Dr. Sefa Sekin
Köşe Yazarı
Dr. Sefa Sekin
 

24 EYLÜL DÜNYA DENİZCİLİK GÜNÜ

Denizlere Hâkim Olan, Cihana Hâkim Olur. Bugün 24 Eylül… Mavi suların, ufukların ve denizcilerin günü… Dünya Denizcilik Günü. Deniz deyip geçmemek gerekir. Deniz; kıtaları birbirinden ayıran değil, aslında onları birbirine bağlayan büyük bir yoldur. Tarih boyunca insanlar denizleri aşarak yeni coğrafyalara ulaşmış, mallarını ve kültürlerini taşımış, şehirler kurmuş, medeniyetler meydana getirmiştir. Belki de bu yüzden tarih boyunca büyük devletlerin gücü yalnızca karada değil, denizlerdeki hâkimiyetleriyle de ölçülmüştür. Fenikeliler Akdeniz’in kıyılarında ticaret kolonileri kurarken, Yunanlar Ege’nin adaları ve kıyıları arasında yol alıyor; Romalılar Akdeniz’i bir anlamda kendi denizlerine dönüştürüyordu. Türklerin denizlerle buluşması da Anadolu’nun fethinden sonra yeni bir boyut kazandı. Çaka Bey, 11. yüzyılın sonlarında İzmir merkezli bir Türk deniz gücü oluşturarak Türk denizcilik tarihinin öncü isimlerinden biri oldu. Ardından Selçuklular ve Osmanlılarla birlikte Türklerin denizlerdeki varlığı giderek güçlendi. Osmanlı’nın yükselişinde denizciliğin ayrı bir yeri vardı. Barbaros Hayreddin Paşa, Turgut Reis, Piri Reis, Kılıç Ali Paşa ve nice denizcimiz Akdeniz’den Ege’ye, Karadeniz’den Kızıldeniz’e uzanan geniş bir coğrafyada Türk denizciliğinin izlerini bıraktılar. Barbaros Hayreddin Paşa’ya atfedilen meşhur söz, denizlerin stratejik önemini anlatan güzel bir ifadedir: “Denizlere hâkim olan, cihana hâkim olur.” İstanbul’un tarihine baktığımızda da denizin bir şehir için ne anlama geldiğini bütün açıklığıyla görürüz. İstanbul, iki kıtanın arasında kurulmuş bir şehir… Bir yanında Karadeniz, diğer yanında Marmara; ortasında ise Boğaziçi… Asırlar boyunca gemiler bu boğazdan geçti. Ticaret yolları burada kesişti. Ordular buradan hareket etti. İnsanlar deniz yoluyla kıtalar arasında gidip geldi. Bugün Boğaz’ın kıyısında yürürken, karşı kıyıya geçen vapurları, uzaklardan süzülen yük gemilerini seyrederken aslında binlerce yıllık bir tarihî yolculuğun içinde olduğumuzu fark ediyoruz. Fakat deniz sadece tarih değildir. Deniz bugün de dünyanın ekonomik hayatının ana damarlarından biridir. Dünya ticaretinin çok büyük bölümü deniz taşımacılığıyla gerçekleşiyor. Limanlarda yüklenen konteynerler, tankerler ve kuru yük gemileri; ülkelerin ürettiği malları dünyanın dört bir yanına taşıyor. Yani biz karada günlük hayatımızı sürdürürken, ufukta gördüğümüz bir gemi belki de dünyanın başka bir köşesinden bize ihtiyaç duyduğumuz bir ürünü getiriyor. Ve o geminin üzerinde, ailesinden ve sevdiklerinden binlerce kilometre uzakta görev yapan denizciler var. Onlar çoğu zaman görünmeyen kahramanlar… Günlerce, haftalarca, hatta aylarca denizde görev yapıyorlar. Bu nedenle bugün yalnızca gemileri ve denizleri değil, denizcilerin emeğini de hatırlamak gerekir. Ancak deniz bize sadece nimet sunmuyor; bizden de sorumluluk istiyor. Denizlerimizi plastiklerden, petrol ve kimyasal kirliliklerden korumak; canlı çeşitliliğini yaşatmak; aşırı avlanmanın ve iklim değişikliğinin denizler üzerindeki etkilerini azaltmak hepimizin sorumluluğu. Çünkü denizi korumak, aslında kendi geleceğimizi korumaktır. Marmara’yı, Ege’yi, Akdeniz’i ve Karadeniz’i düşündüğümüzde bunun ne kadar önemli olduğunu daha iyi anlıyoruz. Bir gezgin olarak farklı ülkelerin kıyılarını, limanlarını, adalarını ve tarihî şehirlerini gördükçe insanın zihninde aynı düşünce beliriyor: Dünyanın bütün büyük medeniyetleri bir şekilde denizlerle konuşmuş. Deniz insanı ufka bakmaya zorlar. Ufuk ise insana sınırların ötesinde de bir dünya olduğunu hatırlatır. Belki de bu yüzden denizcilik yalnızca bir meslek değil; aynı zamanda cesaretin, sabrın, keşfin ve ufku genişletmenin hikâyesidir. Bugün bu büyük hikâyenin kahramanları olan bütün denizcilerimizin; Kaptanlarımızın, gemi adamlarımızın, balıkçılarımızın, liman çalışanlarımızın, deniz mühendislerimizin ve denizcilik sektörünün bütün emekçilerinin Dünya Denizcilik Günü’nü kutluyorum. Rüzgârları kolayına, denizleri sakin, yolları açık olsun. Allah bütün denizcilerimizi kazalardan ve afetlerden korusun; onları sevdiklerine sağlıkla kavuştursun. Ve denizlerimiz… Mavi kalsın. Kıyılarımız temiz, canlılarımız güvende, geleceğimiz bereketli olsun. Çünkü; Denizler yalnızca iki kıyıyı birleştirmez. Denizler medeniyetleri birbirine bağlar. 24 Eylül Dünya Denizcilik Günü kutlu olsun.
Ekleme Tarihi: 23 Eylül 2026 -Çarşamba

24 EYLÜL DÜNYA DENİZCİLİK GÜNÜ

Denizlere Hâkim Olan, Cihana Hâkim Olur. Bugün 24 Eylül… Mavi suların, ufukların ve denizcilerin günü… Dünya Denizcilik Günü. Deniz deyip geçmemek gerekir. Deniz; kıtaları birbirinden ayıran değil, aslında onları birbirine bağlayan büyük bir yoldur. Tarih boyunca insanlar denizleri aşarak yeni coğrafyalara ulaşmış, mallarını ve kültürlerini taşımış, şehirler kurmuş, medeniyetler meydana getirmiştir. Belki de bu yüzden tarih boyunca büyük devletlerin gücü yalnızca karada değil, denizlerdeki hâkimiyetleriyle de ölçülmüştür. Fenikeliler Akdeniz’in kıyılarında ticaret kolonileri kurarken, Yunanlar Ege’nin adaları ve kıyıları arasında yol alıyor; Romalılar Akdeniz’i bir anlamda kendi denizlerine dönüştürüyordu. Türklerin denizlerle buluşması da Anadolu’nun fethinden sonra yeni bir boyut kazandı. Çaka Bey, 11. yüzyılın sonlarında İzmir merkezli bir Türk deniz gücü oluşturarak Türk denizcilik tarihinin öncü isimlerinden biri oldu. Ardından Selçuklular ve Osmanlılarla birlikte Türklerin denizlerdeki varlığı giderek güçlendi. Osmanlı’nın yükselişinde denizciliğin ayrı bir yeri vardı. Barbaros Hayreddin Paşa, Turgut Reis, Piri Reis, Kılıç Ali Paşa ve nice denizcimiz Akdeniz’den Ege’ye, Karadeniz’den Kızıldeniz’e uzanan geniş bir coğrafyada Türk denizciliğinin izlerini bıraktılar. Barbaros Hayreddin Paşa’ya atfedilen meşhur söz, denizlerin stratejik önemini anlatan güzel bir ifadedir: “Denizlere hâkim olan, cihana hâkim olur.” İstanbul’un tarihine baktığımızda da denizin bir şehir için ne anlama geldiğini bütün açıklığıyla görürüz. İstanbul, iki kıtanın arasında kurulmuş bir şehir… Bir yanında Karadeniz, diğer yanında Marmara; ortasında ise Boğaziçi… Asırlar boyunca gemiler bu boğazdan geçti. Ticaret yolları burada kesişti. Ordular buradan hareket etti. İnsanlar deniz yoluyla kıtalar arasında gidip geldi. Bugün Boğaz’ın kıyısında yürürken, karşı kıyıya geçen vapurları, uzaklardan süzülen yük gemilerini seyrederken aslında binlerce yıllık bir tarihî yolculuğun içinde olduğumuzu fark ediyoruz. Fakat deniz sadece tarih değildir. Deniz bugün de dünyanın ekonomik hayatının ana damarlarından biridir. Dünya ticaretinin çok büyük bölümü deniz taşımacılığıyla gerçekleşiyor. Limanlarda yüklenen konteynerler, tankerler ve kuru yük gemileri; ülkelerin ürettiği malları dünyanın dört bir yanına taşıyor. Yani biz karada günlük hayatımızı sürdürürken, ufukta gördüğümüz bir gemi belki de dünyanın başka bir köşesinden bize ihtiyaç duyduğumuz bir ürünü getiriyor. Ve o geminin üzerinde, ailesinden ve sevdiklerinden binlerce kilometre uzakta görev yapan denizciler var. Onlar çoğu zaman görünmeyen kahramanlar… Günlerce, haftalarca, hatta aylarca denizde görev yapıyorlar. Bu nedenle bugün yalnızca gemileri ve denizleri değil, denizcilerin emeğini de hatırlamak gerekir. Ancak deniz bize sadece nimet sunmuyor; bizden de sorumluluk istiyor. Denizlerimizi plastiklerden, petrol ve kimyasal kirliliklerden korumak; canlı çeşitliliğini yaşatmak; aşırı avlanmanın ve iklim değişikliğinin denizler üzerindeki etkilerini azaltmak hepimizin sorumluluğu. Çünkü denizi korumak, aslında kendi geleceğimizi korumaktır. Marmara’yı, Ege’yi, Akdeniz’i ve Karadeniz’i düşündüğümüzde bunun ne kadar önemli olduğunu daha iyi anlıyoruz. Bir gezgin olarak farklı ülkelerin kıyılarını, limanlarını, adalarını ve tarihî şehirlerini gördükçe insanın zihninde aynı düşünce beliriyor: Dünyanın bütün büyük medeniyetleri bir şekilde denizlerle konuşmuş. Deniz insanı ufka bakmaya zorlar. Ufuk ise insana sınırların ötesinde de bir dünya olduğunu hatırlatır. Belki de bu yüzden denizcilik yalnızca bir meslek değil; aynı zamanda cesaretin, sabrın, keşfin ve ufku genişletmenin hikâyesidir. Bugün bu büyük hikâyenin kahramanları olan bütün denizcilerimizin; Kaptanlarımızın, gemi adamlarımızın, balıkçılarımızın, liman çalışanlarımızın, deniz mühendislerimizin ve denizcilik sektörünün bütün emekçilerinin Dünya Denizcilik Günü’nü kutluyorum. Rüzgârları kolayına, denizleri sakin, yolları açık olsun. Allah bütün denizcilerimizi kazalardan ve afetlerden korusun; onları sevdiklerine sağlıkla kavuştursun. Ve denizlerimiz… Mavi kalsın. Kıyılarımız temiz, canlılarımız güvende, geleceğimiz bereketli olsun. Çünkü; Denizler yalnızca iki kıyıyı birleştirmez. Denizler medeniyetleri birbirine bağlar. 24 Eylül Dünya Denizcilik Günü kutlu olsun.
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kalpgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.