
İlkokul Tercihi mi, Hayat Tercihi mi?
Hayatta bazı kararlar vardır ki yalnızca bugünü değil, yıllar sonrasını da şekillendirir.
Çocuklarımız için yapılan okul tercihleri de bunlardan biridir.
..." kızımı ağabeyinin okuluna mı gönderelim, yoksa sınavla öğrenci alan yeni açılan bir okula mı? Eşim farklı düşünüyor, ben ise kararsızım."
Aslında bu soru yalnızca bir okul seçme meselesi değildi.
Bu soru; bir çocuğun geleceği, aile içi denge, eğitim anlayışı ve ebeveynlerin ortak sorumluluğu üzerine düşünülmesi gereken önemli bir konuydu.
Toplum olarak çoğu zaman okulun adını konuşuyoruz; oysa eğitim bilimleri bize bambaşka bir gerçeği gösteriyor:
Bir çocuğun başarısını okulun tabelası değil; kendini güvende hissettiği ortam, onu anlayan öğretmeni, destekleyen ailesi ve öğrenme isteği belirler.
Çocuk Gelişimi, Tarih ve Sosyal Hizmet alanlarında aldığım eğitimler ile aile danışmanlığı çalışmalarım boyunca şunu gördüm:
Her çocuk aynı değildir.
Her okul da her çocuk için aynı sonucu vermez.
Kimi çocuk kalabalık ortamlarda mutlu olur, kimi daha sakin sınıflarda gelişir.
Kimi kardeşiyle aynı okulda olunca kendisini daha güçlü hisseder; kimi ise farklı bir ortamda kendi kimliğini oluşturur.
Bu nedenle okul tercihi yapılırken yalnızca akademik başarı değil; çocuğun psikolojik güveni, sosyal uyumu, ulaşım koşulları, arkadaş çevresi, öğretmen kadrosu ve aile düzeni birlikte değerlendirilmelidir.
Bir başka önemli konu ise anne ile babanın ortak karar alabilmesidir.
Çocuklar, anne ve babalarının yaşadığı fikir ayrılıklarını çoğu zaman sessizce hissederler.
Bu nedenle okul tercihi bir güç mücadelesine değil, ortak akla dönüşmelidir.
Çünkü çocuk, kendisi hakkında verilen kararın sevgi ve uzlaşmayla alındığını hissettiğinde daha huzurlu olur.
Dinî ve ahlaki eğitim isteyen ailelere de saygı duymak gerekir.
Bu millet asırlardır ilimle irfanı birlikte yürütmüş; medreselerden mekteplere, mekteplerden üniversitelere uzanan köklü bir eğitim geleneği oluşturmuştur.
Ancak din eğitimi ile nitelikli akademik eğitim birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısıdır.
Güzel ahlak önce ailede başlar; okul ise bunu bilgiyle, kültürle ve sosyal hayatla destekler.
Bugün çocuklarımızı hangi okula gönderdiğimiz kadar, onları nasıl bireyler olarak yetiştirdiğimiz de önemlidir.
Merhametli, dürüst, sorgulayan, araştıran, üretken ve vatanını seven bir çocuk yetiştirebildiysek; görevimizin en önemli kısmını yerine getirmişiz demektir.
Unutmayalım...
Çocuklarımız bizim eksik kalan hayallerimizi tamamlamak için dünyaya gelmediler.
Onlar, kendi yeteneklerini keşfetmek ve kendi hayat hikâyelerini yazmak için bu dünyadalar.
Biz büyüklerin görevi ise onların yolunu belirlemek değil, yollarını güvenle yürüyebilecekleri sağlam bir zemin hazırlamaktır.
Bir okul seçerken yalnızca bugünü düşünmeyelim.
Çünkü bugün verilen doğru bir karar, yarının güçlü bireyini, mutlu ailesini ve huzurlu toplumunu inşa edebilir.
Son söz olark da;
Çocuklarımızın önüne hangi kapıyı açarsak açalım; o kapının ardında sevgi, güven, bilgi ve vicdan varsa, işte orası gerçek anlamda bir eğitim yuvasıdır.
Çünkü eğitim, yalnızca diploma kazandırmaz; insan yetiştirir.
