Son günlerde dindar nesil yetiştirme nutukları atan AKP li iki bakan ve çok sayıda bürokrat vb nin “Borsa Vurgunu” nu toplum olarak şaşkınlıkla izliyoruz.
Bir Anım Var
Yüksek lisans yaptığım 1985’li yıllarda, henüz yeni kurulmuş olan Deniz Bilimleri bölümüne Nikita adında Japon bir öğrenci misafir olarak gelmişti. Oysa Japonya, deniz bilimleri alanında bizden fersah fersah ilerideydi. Nikita, Türkiye’ye gelmeden önce meramını anlatabilecek kadar Türkçe öğrenmişti.
Prof. Dr. Oğuz Erol Hoca ile akıcı Almancayla konuşuyor, Haliç’in temizlenmesi projesini yakından takip ediyor ve Dr. E. Okuş’un yürüttüğü çalışmalara bilgilerini İngilizcesiyle açıklıyordu. Her zaman derslere ve Haliç’teki çalışmalara vaktinde gelir, işini tamamlamadan yemek molası dahi vermez, gereksiz konuşmalarla zaman kaybetmezdi. Sessiz, disiplinli, saygılı ve son derece çalışkandı.
Bir başka Japon da üniversitemiz Türkçe bölümünde okuyan Manami adındaki kız öğrenciydi…
Öğrencilere yerinde ve uygulamalı olarak öğretme anlayışım gereği, zaman zaman geziler düzenlerdim. Bu gezilerde öğrencilere meyve, içecek ve çeşitli yiyecekler alırdım. Bizim öğrenciler, dağıtım sırasında kız erkek fark etmeksizin birbirleriyle yarışır gibi öne atılırken Manami sakince bekler, arkadaşlarını şaşkınlıkla izlerdi.
Bir gün, sayarak aldığım elmaların ikisi eksik çıktı ve Manamiye elma kalmadı.
“Çocuklar, elmaları sayarak aldım. Buradan elma alan oldu mu?” diye sordum.
Önce kimseden ses çıkmadı. Şoföre sorduğumda, bir öğrencinin elma aldığını söyledi. Bunun üzerine o erkek öğrenci:
“Ben aldım ama sayılı olduğunu düşünmedim.” dedi, özür bile dilemedi.
Sonra elindeki elmayı, elma alamayan Manami’ye uzattı.
Manami ise: “Ben elma sevmiyorum.” diyerek almadı.
O öğrencimiz sırıtarak ve ahlaksızca elmayı ısırdı!
Manami’nin giyimi kuşamı, oturup kalkması, konuşması, davranışları ve insanlara yaklaşımı herkesin takdirini kazanıyordu. Yıllar sonra Manami’nin Tokyo’daki Türk Büyükelçiliğinde tercüman olarak görev yaptığını öğrendim. Onun şahsında, Japon kültürünün disiplinini, nezaketini ve ölçülülüğünü yakından görme fırsatı bulmuştum.
Japonlar…
Ne Museviler gibi bir inanç geleneğine,
ne Hristiyanlık ne de İslam gibi tek tanrılı hak dine mensup olmalarıyla tanımlanırlar.
Onların da kendilerine özgü inanç (Şintoizm /
doğaya inanma) ve kültürleri, köklü bir gelenekleri vardır. Büyük felaketler, (deprem ve tsunami) sonrasında toplum olarak sergiledikleri davranışlarla, inandıkları insanî değerleri bütün dünyaya gösterirler.
Demek ki insan olmak, yalnızca bir inanca sahip olmakla açıklanabilecek bir şey değildir. İnsan olmak; vicdanı, hak ve adaleti, zor zamanlardaki sorumluluğu, dayanışmayı ve başkalarına saygıyı koruyabilmektir.
Japonlardan Öğrenilmesi Gereken 10 Temel İlke
1. Ağırbaşlılık
2. Onur
Yolda para bulsalar alıp cebe atmazlar. Yiyecek dağıtımında kuyruğa girer, başkasının hakkını gasp etmezler. Kaba sözlere, sert el kol hareketlerine ve itiş kakışa yer vermezler. Sakinlikleri ve birbirlerinin hakkına gösterdikleri saygı, insan onurunun zor zamanlarda da korunabileceğini gösterir.
1. Yetenek
Japonya, eğitim sistemleri ve eğitimli insanlarıyla mimarlık ve mühendislik alanlarında dünyaya teknik ve teknolojide örnek olmuştur.
1. Erdem
İnsanlar yalnızca o anda ihtiyaçlarını alırlar. Başkalarının da ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için daha fazlasına yönelmezler. Paylaşma ve ölçülülük, toplumun en zor anlarında bile ayakta kalmasını sağlar.
1. Düzen
Yollarda yanırsınız insanları ve toplumları. Gereksiz korna seslerinin ve tehlikeli sollamaların olmadığı bir ortamda insanlar birbirlerine anlayışla davranırlar. Düzen, yalnızca kurallarla değil, insanların ortak sorumluluk bilinciyle oluşur.
1. Özveri
Fukushima’daki nükleer felaket sırasında, çok sayıda çalışan büyük riskler üstlenerek reaktörlerin içinde görev yaptı. Deniz suyunu pompalamak ve felaketin etkilerini sınırlamak için hayatlarını tehlikeye attılar. Böyle bir fedakârlığın karşılığı nasıl ödenebilir?
1. Duyarlılık
Bazı lokantalar fiyatlarında indirim yaptı. Korumasız bırakılan bankamatiklere kimse saldırmadı. Güçlü olanlar, güçsüzleri korumaya çalıştı. Toplumun gerçek gücü, en zor durumda olanlara karşı nasıl davrandığı ile ölçülür.
1. Eğitim
Yaşlılar, çocuklar ve toplumun diğer kesimleri, afet anında ne yapmaları gerektiğini biliyorlardı. Çünkü eğitim ve tatbikatlar sayesinde hazırlıklıydılar. Bilgi, felaket anında paniğin yerini sorumluluğa bırakır.
1. Medya
Haber bültenlerinde sakin ve ölçülü bir dil kullanıldı. Muhabirler ve spikerler, yaşanan acıyı istismar etmeden kamuoyunu bilgilendirdi. En önemlisi de, felaket ortamından kişisel veya siyasi çıkar sağlamaya çalışanların ön plana çıkmamasıydı.
10. Vicdan
Bir mağazada elektrikler kesildiğinde, insanlar aldıkları ürünleri yeniden raflarına koyup sessizce dışarı çıktılar. Kimse görmese bile doğru olanı yapmak, vicdanın en açık göstergesidir.
Çünkü vicdan, insanın başında görünmez bir adalet kılıcı gibidir. Vicdanı körelmemiş insanlar çoğunluktadır. Bizde Allaha inanıyorum diyenler, Allah yokmuş gibi davranıyorlar. Borsa vurgunu bunu bir kez daha gösterdi…
Sonuç Olarak
Ülkeleri büyük bir felakete uğramış Japon vatandaşlarından dünyanın alacağı çok ders var. Japonya’ nın yaşadığı deprem ve tsunamiler yalnızca yıkımlarıyla değil; o yıkımların ortasında sergilenen gayret, dayanışma, disiplin, özveri ve vicdanla da hatırlanmalıdır.
Bir toplumun gelişmişliği yalnızca teknolojisiyle, ekonomisiyle veya yüksek binalarıyla ölçülmez. Asıl gelişmişlik; insanların birbiriyle olan güvene dayalı ilişkileri, hak ve adaleti gözetmeleri, sevgi ve saygıyla muamelede bulunmaları, dürüst olmaları, felaket anında yağmalamama, sıraya girme, ihtiyacı kadarını alma, zayıf ve güçsüzü koruma, ve başkasının hakkını kendi hakkı kadar önemsemektedir.
Şintoist Japonlar bunu başarırken, İslamın emri de olan bu hususlar neden Müslümanların hayatında ender görülüyor? Yoksa onlar gerçek Mümin, bizler Mümafıkmıyız!
İnsan olmak, yalnızca neye inandığımızla değil; inandığımız değerleri ne ölçüde yaşadığımızla ilgilidir.
İnancınızın hak din olması değil sizde ona uygun davranışı görmek önemlidir.
Din insanların güven içinde, adalet ve ahlaka uygun yaşam önerir. Öldürme yaşat, çalma, hırsızlık etme, infak et, yalan söyleme, dürüst ol, adil ol vb sosyal hayata dönük emirler içerir.
Medeniyet de en zor zamanlarda ortaya çıkan toplumun insanlık hâlidir. Esasen dinin yasaklarına uyan medeni insan olarak karşınıza çıkar…
Çamlıca İstanbul
