
“ Şaban ayının on beşinci gecesini ibadetle geçiriniz, gündüzünü de oruçlu tutunuz. Çünkü Allah Teâlâ, o gece güneş batınca dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve şöyle buyurur:
‘Yok mu bağışlanmak isteyen, onu bağışlayayım?
Yok mu rızık isteyen, ona rızık vereyim?
Yok mu derde düşen, ona şifa vereyim?’
Tan yeri ağarıncaya kadar bu böyle devam eder.”
Tasavvuf büyükleri bu çağrıyı, “ilahi davet” olarak nitelendirir. Yani bu gece, Allah’ın kullarına doğrudan seslendiği, kulun da gönlüyle icabet etmesi gereken bir gecedir.
Peygamber Efendimizin (s.a.s.) bu gece sıkça okuduğu dualardan biri de şudur: “Allahümmerzuknâ kalben takiyyen, mineş-şirki beriyyen, lâ kâfiren ve lâ şakiyyen.”
(Allah’ım! Bize takva dolu bir kalp, şirkten uzak bir iman, küfür ve bedbahtlıktan korunmuş bir hayat nasip eyle.)
Öyleyse bu ilahi fırsatı nasıl değerlendirmeliyiz?
– Namaz kılmalı, Kur’ân okumalı,
– Samimi bir kalple istiğfar etmeli,
– “Estağfirullah” diyerek gönül pasını silmeli,
– Çocuklarımıza bu gecenin manasını öğretmeli,
– Yoksullara, kimsesizlere, özellikle çocuklara yardım eli uzatmalı,
– Anne ve babamızı, büyüklerimizi ziyaret edip dualarını almalı,
– Ebediyete irtihal eden sevdiklerimizi rahmetle anmalıyız.
Kandiller, sadece bireysel arınma geceleri değil; toplumsal barışın, sevgi ve kardeşliğin yeniden yeşerdiği zamanlardır. Dargınlıkların unutulduğu, gönüllerin kucaklaştığı, millet olma şuurunun güçlendiği müstesna günlerdir.
Osmanlı’dan bu yana minarelerde yakılan kandillerle gönüller aydınlanmış, geceler nurla taçlanmıştır. II. Selim döneminden itibaren bu geceler “kandil” adıyla anılmış, ışık sadece minarelerde değil, kalplerde de yanmıştır.
Varlığı ebedî, merhameti sonsuz olan Yüce Allah; kendisine yönelen hiçbir eli boş çevirmez.
Bu mübarek gecede edilen duaların, Rabbimizin yüce katına ulaşmasına vesile olması niyazıyla…
Kardeşliğin daim olduğu, sevginin çoğaldığı, rahmetin yağmur gibi yağdığı nice Berat Kandillerine…
Berat Kandiliniz Mübarek Olsun.
Dilber KÖSE
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
