Dilber KÖSE
Köşe Yazarı
Dilber KÖSE
 

Liselere Geçiş Sistemi (LGS) sınavına sayılı günler kala

Liselere Geçiş Sistemi (LGS) sınavına sayılı günler kala LGS Yolunda Çocuğun Yanında Olmak: Kaygıyı Değil Güveni Büyütelim. Liselere Geçiş Sistemi (LGS) sınavına sayılı günler kala, yalnızca öğrenciler değil; anne ve babalar da yoğun bir heyecan, kaygı ve belirsizlik süreci yaşamaktadır. Oysa unutulmamalıdır ki sınav, çocuğun değerini ölçen bir araç değil; yalnızca akademik kazanımlarını değerlendiren bir uygulamadır. LGS'de birinci ve ikinci oturum arasında verilen 45 dakikalık mola, öğrenciler için yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda psikolojik bir dinlenme fırsatıdır. Bu süreçte öğrencinin ihtiyaç duyduğu en önemli şey; sınav sorularını konuşmak değil, zihnini rahatlatmak ve ikinci oturuma hazırlanabilmektir. Bir çocuk gelişimci gözüyle baktığımızda, sınav öncesinde ve sınav arasında çocuklara sürekli "Nasıl geçti?", "Yapabildin mi?", "Kaç soru doğru yaptın?" ... gibi sorular yöneltmek, kaygıyı azaltmak yerine artırabilir. Unutmayın ki; Çocuk, çözebildiği sorulara değil; yapamadıklarına odaklanmaya başlayabilir. Bu durum dikkat dağınıklığına ve motivasyon kaybına neden olabilir. Bu nedenle ailelerin vereceği en güçlü mesaj şudur: "Biz senin yanındayız. Elinden geleni yaptın. Sana güveniyoruz. Sonuç ne olursa olsun seni seviyoruz." Araştırmalar göstermektedir ki, ebeveyn desteğini koşulsuz hisseden çocuklar sınav kaygısıyla daha kolay başa çıkabilmektedir.[1] Sınava; Çocuk Kiminle Gitmek İstiyorsa Onunla Gitsin. Her çocuk kendini farklı kişilerle daha güvende hisseder. Kimi annesiyle, kimi babasıyla, kimi ağabeyi, ablası veya güvendiği bir yakınıyla sınava gitmek isteyebilir. Bu noktada önemli olan ebeveynlerin kendi istekleri değil, çocuğun kendini güvende hissettiği kişidir. Çünkü güven duygusu, kaygının en güçlü panzehirlerinden biridir. Anne ve babaların kendi heyecanlarını çocuklara yansıtmamaları da son derece önemlidir. Çocuklar, yetişkinlerin duygularını düşündüğümüzden çok daha hızlı fark ederler. Anne-babanın aşırı panik hâli, çocuğun zihninde şu düşünceleri oluşturabilir: "Demek ki çok zor bir şeyle karşı karşıyayım." Bu da performansı olumsuz etkileyebilir. Başarısı Düşük Olan Çocuklar Daha Fazla Desteğe İhtiyaç Duyabilir. Her öğrencinin akademik seviyesi aynı değildir. Başarı ortalaması düşük olan öğrenciler kadar, onların aileleri de yoğun bir duygusal yük taşımaktadır. Bu süreçte eleştirmek, kıyaslamak veya son günlerde baskıyı artırmak çocuğun başarısını yükseltmez. Aksine özgüvenini zedeleyebilir. Çocuğun duymaya ihtiyacı olan şey şudur: "Sonuç ne olursa olsun, birlikte aşacağız." Çünkü çocuklar önce güven ortamında gelişir, sonra öğrenirler.[2] Sınav Öncesinde Motivasyon Nasıl Artırılabilir? Sınava birkaç gün kala ders yükünü artırmak yerine; Kısa yürüyüşler yapmak, Sporla ilgilenmek, Sanatsal etkinliklere katılmak, Kitap okumak, Doğayla vakit geçirmek, Deniz kenarında zaman geçirmek, çocuğun zihinsel rahatlamasına katkı sağlayabilir. Beyin, dinlenmiş ve sakin olduğunda bilgiyi daha etkili kullanır.[3] Sınav Biter, Hayat Devam Eder Sınav sonrasında artık yapılması gereken yapılmıştır. Sonuçlar açıklanana kadar sürekli sınavı konuşmak, soruları analiz etmek veya tahminlerde bulunmak hem çocukları hem de aileleri yorar. Bu nedenle sınav sonrası dönemin mümkün olduğunca normal yaşama dönülerek geçirilmesi önemlidir. Tatil yapılabilir, ailece vakit geçirilebilir, hobilerle ilgilenilebilir. Çünkü hayat yalnızca sınavlardan ibaret değildir. Sokrates'in Üç Süzgeci ve Çocuklarla İletişim Antik Yunan filozofu Sokrates, insanların söyleyecekleri sözleri üç sorudan geçirmelerini öğütler: Doğru mu? Güzel mi? Gerekli mi? Belki bugün biz yetişkinlerin de çocuklarımıza soru sormadan önce bu üç süzgeci kullanmamız gerekir. "Ya kazanamazsan?" yerine; "Daha önce başardın, yine başarabilirsin." "Kaç net yaptın?" yerine; "Elinden geleni yaptığına inanıyorum." demek, çocukların psikolojik dayanıklılığını artıracaktır. Son Söz olarak da, LGS bir sonuçtur; çocuklarımız ise geleceğimizdir. Sınavlar gelip geçer, puanlar değişir, okullar farklılaşır. Ancak çocuklarımızın özgüveni, ailelerine duydukları güven ve kendilerine olan inançları hayat boyu onlarla kalır. Bu nedenle sınav gününde çocuklarımıza vereceğimiz en büyük destek; baskı yapmak değil, yanlarında olduğumuzu hissettirmektir. Unutmayalım: Başarı yalnızca yüksek puan almak değil; zorluklar karşısında ayakta kalabilmeyi öğrenmektir. Çocuklarımızın kazandığı en büyük şey de tam olarak budur. Araştırmacı- Çocuk Gelişimci Yazar: Dilber Köse Dipnotlar [1] Çocuk ve ergenlerde sınav kaygısı üzerine eğitim psikolojisi araştırmaları, ebeveyn desteğinin kaygıyı azaltan önemli faktörlerden biri olduğunu göstermektedir. [2] Lev Vygotsky ve John Bowlby tarafından geliştirilen kuramlar, güvenli bağlanma ve destekleyici çevrenin öğrenme süreçlerine olumlu katkı sağladığını ortaya koymaktadır. [3] Güncel nörobilim çalışmaları, stres düzeyi yükseldikçe dikkat, odaklanma ve hatırlama performansının olumsuz etkilenebildiğini göstermektedir. Dinlenmiş bir zihin, öğrenilen bilgileri daha etkili kullanabilmektedir.  
Ekleme Tarihi: 06 Haziran 2026 -Cumartesi

Liselere Geçiş Sistemi (LGS) sınavına sayılı günler kala

Liselere Geçiş Sistemi (LGS) sınavına sayılı günler kala

LGS Yolunda Çocuğun Yanında Olmak: Kaygıyı Değil Güveni Büyütelim.

Liselere Geçiş Sistemi (LGS) sınavına sayılı günler kala, yalnızca öğrenciler değil; anne ve babalar da yoğun bir heyecan, kaygı ve belirsizlik süreci yaşamaktadır.

Oysa unutulmamalıdır ki sınav, çocuğun değerini ölçen bir araç değil; yalnızca akademik kazanımlarını değerlendiren bir uygulamadır.

LGS'de birinci ve ikinci oturum arasında verilen 45 dakikalık mola, öğrenciler için yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda psikolojik bir dinlenme fırsatıdır.

Bu süreçte öğrencinin ihtiyaç duyduğu en önemli şey; sınav sorularını konuşmak değil, zihnini rahatlatmak ve ikinci oturuma hazırlanabilmektir.

Bir çocuk gelişimci gözüyle baktığımızda, sınav öncesinde ve sınav arasında çocuklara sürekli "Nasıl geçti?",
"Yapabildin mi?",
"Kaç soru doğru yaptın?" ... gibi sorular yöneltmek, kaygıyı azaltmak yerine artırabilir.

Unutmayın ki; Çocuk, çözebildiği sorulara değil; yapamadıklarına odaklanmaya başlayabilir.
Bu durum dikkat dağınıklığına ve motivasyon kaybına neden olabilir.
Bu nedenle ailelerin vereceği en güçlü mesaj şudur:
"Biz senin yanındayız.
Elinden geleni yaptın.
Sana güveniyoruz.
Sonuç ne olursa olsun seni seviyoruz."

Araştırmalar göstermektedir ki, ebeveyn desteğini koşulsuz hisseden çocuklar sınav kaygısıyla daha kolay başa çıkabilmektedir.[1]
Sınava; Çocuk Kiminle Gitmek İstiyorsa Onunla Gitsin.
Her çocuk kendini farklı kişilerle daha güvende hisseder.
Kimi annesiyle, kimi babasıyla, kimi ağabeyi, ablası veya güvendiği bir yakınıyla sınava gitmek isteyebilir.

Bu noktada önemli olan ebeveynlerin kendi istekleri değil, çocuğun kendini güvende hissettiği kişidir.

Çünkü güven duygusu, kaygının en güçlü panzehirlerinden biridir.
Anne ve babaların kendi heyecanlarını çocuklara yansıtmamaları da son derece önemlidir.
Çocuklar, yetişkinlerin duygularını düşündüğümüzden çok daha hızlı fark ederler.
Anne-babanın aşırı panik hâli, çocuğun zihninde şu düşünceleri oluşturabilir:
"Demek ki çok zor bir şeyle karşı karşıyayım."
Bu da performansı olumsuz etkileyebilir.

Başarısı Düşük Olan Çocuklar Daha Fazla Desteğe İhtiyaç Duyabilir.
Her öğrencinin akademik seviyesi aynı değildir.
Başarı ortalaması düşük olan öğrenciler kadar, onların aileleri de yoğun bir duygusal yük taşımaktadır.
Bu süreçte eleştirmek, kıyaslamak veya son günlerde baskıyı artırmak çocuğun başarısını yükseltmez.
Aksine özgüvenini zedeleyebilir.

Çocuğun duymaya ihtiyacı olan şey şudur:
"Sonuç ne olursa olsun, birlikte aşacağız."
Çünkü çocuklar önce güven ortamında gelişir, sonra öğrenirler.[2]

Sınav Öncesinde Motivasyon Nasıl Artırılabilir?
Sınava birkaç gün kala ders yükünü artırmak yerine;
Kısa yürüyüşler yapmak,
Sporla ilgilenmek,
Sanatsal etkinliklere katılmak,
Kitap okumak,
Doğayla vakit geçirmek,
Deniz kenarında zaman geçirmek, çocuğun zihinsel rahatlamasına katkı sağlayabilir.

Beyin, dinlenmiş ve sakin olduğunda bilgiyi daha etkili kullanır.[3]

Sınav Biter, Hayat Devam Eder
Sınav sonrasında artık yapılması gereken yapılmıştır.

Sonuçlar açıklanana kadar sürekli sınavı konuşmak, soruları analiz etmek veya tahminlerde bulunmak hem çocukları hem de aileleri yorar.
Bu nedenle sınav sonrası dönemin mümkün olduğunca normal yaşama dönülerek geçirilmesi önemlidir.

Tatil yapılabilir, ailece vakit geçirilebilir, hobilerle ilgilenilebilir.
Çünkü hayat yalnızca sınavlardan ibaret değildir.

Sokrates'in Üç Süzgeci ve Çocuklarla İletişim
Antik Yunan filozofu Sokrates, insanların söyleyecekleri sözleri üç sorudan geçirmelerini öğütler:
Doğru mu?
Güzel mi?
Gerekli mi?
Belki bugün biz yetişkinlerin de çocuklarımıza soru sormadan önce bu üç süzgeci kullanmamız gerekir.

"Ya kazanamazsan?" yerine;
"Daha önce başardın, yine başarabilirsin."

"Kaç net yaptın?" yerine;
"Elinden geleni yaptığına inanıyorum." 
demek, çocukların psikolojik dayanıklılığını artıracaktır.

Son Söz olarak da, LGS bir sonuçtur; çocuklarımız ise geleceğimizdir.
Sınavlar gelip geçer, puanlar değişir, okullar farklılaşır.

Ancak çocuklarımızın özgüveni, ailelerine duydukları güven ve kendilerine olan inançları hayat boyu onlarla kalır.
Bu nedenle sınav gününde çocuklarımıza vereceğimiz en büyük destek; baskı yapmak değil, yanlarında olduğumuzu hissettirmektir.

Unutmayalım: Başarı yalnızca yüksek puan almak değil; zorluklar karşısında ayakta kalabilmeyi öğrenmektir.
Çocuklarımızın kazandığı en büyük şey de tam olarak budur.

Araştırmacı- Çocuk Gelişimci Yazar: Dilber Köse

Dipnotlar
[1] Çocuk ve ergenlerde sınav kaygısı üzerine eğitim psikolojisi araştırmaları, ebeveyn desteğinin kaygıyı azaltan önemli faktörlerden biri olduğunu göstermektedir.
[2] Lev Vygotsky ve John Bowlby tarafından geliştirilen kuramlar, güvenli bağlanma ve destekleyici çevrenin öğrenme süreçlerine olumlu katkı sağladığını ortaya koymaktadır.
[3] Güncel nörobilim çalışmaları, stres düzeyi yükseldikçe dikkat, odaklanma ve hatırlama performansının olumsuz etkilenebildiğini göstermektedir.
Dinlenmiş bir zihin, öğrenilen bilgileri daha etkili kullanabilmektedir.


 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kalpgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.