Bir Türkünün Hafızası: Emirdağ’dan Köy Enstitülerine
Bir Türkünün Hafızası: Emirdağ’dan Köy Enstitülerine
Türküler bir dönemin sesi, bir kuşağın vicdanı, bir coğrafyanın hafızasıdır. Emirdağ türkülerinin hikâyesi de işte böyle bir hafıza yolculuğudur.
Bir Türkünün Hafızası: Emirdağ’dan Köy Enstitülerine
Türküler bazen yalnızca bir ezgi değildir; bir dönemin sesi, bir kuşağın vicdanı, bir coğrafyanın hafızasıdır. Emirdağ türkülerinin hikâyesi de işte böyle bir hafıza yolculuğudur.
Arşiv ve kaynaklar göstermektedir ki, Emirdağ türkülerinin ilk notalama çalışması 1947 yılında yapılmış ve bu çalışmalar “ Köy Enstitülerinde Müzik Eğitimi” adlı eserde yayımlanmıştır.
Bu bilgi, yalnızca müzik tarihine düşülmüş bir not değil; aynı zamanda Köy Enstitülerinin Anadolu kültürünü derleyip koruma misyonunun da somut bir belgesidir.
1940’lı yıllarda Eskişehir Çifteler Köy Enstitüsü, çevre il ve ilçelerden gelen öğrencilerle güçlü bir kültürel merkez hâline gelmiştir.
Emirdağ’dan pek çok öğrencinin bu enstitüde eğitim görmüş olması, türkülerin bu öğrenciler aracılığıyla derlenip notaya alındığı ihtimalini güçlendirmektedir.
Böylece Emirdağ’ın sesi, genç öğretmen adaylarının belleğinde Çifteler’e taşınmış; oradan da Türkiye’nin ortak kültür mirasına dâhil olmuştur.
Bu tarihsel çerçeve, kişisel tanıklıklarla daha da anlam kazanmaktadır.
Emirdağ Atatürk İlkokulu’ndaki ilkokul öğretmenim merhum Hasan Keskiner de Çifteler Köy Enstitüsü mezunuydu.
Yine okul müdürü İsmail Özel, öğretmenlerden Mehmet Çekiç, Hüseyin Sayan, Mehmet Yapı gibi isimler de aynı eğitim ocağından yetişmişti.
Bu isimlerin her biri, Cumhuriyet’in idealist öğretmen kuşağını temsil eden, bilgiyi ve kültürü Anadolu’nun en ücra köşelerine taşıyan emek neferleriydi. Hepsine bin rahmet olsun.
Söz konusu eser, TRT Türk Halk Müziği sanatçısı ve Türk Halk Müziği Merkez Müdürü Kubilay Dömetaş tarafından tarafıma ulaştırılmıştır.
Memleketim adına kendisine gönülden teşekkür ediyorum. Ayrıca Kubilay Dömetaş’ın merhum babasının da, sonradan Yunus Emre Öğretmen Okulu adını alan bu köklü eğitim kurumunda yönetici olarak görev yapmış olması, kültürel sürekliliğin kuşaktan kuşağa nasıl aktarıldığını gösteren anlamlı bir ayrıntıdır.
Bugün bir Emirdağ türküsünü dinlerken, belki yalnızca melodisine kulak veriyoruz. Oysa her notanın ardında bir köy, bir öğrenci, bir öğretmen ve bir Cumhuriyet ideali vardır.
Köy Enstitüleri yalnızca öğretmen yetiştirmemiş; türküleriyle, notalarıyla ve insanıyla bir milletin hafızasını inşa etmiştir...
Dipnot:
Bu yazıda yer alan tarihsel bilgiler ve kişisel tanıklıklar, Ömer Faruk Yıldızkaya’nın paylaştığı değerli notlar ve anlatılar esas alınmış olup, böyle bir hafızaya, böyle bir emeğe vesile olan ve ne demiş atalar: Söz uçar, yazı kalır.
Hem yazıyla hem türküyü hem insanı hem de bir devri yaşattıgınız için, emeğine, kalemine, yüreğine sağlık. Sayın Ömer Faruk Yıldızkaya öğretmenim, bilgilendirdiğiniz için çok çok teşekkür ederiz. Saygılarımla....
Dilber KÖSE
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
