Dilber KÖSE
Köşe Yazarı
Dilber KÖSE
 

İlgi, şefkat ve insan sevgisinin de en az ilaç kadar değerli

Dün ve Bugün Antalya Araştırma Devlet Hastanesi'nde yaşadıklarım, bana bir kez daha sağlık hizmetlerinin yalnızca tedavi etmekten ibaret olmadığını; ilgi, şefkat ve insan sevgisinin de en az ilaç kadar değerli olduğunu gösterdi. Ablayla kardeş, bir süredir bekledikleri göz katarakt ameliyatı için gerekli hazırlıklarını tamamlamışlardı. Bir gün öncesinden doktor kontrolüne gidilmiş, ameliyat günü yapılacaklar, kullanılacak ilaçlar ve hastaneye geliş saati tek tek anlatılmıştı. Her şey planlı ve düzenliydi. Sabahın erken saatlerinde Antalya Araştırma Devlet Hastanesi'nin göz servisine ulaştık. İlk dikkatimizi çeken şey düzen ve tertip oldu. Hastane, geçmiş yıllara göre çok daha sistemli, daha ferah ve daha sıcak bir ortama kavuşmuş gibiydi. İlk masada gerekli kontroller yapıldı. Alerjiler, kullanılan ilaçlar, sağlık geçmişi soruldu. Evraklar tamamlandı, imzalar atıldı. Ardından ameliyat önlükleri giyildi, ayakkabılara galoşlar takıldı ve ikinci kapıdan bekleme salonuna geçildi. Bekleme salonu oldukça geniş ve ferahtı. Ortadan zarif bir perdeyle ikiye ayrılmıştı; bir tarafta erkekler, diğer tarafta kadınlar oturuyordu. Her iki taraf kahve tadında birbirleriyle sohbet ediyorlar..., Katarakt ameliyatı için giyilen kıyafetler herkeste aynıydı. İnsanlar sohbetlerini ederken de isimlerinin okunmasını bekliyordu. Arada bir kapı açılıyor, bir hemşire hastanın adını söylüyor ve yeni bir umut yolculuğu başlıyordu. Üçüncü kapının önüne gelen hastalar ayakkabılarını çıkarıp sandalyeye oturuyor, ardından steril ameliyathane bölümüne alınıyordu. Her yer pırıl pırıldı. Modern cihazlarla donatılmış ameliyathanede doktor kontrolünde gerçekleştirilen katarakt operasyonu yaklaşık 10-15 dakika sürüyordu. Ameliyat sonrasında hastalar dinlenme odasına alınıyordu. Bizim için en etkileyici an ise doktorumuz Sayın Dr. Hatice Hanım'ın hastalarıyla kurduğu sıcak iletişimdi. Daha yanına gelir gelmez insanı rahatlatan bir sesi var. "Tatlım nasılsın, iyi misin? Ağrın var mı?" diye soruyor, ardından diğer hastaya dönüp; "Hayatım, şekerim, şimdi damlanı damlatıyorum, hiç korkma..." sözleriyle yalnızca gözleri değil, gönülleri de tedavi ediyor... Bandajları kontrol ettikten sonra dikkat edilmesi gerekenleri tek tek anlattı: "Eğilip kalkmayacaksınız, gözü tozdan ve dumandan koruyacaksınız. Yarın öğleden sonra tekrar geleceksiniz." Yanımıza verdiği ilaçları anlattı, olası ağrılar için kullanabileceğimiz ağrı kesicileri tarif etti ve son olarak; "Herhangi bir sıkıntınız olursa bizi arayın, gereken neyse yaparız." diyerek hastalarını güven içinde uğurladı. Elbette bu güzel tablonun görünmeyen kahramanları da vardı. Göz servisi koridorunda görev yapan hemşireler... Her biri güler yüzlü, sabırlı ve yardımseverdi. Sanki birbirleriyle yarışıyorlar; "Ben daha fazla yardımcı olayım." diye çabalıyorlardı. Günün en tatlı anlarından biri de dinlenme odasında yaşandı. Yaklaşık 75-80 yaşlarında bir amca ameliyattan çıkmıştı. Refakatçisi çağrılınca aynı yaşlarda bir teyze içeri girdi. Mutlaka görme sorunu var ki, ilk gördüğü hastanın yanına gidip onun kendi eşi olduğunu sandı. Hepimiz bir an şaşırdık. Sonra görevli; "Teyze, senin hastan köşedeki amca." deyince hepimiz gülümsemeye başladık. Teyze mahcup bir şekilde; "Göremedim evladım, bilemedim." dedi. Köşedeki amca ise gülerek; "Sesime gel, sesime gel!" diye seslendi. O an odadaki herkesin yüzünde sıcak bir tebessüm oluştu. Sağlığın kıymetini, yaş almanın güzelliğini ve insan olmanın sıcaklığını aynı anda hissettik. Hastaneden ayrılırken doktorumuza, hemşirelerimize ve tüm sağlık çalışanlarına içten teşekkürlerimizi sunduk. Eve dönüş yolunda ise kardeşlik sevgisinin en güzel örneklerinden birine daha şahit olduk. Abla, her zamanki anaç tavrıyla kendi durumunu unutup kardeşini düşünüyordu: "Önce kardeşime bakın, bir göreyim nasıl olmuş?" Kardeşi ise: "Abla, ben iyiyim." diyerek onu rahatlatmaya çalışıyordu. O sevgi dolu konuşmalar, o içtenlik ve kardeşlik bağı günün en güzel ilacıydı. Bugün hastanede yalnızca bir katarakt ameliyatı görmedim; insanlığın, merhametin, meslek sevgisinin ve kardeşlik duygularının da ne kadar değerli olduğunu bir kez daha gördüm. Sağlık, yalnızca gören gözlerde değil; hastasına şefkatle yaklaşan doktorun sesinde, yardım etmek için koşan hemşirenin tebessümünde ve kardeşinin elini bırakmayan ablanın yüreğinde saklıdır. Gözlere ışık verenlerin, gönüllere de umut verdiği bir günün hatırası...   Rabbim hepimizin ömrüne sağlık, huzur ve bereket versin; darda olan tüm hastalarımıza acil şifalar nasip etsin inşallah.   Dilber Köse  
Ekleme Tarihi: 14 Haziran 2026 -Pazar

İlgi, şefkat ve insan sevgisinin de en az ilaç kadar değerli

Dün ve Bugün Antalya Araştırma Devlet Hastanesi'nde yaşadıklarım, bana bir kez daha sağlık hizmetlerinin yalnızca tedavi etmekten ibaret olmadığını; ilgi, şefkat ve insan sevgisinin de en az ilaç kadar değerli olduğunu gösterdi.

Ablayla kardeş, bir süredir bekledikleri göz katarakt ameliyatı için gerekli hazırlıklarını tamamlamışlardı.

Bir gün öncesinden doktor kontrolüne gidilmiş, ameliyat günü yapılacaklar, kullanılacak ilaçlar ve hastaneye geliş saati tek tek anlatılmıştı.
Her şey planlı ve düzenliydi.
Sabahın erken saatlerinde Antalya Araştırma Devlet Hastanesi'nin göz servisine ulaştık.

İlk dikkatimizi çeken şey düzen ve tertip oldu.
Hastane, geçmiş yıllara göre çok daha sistemli, daha ferah ve daha sıcak bir ortama kavuşmuş gibiydi.

İlk masada gerekli kontroller yapıldı.
Alerjiler, kullanılan ilaçlar, sağlık geçmişi soruldu.
Evraklar tamamlandı, imzalar atıldı.
Ardından ameliyat önlükleri giyildi, ayakkabılara galoşlar takıldı ve ikinci kapıdan bekleme salonuna geçildi.

Bekleme salonu oldukça geniş ve ferahtı.
Ortadan zarif bir perdeyle ikiye ayrılmıştı; bir tarafta erkekler, diğer tarafta kadınlar oturuyordu.
Her iki taraf kahve tadında birbirleriyle sohbet ediyorlar...,
Katarakt ameliyatı için giyilen kıyafetler herkeste aynıydı.
İnsanlar sohbetlerini ederken de isimlerinin okunmasını bekliyordu.

Arada bir kapı açılıyor, bir hemşire hastanın adını söylüyor ve yeni bir umut yolculuğu başlıyordu.

Üçüncü kapının önüne gelen hastalar ayakkabılarını çıkarıp sandalyeye oturuyor, ardından steril ameliyathane bölümüne alınıyordu.

Her yer pırıl pırıldı. Modern cihazlarla donatılmış ameliyathanede doktor kontrolünde gerçekleştirilen katarakt operasyonu yaklaşık 10-15 dakika sürüyordu.

Ameliyat sonrasında hastalar dinlenme odasına alınıyordu.

Bizim için en etkileyici an ise doktorumuz Sayın Dr. Hatice Hanım'ın hastalarıyla kurduğu sıcak iletişimdi.

Daha yanına gelir gelmez insanı rahatlatan bir sesi var.
"Tatlım nasılsın, iyi misin?
Ağrın var mı?" diye soruyor, ardından diğer hastaya dönüp;
"Hayatım, şekerim, şimdi damlanı damlatıyorum, hiç korkma..."
sözleriyle yalnızca gözleri değil, gönülleri de tedavi ediyor...

Bandajları kontrol ettikten sonra dikkat edilmesi gerekenleri tek tek anlattı:
"Eğilip kalkmayacaksınız, gözü tozdan ve dumandan koruyacaksınız. Yarın öğleden sonra tekrar geleceksiniz."

Yanımıza verdiği ilaçları anlattı, olası ağrılar için kullanabileceğimiz ağrı kesicileri tarif etti ve son olarak;
"Herhangi bir sıkıntınız olursa bizi arayın, gereken neyse yaparız."
diyerek hastalarını güven içinde uğurladı.

Elbette bu güzel tablonun görünmeyen kahramanları da vardı.
Göz servisi koridorunda görev yapan hemşireler...
Her biri güler yüzlü, sabırlı ve yardımseverdi.
Sanki birbirleriyle yarışıyorlar; "Ben daha fazla yardımcı olayım." diye çabalıyorlardı.

Günün en tatlı anlarından biri de dinlenme odasında yaşandı.
Yaklaşık 75-80 yaşlarında bir amca ameliyattan çıkmıştı.
Refakatçisi çağrılınca aynı yaşlarda bir teyze içeri girdi.
Mutlaka görme sorunu var ki, ilk gördüğü hastanın yanına gidip onun kendi eşi olduğunu sandı. Hepimiz bir an şaşırdık.
Sonra görevli;
"Teyze, senin hastan köşedeki amca." deyince hepimiz gülümsemeye başladık.
Teyze mahcup bir şekilde;
"Göremedim evladım, bilemedim." dedi.
Köşedeki amca ise gülerek; "Sesime gel, sesime gel!" diye seslendi.
O an odadaki herkesin yüzünde sıcak bir tebessüm oluştu.
Sağlığın kıymetini, yaş almanın güzelliğini ve insan olmanın sıcaklığını aynı anda hissettik.

Hastaneden ayrılırken doktorumuza, hemşirelerimize ve tüm sağlık çalışanlarına içten teşekkürlerimizi sunduk.

Eve dönüş yolunda ise kardeşlik sevgisinin en güzel örneklerinden birine daha şahit olduk.

Abla, her zamanki anaç tavrıyla kendi durumunu unutup kardeşini düşünüyordu:
"Önce kardeşime bakın, bir göreyim nasıl olmuş?"

Kardeşi ise: "Abla, ben iyiyim." diyerek onu rahatlatmaya çalışıyordu.
O sevgi dolu konuşmalar, o içtenlik ve kardeşlik bağı günün en güzel ilacıydı.

Bugün hastanede yalnızca bir katarakt ameliyatı görmedim; insanlığın, merhametin, meslek sevgisinin ve kardeşlik duygularının da ne kadar değerli olduğunu bir kez daha gördüm.

Sağlık, yalnızca gören gözlerde değil; hastasına şefkatle yaklaşan doktorun sesinde, yardım etmek için koşan hemşirenin tebessümünde ve kardeşinin elini bırakmayan ablanın yüreğinde saklıdır.

Gözlere ışık verenlerin, gönüllere de umut verdiği bir günün hatırası...
 
Rabbim hepimizin ömrüne sağlık, huzur ve bereket versin; darda olan tüm hastalarımıza acil şifalar nasip etsin inşallah.
 
Dilber Köse
 
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kalpgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.