Hediye istemedi, sadece dostlarını istedi. Sabah başlayan buluşma geceye kadar sürdü; farklı mesleklerden dostlar, sevgi ve muhabbet paylaştı.
Bazı dostluklar planlanmaz. Hayatın en beklenmedik anında doğar ve sonra yıllara meydan okur. Bizim Hülya Kılıç’la bağımız da yaklaşık otuz yıl önce, sade bir kahve ziyaretinin içinden çıktı. Hülya, ablamın arkadaşıydı. Oğlu Tunç daha bir–iki yaşlarındayken geldikleri bir günde, Tunç’un geçirdiği çiçek hastalığı ablama da bulaşmıştı. Küçük bir ziyaret, zor bir hatıra ama güçlü bir tanışma… Hayat bazen en kalıcı dostlukları en beklenmedik vesilelerle kuruyor. Ve bugün, bu güzel dostluğun sahibi Hülya Kılıç’ın doğum günü.
Araya zaman girdi, şehirler değişti, hayat temposu yolları ayırdı. Ama gerçek dostlukta kopuş olmaz; sadece sessiz bir ara olur. Yıllar sonra yeniden bir araya geldik ve dostluğumuz kaldığı yerden değil, olgunlaştığı yerden devam etti.
Bizim yeniden karşılaşmamız da yine çok anlamlı bir vesileyle oldu. UTEF (Uluslararası Tüm Engelliler, Yaşlılar, Kimsesizler Federasyonu) olarak gerçekleştirdiğimiz bir programda Hülya konuk olarak katılmıştı. Program sırasında yanıma gelerek kendisini tanıttı. Tanışma cümlesinin içinde Tunç’tan ve o yıllardaki çiçek hastalığı günlerinden söz edince, geçmiş bir anda bugüne bağlandı. Yılların arasına giren mesafe o anda kapandı. O karşılaşma, dostluğumuzun yeniden filizlendiği, hatıranın bağa dönüştüğü çok kıymetli bir andı. O günden sonra dostluğumuz yeniden ve güzel bir akışla ilerlemeye devam etti.
Geçtiğimiz doğum gününde Hülya’nın evinde yaşanan tablo ise dostluğun hâlâ ne kadar canlı olduğunu gösteren güzel bir hatıraydı.
Herkese özellikle şunu söyledi:
“Ne çiçek getirin, ne hediye, ne pasta… Sadece gelin. En büyük hediyem sizsiniz.”
Günümüzde küçük bir armağanın bile insanı mutlu ettiği bir gerçek. Çoğumuz doğum günümüzde biraz dinlenmek, biraz naz görmek, biraz şımartılmak isteriz. Ama o, kutlanmayı değil, ağırlamayı seçti. Gelen hediyeleri değil, gelen insanları önemsedi.
Sabah saat dokuzda açılan kapı, gece yarısına kadar kapanmadı.
Biri geldi, biri gitti.
Biri oturdu, biri kalktı.
Ama muhabbet ve sıcaklık hiç eksilmedi.
Bugün yedik, içtik, sohbetimizi derinleştirdik ve keyifli dakikalar geçirdik; yeri geldi oynadık, yeri geldi güldük.
İçlerinde kimler yoktu ki… Gazeteciler, öğretmenler, bankacılar, otelciler, sivil toplum gönüllüleri… Farklı mesleklerden, farklı hayat yollarından insanlar aynı evde, aynı masada buluştu. Çünkü bazı insanların çevresi kalabalık değil — samimiyettir.
Rahmetli annemin çok sevdiğim bir sözü vardı:
“Misafir aşa değil, kaşa gelir.”
Yani misafir yemeğe değil, yüz ifadesine,gönle, güler yüze, karşılanışa gelir.
Bugün bunun en güzel karşılığını gördük. Sofra bereketliydi deyim yerindeyse kuşun sütü eksikti ama asıl bereket tabaklarda değil, niyetteydi. Adeta Halil İbrahim sofrası gibiydi. Hülya sadece masasını değil, yüreğini açtı. Kendi doğum gününde oturmaktan çok koşturan, herkes rahat etsin diye çabalayan, güler yüzüyle ortama huzur yayan bir ev sahibiydi.
Şuna inanırım:
Dostluk masada değil, muamelede kurulur.
İnsan yedirip içirdiğiyle değil, hissettirdiğiyle hatırlanır.
Gerçek bağ, araya zaman girse de yönünü kaybetmez.
Hülya Kılıç; dostluk kuran değil, dostluk çoğaltan bir insan. Muhteşem bir eş, harika bir anne,mesleğine emek veren bir gazeteci, öğrenmekten vazgeçmeyen bir öğrenci, kendini sürekli geliştiren bir zihin… Ama en önemlisi, sevgiyi saklamayan bir yürek.
Bugün doğum günü.
Ömrü uzun, yolu aydınlık olsun.
Ailesiyle — kıymetli eşi ve oğlu Tunç’la — hayatı hep sağlıkla, bereketle, sevgiyle yoğrulsun. Sofrası hep şen, evi hep açık, kalbi hep huzurlu olsun.
Dostluğumuz daim olsun.
Bağımız ömürlük olsun.
Pek şiir yazmayı bilmem ama bu yazıyı ve altındaki şiiri sevgili arkadaşım, dostum Hülya’ya ithafen yazmaya gayret ettim. Umarım beğenir.
Her zaman güler yüzünle açtırdın gönülleri
Üzüntüyü unuttun, sevgiyi çoğalttın her yere
Leyla misali sabırla, merhametle ördün dostluğu
Yol gösterdin, köprü oldun kalpler arasında
Aşkla büyüttün dostluğu, hayatı sevgiyle yoğurdun
Kalbinin sıcaklığıyla sarıldı her an, her nefes
Içtenliğinle çoğaldı muhabbet, paylaşıldı sevinçler
Leyla değil Hülya… Dostluğu çoğaltan, yürekten olan
Iz bıraktın her gülüşte, her paylaşımda
Çünkü sen, Hülya, dostluk demek, sevgi demek, ışık demek
Hayatın şahane geçsin. Doğum günün kutlu olsun sevgili arkadaşım, dostum, kardeşim Hülya.
Güldane Kaya Kaçar 
