Leman Gebizli ve Mete Kaçar’ı Aynı Gün Anmak… 22 Şubat’ın İki Büyük Acısı

Yine O Karanlık Şubat: 22’si…
Şubat ayı takvimde sıradan bir ay gibi durur. Ama bazı tarihler vardır ki insanın ömrüne kazınır. Benim için 22 Şubat öyle bir gün… Yıllar geçse de acısı dinmeyen, eksikliği kabullenilemeyen, kalbin tam ortasında duran bir tarih.
Önce annem…
Emine Leman Gebizli.
2013 yılında aramızdan ayrıldı. Bugün 13 yıl bitti… 14’üncü yıla girdik. Zaman ilerliyor ama bir evlat için annenin yokluğu zamana sığmıyor. Alışılmıyor. Eksikliği eksilmiyor.
Emine Leman Gebizli sadece benim annem değildi. O, dokunduğu herkesin annesiydi. Gençlerin elinden tutar, çocukları okutur, ihtiyaç sahiplerine destek olur, evlenemeyen genç çiftleri evlendirirdi. Kapısı da kalbi de herkese açıktı. Merhameti sınırsız, vicdanı derindi. Hâlâ ismi geçtiğinde insanlar ellerini açıp dua ediyor. “Allah razı olsun” diyorlar. Bir insanın arkasından yıllar sonra bile dua ediliyorsa, o ömür doğru yaşanmış demektir.
Emine Leman Gebizli, sevilen, sayılan, tam bir Cumhuriyet kadınıydı. Antalya’nın “Leman Ablası”ydı. Güzelliğiyle, duruşuyla, zarafetiyle, cesaretiyle ve yardımseverliğiyle yaşadığı şehre iz bırakmış bir kadındı.
Ve sonra…
Mutlu Mete Kaçar…
Eşim…
Bugün onsuz geçen dört yıl doldu. Koskoca dört yıl… Bir dakika bile ondan ayrı kalmaya tahammül edemezken, dört yılı onsuz geçirmek ne büyük bir imtihanmış, yaşayarak öğrendim. Bu konuyla ilgili aslında pek konuşamıyorum. Belki konuşmak istemiyorum… Belki de hâlâ kabullenmek istemiyorum. Çünkü bazı acılar dile gelince daha gerçek oluyor.
Kendimi hep oyaladım. Çalışarak, üreterek, koşturarak… Durduğum an yokluğunu daha derin hissettim. Geceleri sessizce ağladığım çok oldu. “Neden?” diye sordum. “Neden Allah’ım?” dedim. Adalet dedim, kader dedim… Sonra sustum. Belki de Allah daha çok sevdi de yanına aldı, diye teselli bulmaya çalıştım.
En acı tesadüf ise şu:
Annemle Mete’nin vefat tarihleri dokuz yıl arayla aynı güne denk geldi. Aynı gün… Aynı 22 Şubat… Aynı gün yüreğimin yanması… Bu nasıl bir tesadüf, nasıl bir kader? Aynı tarihin her yıl iki kez içimi yakması ne büyük bir şanssızlık, ne ağır bir sınav…
Bizim aşkımızı herkes konuşurdu. Mutluluğumuzu herkes bilirdi. Yan yana yürüyüşümüzü, göz göze gelişimizi… İnsanlar sevgimize hayran olurlardı. Herkesin bize sorduğu tek soru şuydu: “Siz hiç kavga etmiyor musunuz? Siz hiç tartışmıyor musunuz?” O kadar güzel anlaşan bir çifttik ki, bu uyumumuz çevremizdeki herkesin dilindeydi. Ama hayat en güzel yerinden yarım bıraktı bizi. Hayaller yarım, cümleler yarım, hayat yarım…
Mete sadece benim eşim değildi; bir dava insanıydı.
UTEF – Uluslararası Tüm Engeliler Yaşlılar Kimsesizler Federasyonu’nun kurucu Genel Başkanıydı. Kendini federasyona adamış bir insandı. Aslında daha doğru ifadeyle, kendini insanlara adamıştı. Bana ve çocuklara ayırdığı zamandan daha fazlasını federasyona, ihtiyaç sahiplerine harcardı. Ama biz bunu hiç kıskanmadık; çünkü onun kalbinin büyüklüğünü biliyorduk.
Hastaları hastaneye götürür, ameliyatlarını takip ederdi. Ceplerine harçlık koyar, üstlerini başlarını tamamlar, kimseye hissettirmeden destek olurdu. Engelli kardeşlerimiz için gecesini gündüzüne katar, gençleri hayata bağlamak için çırpınırdı. Kapımı çalıp hâlâ “Mete abi beni işe katmıştı” diyenler var. “Beni okuttu” diyenler var. “Bana tekerlekli sandalye getirdi” diyenler… “Beni suç işlemekten, hapishaneden kurtardı” diyenler var…
Kimisi “Mete abim” diyor.
Kimisi “Mete babam” diyor.
Yaşı büyük olanlar bile gözyaşıyla “Oğlum” diye anıyor.
Hâlâ arkasından ağlayanlar var.
Ben de annemin adını yaşatmak için onun ismini seçtim. İsmi daima yaşasın diye…
Ve bu niyetle Leman Gebizli Tüm Engelli Yaşlı ve Kimsesizlere Umut Işığı Derneği’ni kurdum. Bu derneği kurmamda bana vesile olan, dernekçiliği öğrenmemi sağlayan kişi de Mete oldu. Ona minnettarım. Çünkü o sadece bir eş değil, yol gösteren bir rehberdi.
Bugün ben hem dernek başkanı hem de UTEF – Uluslararası Tüm Engelliler Yaşlılar Kimsesizler Federasyonu Genel Başkanı olarak Mete’den kalan federasyonu üstlenmiş bulunuyorum. Federasyonu ve derneği, her ikisinin de hayatını ve isimlerini yaşatmak için ayakta tutmaya, çalışmaları en üst düzeyde gerçekleştirmeye gayret ediyorum. Mete’yi mutlu edebilmek için federasyonumuzda çalışmalarımı en güçlü şekilde sürdürüyorum.
Bugün onların adını yaşatmaya çalışırken aslında onların mirasını taşıyorum. Kendimi bazen çok şanslı hissediyorum; böyle bir annenin kızı olmak, böyle bir adamın eşi olmak büyük bir nasipti benim için. Böyle bir kadının kızı olmaktan ve böyle bir adamın eşi olmaktan dolayı gurur duyuyorum.
Ve şuna bütün kalbimle inanıyorum:
Onlar sadece fiziki olarak yanımda değiller. Onların varlığını her an hissediyorum. Beni gördüklerini, beni takip ettiklerini biliyorum. Ben başardıkça mutlu oluyorlar. Ben üzüldükçe üzülüyorlar. Bu yüzden üzülmemeye, güçlü kalmaya, başarılı olmaya gayret ediyorum. Onlar için… Onların ruhu huzur bulsun diye…
Ben bir gönle dokundukça, bir hayatı güzelleştirdikçe, bir insanın duasını aldıkça biliyorum ki orada iki güzel yürek tebessüm ediyor.
Bu yazıyı bir evlat ve bir eş olarak kaleme alıyorum.
İstiyorum ki herkes bir Fatiha okusun.
İstiyorum ki onların hayrına bir dua yükselsin.
Emine Leman Gebizli…
Mutlu Mete Kaçar…
Mekânları cennet, ruhları şad olsun.
Yüreğimdeki yeriniz hiç eksilmedi.
Hasretiniz her geçen gün biraz daha derinleşti.
Dualarımda, nefesimde, attığım her adımda varsınız.
