Türk Medeni Kanunu 100 Yaşında: Hukuk Devriminin Asırlık Gücü
KÜLTÜR SANAT
(Web Sitesi) - KalpGazetesi |
17.02.2026 - 15:21, Güncelleme:
17.02.2026 - 15:21
Türk Medeni Kanunu 100 Yaşında: Hukuk Devriminin Asırlık Gücü
1926’da yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu, aileden mirasa birey haklarını yeniden tanımladı; eşitlik ve hukuk güvenliğinin temel direği oldu.
Türk Medeni Kanunu 100 Yaşında: Hukuk Devriminin Asırlık Gücü Cumhuriyet tarihinin en köklü hukuk reformlarından biri olan Türk Medeni Kanunu’nun yürürlüğe girişinin 100. yılı, yurt genelinde yapılan etkinlikler, akademik değerlendirmeler ve kurumsal açıklamalarla anılıyor. Hukuk çevreleri, bu düzenlemenin yalnızca bir yasa metni değil, Türkiye’nin toplumsal yapısını dönüştüren temel bir çağdaşlaşma hamlesi olduğuna dikkat çekiyor. 1926 yılında yürürlüğe giren Medeni Kanun ile birlikte çok hukuklu ve din temelli eski yapıdan, laik ve tek hukuk sistemine geçildi. Bu değişimle birlikte vatandaşların medeni hakları ortak ve bağlayıcı kurallara bağlandı. Evlenme, boşanma, miras, velayet ve mülkiyet gibi günlük yaşamı doğrudan ilgilendiren alanlarda standart bir hukuk düzeni oluşturuldu. Uzmanlara göre bu adım, hukuk güvenliğini güçlendirirken toplumsal ilişkilerde de eşitlik temelini pekiştirdi. Hukuk tarihçileri, reform sürecinin Cumhuriyet’in kurucu vizyonunun bir parçası olduğunu vurguluyor. Hukuk devrimlerinin mimarı olarak gösterilen Mustafa Kemal Atatürk’ün, çağdaş devlet yapısının temel şartlarından birini laik hukuk sistemi olarak gördüğü belirtiliyor. Kanunun kabul süreci ise Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında yürütülen kapsamlı çalışmalar sonucunda tamamlandı. Medeni Kanun’la birlikte resmi nikâh zorunlu hale getirilirken tek eşlilik esası benimsendi. Kadın ve erkek arasında miras ve boşanma hukukunda eşitlik sağlandı. Kadınların mal edinme, dava açma ve velayet hakları açık biçimde güvence altına alındı. Akademik değerlendirmelerde, bu düzenlemelerin dönemin şartları göz önüne alındığında oldukça ileri hükümler içerdiği ve kadın hakları açısından tarihsel bir kırılma noktası oluşturduğu ifade ediliyor. Uzman raporlarına göre Medeni Kanun’un en önemli katkılarından biri de bireyi hukukun merkezine yerleştirmesi oldu. Kişilik hakları, fiil ehliyeti, mülkiyet ve sözleşme özgürlüğü gibi kavramlar net biçimde tanımlandı. Böylece yurttaşların hem devletle hem de birbirleriyle olan hukuki ilişkileri daha şeffaf ve denetlenebilir bir çerçeveye kavuştu. Barolar ve hukuk fakülteleri tarafından yapılan değerlendirmelerde, Medeni Kanun’un “yaşayan bir metin” olduğu görüşü öne çıkıyor. Geçen yüzyıl içinde aile hukuku, mal rejimleri ve miras paylaşımı gibi alanlarda çeşitli güncellemeler yapıldığı, ancak kanunun temel ilkeleri olan eşitlik, laiklik ve hukuk güvenliği anlayışının korunduğu belirtiliyor. Ekonomik açıdan bakıldığında ise mülkiyet hakkının açık biçimde düzenlenmesi ve sözleşme ilişkilerinin net kurallara bağlanmasının yatırım ve ticaret ortamına olumlu katkı sunduğu ifade ediliyor. Hukukçular, güçlü bir medeni hukuk altyapısının sadece sosyal düzeni değil, ekonomik istikrarı da desteklediğini vurguluyor. yıl değerlendirmelerinde ortak görüş, Medeni Kanun’un sadece tarihsel bir kazanım değil, aynı zamanda geleceğe yön veren bir hukuk pusulası olduğu yönünde birleşiyor. Dijital varlıkların mirası, yeni mülkiyet türleri ve değişen aile yapıları gibi yeni başlıkların da yine bu temel ilkeler çerçevesinde ele alınması gerektiği ifade ediliyor.
1926’da yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu, aileden mirasa birey haklarını yeniden tanımladı; eşitlik ve hukuk güvenliğinin temel direği oldu.
Türk Medeni Kanunu 100 Yaşında: Hukuk Devriminin Asırlık Gücü Cumhuriyet tarihinin en köklü hukuk reformlarından biri olan Türk Medeni Kanunu’nun yürürlüğe girişinin 100. yılı, yurt genelinde yapılan etkinlikler, akademik değerlendirmeler ve kurumsal açıklamalarla anılıyor. Hukuk çevreleri, bu düzenlemenin yalnızca bir yasa metni değil, Türkiye’nin toplumsal yapısını dönüştüren temel bir çağdaşlaşma hamlesi olduğuna dikkat çekiyor. 1926 yılında yürürlüğe giren Medeni Kanun ile birlikte çok hukuklu ve din temelli eski yapıdan, laik ve tek hukuk sistemine geçildi. Bu değişimle birlikte vatandaşların medeni hakları ortak ve bağlayıcı kurallara bağlandı. Evlenme, boşanma, miras, velayet ve mülkiyet gibi günlük yaşamı doğrudan ilgilendiren alanlarda standart bir hukuk düzeni oluşturuldu. Uzmanlara göre bu adım, hukuk güvenliğini güçlendirirken toplumsal ilişkilerde de eşitlik temelini pekiştirdi. Hukuk tarihçileri, reform sürecinin Cumhuriyet’in kurucu vizyonunun bir parçası olduğunu vurguluyor. Hukuk devrimlerinin mimarı olarak gösterilen Mustafa Kemal Atatürk’ün, çağdaş devlet yapısının temel şartlarından birini laik hukuk sistemi olarak gördüğü belirtiliyor. Kanunun kabul süreci ise Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında yürütülen kapsamlı çalışmalar sonucunda tamamlandı. Medeni Kanun’la birlikte resmi nikâh zorunlu hale getirilirken tek eşlilik esası benimsendi. Kadın ve erkek arasında miras ve boşanma hukukunda eşitlik sağlandı. Kadınların mal edinme, dava açma ve velayet hakları açık biçimde güvence altına alındı. Akademik değerlendirmelerde, bu düzenlemelerin dönemin şartları göz önüne alındığında oldukça ileri hükümler içerdiği ve kadın hakları açısından tarihsel bir kırılma noktası oluşturduğu ifade ediliyor. Uzman raporlarına göre Medeni Kanun’un en önemli katkılarından biri de bireyi hukukun merkezine yerleştirmesi oldu. Kişilik hakları, fiil ehliyeti, mülkiyet ve sözleşme özgürlüğü gibi kavramlar net biçimde tanımlandı. Böylece yurttaşların hem devletle hem de birbirleriyle olan hukuki ilişkileri daha şeffaf ve denetlenebilir bir çerçeveye kavuştu. Barolar ve hukuk fakülteleri tarafından yapılan değerlendirmelerde, Medeni Kanun’un “yaşayan bir metin” olduğu görüşü öne çıkıyor. Geçen yüzyıl içinde aile hukuku, mal rejimleri ve miras paylaşımı gibi alanlarda çeşitli güncellemeler yapıldığı, ancak kanunun temel ilkeleri olan eşitlik, laiklik ve hukuk güvenliği anlayışının korunduğu belirtiliyor. Ekonomik açıdan bakıldığında ise mülkiyet hakkının açık biçimde düzenlenmesi ve sözleşme ilişkilerinin net kurallara bağlanmasının yatırım ve ticaret ortamına olumlu katkı sunduğu ifade ediliyor. Hukukçular, güçlü bir medeni hukuk altyapısının sadece sosyal düzeni değil, ekonomik istikrarı da desteklediğini vurguluyor. yıl değerlendirmelerinde ortak görüş, Medeni Kanun’un sadece tarihsel bir kazanım değil, aynı zamanda geleceğe yön veren bir hukuk pusulası olduğu yönünde birleşiyor. Dijital varlıkların mirası, yeni mülkiyet türleri ve değişen aile yapıları gibi yeni başlıkların da yine bu temel ilkeler çerçevesinde ele alınması gerektiği ifade ediliyor.
Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) ve diğer ajanslar tarafından eklenen tüm haberler, sitemizin editörlerinin müdahalesi olmadan ajans kanallarından çekilmektedir. Bu haberlerde yer alan hukuki muhataplar haberi geçen ajanslar olup sitemizin hiç bir editörü sorumlu tutulamaz...
Habere ifade bırak !
Bu habere hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyu Yorumları (0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
