Prof. Dr. Kaynak SELEKLER
Köşe Yazarı
Prof. Dr. Kaynak SELEKLER
 

LİTERATÜRDEN ÖZETLER Prof. Dr. KAYNAK SELEKLER

YÜKSEK TANSİYONUN TEDAVİSİ DEMANS RİSKİNİ AZALTABİLİYOR Geçmiş araştırmalar, tedavi edilmemiş hipertansiyon ile yaşlı yetişkinlerde bilişsel sorunlar arasında güçlü bir bağlantı olduğunu göstermiştir. Ancak, hipertansiyon hastalarında demansın birincil önlenmesi için kan basıncını azaltışını destekleyen kesin kanıtlar yetersiz kalmıştır. Çin Kırsal Hipertansiyon Kontrol Projesi Faz-3'te (CRHCP-3), araştırmacılar, kontrolsüz hipertansiyonu olan 40 yaş ve üzeri 33.995 yetişkin arasında demans riskini azaltmada yoğun bir kan basıncı müdahalesinin (normal bakıma kıyasla) etkinliğini değerlendiriyor. Bu araştırma, Çin'de üç eyaletteki 326 köyde yürütülüyor. Tedavi edilmemiş hipertansiyonu olan Çinli yetişkinler üzerinde yapılan geniş çaplı bu çalışmada, ilaç ve yaşam tarzı değişiklikleriyle yoğun kan basıncı yönetiminin 4 yıl boyunca demans riskini %15, demans olmaksızın bilişsel bozukluğu ise %16 oranında azalttığı ortaya çıkıyor. Yeni veriler, yüksek tansiyonun uygun şekilde tedavi edilmesinin, bunama veya bunama olmaksızın bilişsel bozulma riskini önemli ölçüde azaltabileceğini gösteriyor. Araştırmacılar sonuçta, “bu çalışmada hipertansiyonlu hastalarda demans riskini azaltmada antihipertansif tedavinin etkililiğine dair güçlü kanıtlar sağladık ve bu kanıtlanmış etkili müdahale, demansın küresel yükünü azaltmak için yaygın olarak benimsenmeli ve ölçeklendirilmelidir” diyor. Oxford Üniversitesi, İngiltere'de nöroloji profesörü M. Husain, "Bu, çok büyük bir örnekleme ve sağlam bir etkiye sahip çığır açıcı bir çalışmadır. Sadece kalbi değil aynı zamanda beyni de korumak için yüksek tansiyonu yoğun bir şekilde tedavi etmek için bir uyarı niteliğindedir" diyor. Çalışma 21 Nisan 2025' de “Nature Medicine” dergisinde yayımlandı .   KÖTÜ UYKU ALZHEIMER'LE İLGİLİ BEYİN DEĞİŞİKLİKLERİYLE BAĞLANTILI ABD, “Yale Tıp Fakültesi, New Haven, Connecticut”  da yapılan bir araştırmaya göre, uyku ve rüya görme gibi faktörlerin Alzheimer hastalığı riskini etkileyebileceği görülüyor. Çalışmada, özellikle insanların yavaş dalga uykusunda (en derin uyku seviyesi) ne kadar zaman harcadıklarına ve hızlı göz hareketi (REM) uykusu veya rüya uykusunda geçirdikleri zamana bakılıyor. Araştırmacılar, daha az derin uyku veya rüya uykusu alan kişilerin kritik beyin bölgelerindeki hacimlerin daha küçük olduğunu gözlemliyor. Bu tür uyku eksikliğinin özellikle Alzheimer'de erken değişikliklere uğradığı bilinen alt parietal lobu* etkilediği görülüyor. Araştırmacılar, "Bulgularımız, uyku sırasında azalan sinir hücresi aktivitesinin beyin atrofisine katkıda bulunabileceğine ve dolayısıyla Alzheimer hastalığı riskini artırabileceğine dair ön kanıtlar sağlıyor. Bu sonuçlar, orta yaşlı ve ileri yaştaki yetişkinlerde yaygın bir rahatsızlık olan uyku eksikliğinin Alzheimer hastalığının esası ve gelişimi  ve bilişsel bozuklukla nasıl ilişkili olabileceğini karakterize etmeye yardımcı olabileceğini vurguluyor.” Uyku mimarisi, Alzheimer hastalığı ve ilişkili bunamalar için değiştirilebilir bir risk faktörü olabilir ve bu durum, riski azaltmak veya Alzheimer başlangıcını geciktirmek için müdahaleleri keşfetme fırsatı yaratabilir. *Parietal lob: Yan lob. Beynin her iki yarımküresinin orta bölümüdür   Çalışma, 01 Temmuz, 2025’te “Journal of Clinical Sleep Medicine” de yayımlandı. https://jcsm.aasm.org/doi/10.5664/jcsm.11630   GLOKOM DEMANS RİSKİNİ ARTIRIYOR ABD, Philadelphia'daki Pennsylvania Üniversitesi Perelman Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Bölümü'nde yapılan çalışmada, glokomlu hastalarda yeni ortaya çıkan demans ve alt tiplerinin riski, retrospektif uzunlamasına bir çalışmada değerlendiriliyor. Değerlendirilen glokom tipleri arasında primer açık açılı, normal tansiyonlu ve primer açı kapanması  glokomları yer alıyor. Glokomu olmayan kişilerle karşılaştırıldığında, bu rahatsızlık teşhisi konan kişilerde demans geliştirme riski %23 daha yüksekti ve hem Alzheimer hastalığı hem de vasküler demans riski artmıştı. Bu ilişkiler, glokom alt tipleri arasında da devam etti.  APOE genotipleri arasında yapılan analiz Ԑ2/ Ԑ 3 taşıyıcılarında tüm nedenlere bağlı demans riskinin en fazla arttığını ortaya çıkarıyor. Araştırmacılar, sonuçların glokom ve demans riski arasında bir ilişki olduğunu gösteren önceki meta-analizlerle örtüştüğünü bildiriyor. Kaynak: Çalışma, 15 Eylül 2025'te Ophthalmology dergisinde çevrimiçi olarak yayımlandı .   ALZHEİMER HASTALIĞININ TEŞHİSİNDE ONAYLANAN İLK KAN TESTİ Alzheimer hastalığı, meme kanseri ve prostat kanserinin toplamından daha fazla insanı etkiliyor. 65 yaş ve üzeri insanların %10'u Alzheimer hastası ve 2050 yılına kadar bu sayının iki katına çıkması bekleniyor. ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), Alzheimer hastalığının teşhisine yardımcı olmak için ilk kan testi tanı cihazının piyasaya sürülmesini 16 Mayıs 2025’te onayladı. “Lumipulse G pTau217/ß-Amiloid 1-42 Plazma Oranı”, hastalığın belirti ve semptomlarını gösteren 55 yaş ve üzeri yetişkin hastalarda Alzheimer hastalığıyla ilişkili amiloid plaklarının erken teşhisi için tasarlandı. Yeni test daha az invaziv bir seçenek sunuyor, PET taramalarına olan bağımlılığı azaltıyor ve tanı erişilebilirliğini artırıyor. Yeni Lumipulse testi yalnızca basit bir kan alımı gerektiriyor, bu da onu daha az invaziv ve hastaların erişimini çok daha kolay hale getiriyor.   Bir klinik çalışmada, “Lumipulse G pTau217/ß-Amiloid 1-42 Plazma Oranı” pozitif çıkan bireylerin %91,7'sinde PET taraması veya BOS test sonucunda amiloid plaklar tespit edilirken, negatif çıkan bireylerin %97,3'ünde negatif amiloid PET taraması veya BOS test sonucu tespit ediliyor. Bu bulgular, yeni kan testinin, bilişsel bozukluğu olan hastalarda test sırasında Alzheimer hastalığıyla ilişkili amiloid patolojisinin varlığını veya yokluğunu güvenilir bir şekilde tahmin edebileceğini gösteriyor. “Lumipulse G pTau217/ß-Amiloid 1-42 Plazma Oranı”, yaşamı tehdit eden veya geri döndürülemez şekilde güçten düşüren hastalıkların daha etkili teşhisini veya tedavisini sağlayan cihazların geliştirilmesi için tasarlanmış bir süreç olarak “Çığır Açan Cihaz” ünvanını aldı.  Kaynak: https://www.fda.gov/news-events/press-announcements/fda-clears-first-blood-test-used-diagnosing-alzheimers-disease   BİLİM İNSANLARI, ÇIĞIR AÇAN NANOTEKNOLOJİ* İLE FARELERDE ALZHEIMER HASTALIĞINI TERSİNE ÇEVİRDİ   Beyin bariyerini iyileştiren nanopartiküller*, farelerde Alzheimer hastalığını tersine çevirerek, kendi kendini onaran nöroterapilerde** yeni bir çağın başlangıcını oluşturdu. Araştırmacılar, farelerde beynin damar sistemini onarmak ve Alzheimer hastalığını tersine çevirmek için supramoleküler **nanopartiküller kullandılar. Nanopartiküller ilaç taşımak yerine, amiloid-β proteinlerinin doğal temizlenmesini tetikledi. Bu, kan-beyin bariyeri fonksiyonunu geri kazandırdı ve hafıza kaybını tersine çevirdi. Sonuçlar, nörodejeneratif hastalıkların tedavisi için devrim niteliğinde yeni bir yola işaret ediyor. *Nanoteknoloji: Geleneksel mikroskoplarla görüntülenemeyecek kadar küçük bir ölçü birimi olan nano düzeyinde geliştirilen teknolojilere, nanoteknoloji denir.  **Nanopartikül, bir maddenin boyutları 100 nanometre ve altında kalan toz parçalarına verilen addır. ***Nöral terapi, enjenksiyon yöntemiyle lokal anestezi uygulanarak otonom sinir sistemini etkilemek ve bu sayede vücudun kendini iyileştirme fonksiyonunu devreye sokmak anlamına gelen, birçok hastalıkta kullanılabilen tedavi yöntemidir.  **Supramoleküler yapılar, birden fazla biyolojik makromoleküler bileşenin bir araya gelmesiyle oluşan toplulukları ifade eder Kaynak: https://www.sciencedaily.com/releases/2025/10/251029100154.htm#:~:text=Summary%3A,function%20and%20reversed%20memory%20loss.
Ekleme Tarihi: 24 Ocak 2026 -Cumartesi

LİTERATÜRDEN ÖZETLER Prof. Dr. KAYNAK SELEKLER

YÜKSEK TANSİYONUN TEDAVİSİ DEMANS RİSKİNİ AZALTABİLİYOR
Geçmiş araştırmalar, tedavi edilmemiş hipertansiyon ile yaşlı yetişkinlerde bilişsel sorunlar arasında güçlü bir bağlantı olduğunu göstermiştir. Ancak, hipertansiyon hastalarında demansın birincil önlenmesi için kan basıncını azaltışını destekleyen kesin kanıtlar yetersiz kalmıştır.
Çin Kırsal Hipertansiyon Kontrol Projesi Faz-3'te (CRHCP-3), araştırmacılar, kontrolsüz hipertansiyonu olan 40 yaş ve üzeri 33.995 yetişkin arasında demans riskini azaltmada yoğun bir kan basıncı müdahalesinin (normal bakıma kıyasla) etkinliğini değerlendiriyor. Bu araştırma, Çin'de üç eyaletteki 326 köyde yürütülüyor.
Tedavi edilmemiş hipertansiyonu olan Çinli yetişkinler üzerinde yapılan geniş çaplı bu çalışmada, ilaç ve yaşam tarzı değişiklikleriyle yoğun kan basıncı yönetiminin 4 yıl boyunca demans riskini %15, demans olmaksızın bilişsel bozukluğu ise %16 oranında azalttığı ortaya çıkıyor.
Yeni veriler, yüksek tansiyonun uygun şekilde tedavi edilmesinin, bunama veya bunama olmaksızın bilişsel bozulma riskini önemli ölçüde azaltabileceğini gösteriyor.
Araştırmacılar sonuçta, “bu çalışmada hipertansiyonlu hastalarda demans riskini azaltmada antihipertansif tedavinin etkililiğine dair güçlü kanıtlar sağladık ve bu kanıtlanmış etkili müdahale, demansın küresel yükünü azaltmak için yaygın olarak benimsenmeli ve ölçeklendirilmelidir” diyor.
Oxford Üniversitesi, İngiltere'de nöroloji profesörü M. Husain, "Bu, çok büyük bir örnekleme ve sağlam bir etkiye sahip çığır açıcı bir çalışmadır. Sadece kalbi değil aynı zamanda beyni de korumak için yüksek tansiyonu yoğun bir şekilde tedavi etmek için bir uyarı niteliğindedir" diyor.
Çalışma 21 Nisan 2025' de “Nature Medicine” dergisinde yayımlandı .
 
KÖTÜ UYKU ALZHEIMER'LE İLGİLİ BEYİN DEĞİŞİKLİKLERİYLE BAĞLANTILI
ABD, “Yale Tıp Fakültesi, New Haven, Connecticut”  da yapılan bir araştırmaya göre, uyku ve rüya görme gibi faktörlerin Alzheimer hastalığı riskini etkileyebileceği görülüyor.
Çalışmada, özellikle insanların yavaş dalga uykusunda (en derin uyku seviyesi) ne kadar zaman harcadıklarına ve hızlı göz hareketi (REM) uykusu veya rüya uykusunda geçirdikleri zamana bakılıyor. Araştırmacılar, daha az derin uyku veya rüya uykusu alan kişilerin kritik beyin bölgelerindeki hacimlerin daha küçük olduğunu gözlemliyor. Bu tür uyku eksikliğinin özellikle Alzheimer'de erken değişikliklere uğradığı bilinen alt parietal lobu* etkilediği görülüyor.
Araştırmacılar, "Bulgularımız, uyku sırasında azalan sinir hücresi aktivitesinin beyin atrofisine katkıda bulunabileceğine ve dolayısıyla Alzheimer hastalığı riskini artırabileceğine dair ön kanıtlar sağlıyor. Bu sonuçlar, orta yaşlı ve ileri yaştaki yetişkinlerde yaygın bir rahatsızlık olan uyku eksikliğinin Alzheimer hastalığının esası ve gelişimi  ve bilişsel bozuklukla nasıl ilişkili olabileceğini karakterize etmeye yardımcı olabileceğini vurguluyor.”
Uyku mimarisi, Alzheimer hastalığı ve ilişkili bunamalar için değiştirilebilir bir risk faktörü olabilir ve bu durum, riski azaltmak veya Alzheimer başlangıcını geciktirmek için müdahaleleri keşfetme fırsatı yaratabilir.
*Parietal lob: Yan lob. Beynin her iki yarımküresinin orta bölümüdür
 
Çalışma, 01 Temmuz, 2025’te “Journal of Clinical Sleep Medicine” de yayımlandı.
https://jcsm.aasm.org/doi/10.5664/jcsm.11630
 
GLOKOM DEMANS RİSKİNİ ARTIRIYOR
ABD, Philadelphia'daki Pennsylvania Üniversitesi Perelman Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Bölümü'nde yapılan çalışmada, glokomlu hastalarda yeni ortaya çıkan demans ve alt tiplerinin riski, retrospektif uzunlamasına bir çalışmada değerlendiriliyor. Değerlendirilen glokom tipleri arasında primer açık açılı, normal tansiyonlu ve primer açı kapanması  glokomları yer alıyor.
Glokomu olmayan kişilerle karşılaştırıldığında, bu rahatsızlık teşhisi konan kişilerde demans geliştirme riski %23 daha yüksekti ve hem Alzheimer hastalığı hem de vasküler demans riski artmıştı. Bu ilişkiler, glokom alt tipleri arasında da devam etti. 
APOE genotipleri arasında yapılan analiz Ԑ2/ Ԑ 3 taşıyıcılarında tüm nedenlere bağlı demans riskinin en fazla arttığını ortaya çıkarıyor.
Araştırmacılar, sonuçların glokom ve demans riski arasında bir ilişki olduğunu gösteren önceki meta-analizlerle örtüştüğünü bildiriyor.
Kaynak:
Çalışma, 15 Eylül 2025'te Ophthalmology dergisinde çevrimiçi olarak yayımlandı .
 
ALZHEİMER HASTALIĞININ TEŞHİSİNDE ONAYLANAN İLK KAN TESTİ
Alzheimer hastalığı, meme kanseri ve prostat kanserinin toplamından daha fazla insanı etkiliyor. 65 yaş ve üzeri insanların %10'u Alzheimer hastası ve 2050 yılına kadar bu sayının iki katına çıkması bekleniyor.
ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), Alzheimer hastalığının teşhisine yardımcı olmak için ilk kan testi tanı cihazının piyasaya sürülmesini 16 Mayıs 2025’te onayladı. “Lumipulse G pTau217/ß-Amiloid 1-42 Plazma Oranı”, hastalığın belirti ve semptomlarını gösteren 55 yaş ve üzeri yetişkin hastalarda Alzheimer hastalığıyla ilişkili amiloid plaklarının erken teşhisi için tasarlandı.
Yeni test daha az invaziv bir seçenek sunuyor, PET taramalarına olan bağımlılığı azaltıyor ve tanı erişilebilirliğini artırıyor. Yeni Lumipulse testi yalnızca basit bir kan alımı gerektiriyor, bu da onu daha az invaziv ve hastaların erişimini çok daha kolay hale getiriyor.  
Bir klinik çalışmada, “Lumipulse G pTau217/ß-Amiloid 1-42 Plazma Oranı” pozitif çıkan bireylerin %91,7'sinde PET taraması veya BOS test sonucunda amiloid plaklar tespit edilirken, negatif çıkan bireylerin %97,3'ünde negatif amiloid PET taraması veya BOS test sonucu tespit ediliyor.
Bu bulgular, yeni kan testinin, bilişsel bozukluğu olan hastalarda test sırasında Alzheimer hastalığıyla ilişkili amiloid patolojisinin varlığını veya yokluğunu güvenilir bir şekilde tahmin edebileceğini gösteriyor.
“Lumipulse G pTau217/ß-Amiloid 1-42 Plazma Oranı”, yaşamı tehdit eden veya geri döndürülemez şekilde güçten düşüren hastalıkların daha etkili teşhisini veya tedavisini sağlayan cihazların geliştirilmesi için tasarlanmış bir süreç olarak “Çığır Açan Cihaz” ünvanını aldı. 
Kaynak:
https://www.fda.gov/news-events/press-announcements/fda-clears-first-blood-test-used-diagnosing-alzheimers-disease
 
BİLİM İNSANLARI, ÇIĞIR AÇAN NANOTEKNOLOJİ* İLE FARELERDE ALZHEIMER HASTALIĞINI TERSİNE ÇEVİRDİ
 
Beyin bariyerini iyileştiren nanopartiküller*, farelerde Alzheimer hastalığını tersine çevirerek, kendi kendini onaran nöroterapilerde** yeni bir çağın başlangıcını oluşturdu.
Araştırmacılar, farelerde beynin damar sistemini onarmak ve Alzheimer hastalığını tersine çevirmek için supramoleküler **nanopartiküller kullandılar. Nanopartiküller ilaç taşımak yerine, amiloid-β proteinlerinin doğal temizlenmesini tetikledi. Bu, kan-beyin bariyeri fonksiyonunu geri kazandırdı ve hafıza kaybını tersine çevirdi. Sonuçlar, nörodejeneratif hastalıkların tedavisi için devrim niteliğinde yeni bir yola işaret ediyor.
*Nanoteknoloji: Geleneksel mikroskoplarla görüntülenemeyecek kadar küçük bir ölçü birimi olan nano düzeyinde geliştirilen teknolojilere, nanoteknoloji denir. 
**Nanopartikül, bir maddenin boyutları 100 nanometre ve altında kalan toz parçalarına verilen addır.
***Nöral terapi, enjenksiyon yöntemiyle lokal anestezi uygulanarak otonom sinir sistemini etkilemek ve bu sayede vücudun kendini iyileştirme fonksiyonunu devreye sokmak anlamına gelen, birçok hastalıkta kullanılabilen tedavi yöntemidir. 
**Supramoleküler yapılar, birden fazla biyolojik makromoleküler bileşenin bir araya gelmesiyle oluşan toplulukları ifade eder
Kaynak:
https://www.sciencedaily.com/releases/2025/10/251029100154.htm#:~:text=Summary%3A,function%20and%20reversed%20memory%20loss.
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kalpgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.