Gulca Katliamı: 29 Yıldır Unutulmayan İnsanlık Trajedisi
DÜNYA
(Web Sitesi) - KalpGazetesi |
05.02.2026 - 16:18, Güncelleme:
05.02.2026 - 16:18
Gulca Katliamı: 29 Yıldır Unutulmayan İnsanlık Trajedisi
Doğu Türkistan’ın Gulca kentinde 1997’de yaşanan katliamın üzerinden 29 yıl geçti. Kültürel miras ve insan hakları hâlâ savunmayı bekliyor.
Doğu Türkistan’ın Gulca şehri, 5 Şubat 1997’de yaşanan trajik olaylarla hafızalara kazındı. Binlerce Uygur Türkünün barışçıl bir şekilde dini ve kültürel özgürlüklerini savunmak için sokağa çıktığı gün, Çin güvenlik güçlerinin sert müdahalesiyle sonuçlandı. 29 yıl sonra, Gulca Katliamı hâlâ hem bölge halkı hem de dünya kamuoyu için unutulmaz bir acı olarak hatırlanıyor. O yılın Ramazan ayında, Kadir Gecesi münasebetiyle bir evde ibadet eden Uygur kadınları polis baskınıyla gözaltına alınmıştı. Aynı dönemde, Uygur toplumunun kültürel dayanışmasını sağlayan "Meşrep" toplantılarının yasaklanması gerginliği artırdı. Bu olaylar, halkın tepkisini barışçıl gösterilerle ifade etmesine yol açtı. 5 Şubat sabahı, gözaltına alınanların serbest bırakılması ve dini özgürlüklerin iade edilmesi talebiyle binlerce kişi sokaklara çıktı. Yürüyüş, "Hürriyet" ve "Adalet" sloganlarıyla gerçekleşti. Ancak barışçıl eylem, Çin güvenlik güçlerinin rastgele ateş açmasıyla kanlı bir trajediye dönüştü. Tanıkların ifadelerine göre, olayların en dehşet verici yönlerinden biri, gözaltına alınan yüzlerce göstericinin -30 dereceyi bulan soğukta açık alanlarda tutulması ve itfaiye hortumlarıyla üzerine su sıkılmasıydı. Bu uygulama sonucu pek çok kişi donarak hayatını kaybetti ya da kalıcı sakatlıklar yaşadı. Resmi olmayan raporlara göre, katliamda 100’den fazla kişi hayatını kaybetti, yüzlercesi yaralandı, yaklaşık 4.000 kişi gözaltına alındı. Olayların ardından kurulan mahkemelerde 200’den fazla kişi idam cezasına çarptırıldı. İnsan hakları savunucuları, Gulca olaylarının bugün Doğu Türkistan’daki "yeniden eğitim kampları" ve kapsamlı gözetim sistemlerinin temelini oluşturduğunu belirtiyor. Dünya Uygur Kurultayı, katliamın yıldönümünde yaptığı açıklamada, "Gulca sadece geçmişin karanlık bir sayfası değil; bugün devam eden sistematik baskı ve soykırım politikalarının başlangıç noktasıdır. Adalet yerini bulana kadar hatırlamaya devam edeceğiz," ifadelerine yer verdi. Uzmanlar, Gulca Katliamı’nın kültürel ve toplumsal boyutunun da önemine dikkat çekiyor. "Meşrep" gibi toplumsal dayanışma toplantılarının yasaklanması, Uygur halkının kültürel kimliğine doğrudan bir saldırıydı. Bu tür yasaklar, sadece bireysel özgürlükleri kısıtlamakla kalmayıp, bir kültürün yok edilmeye çalışılmasının sembolü haline gelmiştir. Bugün, Gulca Katliamı anılırken, dünya genelindeki Uygur diasporası ve insan hakları örgütleri, olayın üzerinden geçen 29 yılda hâlâ adaletin sağlanmadığını vurguluyor. Gulca, hem geçmişin karanlık bir hatırası hem de kültürel direnişin sembolü olarak hafızalarda yaşıyor. Editör Notu: Gulca Katliamı, yalnızca tarihî bir olay değil; bugün Doğu Türkistan’daki kültürel baskı ve insan hakları ihlallerinin kökenini gösteren önemli bir dönemeçtir. Bu acının hatırlanması, hem kültürel mirasın korunması hem de uluslararası topluma insan haklarını savunma çağrısı yapma açısından büyük önem taşıyor.
Doğu Türkistan’ın Gulca kentinde 1997’de yaşanan katliamın üzerinden 29 yıl geçti. Kültürel miras ve insan hakları hâlâ savunmayı bekliyor.
Doğu Türkistan’ın Gulca şehri, 5 Şubat 1997’de yaşanan trajik olaylarla hafızalara kazındı. Binlerce Uygur Türkünün barışçıl bir şekilde dini ve kültürel özgürlüklerini savunmak için sokağa çıktığı gün, Çin güvenlik güçlerinin sert müdahalesiyle sonuçlandı. 29 yıl sonra, Gulca Katliamı hâlâ hem bölge halkı hem de dünya kamuoyu için unutulmaz bir acı olarak hatırlanıyor. O yılın Ramazan ayında, Kadir Gecesi münasebetiyle bir evde ibadet eden Uygur kadınları polis baskınıyla gözaltına alınmıştı. Aynı dönemde, Uygur toplumunun kültürel dayanışmasını sağlayan "Meşrep" toplantılarının yasaklanması gerginliği artırdı. Bu olaylar, halkın tepkisini barışçıl gösterilerle ifade etmesine yol açtı. 5 Şubat sabahı, gözaltına alınanların serbest bırakılması ve dini özgürlüklerin iade edilmesi talebiyle binlerce kişi sokaklara çıktı. Yürüyüş, "Hürriyet" ve "Adalet" sloganlarıyla gerçekleşti. Ancak barışçıl eylem, Çin güvenlik güçlerinin rastgele ateş açmasıyla kanlı bir trajediye dönüştü. Tanıkların ifadelerine göre, olayların en dehşet verici yönlerinden biri, gözaltına alınan yüzlerce göstericinin -30 dereceyi bulan soğukta açık alanlarda tutulması ve itfaiye hortumlarıyla üzerine su sıkılmasıydı. Bu uygulama sonucu pek çok kişi donarak hayatını kaybetti ya da kalıcı sakatlıklar yaşadı. Resmi olmayan raporlara göre, katliamda 100’den fazla kişi hayatını kaybetti, yüzlercesi yaralandı, yaklaşık 4.000 kişi gözaltına alındı. Olayların ardından kurulan mahkemelerde 200’den fazla kişi idam cezasına çarptırıldı. İnsan hakları savunucuları, Gulca olaylarının bugün Doğu Türkistan’daki "yeniden eğitim kampları" ve kapsamlı gözetim sistemlerinin temelini oluşturduğunu belirtiyor. Dünya Uygur Kurultayı, katliamın yıldönümünde yaptığı açıklamada, "Gulca sadece geçmişin karanlık bir sayfası değil; bugün devam eden sistematik baskı ve soykırım politikalarının başlangıç noktasıdır. Adalet yerini bulana kadar hatırlamaya devam edeceğiz," ifadelerine yer verdi. Uzmanlar, Gulca Katliamı’nın kültürel ve toplumsal boyutunun da önemine dikkat çekiyor. "Meşrep" gibi toplumsal dayanışma toplantılarının yasaklanması, Uygur halkının kültürel kimliğine doğrudan bir saldırıydı. Bu tür yasaklar, sadece bireysel özgürlükleri kısıtlamakla kalmayıp, bir kültürün yok edilmeye çalışılmasının sembolü haline gelmiştir. Bugün, Gulca Katliamı anılırken, dünya genelindeki Uygur diasporası ve insan hakları örgütleri, olayın üzerinden geçen 29 yılda hâlâ adaletin sağlanmadığını vurguluyor. Gulca, hem geçmişin karanlık bir hatırası hem de kültürel direnişin sembolü olarak hafızalarda yaşıyor. Editör Notu: Gulca Katliamı, yalnızca tarihî bir olay değil; bugün Doğu Türkistan’daki kültürel baskı ve insan hakları ihlallerinin kökenini gösteren önemli bir dönemeçtir. Bu acının hatırlanması, hem kültürel mirasın korunması hem de uluslararası topluma insan haklarını savunma çağrısı yapma açısından büyük önem taşıyor.
Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) ve diğer ajanslar tarafından eklenen tüm haberler, sitemizin editörlerinin müdahalesi olmadan ajans kanallarından çekilmektedir. Bu haberlerde yer alan hukuki muhataplar haberi geçen ajanslar olup sitemizin hiç bir editörü sorumlu tutulamaz...
Habere ifade bırak !
Bu habere hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyu Yorumları (0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
