Yeni bir yıla girdik ama asıl soru şu: Daha adil, daha merhametli bir dünya için vicdanımızı değiştirmeye hazır mıyız?
Yeni bir yıla girerken herkes bir şeyler diler.
Sağlık, huzur, mutluluk…
Ama bazı dilekler vardır ki yalnızca bizi değil, bütün bir insanlığı ilgilendirir.
“Savaşı değil barışı konuştuğumuz bir yıl olsun” demek, basit bir temenni değildir; bu cümle, insanlığın yüzyıllardır taşıdığı bir utanca karşı yükselen sessiz bir çığlıktır. Artık bombaların gürültüsünden çocukların ağlayışını duyamaz hâle geldik. Yıkılan şehirleri izlerken kendi hayatımızın konforuna sığınıyoruz. Oysa barış, uzak coğrafyaların değil, tam da bizim vicdanımızın meselesidir.
“Tüm çocukların yatağa tok gittiğinden emin olduğumuz bir yıl…”
Bu cümle, çağımızın en büyük ayıbını anlatır. Bir yanda israf edilen tonlarca yiyecek, diğer yanda aç uyuyan milyonlarca çocuk. Bir çocuğun karnı açken, dünyanın hiçbir köşesinde gerçek mutluluk yoktur. Açlık yalnız mideyi değil, umudu da tüketir.
“Kadınları cinayetlerle değil başarılarıyla andığımız bir yıl…”
Belki de en acı cümle budur. Çünkü bugün kadınların hayatta kalması bile haber değeri taşıyor. Oysa kadınlar korkuyla değil, güçleriyle; mezar taşlarıyla değil, hayatlarıyla anılmalıdır. Bir toplumun vicdanı, kadınlarına verdiği değerle ölçülür.
“İnsanlık değerlerinin iyiliğe hükmettiği bir yıl…”
Ne kadar sade ama ne kadar derin bir dilek. Çünkü kötülük gürültülüdür, iyilik ise sessiz. Dünya, iyilerin suskunluğu yüzünden bu kadar karanlık.
İşte bu yüzden 2026’yı bir takvim yaprağı gibi değil, bir vicdan sayfası gibi açmalıyız.
Daha çok empati, daha az nefret…
Daha çok paylaşma, daha az bencillik…
Daha çok insanlık, daha az çıkar…
Bu yılbaşı yeni yıla dostlarımızla, evimizde girdik. Hepimiz kırmızı giymiştik; güçlü, zarif, umutlu kadınlar olarak… Ama asıl kırmızı olan kıyafetlerimiz değil, kalplerimizdi.
Sevgimizi ortaya koyduk, emeğimizi koyduk, ellerimizi birleştirdik, yüreklerimizi birleştirdik. Herkes bir şeyler getirdi, herkes bir katkı sundu ve masamız yalnızca yiyeceklerle değil, dayanışmayla zenginleşti. Geleceğe umutla, güzel dileklerle baktık. Yeni yıla bir eğlence gibi değil, bir şans gibi girdik.
Çünkü bazen dünyayı değiştiren şey, aynı masada buluşan birkaç insanın birbirine inanmasıdır.
2026 bize yeni bir vicdan sunsun.
Bize ve tüm dünyaya…
Ve bu kez yalnızca dilek tutmayalım.
O dileğin arkasında duralım.
Hiçbir anne, hiçbir baba, hiçbir ebeveyn “Bugün çocuğuma ne yedireceğim?” diye kaygıyla düşünmesin.
Hiçbir çocuk aç kalmasın.
Hiçbir çocuk mutsuz olmasın.
Her çocuğun umudu gerçek olsun.
Ve dünyanın umudu, bir gün gerçekten gerçek olsun
Güldane Kaya Kaçar
