Washington'da dengeler değişt Şimdi dünyayı nasıl bir süreç bekliyor

DÜNYA 04.11.2026 - 22:37, Güncelleme: 04.11.2026 - 22:37
 

Washington'da dengeler değişt Şimdi dünyayı nasıl bir süreç bekliyor

ABD’de seçim sonrası oluşan yeni tablo, Washington’u aşan sonuçlar doğurabilir. Ekonomistler, bütçe krizinden küresel piyasalara uzanan risklere dikkat çekiyor.
ABD’de gerçekleştirilen Kongre ara seçimleri, yalnızca siyasi partilerin sandalye mücadelesini değil, ülkenin önümüzdeki iki yıllık yönetim sürecini de yeniden şekillendirdi. Cumhuriyetçilerin Kongre’deki çoğunluğunu kaybetmesiyle birlikte Başkan Donald Trump’ın ekonomi, bütçe ve dış politika alanlarında nasıl bir yol izleyeceği merak konusu oldu. Avrupa’nın önde gelen ekonomistleri ise Washington’da ortaya çıkan yeni tablonun etkilerinin ABD sınırlarını aşabileceği uyarısında bulunuyor.   Seçimlerin ardından Demokratlar, açıklanan sonuçlara göre Senato’da 54, Temsilciler Meclisi’nde 228 sandalyeye ulaştı. Böylece Trump yönetimi, başkanlığının kalan döneminde Kongre’nin iki kanadında da Demokrat çoğunlukla karşı karşıya kalacak. Yeni Kongre’nin Ocak 2027’de göreve başlamasıyla birlikte Washington’da farklı siyasi dengelerin etkili olması bekleniyor.   Ancak ekonomistlerin asıl dikkat çektiği konu, Washington’daki güç değişiminin bundan sonra hangi alanlarda etkisini göstereceği.   KONGRE İLE BEYAZ SARAY ARASINDA ZORLU MÜZAKERE DÖNEMİ   Alman Ekonomik Araştırmalar Enstitüsü Başkanı Marcel Fratzscher, seçim sonuçlarının ABD’de güçler ayrılığı ve kurumsal denetim açısından önemli olduğunu belirtiyor. Fratzscher’e göre Kongre’nin bütçe üzerindeki yetkileri, Trump yönetiminin özellikle dış politika ve kamu harcamalarına ilişkin bazı kararlarını sınırlandırabilecek bir araç haline gelebilir.   Münih merkezli Ekonomi Araştırma Enstitüsü Başkanı Clemens Fuest ise yeni dönemde siyasi uzlaşmazlıkların daha belirgin hale gelebileceğine dikkat çekiyor. Trump’ın Demokratların hazırladığı düzenlemeleri veto etme yetkisi bulunmasına rağmen, kendi politikalarını hayata geçirmek için ihtiyaç duyduğu Kongre desteğini kaybetmesi önemli bir engel oluşturuyor.   Fuest, bütçe görüşmelerinde yaşanabilecek anlaşmazlıkların federal hükümetin faaliyetlerinin geçici olarak durmasına kadar uzanabilecek krizleri beraberinde getirebileceği değerlendirmesinde bulunuyor.   Landesbank Baden-Württemberg analisti Dirk Chlench de Beyaz Saray ile Kongre arasında uzun süreli bir siyasi mücadele ihtimaline işaret ediyor. Özellikle federal bütçenin onaylanması ve borçlanma limitinin yükseltilmesi konularındaki anlaşmazlıkların finans piyasalarında yeni bir belirsizlik yaratabileceği belirtiliyor.   ASIL ENDİŞE DIŞ POLİTİKADA ATILABİLECEK ADIMLAR   Ekonomistlerin üzerinde durduğu bir diğer başlık ise Trump yönetiminin iç politikada daralan hareket alanını dış politikaya nasıl yansıtabileceği.   Mannheim merkezli Avrupa Ekonomik Araştırmalar Merkezi Başkanı Achim Wambach, ABD başkanının dış politikada önemli yetkilerini koruduğunu hatırlatıyor. Wambach’a göre Kongre’deki yeni çoğunluk, Trump’ın iç politika gündemini yavaşlatabilir ancak Washington’un ticaret politikalarında köklü bir değişiklik yaşanacağı anlamına gelmiyor.   Özellikle Çin ile ekonomik rekabet, yerli üretimin korunması ve ticari kısıtlamalar konusunda ABD siyasetinde iki partinin de ortaklaştığı önemli başlıklar bulunuyor. Bu nedenle Demokratların Kongre’de çoğunluğu elde etmesi, küresel ticarette korumacı yaklaşımın sona ereceği şeklinde yorumlanmıyor.   Berenberg Bank Başekonomisti Holger Schmieding ise siyasi baskının arttığı bir dönemde dış politikada daha riskli tercihler yapılabileceği ihtimaline dikkat çekiyor. Schmieding, ABD yaptırımlarının etkilediği Küba’nın önümüzdeki dönemde yakından izlenmesi gereken ülkeler arasında bulunduğunu belirtiyor.   Commerzbank Ekonomisti Christoph Balz da Trump’ın iç politikada karşılaşacağı engeller nedeniyle yürütme yetkilerine ve dış politikaya daha fazla ağırlık verebileceğini değerlendiriyor. Avrupa ile ABD arasında uluslararası meselelerde devam eden görüş ayrılıklarının bu süreçte yeni gerilimlere dönüşebileceği ifade ediliyor.   AVRUPA’NIN ÖNÜNDEKİ SINAV: ABD’YE BAĞIMLILIĞI AZALTMAK   ABD’deki siyasi değişimin Avrupa ekonomisi açısından da önemli sonuçları olabileceği değerlendiriliyor. Ekonomistler, Avrupa’nın Washington’daki gelişmeleri bekleyerek kendi ekonomik politikalarını ertelememesi gerektiğini vurguluyor.   Avrupa’nın rekabet gücünü artırması, ortak pazardaki ticari engelleri azaltması ve stratejik bağımsızlığını güçlendirmesi gerektiğine dikkat çekiliyor. Birleşik Krallık ile işbirliğinin derinleştirilmesi, Mercosur ve Hindistan ile ticari ilişkilerin geliştirilmesi de öne çıkan öneriler arasında yer alıyor.   Köln Alman Ekonomisi Enstitüsü Direktörü Michael Hüther ise ABD’deki siyasi belirsizliğin Avrupa’nın en önemli ticaret ortaklarından biriyle ilişkilerini olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle bütçe tartışmalarının derinleşmesi ve Cumhuriyetçi Parti içinde 2028 başkanlık seçimlerine yönelik güç mücadelesinin başlaması, belirsizlikleri artırabilecek gelişmeler arasında gösteriliyor.   PİYASALARDA GÖZLER BÜTÇEYE, FAİZE VE ENERJİYE ÇEVRİLDİ   Seçim sonuçlarının ardından yatırımcıların yakından izleyeceği konuların başında ABD’nin bütçe politikası, borçlanma ihtiyacı, ticaret kararları ve enerji piyasaları geliyor.   VP Bank Başekonomisti Thomas Gitzel, yüksek enflasyonun Cumhuriyetçilerin seçim performansını etkileyen önemli unsurlardan biri olduğuna dikkat çekiyor. Gitzel ayrıca yapay zekâ veri merkezlerinin hızlı inşasının enerji ve kaynak kullanımı üzerinden toplumda tartışmalara yol açtığını belirtiyor.   Ancak Gitzel, seçim sonuçlarının ardından finans piyasalarında görülebilecek ilk hareketlerin uzun vadeli eğilim olarak değerlendirilmemesi gerektiğini de vurguluyor.   ABD’deki siyasi gelişmelerin borsa, döviz ve enerji fiyatları üzerindeki etkisi; yeni yönetim kararları, enflasyon, faiz politikası ve uluslararası gelişmelerle birlikte şekillenecek. Dolayısıyla Kongre’deki çoğunluk değişiminin tek başına piyasalarda belirli bir yönü garanti etmediği de göz önünde bulunduruluyor.   2028’E GİDEN YOLDA İLK BÜYÜK HESAPLAŞMA   Seçim sonuçlarının bir başka önemli boyutu da ABD siyasetinin geleceği. Trump’ın anayasal olarak yeniden başkan seçilme hakkının bulunmadığı 2028 seçimleri yaklaşırken Cumhuriyetçi Parti içerisindeki liderlik tartışmalarının daha fazla gündeme gelmesi bekleniyor.   Kiel Dünya Ekonomisi Enstitüsü Başkanı Moritz Schularick, seçimleri Amerikan demokrasisi ve hukuk devleti açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriyor. Alman ekonomistler, önümüzdeki dönemde Kongre ile Beyaz Saray arasındaki ilişkinin yalnızca ABD’nin iç siyasi gündemini değil, uluslararası ekonomik ilişkileri de etkileyeceğine dikkat çekiyor.   Washington’da değişen siyasi dengelerin nasıl bir dış politika çizgisine dönüşeceği, bütçe görüşmelerinin hangi noktada sonuçlanacağı ve bu gelişmelerin küresel ekonomiye nasıl yansıyacağı önümüzdeki dönemin en yakından izlenecek başlıkları arasında yer alıyor.   ABD’de başlayan bu yeni siyasi dönem, yalnızca iki partinin mücadelesiyle sınırlı kalmayacak gibi görünüyor. Alınacak kararların etkisi, uluslararası ticaretten enerji fiyatlarına, Avrupa ekonomisinden küresel yatırım ortamına kadar geniş bir alanda hissedilebilecek.    
ABD’de seçim sonrası oluşan yeni tablo, Washington’u aşan sonuçlar doğurabilir. Ekonomistler, bütçe krizinden küresel piyasalara uzanan risklere dikkat çekiyor.
ABD’de gerçekleştirilen Kongre ara seçimleri, yalnızca siyasi partilerin sandalye mücadelesini değil, ülkenin önümüzdeki iki yıllık yönetim sürecini de yeniden şekillendirdi. Cumhuriyetçilerin Kongre’deki çoğunluğunu kaybetmesiyle birlikte Başkan Donald Trump’ın ekonomi, bütçe ve dış politika alanlarında nasıl bir yol izleyeceği merak konusu oldu. Avrupa’nın önde gelen ekonomistleri ise Washington’da ortaya çıkan yeni tablonun etkilerinin ABD sınırlarını aşabileceği uyarısında bulunuyor.
 
Seçimlerin ardından Demokratlar, açıklanan sonuçlara göre Senato’da 54, Temsilciler Meclisi’nde 228 sandalyeye ulaştı. Böylece Trump yönetimi, başkanlığının kalan döneminde Kongre’nin iki kanadında da Demokrat çoğunlukla karşı karşıya kalacak. Yeni Kongre’nin Ocak 2027’de göreve başlamasıyla birlikte Washington’da farklı siyasi dengelerin etkili olması bekleniyor.
 
Ancak ekonomistlerin asıl dikkat çektiği konu, Washington’daki güç değişiminin bundan sonra hangi alanlarda etkisini göstereceği.
 
KONGRE İLE BEYAZ SARAY ARASINDA ZORLU MÜZAKERE DÖNEMİ
 
Alman Ekonomik Araştırmalar Enstitüsü Başkanı Marcel Fratzscher, seçim sonuçlarının ABD’de güçler ayrılığı ve kurumsal denetim açısından önemli olduğunu belirtiyor. Fratzscher’e göre Kongre’nin bütçe üzerindeki yetkileri, Trump yönetiminin özellikle dış politika ve kamu harcamalarına ilişkin bazı kararlarını sınırlandırabilecek bir araç haline gelebilir.
 
Münih merkezli Ekonomi Araştırma Enstitüsü Başkanı Clemens Fuest ise yeni dönemde siyasi uzlaşmazlıkların daha belirgin hale gelebileceğine dikkat çekiyor. Trump’ın Demokratların hazırladığı düzenlemeleri veto etme yetkisi bulunmasına rağmen, kendi politikalarını hayata geçirmek için ihtiyaç duyduğu Kongre desteğini kaybetmesi önemli bir engel oluşturuyor.
 
Fuest, bütçe görüşmelerinde yaşanabilecek anlaşmazlıkların federal hükümetin faaliyetlerinin geçici olarak durmasına kadar uzanabilecek krizleri beraberinde getirebileceği değerlendirmesinde bulunuyor.
 
Landesbank Baden-Württemberg analisti Dirk Chlench de Beyaz Saray ile Kongre arasında uzun süreli bir siyasi mücadele ihtimaline işaret ediyor. Özellikle federal bütçenin onaylanması ve borçlanma limitinin yükseltilmesi konularındaki anlaşmazlıkların finans piyasalarında yeni bir belirsizlik yaratabileceği belirtiliyor.
 
ASIL ENDİŞE DIŞ POLİTİKADA ATILABİLECEK ADIMLAR
 
Ekonomistlerin üzerinde durduğu bir diğer başlık ise Trump yönetiminin iç politikada daralan hareket alanını dış politikaya nasıl yansıtabileceği.
 
Mannheim merkezli Avrupa Ekonomik Araştırmalar Merkezi Başkanı Achim Wambach, ABD başkanının dış politikada önemli yetkilerini koruduğunu hatırlatıyor. Wambach’a göre Kongre’deki yeni çoğunluk, Trump’ın iç politika gündemini yavaşlatabilir ancak Washington’un ticaret politikalarında köklü bir değişiklik yaşanacağı anlamına gelmiyor.
 
Özellikle Çin ile ekonomik rekabet, yerli üretimin korunması ve ticari kısıtlamalar konusunda ABD siyasetinde iki partinin de ortaklaştığı önemli başlıklar bulunuyor. Bu nedenle Demokratların Kongre’de çoğunluğu elde etmesi, küresel ticarette korumacı yaklaşımın sona ereceği şeklinde yorumlanmıyor.
 
Berenberg Bank Başekonomisti Holger Schmieding ise siyasi baskının arttığı bir dönemde dış politikada daha riskli tercihler yapılabileceği ihtimaline dikkat çekiyor. Schmieding, ABD yaptırımlarının etkilediği Küba’nın önümüzdeki dönemde yakından izlenmesi gereken ülkeler arasında bulunduğunu belirtiyor.
 
Commerzbank Ekonomisti Christoph Balz da Trump’ın iç politikada karşılaşacağı engeller nedeniyle yürütme yetkilerine ve dış politikaya daha fazla ağırlık verebileceğini değerlendiriyor. Avrupa ile ABD arasında uluslararası meselelerde devam eden görüş ayrılıklarının bu süreçte yeni gerilimlere dönüşebileceği ifade ediliyor.
 
AVRUPA’NIN ÖNÜNDEKİ SINAV: ABD’YE BAĞIMLILIĞI AZALTMAK
 
ABD’deki siyasi değişimin Avrupa ekonomisi açısından da önemli sonuçları olabileceği değerlendiriliyor. Ekonomistler, Avrupa’nın Washington’daki gelişmeleri bekleyerek kendi ekonomik politikalarını ertelememesi gerektiğini vurguluyor.
 
Avrupa’nın rekabet gücünü artırması, ortak pazardaki ticari engelleri azaltması ve stratejik bağımsızlığını güçlendirmesi gerektiğine dikkat çekiliyor. Birleşik Krallık ile işbirliğinin derinleştirilmesi, Mercosur ve Hindistan ile ticari ilişkilerin geliştirilmesi de öne çıkan öneriler arasında yer alıyor.
 
Köln Alman Ekonomisi Enstitüsü Direktörü Michael Hüther ise ABD’deki siyasi belirsizliğin Avrupa’nın en önemli ticaret ortaklarından biriyle ilişkilerini olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle bütçe tartışmalarının derinleşmesi ve Cumhuriyetçi Parti içinde 2028 başkanlık seçimlerine yönelik güç mücadelesinin başlaması, belirsizlikleri artırabilecek gelişmeler arasında gösteriliyor.
 
PİYASALARDA GÖZLER BÜTÇEYE, FAİZE VE ENERJİYE ÇEVRİLDİ
 
Seçim sonuçlarının ardından yatırımcıların yakından izleyeceği konuların başında ABD’nin bütçe politikası, borçlanma ihtiyacı, ticaret kararları ve enerji piyasaları geliyor.
 
VP Bank Başekonomisti Thomas Gitzel, yüksek enflasyonun Cumhuriyetçilerin seçim performansını etkileyen önemli unsurlardan biri olduğuna dikkat çekiyor. Gitzel ayrıca yapay zekâ veri merkezlerinin hızlı inşasının enerji ve kaynak kullanımı üzerinden toplumda tartışmalara yol açtığını belirtiyor.
 
Ancak Gitzel, seçim sonuçlarının ardından finans piyasalarında görülebilecek ilk hareketlerin uzun vadeli eğilim olarak değerlendirilmemesi gerektiğini de vurguluyor.
 
ABD’deki siyasi gelişmelerin borsa, döviz ve enerji fiyatları üzerindeki etkisi; yeni yönetim kararları, enflasyon, faiz politikası ve uluslararası gelişmelerle birlikte şekillenecek. Dolayısıyla Kongre’deki çoğunluk değişiminin tek başına piyasalarda belirli bir yönü garanti etmediği de göz önünde bulunduruluyor.
 
2028’E GİDEN YOLDA İLK BÜYÜK HESAPLAŞMA
 
Seçim sonuçlarının bir başka önemli boyutu da ABD siyasetinin geleceği. Trump’ın anayasal olarak yeniden başkan seçilme hakkının bulunmadığı 2028 seçimleri yaklaşırken Cumhuriyetçi Parti içerisindeki liderlik tartışmalarının daha fazla gündeme gelmesi bekleniyor.
 
Kiel Dünya Ekonomisi Enstitüsü Başkanı Moritz Schularick, seçimleri Amerikan demokrasisi ve hukuk devleti açısından önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriyor. Alman ekonomistler, önümüzdeki dönemde Kongre ile Beyaz Saray arasındaki ilişkinin yalnızca ABD’nin iç siyasi gündemini değil, uluslararası ekonomik ilişkileri de etkileyeceğine dikkat çekiyor.
 
Washington’da değişen siyasi dengelerin nasıl bir dış politika çizgisine dönüşeceği, bütçe görüşmelerinin hangi noktada sonuçlanacağı ve bu gelişmelerin küresel ekonomiye nasıl yansıyacağı önümüzdeki dönemin en yakından izlenecek başlıkları arasında yer alıyor.
 
ABD’de başlayan bu yeni siyasi dönem, yalnızca iki partinin mücadelesiyle sınırlı kalmayacak gibi görünüyor. Alınacak kararların etkisi, uluslararası ticaretten enerji fiyatlarına, Avrupa ekonomisinden küresel yatırım ortamına kadar geniş bir alanda hissedilebilecek.
 
 
Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve siteye yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.