Dr. Sefa Sekin
Köşe Yazarı
Dr. Sefa Sekin
 

Boğaziçi’nden Makedonya’ya Makedonya’dan İstanbul’a Uzanan Bir Cennet Tasviri…

Osmanlı Devleti’nin Makedonya’yı fethi, tek bir savaşla değil, yaklaşık 30–40 yıl süren bir süreçte gerçekleşmiştir.   Makedonya’nın Osmanlı Tarafından Fethi ve Fetih sürecinin başlıca aşamaları şunlardır:   1371 – Çirmen (Meriç) Savaşı: Osmanlı ordusu, Sırp kuvvetlerini büyük bir yenilgiye uğrattı. Bu zaferden sonra Makedonya’nın doğu kesimlerindeki birçok yer Osmanlı egemenliğine girdi.   1385–1392: Osmanlı, Manastır (Bitola) ve İştip (Štip) çevresini ele geçirdi.   1389 – I. Kosova Savaşı: Savaşın ardından Osmanlı hâkimiyeti Makedonya ’da daha da güçlendi ve sonraki yıllarda bölgenin tamamına yayıldı.   1392 – Üsküp’ün fethi: Üsküp fethedildi. Şehir, Rumeli’deki Osmanlı yönetiminin en önemli merkezlerinden biri hâline geldi.   Makedonya’nın fethinde öne çıkan Osmanlı komutanları arasında Lala Şahin Paşa, Evrenos Bey, Timurtaş Paşa ve Paşa Yiğit Bey bulunur. Bu komutanların idaresindeki bir şahıs da var ki, feth’e farklı anlam katmıştır.   Bu kişi Bebek Çelebi lakaplı biridir. Boğaziçi’nden Ohri’ye Uzanan Cennet Tasviri yapan kişidir.   Bebek koyuna adını veren kişinin, Bebek Çelebi olarak bilinen ve asıl adı Mustafa Çelebi olan bir bölükbaşı olduğu rivayet edilir. Yaşlı ve dul annesine baktığı için kendisine “anasının bebeği” anlamında Bebek lakabının takıldığı anlatılır.   Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’un fethi sırasında ve sonrasında Rumeli Hisarı ile Boğaziçi çevresinin güvenliğini sağlamakla onu görevlendirmiştir. Daha sonra Boğaz kıyısında bir çiflik kurup köşk ve bahçe yaptırdığı, bugünkü Bebek semtinin de adını ondan aldığı rivayet edilir.   Bu anlatı, Fatih’in komutanlarından ve Tarih-i Ebü’l-Feth adlı eserin yazarı olan Dursun Bey’in aktardığı rivayetlere dayandırılmaktadır.   Rivayete göre Bebek Çelebi, Ohri ve Struga çevresinin fethinde görev almış ve bölgenin güzelliğinden etkilenerek şöyle demiştir:    “Yâ Rab, dünyan bu kadar güzelse cennetin ne kadar güzeldir!”   Yıllar sonra, Makedonya’nın Üsküp şehrinden İstanbul’a gelen Yahya Kemal Beyatlı da Boğaziçi’nin güzelliğinden derinden etkilenmiştir. Yahya Kemal, özellikle Bebek, Rumelihisarı ve Aşiyan çevresini İstanbul’un en güzel köşelerinden biri olarak anlatır. Sandalla Boğaz’da yaptığı gezilerden söz eder ve Boğaziçi manzarasını âdeta bir cennet olarak tasvir eder.   Bu duygu, özellikle Aziz İstanbul adlı eserinde ve Boğaziçi üzerine yazdığı yazılarda belirgin biçimde görülür.   Böylece ilginç bir benzerlik ortaya çıkar: Makedonya’dan, özellikle Ohri ve Struga çevresinden gelen Yahya Kemal Beyadlı Bebek Aşiyan çevresini cennet gibi görmüştür. Bebek Çelebi de Ohri ve Struga çevresini, bölgenin güzelliğini cennete benzetirken; yıllar sonra bu benzetmeler fark edilmiştir.   Ancak birbirinden yüzyıllar sonra yaşayan bu iki kişinin, aynı güzelliği benzer bir duyguyla ifade ettiğinden birbirlerinin sözlerinden haberdar olmaları elbette mümkün değildi.   Yahya Kemal ve Osmanlı Hanedanı   Yahya Kemal’in Osmanlı hanedanı mensuplarıyla da ilişkileri olmuştur. Bazı hanedan mensuplarıyla edebiyat ve tarih üzerine sohbetler yaptığı bilinmektedir. Bunlardan biri, yakın dostu sohbet arkadaşı ve  mektuplaştığı Münire Sultandır.   Münire Sultan, Şehzade Ahmed Kemaleddin Efendi ’nin kızı, Sultan Abdülmecid’in ise torunudur. Annesi Fatma Sezadil Hanımdır. Onunla Aşiyanda bir köşkte edebiyat ve tarih sohbetleri etmiştir.    Makedonya’da 520 Yıllık Osmanlı Dönemi   Osmanlı yönetimi altında Makedonya yaklaşık 520 yıl kalmıştır. Bu dönemde bölgede çok sayıda cami, han, hamam, köprü ve çarşı inşa edilmiştir.   Üsküp, Manastır ve Ohri, Osmanlı döneminde önemli idari, kültürel ve ticari merkezler hâline gelmiştir.   Bölgede Türkler, Slavlar, Arnavutlar, Yahudiler ve diğer topluluklar uzun süre bir arada kardeşçe  yaşamıştır. 20. yy başlarında Rusya ve Batılı ülkelerin bölge halklarını kışkırtmasıyla 1912 de 1. Balkan savaşı yaşandı. Osmanlı tek kurşun atmadan İşkodra, Selanik vb yerlerden çekildi. Osmanlı hâkimiyeti, 1912 Balkan Savaşı  ile sona ermiştir. Ardından Makedonya toprakları büyük ölçüde Sırbistan, Yunanistan ve Bulgaristan arasında paylaşılmıştır.   Bugün Üsküp’teki Taş Köprü, Mustafa Paşa Camii, İsa Bey Camii ve Kurşunlu Han ile Ohri’deki birçok Osmanlı eseri, Osmanlı döneminden günümüze ulaşan önemli tarihî yapılardır ve bölgedeki Osmanlı-Türk kültür mirasının izlerini taşımaktadır.   Makedonya’dan İstanbul’a Uzanan Bir Güzellik   Makedonya’nın fethiyle başlayan ve yüzyıllar boyunca devam eden bu tarihî bağ, yalnızca savaşlar ve siyasi hâkimiyet üzerinden değil; şehirler, mimari eserler, kültür ve insanların taşıdığı güzellik duygusu üzerinden de okunabilir.   Ohri ve Struga’nın tabiat güzelliği karşısında “Yâ Rab, dünyan bu kadar güzelse cennetin ne kadar güzeldir!” diyen Bebek Çelebi ile Boğaziçi’nin güzelliğini cennetle özdeşleştiren Yahya Kemal arasında, zaman ve mekân bakımından büyük bir mesafe vardır. Fakat ikisinin de ortak noktası, gördükleri coğrafyanın güzelliği karşısında duydukları hayranlıktır.   Biri Makedonya’da cenneti görmüş, diğeri ise Makedonya’dan İstanbul’a gelerek Boğaziçi’nde başka bir cennet bulmuştur.   Çamlıca İstanbul
Ekleme Tarihi: 01 Eylül 2026 -Salı

Boğaziçi’nden Makedonya’ya Makedonya’dan İstanbul’a Uzanan Bir Cennet Tasviri…

Osmanlı Devleti’nin Makedonya’yı fethi, tek bir savaşla değil, yaklaşık 30–40 yıl süren bir süreçte gerçekleşmiştir.
 
Makedonya’nın Osmanlı Tarafından Fethi ve Fetih sürecinin başlıca aşamaları şunlardır:
 
1371 – Çirmen (Meriç) Savaşı: Osmanlı ordusu, Sırp kuvvetlerini büyük bir yenilgiye uğrattı. Bu zaferden sonra Makedonya’nın doğu kesimlerindeki birçok yer Osmanlı egemenliğine girdi.  
1385–1392: Osmanlı, Manastır (Bitola) ve İştip (Štip) çevresini ele geçirdi.
 
1389 – I. Kosova Savaşı: Savaşın ardından Osmanlı hâkimiyeti Makedonya ’da daha da güçlendi ve sonraki yıllarda bölgenin tamamına yayıldı.
 
1392 – Üsküp’ün fethi: Üsküp fethedildi. Şehir, Rumeli’deki Osmanlı yönetiminin en önemli merkezlerinden biri hâline geldi.
 
Makedonya’nın fethinde öne çıkan Osmanlı komutanları arasında Lala Şahin Paşa, Evrenos Bey, Timurtaş Paşa ve Paşa Yiğit Bey bulunur. Bu komutanların idaresindeki bir şahıs da var ki, feth’e farklı anlam katmıştır.
 
Bu kişi Bebek Çelebi lakaplı biridir. Boğaziçi’nden Ohri’ye Uzanan Cennet Tasviri yapan kişidir.
 
Bebek koyuna adını veren kişinin, Bebek Çelebi olarak bilinen ve asıl adı Mustafa Çelebi olan bir bölükbaşı olduğu rivayet edilir. Yaşlı ve dul annesine baktığı için kendisine “anasının bebeği” anlamında Bebek lakabının takıldığı anlatılır.
 
Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’un fethi sırasında ve sonrasında Rumeli Hisarı ile Boğaziçi çevresinin güvenliğini sağlamakla onu görevlendirmiştir. Daha sonra Boğaz kıyısında bir çiflik kurup köşk ve bahçe yaptırdığı, bugünkü Bebek semtinin de adını ondan aldığı rivayet edilir.
 
Bu anlatı, Fatih’in komutanlarından ve Tarih-i Ebü’l-Feth adlı eserin yazarı olan Dursun Bey’in aktardığı rivayetlere dayandırılmaktadır.
 
Rivayete göre Bebek Çelebi, Ohri ve Struga çevresinin fethinde görev almış ve bölgenin güzelliğinden etkilenerek şöyle demiştir:
 
 “Yâ Rab, dünyan bu kadar güzelse cennetin ne kadar güzeldir!”
 
Yıllar sonra, Makedonya’nın Üsküp şehrinden İstanbul’a gelen Yahya Kemal Beyatlı da Boğaziçi’nin güzelliğinden derinden etkilenmiştir. Yahya Kemal, özellikle Bebek, Rumelihisarı ve Aşiyan çevresini İstanbul’un en güzel köşelerinden biri olarak anlatır. Sandalla Boğaz’da yaptığı gezilerden söz eder ve Boğaziçi manzarasını âdeta bir cennet olarak tasvir eder.
 
Bu duygu, özellikle Aziz İstanbul adlı eserinde ve Boğaziçi üzerine yazdığı yazılarda belirgin biçimde görülür.
 
Böylece ilginç bir benzerlik ortaya çıkar: Makedonya’dan, özellikle Ohri ve Struga çevresinden gelen Yahya Kemal Beyadlı Bebek Aşiyan çevresini cennet gibi görmüştür. Bebek Çelebi de Ohri ve Struga çevresini, bölgenin güzelliğini cennete benzetirken; yıllar sonra bu benzetmeler fark edilmiştir.
 
Ancak birbirinden yüzyıllar sonra yaşayan bu iki kişinin, aynı güzelliği benzer bir duyguyla ifade ettiğinden birbirlerinin sözlerinden haberdar olmaları elbette mümkün değildi.
 
Yahya Kemal ve Osmanlı Hanedanı
 
Yahya Kemal’in Osmanlı hanedanı mensuplarıyla da ilişkileri olmuştur. Bazı hanedan mensuplarıyla edebiyat ve tarih üzerine sohbetler yaptığı bilinmektedir. Bunlardan biri, yakın dostu sohbet arkadaşı ve  mektuplaştığı Münire Sultandır.
 
Münire Sultan, Şehzade Ahmed Kemaleddin Efendi ’nin kızı, Sultan Abdülmecid’in ise torunudur. Annesi Fatma Sezadil Hanımdır. Onunla Aşiyanda bir köşkte edebiyat ve tarih sohbetleri etmiştir. 
 
Makedonya’da 520 Yıllık Osmanlı Dönemi
 
Osmanlı yönetimi altında Makedonya yaklaşık 520 yıl kalmıştır. Bu dönemde bölgede çok sayıda cami, han, hamam, köprü ve çarşı inşa edilmiştir.
 
Üsküp, Manastır ve Ohri, Osmanlı döneminde önemli idari, kültürel ve ticari merkezler hâline gelmiştir.
 
Bölgede Türkler, Slavlar, Arnavutlar, Yahudiler ve diğer topluluklar uzun süre bir arada kardeşçe  yaşamıştır. 20. yy başlarında Rusya ve Batılı ülkelerin bölge halklarını kışkırtmasıyla 1912 de 1. Balkan savaşı yaşandı. Osmanlı tek kurşun atmadan İşkodra, Selanik vb yerlerden çekildi.
Osmanlı hâkimiyeti, 1912 Balkan Savaşı  ile sona ermiştir. Ardından Makedonya toprakları büyük ölçüde Sırbistan, Yunanistan ve Bulgaristan arasında paylaşılmıştır.
 
Bugün Üsküp’teki Taş Köprü, Mustafa Paşa Camii, İsa Bey Camii ve Kurşunlu Han ile Ohri’deki birçok Osmanlı eseri, Osmanlı döneminden günümüze ulaşan önemli tarihî yapılardır ve bölgedeki Osmanlı-Türk kültür mirasının izlerini taşımaktadır.
 
Makedonya’dan İstanbul’a Uzanan Bir Güzellik
 
Makedonya’nın fethiyle başlayan ve yüzyıllar boyunca devam eden bu tarihî bağ, yalnızca savaşlar ve siyasi hâkimiyet üzerinden değil; şehirler, mimari eserler, kültür ve insanların taşıdığı güzellik duygusu üzerinden de okunabilir.
 
Ohri ve Struga’nın tabiat güzelliği karşısında “Yâ Rab, dünyan bu kadar güzelse cennetin ne kadar güzeldir!” diyen Bebek Çelebi ile Boğaziçi’nin güzelliğini cennetle özdeşleştiren Yahya Kemal arasında, zaman ve mekân bakımından büyük bir mesafe vardır. Fakat ikisinin de ortak noktası, gördükleri coğrafyanın güzelliği karşısında duydukları hayranlıktır.
 
Biri Makedonya’da cenneti görmüş, diğeri ise Makedonya’dan İstanbul’a gelerek Boğaziçi’nde başka bir cennet bulmuştur.
 
Çamlıca İstanbul
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kalpgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.