Dr. Sefa Sekin
Köşe Yazarı
Dr. Sefa Sekin
 

5 EKİM DÜNYA ÖĞRETMENLER GÜNÜ KUTLU OLSUN…

Tarih boyunca öğretmenlerin en büyük düşmanı, karanlığın ve cehaletin egemen güçleri olmuştur.   Çünkü öğretmen; sorar, sorgular, düşündürür, merak ettirir ve insanın zihnindeki kapıları açar.   Bu yüzden bilgiye düşman olanlar, tarih boyunca öğretmene de düşman olmuşlardır.   Bu tarihsel bilgi düşmanlığının en çarpıcı örneklerinden biri, uygarlığın büyük öğretmenlerinden Sokrates ’in düşünceleri uğruna ölüme gönderilmesidir. Ve ne yazık ki bu mücadele, çağlar boyunca farklı biçimlerde sürüp gelmiştir.   Ama her şeye rağmen… Yeryüzünde öğretenler var oldukça bilgi de var olacaktır. Bilgi ve aydın lanma ordusu, karanlığa inat, yürü meye devam edecektir.   5 EKİM’İN HİKÂYESİ 5 Ekim 1966’da Paris’te düzenlenen “Öğretmenlerin Statüsü Hükümet lerarası Özel Konferansı” sonunda UNESCO ve ILO tarafından hazırla nan “Öğretmenlerin Statüsü Tavsiyesi” kabul edildi.   Öğretmenlerin okul ve toplum yaşamındaki statülerini, önemini, haklarını ve karşı karşıya oldukları sorunları ele alan bu belge, öğretmenlik mesleği açısından önemli bir dönüm noktasıydı.   1994 yılında ise UNESCO’nun tavsiyesiyle 5 Ekim, Dünya Öğretmenler Günü olarak ilan edildi.   O günden bu yana 5 Ekim; öğretmenlerin toplumdaki yerini, eğitimin insan hayatındaki önemini ve öğretmenlik mesleğinin taşıdığı büyük sorumluluğu hatırladığımız anlamlı bir gün olarak kutlanıyor.   Victor Hugo’nun şu sözü de bu büyük değeri ne güzel anlatıyor:   “Bence, ne yapılsa da iki insanın hakkı ödenmez. Bunlar: Öğretmen ve annedir.”   BENİM ÖĞRETMENLİK HİKÂYEM Ben de eğitim hayatıma Mersin’de, 3 Ocak İlkokulu’nda başladım. Okul  tren istasyonunun karşısındaydı. Evimiz de okulun ve istasyonun karşı tarafında…  Öyle yakın bir mesafedeydi ki okula yürüyerek gidip gelirdik.   Çocukluğumun o güzel yıllarından bugün geriye dönüp baktığımda hep gözümün önüne önce okulun kapısı,  sınıfımız, tahta sıralar, mahallemiz ve bahçeli evimiz gelir. Mersin’e her gittiğimde çocukluğumdan kalan şeyleri özlemle ziyaret ederim.   İnsan hayatında bazı başlangıçlar vardır. Üzerinden kaç yıl geçerse geçsin, hafızanın bir köşesinde ilk günkü tazeliğiyle yaşamaya devam eder. Benim okulun ilk günümden de unutulmaz bir hatıram var.   Yaşlı okul müdürümüz Hakkı Gönen ve öğretmenimiz Fatma Bağcı, ilk ders saatinde bizlere birer kalem ve şekerci Necmi ürünü birer akide şekeri dağıtmışlardı. Bir kalem… Bir akide şekeri… Bugün belki çok küçük görünen bu iki armağan, çocuk halime kocaman bir dünyanın kapısını açmıştı.   Kalem, bilginin ve öğrenmenin;akide şekeri ise çocukluğun tatlı hatırası olarak kaldı.   ÖĞRETMEN OLACAĞIM! Müdürümüz Hakkı Gönen’in yeğeni Halis, sıra arkadaşımdı. Bazen ben onlara, bazen Halis bize giderdi. O yıllarda Mersin meyve bahçeleriyle çevrili, bahçeli evlerin çok olduğu güzel bir şehirdi.   Bizim evimizin de bir bahçesi vardı. Halislerin evi ise üç katlıydı ve ana cadde üzerindeydi; bahçeleri yoktu. Bu yüzden Halis sık sık bize gelir ve bahçemizde birlikte oyunlar oynar, çeşmeden su içer, dalından meyve  toplayıp yerdik… Ne güzel yıllardı…   Üstelik müdürümüz de öğretmeni miz de komşumuzdu. Zaman zaman annem ve babamla görüşürlerdi. Öğretmenim beni severdi; ben de onu çok severdim.   Bir gün sınıfta öğretmenimiz hepimize tek tek sordu: Büyüyünce ne olmak istiyorsunuz?” Halis:”Doktor.” Ben ise hiç düşünmeden: Öğretmen. dedim. Sonra başka kim sorsa aynı cevabı verdim:”Ben öğretmen olacağım.”   Çocukluk işte… Belki o gün bunun ne anlama geldiğini tam olarak bilmiyordum. Ama insanın çocuklukta söylediği bazı sözler vardır; yıllar sonra dönüp baktığınızda, sanki hayatınızın pusulasını çok önceden çizmiş olduğunuzu fark edersiniz.   VE YILLAR SONRA…   Yıllar geçti. Başka mesleklerim oldu. Eğitim hayatım devam etti. Mastır yaptım, doktora yaptım. Hayat beni farklı sorumluluklara, farklı görev ve makamlara taşıdı. Ama bütün bunların arasında bir unvan vardı ki, benim için hep ayrı bir yerde durdu: Öğretmenlik.   Çünkü ben öğretmenliği yalnızca bir meslek olarak görmedim. Öğretmenlik benim için çocukluğum dan kalan bir hayalin, yıllar sonra gerçeğe dönüşmesiydi.   Belki de bu yüzden, bugün geriye dönüp baktığımda en büyük gurur kaynaklarımdan biri hâlâ şudur:Ben öğretmen oldum.   Öğretmen, yalnızca çocuğa okumayı ve yazmayı öğreten kişi değildir. Öğretmen; insanın dünyaya bakışını değiştiren, merakını büyüten, düşün meyi öğreten, vicdanını besleyen ve geleceğe açılan ilk kapıyı aralayan kişidir.   Bir öğretmenin sınıfta yaktığı küçücük bir ışık, bazen bir insanın bütün hayatını aydınlatır. Bir kelime Bir cümle… Bir bakış… Bir teşvik…   Bazen bir öğretmenin söylediği tek bir söz, bir çocuğun hayatının yönünü değiştirmeye yeter.   İşte bu nedenle öğretmenlik yalnız ca para kazanılan bir meslek değildir. Öğretmenlik, geleceğe bırakılan en değerli mirastır.   Bugün dünyanın dört bir yanında sınıflara giren, çocukların ve gençlerin ellerinden tutan; onlara bilgi, umut ve gelecek taşıyan bütün öğretmenlerimizi saygıyla selamlıyorum.   Başta Başöğretmenimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, aramızdan ayrılan bütün öğretmenlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum.   Görev başındaki bütün öğretmenlerimize sağlık, sabır, güç ve başarı diliyorum.   Ve çocukluğumun o küçük sınıfına, yıllar öncesine dönüp baktığımda…   Elinde kalemi, yanında akide şekeriyle oturan o küçük çocuğu görüyorum. Öğretmeni soruyor: “Büyüyünce ne olacaksın?” Çocuk cevap veriyor: “Öğretmen olacağım.” Ve yıllar sonra o çocuk gerçekten öğretmen oluyor…   Belki de insanın hayatta ulaşabile ceği en güzel şeylerden biri, çocuk ken kurduğu güzel bir hayale yıllar sonra erişebilmesidir.    Yeryüzüne bilgi ekenlere, cehalete karşı ışık yakanlara, çocukların yüreğine umut dikenlere, geleceği yetiştirenlere…   DÜNYA ÖĞRETMENLER GÜNÜ KUTLU OLSUN!   İyi ki öğretmenler var… İyi ki öğretenler var… İyi ki insanlığın geleceğine ışık tutanlar var.   Çamlıca İstanbul
Ekleme Tarihi: 05 Ekim 2026 -Pazartesi

5 EKİM DÜNYA ÖĞRETMENLER GÜNÜ KUTLU OLSUN…

Tarih boyunca öğretmenlerin en büyük düşmanı, karanlığın ve cehaletin egemen güçleri olmuştur.
 
Çünkü öğretmen; sorar, sorgular, düşündürür, merak ettirir ve insanın zihnindeki kapıları açar.
 
Bu yüzden bilgiye düşman olanlar, tarih boyunca öğretmene de düşman olmuşlardır.
 
Bu tarihsel bilgi düşmanlığının en çarpıcı örneklerinden biri, uygarlığın büyük öğretmenlerinden Sokrates ’in düşünceleri uğruna ölüme gönderilmesidir. Ve ne yazık ki bu mücadele, çağlar boyunca farklı biçimlerde sürüp gelmiştir.
 
Ama her şeye rağmen…
Yeryüzünde öğretenler var oldukça bilgi de var olacaktır. Bilgi ve aydın lanma ordusu, karanlığa inat, yürü meye devam edecektir.
 
5 EKİM’İN HİKÂYESİ
5 Ekim 1966’da Paris’te düzenlenen “Öğretmenlerin Statüsü Hükümet lerarası Özel Konferansı” sonunda UNESCO ve ILO tarafından hazırla nan “Öğretmenlerin Statüsü Tavsiyesi” kabul edildi.
 
Öğretmenlerin okul ve toplum yaşamındaki statülerini, önemini, haklarını ve karşı karşıya oldukları sorunları ele alan bu belge, öğretmenlik mesleği açısından önemli bir dönüm noktasıydı.
 
1994 yılında ise UNESCO’nun tavsiyesiyle 5 Ekim, Dünya Öğretmenler Günü olarak ilan edildi.
 
O günden bu yana 5 Ekim; öğretmenlerin toplumdaki yerini, eğitimin insan hayatındaki önemini ve öğretmenlik mesleğinin taşıdığı büyük sorumluluğu hatırladığımız anlamlı bir gün olarak kutlanıyor.
 
Victor Hugo’nun şu sözü de bu büyük değeri ne güzel anlatıyor:
 
“Bence, ne yapılsa da iki insanın hakkı ödenmez. Bunlar: Öğretmen ve annedir.”
 
BENİM ÖĞRETMENLİK HİKÂYEM
Ben de eğitim hayatıma Mersin’de, 3 Ocak İlkokulu’nda başladım. Okul  tren istasyonunun karşısındaydı. Evimiz de okulun ve istasyonun karşı tarafında… 
Öyle yakın bir mesafedeydi ki okula yürüyerek gidip gelirdik.
 
Çocukluğumun o güzel yıllarından bugün geriye dönüp baktığımda hep gözümün önüne önce okulun kapısı,  sınıfımız, tahta sıralar, mahallemiz ve bahçeli evimiz gelir. Mersin’e her gittiğimde çocukluğumdan kalan şeyleri özlemle ziyaret ederim.
 
İnsan hayatında bazı başlangıçlar vardır. Üzerinden kaç yıl geçerse geçsin, hafızanın bir köşesinde ilk günkü tazeliğiyle yaşamaya devam eder. Benim okulun ilk günümden de unutulmaz bir hatıram var.
 
Yaşlı okul müdürümüz Hakkı Gönen ve öğretmenimiz Fatma Bağcı, ilk ders saatinde bizlere birer kalem ve şekerci Necmi ürünü birer akide şekeri dağıtmışlardı.
Bir kalem…
Bir akide şekeri…
Bugün belki çok küçük görünen bu iki armağan, çocuk halime kocaman bir dünyanın kapısını açmıştı.
 
Kalem, bilginin ve öğrenmenin;akide şekeri ise çocukluğun tatlı hatırası olarak kaldı.
 
ÖĞRETMEN OLACAĞIM!
Müdürümüz Hakkı Gönen’in yeğeni Halis, sıra arkadaşımdı. Bazen ben onlara, bazen Halis bize giderdi. O yıllarda Mersin meyve bahçeleriyle çevrili, bahçeli evlerin çok olduğu güzel bir şehirdi.
 
Bizim evimizin de bir bahçesi vardı.
Halislerin evi ise üç katlıydı ve ana cadde üzerindeydi; bahçeleri yoktu.
Bu yüzden Halis sık sık bize gelir ve bahçemizde birlikte oyunlar oynar, çeşmeden su içer, dalından meyve 
toplayıp yerdik…
Ne güzel yıllardı…
 
Üstelik müdürümüz de öğretmeni miz de komşumuzdu. Zaman zaman annem ve babamla görüşürlerdi.
Öğretmenim beni severdi; ben de onu çok severdim.
 
Bir gün sınıfta öğretmenimiz hepimize tek tek sordu: Büyüyünce ne olmak istiyorsunuz?”
Halis:”Doktor.”
Ben ise hiç düşünmeden: Öğretmen.
dedim.
Sonra başka kim sorsa aynı cevabı verdim:”Ben öğretmen olacağım.”
 
Çocukluk işte…
Belki o gün bunun ne anlama geldiğini tam olarak bilmiyordum.
Ama insanın çocuklukta söylediği bazı sözler vardır; yıllar sonra dönüp baktığınızda, sanki hayatınızın pusulasını çok önceden çizmiş olduğunuzu fark edersiniz.
 
VE YILLAR SONRA…
 
Yıllar geçti. Başka mesleklerim oldu.
Eğitim hayatım devam etti. Mastır yaptım, doktora yaptım.
Hayat beni farklı sorumluluklara, farklı görev ve makamlara taşıdı.
Ama bütün bunların arasında bir unvan vardı ki, benim için hep ayrı bir yerde durdu: Öğretmenlik.
 
Çünkü ben öğretmenliği yalnızca bir meslek olarak görmedim. Öğretmenlik benim için çocukluğum dan kalan bir hayalin, yıllar sonra gerçeğe dönüşmesiydi.
 
Belki de bu yüzden, bugün geriye dönüp baktığımda en büyük gurur kaynaklarımdan biri hâlâ şudur:Ben öğretmen oldum.
 
Öğretmen, yalnızca çocuğa okumayı ve yazmayı öğreten kişi değildir.
Öğretmen; insanın dünyaya bakışını değiştiren, merakını büyüten, düşün meyi öğreten, vicdanını besleyen ve geleceğe açılan ilk kapıyı aralayan kişidir.
 
Bir öğretmenin sınıfta yaktığı küçücük bir ışık, bazen bir insanın bütün hayatını aydınlatır. Bir kelime
Bir cümle… Bir bakış… Bir teşvik…
 
Bazen bir öğretmenin söylediği tek bir söz, bir çocuğun hayatının yönünü değiştirmeye yeter.
 
İşte bu nedenle öğretmenlik yalnız ca para kazanılan bir meslek değildir. Öğretmenlik, geleceğe bırakılan en değerli mirastır.
 
Bugün dünyanın dört bir yanında sınıflara giren, çocukların ve gençlerin ellerinden tutan; onlara bilgi, umut ve gelecek taşıyan bütün öğretmenlerimizi saygıyla selamlıyorum.
 
Başta Başöğretmenimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, aramızdan ayrılan bütün öğretmenlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum.
 
Görev başındaki bütün öğretmenlerimize sağlık, sabır, güç ve başarı diliyorum.
 
Ve çocukluğumun o küçük sınıfına, yıllar öncesine dönüp baktığımda…
 
Elinde kalemi, yanında akide şekeriyle oturan o küçük çocuğu görüyorum.
Öğretmeni soruyor:
“Büyüyünce ne olacaksın?”
Çocuk cevap veriyor:
“Öğretmen olacağım.”
Ve yıllar sonra o çocuk gerçekten öğretmen oluyor…
 
Belki de insanın hayatta ulaşabile ceği en güzel şeylerden biri, çocuk ken kurduğu güzel bir hayale yıllar sonra erişebilmesidir.
 
 Yeryüzüne bilgi ekenlere,
cehalete karşı ışık yakanlara,
çocukların yüreğine umut dikenlere,
geleceği yetiştirenlere…
 
DÜNYA ÖĞRETMENLER GÜNÜ KUTLU OLSUN!
 
İyi ki öğretmenler var…
İyi ki öğretenler var…
İyi ki insanlığın geleceğine ışık tutanlar var.
 
Çamlıca İstanbul
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kalpgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.