Bayramı Birlikte Yapalım, Azizim Alanya
KÜLTÜR SANAT
16.03.2026 - 22:55, Güncelleme:
16.03.2026 - 22:55
Bayramı Birlikte Yapalım, Azizim Alanya
Gel ey zifir gecelerin muştu veren şafağı Ama bir şehrin asıl kalbi; mahallelerinde dolaşan selam, çocukların kahkahası, yaşlı bir komşunun “hoş geldin”idir.
Bayramı Birlikte Yapalım, Azizim Alanya Azizim Alanya… Bayram geldi… Gönüller kıpırdadı. Ama bir durup düşünelim: Bayram yalnızca tatlı sofralar, renkli paketler midir? Hayır… Bayram, insanın kalbini başka bir kalbe açtığı andır. Bayram, yalnızlıkları fark edip merhameti çoğaltmaktır. Bayram, sevgi dilini yeniden hatırlamaktır. Alanya… Kaleler, deniz, taş sokaklar… Bunlar şehrin yüzüdür. Ama bir şehrin asıl kalbi; mahallelerinde dolaşan selam, çocukların kahkahası, yaşlı bir komşunun “hoş geldin”idir. İşte bayram, o kalbi yeniden çoğaltma zamanıdır. Gel, azizim Alanya… Bayramı önce evlerimizde, aile sofralarında başlatalım. Sonra kapıları açalım; sokak sokak, gönül gönüle buluşalım. İkinci gün Syedra’da tarih ile selamlaşalım; taşların hafızasında şiir dinleyelim, türküler söyleyelim, geçmişi hatırlayalım. Üçüncü gün ise bayram şenliğe dönüşsün; çocuklar koşsun, el sanatları paylaşılsın, müzik ve gülüşler şehrin sokaklarına karışsın. Şekerhane’de bir ihtiyaç sahibini gözetmek, Akçatı’da yaşlı bir komşunun kapısını çalmak, Mahmutlar’da bir çocuğun yüzünü güldürmek, Demirtaş’ta bir sofrayı paylaşmak, Konaklı’da can dostlarımızı unutmamak… Bunlar küçük davranışlar değildir. Bunlar bir şehrin ruhunu ayakta tutan görünmez bağlardır. Alaaddin Keykubat’ın mirası yalnız kalede değildir. Onun gerçek mirası adalet duygusudur. Bir şehirde kimse kendini yalnız hissetmiyorsa, işte orada tarih yaşamaya devam eder. Bayramı birlikte yapalım, azizim Alanya… Selamı çoğaltalım, gönülleri birleştirelim, mahalleyi yeniden mahalle yapalım. Çünkü bir şehrin gerçek zenginliği taşlarda değil; insanlarda, kalplerde saklıdır. GEL Gel ey zifir gecelerin muştu veren şafağı Gel isimsiz hecelerin sırlardaki merâğı Gel gönül şehri gülistan bağı ile süslensin Gel bu sönmüş aşk narını tutuşturan çerâğı Gel bu haristan gülistan bağı gibi bezensin Gel nice asırlık aşklar sevdamıza özensin Gel bilirim ki bu sırra agâh olup sezensin Gel ki bu aşk menzilinde son bulsun meşk durağı Gel bu garip Gül’ü rüsva etme dikene karşı Gel bu sevdamızın nağmesi inletsin bütün arşı Gel ki ıtır kokuları kaplasın bütün ferşi Gel ki yeşillensin hazan vurmuş susuz çorağı Alanya’da bayram işte budur: İçimizde doğan bir bekleyiş, mahallelerde çoğalan iyilik, ve kalplerimizi tutuşturan bir sevda… Ve yıllar sonra biri sorarsa: “Alanya’da bayram nasıldı?” Cevap tek olur: Sevda vardı… yürek vardı… insan vardı. Sevgilerimle… Gülzâre Gülizar ALTAY
Gel ey zifir gecelerin muştu veren şafağı Ama bir şehrin asıl kalbi; mahallelerinde dolaşan selam, çocukların kahkahası, yaşlı bir komşunun “hoş geldin”idir.
Azizim Alanya…
Bayram geldi… Gönüller kıpırdadı.
Ama bir durup düşünelim: Bayram yalnızca tatlı sofralar, renkli paketler midir?
Hayır…
Bayram, insanın kalbini başka bir kalbe açtığı andır.
Bayram, yalnızlıkları fark edip merhameti çoğaltmaktır.
Bayram, sevgi dilini yeniden hatırlamaktır.
Alanya…
Kaleler, deniz, taş sokaklar… Bunlar şehrin yüzüdür.
Ama bir şehrin asıl kalbi; mahallelerinde dolaşan selam, çocukların kahkahası, yaşlı bir komşunun “hoş geldin”idir.
İşte bayram, o kalbi yeniden çoğaltma zamanıdır.
Gel, azizim Alanya…
Bayramı önce evlerimizde, aile sofralarında başlatalım.
Sonra kapıları açalım; sokak sokak, gönül gönüle buluşalım.
İkinci gün Syedra’da tarih ile selamlaşalım;
taşların hafızasında şiir dinleyelim, türküler söyleyelim, geçmişi hatırlayalım.
Üçüncü gün ise bayram şenliğe dönüşsün;
çocuklar koşsun, el sanatları paylaşılsın, müzik ve gülüşler şehrin sokaklarına karışsın.
Şekerhane’de bir ihtiyaç sahibini gözetmek,
Akçatı’da yaşlı bir komşunun kapısını çalmak,
Mahmutlar’da bir çocuğun yüzünü güldürmek,
Demirtaş’ta bir sofrayı paylaşmak,
Konaklı’da can dostlarımızı unutmamak…
Bunlar küçük davranışlar değildir.
Bunlar bir şehrin ruhunu ayakta tutan görünmez bağlardır.
Alaaddin Keykubat’ın mirası yalnız kalede değildir.
Onun gerçek mirası adalet duygusudur.
Bir şehirde kimse kendini yalnız hissetmiyorsa, işte orada tarih yaşamaya devam eder.
Selamı çoğaltalım, gönülleri birleştirelim, mahalleyi yeniden mahalle yapalım.
Çünkü bir şehrin gerçek zenginliği taşlarda değil; insanlarda, kalplerde saklıdır.
GEL
Gel ey zifir gecelerin muştu veren şafağı
Gel isimsiz hecelerin sırlardaki merâğı
Gel gönül şehri gülistan bağı ile süslensin
Gel bu sönmüş aşk narını tutuşturan çerâğı
Gel bu haristan gülistan bağı gibi bezensin
Gel nice asırlık aşklar sevdamıza özensin
Gel bilirim ki bu sırra agâh olup sezensin
Gel ki bu aşk menzilinde son bulsun meşk durağı
Gel bu garip Gül’ü rüsva etme dikene karşı
Gel bu sevdamızın nağmesi inletsin bütün arşı
Gel ki ıtır kokuları kaplasın bütün ferşi
Gel ki yeşillensin hazan vurmuş susuz çorağı
Alanya’da bayram işte budur:
İçimizde doğan bir bekleyiş, mahallelerde çoğalan iyilik,
ve kalplerimizi tutuşturan bir sevda…
Ve yıllar sonra biri sorarsa:
“Alanya’da bayram nasıldı?”
Cevap tek olur:
Sevda vardı… yürek vardı… insan vardı.
Sevgilerimle…
Gülzâre
Gülizar ALTAY
Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) ve diğer ajanslar tarafından eklenen tüm haberler, sitemizin editörlerinin müdahalesi olmadan ajans kanallarından çekilmektedir. Bu haberlerde yer alan hukuki muhataplar haberi geçen ajanslar olup sitemizin hiç bir editörü sorumlu tutulamaz...
Habere ifade bırak !
Bu habere hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyu Yorumları (0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
