Güldane KAYA KAÇAR
Köşe Yazarı
Güldane KAYA KAÇAR
 

SİYASET EVİN KAPISINDA DURMALI

Siyaset, bir toplumun geleceğini inşa etme sanatıdır. İnsanların sorunlarına çözüm üretmek, umut olmak ve ortak yarınları kurmak için yapılır. Ne var ki zaman zaman bu sanat, ne yazık ki çamur atma yarışına dönüştürülmek isteniyor. Oysa siyaset, rakibinin evine değil; milletin derdine yürüdüğünde anlam kazanır.   Son günlerde Antalya'da ve çevre ilçelerde Hür Diren Dağ ve ailesi üzerinden yürütülen tartışmalar, siyasetin sınırlarının yeniden hatırlatılması gerektiğini gösteriyor. Çünkü aile, siyasi hesaplaşmaların değil, insan onurunun korunduğu son kaledir.   Bir insanı eşiyle, annesiyle ya da siyasi tartışmaların ne olduğunu dahi bilmeyen evladıyla hedef almak; siyaset yapmak değil, vicdanları yaralamaktır. Bir siyasetçi rakibini ailesinden vuruyorsa, aslında kendi fikrinin yetersizliğini ilan ediyordur.   Yıllardır sivil toplum çalışmalarının içinde yer alan biri olarak gördüm ki, insanın en güvenli limanı ailesidir. UTEF Federasyonu çatısı altında, engellilerimizin, yaşlılarımızın ve ihtiyaç sahiplerinin yanında olmaya çalışırken de, kurucusu olduğum Leman Gebizli Umut Işığı Derneği bünyesinde dokunduğumuz her hayatta da aynı gerçeği gördük: Ailenin huzuru bozulduğunda toplumun huzuru da yara alır.   Bu nedenle siyasi rekabetin ailelerin kapısını çalması kabul edilemez. Hele ki "ensest" gibi son derece ağır, incitici ve toplum vicdanını yaralayan ithamların siyasi tartışmaların içine çekilmesi, hiçbir ahlaki ve vicdani ölçüyle açıklanamaz.   Bir babanın evladına duyduğu sevgiyi, bir annenin gözyaşını ya da bir ailenin mahremiyetini siyasi propaganda malzemesine dönüştürmek; fikir üretmenin değil, fikir tükenmişliğinin göstergesidir. Sözü olan fikir konuşur; fikri olmayan ise çamuru konuşur.   Bugün söylenen sözler yarın unutulabilir. Ancak hedef gösterilen bir çocuğun hafızasında açılan yara kolay kolay kapanmaz. Çünkü bazı sözler kulaktan silinir, bazıları ise insanın yüreğinde iz bırakır.   Basın da siyaset de aynı sorumluluğu taşımalıdır. Habercilik yalnızca bilgi aktarmak değil, aynı zamanda toplumsal vicdanı korumaktır. İnsanların inançlarını, ailelerini, özel hayatlarını veya mahremiyetlerini hedef alan bir dil ne demokrasiye ne de özgür tartışma kültürüne hizmet eder.   Buradan açıkça ifade etmek istiyorum: Siyaset evin kapısında durmalıdır.   Evlatlar, eşler, anneler ve babalar siyasi kavganın tarafı değildir. Bir siyasetçinin projelerini eleştirebilirsiniz, icraatlarını sorgulayabilirsiniz, fikirlerine karşı çıkabilirsiniz. Ancak masum insanların hayatlarını siyasi hesapların içine çekemezsiniz.   Çünkü seçimler gelir geçer. Makamlar değişir. Alkışlar susar. Bugünün hararetli tartışmaları yarının unutulmuş gündemleri olur. Fakat insan onuru, geride bıraktığımız en büyük mirastır.   Aileyi hedef alan her söz, aslında toplumun vicdanına atılmış ağır bir taştır.   Ve unutulmamalıdır ki; siyasetin büyüklüğü rakibini ne kadar yaraladığıyla değil, topluma ne kadar umut verdiğiyle ölçülür.   Çünkü siyaset biter, seçimler geçer; ama insanın insana, ailenin topluma bıraktığı emanet hep kalır. Ve bir toplum, en çok insan onurunu koruyamadığı yerden yara alır.”
Ekleme Tarihi: 30 Mayıs 2026 -Cumartesi

SİYASET EVİN KAPISINDA DURMALI

Siyaset, bir toplumun geleceğini inşa etme sanatıdır. İnsanların sorunlarına çözüm üretmek, umut olmak ve ortak yarınları kurmak için yapılır. Ne var ki zaman zaman bu sanat, ne yazık ki çamur atma yarışına dönüştürülmek isteniyor. Oysa siyaset, rakibinin evine değil; milletin derdine yürüdüğünde anlam kazanır.
 
Son günlerde Antalya'da ve çevre ilçelerde Hür Diren Dağ ve ailesi üzerinden yürütülen tartışmalar, siyasetin sınırlarının yeniden hatırlatılması gerektiğini gösteriyor. Çünkü aile, siyasi hesaplaşmaların değil, insan onurunun korunduğu son kaledir.
 
Bir insanı eşiyle, annesiyle ya da siyasi tartışmaların ne olduğunu dahi bilmeyen evladıyla hedef almak; siyaset yapmak değil, vicdanları yaralamaktır. Bir siyasetçi rakibini ailesinden vuruyorsa, aslında kendi fikrinin yetersizliğini ilan ediyordur.
 
Yıllardır sivil toplum çalışmalarının içinde yer alan biri olarak gördüm ki, insanın en güvenli limanı ailesidir. UTEF Federasyonu çatısı altında, engellilerimizin, yaşlılarımızın ve ihtiyaç sahiplerinin yanında olmaya çalışırken de, kurucusu olduğum Leman Gebizli Umut Işığı Derneği bünyesinde dokunduğumuz her hayatta da aynı gerçeği gördük: Ailenin huzuru bozulduğunda toplumun huzuru da yara alır.
 
Bu nedenle siyasi rekabetin ailelerin kapısını çalması kabul edilemez. Hele ki "ensest" gibi son derece ağır, incitici ve toplum vicdanını yaralayan ithamların siyasi tartışmaların içine çekilmesi, hiçbir ahlaki ve vicdani ölçüyle açıklanamaz.
 
Bir babanın evladına duyduğu sevgiyi, bir annenin gözyaşını ya da bir ailenin mahremiyetini siyasi propaganda malzemesine dönüştürmek; fikir üretmenin değil, fikir tükenmişliğinin göstergesidir. Sözü olan fikir konuşur; fikri olmayan ise çamuru konuşur.
 
Bugün söylenen sözler yarın unutulabilir. Ancak hedef gösterilen bir çocuğun hafızasında açılan yara kolay kolay kapanmaz. Çünkü bazı sözler kulaktan silinir, bazıları ise insanın yüreğinde iz bırakır.
 
Basın da siyaset de aynı sorumluluğu taşımalıdır. Habercilik yalnızca bilgi aktarmak değil, aynı zamanda toplumsal vicdanı korumaktır. İnsanların inançlarını, ailelerini, özel hayatlarını veya mahremiyetlerini hedef alan bir dil ne demokrasiye ne de özgür tartışma kültürüne hizmet eder.
 
Buradan açıkça ifade etmek istiyorum: Siyaset evin kapısında durmalıdır.
 
Evlatlar, eşler, anneler ve babalar siyasi kavganın tarafı değildir. Bir siyasetçinin projelerini eleştirebilirsiniz, icraatlarını sorgulayabilirsiniz, fikirlerine karşı çıkabilirsiniz. Ancak masum insanların hayatlarını siyasi hesapların içine çekemezsiniz.
 
Çünkü seçimler gelir geçer. Makamlar değişir. Alkışlar susar. Bugünün hararetli tartışmaları yarının unutulmuş gündemleri olur. Fakat insan onuru, geride bıraktığımız en büyük mirastır.
 
Aileyi hedef alan her söz, aslında toplumun vicdanına atılmış ağır bir taştır.
 
Ve unutulmamalıdır ki; siyasetin büyüklüğü rakibini ne kadar yaraladığıyla değil, topluma ne kadar umut verdiğiyle ölçülür.
 
Çünkü siyaset biter, seçimler geçer; ama insanın insana, ailenin topluma bıraktığı emanet hep kalır. Ve bir toplum, en çok insan onurunu koruyamadığı yerden yara alır.”
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kalpgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.