Güldane KAYA KAÇAR
Köşe Yazarı
Güldane KAYA KAÇAR
 

Bir Milletin Hafızası: 23 Nisan ve Çocukların Gözleri

23 Nisan sadece kutlama değil; çocukların gözlerinde geleceği görüp, onlara nasıl bir ülke bıraktığımızı sorgulama günüdür. İnsanı en çok ne üzer bilir misiniz? Unutmak… Nereden geldiğini, nasıl ayakta kaldığını, hangi bedellerle bugünlere ulaşıldığını unutmak… Çünkü unutan, aynı hataları tekrar etmeye mahkûmdur. 23 Nisan işte bu yüzden sadece bir bayram değildir. Bir hatırlayıştır… Bir uyanıştır… Bir milletin küllerinden doğuşunun adıdır. 1900’lü yılların başı… Bir imparatorluğun yorgun, kırgın ve dağılmaya yüz tutmuş hali… Topraklar bir bir elden çıkmış, cephelerde umut tükenmiş, İstanbul işgal altına girmiş… Milletin iradesini temsil eden meclis kapatılmış… Ve tam o anda, tarihin yönü değişmiştir. Bir avuç inanmış insan, “Artık söz milletindir” diyerek yola çıkmıştır. Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları, umutsuzluk gibi görünen bir dönemi, direnişin başlangıcına çevirmiştir. Ankara… O günlerde mütevazı bir Anadolu kasabası… Ama aslında bir milletin yeniden ayağa kalktığı yer… 23 Nisan 1920’de, dualarla açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi, sadece bir bina, sadece bir yönetim organı değildi. O Meclis, milletin kendi kaderine sahip çıktığının ilanıydı. “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” sözü, o gün sadece söylenmedi… Yaşandı. Bedeli ödendi. Tarihe kazındı. Ve sonra… Bu anlamlı gün, çocuklara armağan edildi. Çünkü en iyi biliyordu ki; Bir milletin geleceği, çocuklarının gözlerinde saklıdır. Tam da bu noktada, geçtiğimiz günlerde yaşadığım bir anıdan bahsetmeden geçemeyeceğim… (UTEF) Uluslararası Tüm Engelliler, Yaşlılar ve Kimsesizler Federasyonu’nda, aileleriyle birlikte federasyonumuzu ziyaret eden 5-9 yaş aralığındaki minik öğrencilerimizi ağırladık. Onlarla sohbet ettik… Sorularını dinledik… İnanın, o küçücük yaşlarına rağmen öyle bilinçli, öyle farkında çocuklar ki… Her biri merak ediyor, sorguluyor, anlamaya çalışıyor… Ve o an şunu çok net hissettim: Geleceğin parlak yıldızları tam karşımızda duruyor. Hatta abartı olmayacak… Bazıları bir devlet adamı kadar donanımlı, düşündüren sorular sorabiliyor. Aynı ziyaret kapsamında, Leman Gebizli Tüm Engelli, Yaşlı ve Kimsesizlere Umut Işığı Derneği’nde de çocuklarımızla bir araya geldik. Bizlere yönelttikleri sorular… Hayata bakışları… Merakları… Şunu bir kez daha gösterdi: Bu ülkenin geleceği emin ellerde olabilir… Eğer biz doğru rehberlik edebilirsek… Ama kendimize dürüst bir soru sormamız gerekiyor: Gerçekten o emanete sahip çıkabiliyor muyuz? Çocuklarımıza sadece bayramlar mı bırakıyoruz, yoksa güvenli, adil ve umut dolu bir gelecek mi? Geçtiğimiz günlerde Kahramanmaraş’ta yaşanan acı olay… Bir okulda yaşanan saldırı… Hayatını kaybeden çocuklarımız… Ve onları korumaya çalışan bir öğretmen… Hepimizin yüreğinde derin bir sızı bıraktı. Çok derin konuşmaya gerek yok… Ama şu kadarını söylemek zorundayız: Çocuklarımızın güvenliği, tartışılacak bir konu değildir. Onların hayatı, ihmale gelecek bir detay hiç değildir. Anne babalar olarak… Toplum olarak… Devlet olarak… Hepimizin daha dikkatli, daha duyarlı, daha sorumlu olması gerekiyor. Çünkü çocuklar sadece bizim değil… Bu ülkenin yarınıdır. 23 Nisan’da çocuklara balon vermek, gösteri yaptırmak, şiir okutmak elbette güzel… Ama yeterli değil. Onlara korkmadan yaşayabilecekleri bir ülke bırakabiliyor muyuz? Okula giderken içimiz rahat mı? Gelecek hayali kurarken umutları diri mi? İşte asıl mesele burada başlıyor. 23 Nisan, sadece kutlanacak bir gün değil… Aynı zamanda hesaplaşılacak bir gündür. Kendimizle… Toplumla… Gelecekle… Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği bu bayram, aslında bize bir sorumluluk yükler: “Bu ülkeyi, çocuklar için daha iyi bir yer haline getirin.” Bugün bir çocuğun gözlerinin içine bakın… Orada hem geçmiş var, hem gelecek. Ve kendimize şu soruyu sormadan geçmeyelim: Biz bu çocuklara nasıl bir Türkiye bırakıyoruz? 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun… Güldane Kaya Kaçar
Ekleme Tarihi: 23 Nisan 2026 -Perşembe

Bir Milletin Hafızası: 23 Nisan ve Çocukların Gözleri

23 Nisan sadece kutlama değil; çocukların gözlerinde geleceği görüp, onlara nasıl bir ülke bıraktığımızı sorgulama günüdür. İnsanı en çok ne üzer bilir misiniz? Unutmak… Nereden geldiğini, nasıl ayakta kaldığını, hangi bedellerle bugünlere ulaşıldığını unutmak… Çünkü unutan, aynı hataları tekrar etmeye mahkûmdur. 23 Nisan işte bu yüzden sadece bir bayram değildir. Bir hatırlayıştır… Bir uyanıştır… Bir milletin küllerinden doğuşunun adıdır. 1900’lü yılların başı… Bir imparatorluğun yorgun, kırgın ve dağılmaya yüz tutmuş hali… Topraklar bir bir elden çıkmış, cephelerde umut tükenmiş, İstanbul işgal altına girmiş… Milletin iradesini temsil eden meclis kapatılmış… Ve tam o anda, tarihin yönü değişmiştir. Bir avuç inanmış insan, “Artık söz milletindir” diyerek yola çıkmıştır. Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları, umutsuzluk gibi görünen bir dönemi, direnişin başlangıcına çevirmiştir. Ankara… O günlerde mütevazı bir Anadolu kasabası… Ama aslında bir milletin yeniden ayağa kalktığı yer… 23 Nisan 1920’de, dualarla açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi, sadece bir bina, sadece bir yönetim organı değildi. O Meclis, milletin kendi kaderine sahip çıktığının ilanıydı. “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” sözü, o gün sadece söylenmedi… Yaşandı. Bedeli ödendi. Tarihe kazındı. Ve sonra… Bu anlamlı gün, çocuklara armağan edildi. Çünkü en iyi biliyordu ki; Bir milletin geleceği, çocuklarının gözlerinde saklıdır. Tam da bu noktada, geçtiğimiz günlerde yaşadığım bir anıdan bahsetmeden geçemeyeceğim… (UTEF) Uluslararası Tüm Engelliler, Yaşlılar ve Kimsesizler Federasyonu’nda, aileleriyle birlikte federasyonumuzu ziyaret eden 5-9 yaş aralığındaki minik öğrencilerimizi ağırladık. Onlarla sohbet ettik… Sorularını dinledik… İnanın, o küçücük yaşlarına rağmen öyle bilinçli, öyle farkında çocuklar ki… Her biri merak ediyor, sorguluyor, anlamaya çalışıyor… Ve o an şunu çok net hissettim: Geleceğin parlak yıldızları tam karşımızda duruyor. Hatta abartı olmayacak… Bazıları bir devlet adamı kadar donanımlı, düşündüren sorular sorabiliyor. Aynı ziyaret kapsamında, Leman Gebizli Tüm Engelli, Yaşlı ve Kimsesizlere Umut Işığı Derneği’nde de çocuklarımızla bir araya geldik. Bizlere yönelttikleri sorular… Hayata bakışları… Merakları… Şunu bir kez daha gösterdi: Bu ülkenin geleceği emin ellerde olabilir… Eğer biz doğru rehberlik edebilirsek… Ama kendimize dürüst bir soru sormamız gerekiyor: Gerçekten o emanete sahip çıkabiliyor muyuz? Çocuklarımıza sadece bayramlar mı bırakıyoruz, yoksa güvenli, adil ve umut dolu bir gelecek mi? Geçtiğimiz günlerde Kahramanmaraş’ta yaşanan acı olay… Bir okulda yaşanan saldırı… Hayatını kaybeden çocuklarımız… Ve onları korumaya çalışan bir öğretmen… Hepimizin yüreğinde derin bir sızı bıraktı. Çok derin konuşmaya gerek yok… Ama şu kadarını söylemek zorundayız: Çocuklarımızın güvenliği, tartışılacak bir konu değildir. Onların hayatı, ihmale gelecek bir detay hiç değildir. Anne babalar olarak… Toplum olarak… Devlet olarak… Hepimizin daha dikkatli, daha duyarlı, daha sorumlu olması gerekiyor. Çünkü çocuklar sadece bizim değil… Bu ülkenin yarınıdır. 23 Nisan’da çocuklara balon vermek, gösteri yaptırmak, şiir okutmak elbette güzel… Ama yeterli değil. Onlara korkmadan yaşayabilecekleri bir ülke bırakabiliyor muyuz? Okula giderken içimiz rahat mı? Gelecek hayali kurarken umutları diri mi? İşte asıl mesele burada başlıyor. 23 Nisan, sadece kutlanacak bir gün değil… Aynı zamanda hesaplaşılacak bir gündür. Kendimizle… Toplumla… Gelecekle… Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği bu bayram, aslında bize bir sorumluluk yükler: “Bu ülkeyi, çocuklar için daha iyi bir yer haline getirin.” Bugün bir çocuğun gözlerinin içine bakın… Orada hem geçmiş var, hem gelecek. Ve kendimize şu soruyu sormadan geçmeyelim: Biz bu çocuklara nasıl bir Türkiye bırakıyoruz? 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun… Güldane Kaya Kaçar
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kalpgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.