
Yarın 1 Mayıs; hem baharın gelişi hem de alın terinin kutsandığı o özel gün.
Yarın takvimler 1 Mayıs’ı gösterecek. Sokaklar baharın taze nefesiyle dolarken, dünya genelinde milyonlarca insan "Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü"nü kutlayacak.
Ancak bu kutlamanın gölgesinde kalan, içimizi sızlatan bir ironi var: Asıl bayramın sahipleri çalışırken, bayramı başkaları kutluyor.
Modern hukuktan asırlar önce, inancımızın ve medeniyetimizin temeline şu eşsiz düstur yerleştirilmiştir:
"İşçinin ücretini, alın teri kurumadan veriniz." (Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed SAV).
Bu kutsal söz, sadece bir ödeme talimatı değil; adaletin, kul hakkının ve emeğe duyulan sarsılmaz saygının en kısa özetidir.
İşçinin teri kurumadan hakkını teslim etmek; emeği sömürmemek, onun alın terini dünyanın tüm kazançlarından daha aziz bilmektir.
Gerçek bayram, işte bu adaletin sağlandığı gündür....
Maalesef Birileri meydanlarda ya da evlerinde "tatil" yaparken, asıl bayramın sahibi olan işçilerin büyük bir kısmı tezgâhının başında, tarlada veya inşaatta çalışmaya devam ediyor.
Bu çelişkiyi merkeze alan, empati yüklü 1 Mayıs'ı yazmaya çalıştım.
Bayram Kimin Bayramı?
1 Mayıs’ta "Tatil" ve "Ter" Arasındaki Çizgi ve Yarın takvimler 1 Mayıs’ı gösterecek.
Sokaklar çiçek açmış, hava baharın taze nefesiyle dolmuşken; dünya genelinde milyonlarca insan "Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü"nü kutlayacak.
Ancak bu kutlamanın gölgesinde kalan, içimizi sızlatan bir ironi var: Asıl bayramın sahipleri çalışırken, bayramı başkaları kutluyor.
Tarihin Mirası dersek ; 8 Saatlik Mücadele.
1886’da Chicago’da "Günde 8 saat çalışma" talebiyle yükselen o ses, aslında insan onurunun sesiydi.
1890’dan bu yana dünyada, 1912’den bu yana da İstanbul’da yankılanan bu mücadele; bize emeğin en yüce değer olduğunu öğretti.
Bugün geldiğimiz noktada, 1 Mayıs birçokları için sadece "resmi tatil" takviminde kırmızı bir işaretten ibaret kalmış durumda.
Empati Yapma Vakti
Bir düşünelim... Bizler evlerimizde dinlenirken ya da parklarda baharın tadını çıkarırken;
Fırıncılar ekmeğimizi pişirmeye devam ediyor.
Kuryeler paketlerimizi yetiştirmek için pedal çeviriyor.
Fabrikalarda çarklar, "fazla mesai" ücretine muhtaç bırakılan ellerle dönmeye devam ediyor.
Emeğe saygı, sadece yılda bir gün kutlama mesajı yayımlamak veya slogan atmak değildir.
Gerçek saygı, işçinin çalışma koşullarını iyileştirmek, hakkını tam vaktinde vermek ve en önemlisi onun bayramında ona dinlenme hakkını tanıyabilmektir.
Sonuç Olarak...
1 Mayıs, sadece bir takvim yaprağı ya da "Bahar Bayramı" neşesi değildir.
O gün giyilen beyaz gömleklerin arkasındaki alın terini görme günüdür.
Eğer bugün toplum olarak bir refahtan bahsedebiliyorsak, bu, sabahın köründe yollara düşen, nasırlı elleriyle dünyayı inşa eden emekçiler sayesindedir.
Yarın kutlama yaparken, çalışan işçiye bir selam vermeyi, bir bardak su ikram etmeyi veya en azından onun hakkını savunmayı ihmal etmeyelim.
Çünkü emek, ancak paylaşıldığında ve saygı gördüğünde bayram olur.
Tüm emekçilerin, işçilerin ve üretmekten vazgeçmeyenlerin günü kutlu olsun!
O gün giyilen beyaz gömleklerin arkasındaki alın terini görme ve o ter soğumadan hakkı teslim etme sözü verme günüdür.
Eğer bugün toplum olarak bir refahtan bahsedebiliyorsak, bu, sabahın köründe yollara düşen nasırlı eller sayesindedir.
Tüm emekçilerin, işçilerin ve üreterek dünyayı güzelleştirenlerin günü kutlu olsun!
Umarım bu yazım arzu ettiğimiz duyguları yansıtır, mesaj gitmesi gereken yerlere gitmiştir.
1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramız şimdiden kutlu olsun!
Dilber KÖSE
