Dr. Sefa Sekin
Köşe Yazarı
Dr. Sefa Sekin
 

23 EYLÜL EKİNOKSU

Gökyüzünü anlamaya çalışan insan, aslında kendi dünyasını anlamaya çalışıyor. Güneş’in gece ile gündüzü eşitlediği gün Bugün 23 Eylül… Takvim yapraklarında sıradan bir gün gibi görünse de aslında gökyüzünde önemli bir astronomik olay gerçekleşiyor: Sonbahar ekinoksu. Ekinoks kelimesi Latince aequinoctium kelimesinden gelir ve Fransızca équinoxe aracılığıyla Türkçeye geçmiştir. Kelime anlamı, “gece-gündüz eşitliği”dir. Peki, gerçekten bugün dünyanın her yerinde gece ve gündüz tam 12 saat midir? Aslında durum, günlük ifadede söylendiği kadar basit değildir. Ekinoks, Güneş’in gökyüzündeki görünür yıllık hareketi sırasında gök ekvatorunu kestiği andır. Bu sırada Güneş’in ışınları Ekvator’a dik gelir ve gece ile gündüz süreleri birbirine çok yaklaşır. Dünya’nın ekseninin yörünge düzlemine yaklaşık 23,5 derece eğik olması ve Güneş etrafındaki yıllık hareketi nedeniyle bu olay yılda iki kez gerçekleşir. Kuzey Yarımküre’de bunlardan biri 20 Mart civarında ilkbahar ekinoksu, diğeri ise 22–23 Eylül civarında sonbahar ekinoksudur. 23 Eylül’den sonra Kuzey Yarımküre’de 12 saatten kısa gündüz, 12 saatten uzun geceler yaşanır. GÖKYÜZÜNÜN İLK TAKVİMİ Bugün ekinoks tarihlerini birkaç saniyelik hassasiyetle hesaplayabiliyoruz. Fakat insanlık bu bilgiye bir anda ulaşmadı. Binlerce yıl önce insanlar takvimlerini gökyüzüne bakarak oluşturuyordu. Mezopotamya’da yaşayan Babilliler, Güneş’in yıl boyunca gökyüzündeki hareketini ve mevsimlerin değişimini sistemli biçimde gözlemleyen ilk uygarlıklar arasında yer aldı. Gündönümleri ve mevsimsel dönüm noktalarıyla ilgili bilgiler, onların astronomi kayıtlarında önemli bir yer tuttu. Daha sonra Yunan astronomları bu gözlemleri matematiksel ölçümlerle geliştirdiler. Meton ve Euktemon, MÖ 432 yılında Atina’da yaz gündönümünü gözlemleyerek kaydettiler. Bu, tarihlendirilmiş önemli erken dönem astronomik gözlemlerinden biridir. Ardından Hipparkhos geldi. MÖ 2. yüzyılın bu büyük astronomu, ekinoks ve gündönümlerini daha hassas biçimde gözlemledi. Kendinden önceki Yunan ve Babil astronomlarının kayıtlarından da yararlanarak Güneş yılının uzunluğunu hesaplamaya çalıştı. Hipparkhos’un en önemli keşiflerinden biri ise bugün “ekinoksların presesyonu” dediğimiz olaydır. Dünya’nın ekseninin uzayda çok yavaş bir salınım hareketi yapması nedeniyle gökyüzündeki referans noktalarının yüzyıllar boyunca yer değiştirdiğini fark etti. Peki 21 Mart, 21 Haziran, 23 Eylül ve 21 Aralık nereden çıktı? Bugün okul sıralarında öğrendiğimiz dört tarih vardır: 21 Mart – İlkbahar ekinoksu 21 Haziran – Yaz gündönümü 23 Eylül – Sonbahar ekinoksu 21 Aralık – Kış gündönümü Fakat bu tarihler İlk Çağ’da bugünkü takvimimizdeki şekliyle belirlenmiş tarihler değildi. Çünkü o dönemlerde bugün kullandığımız Güneş yılı esaslı 365 günlük Gregoryen Takvimi henüz yoktu. Eski insanlar için önemli olan “21 Haziran” demek değil, Güneş’in gökyüzündeki hareketinin en kuzey veya en güney noktasına ulaştığını tespit etmekti. Güneş’in ufuktaki doğuş ve batış noktalarını yıl boyunca izliyorlardı. Güneş’in doğduğu nokta yıl boyunca ufukta kuzeye ve güneye doğru hareket ediyor, bir noktada kuzeye doğru hareketi duruyor ve yeniden güneye dönüyordu. İşte bu noktaya yaz gündönümü denildi. Ters yönde ise Güneş’in güneye doğru hareketi duruyor ve yeniden kuzeye yöneliyordu. Bu da kış gündönümüydü. Bugünkü takvimle ifade edersek: 21 Haziran civarında: Güneş’in dik ışınları Yengeç Dönencesi’ne ulaşır; Kuzey Yarımküre’de yılın en uzun gündüzü yaşanır. 21 Aralık civarında: Güneş’in dik ışınları Oğlak Dönencesi’ne ulaşır; Kuzey Yarımküre’de yılın en uzun gecesi yaşanır. TARİHLER NEDEN HER YIL AYNI DEĞİL? Burada küçük ama önemli bir ayrıntı daha var. Ekinoks her yıl mutlaka 23 Eylül’de gerçekleşmez. Çünkü Dünya’nın Güneş çevresindeki gerçek dolanım süresi tam olarak 365 gün değildir. Yaklaşık 365 gün 5 saat 49 dakika sürer. Bu nedenle ekinoksun gerçekleştiği astronomik an, takvimimizde her yıl biraz farklı saate denk gelir. Dört yılda bir takvime eklediğimiz 29 Şubat bu farkın büyük bölümünü düzeltir. Gregoryen Takvimi’ndeki artık yıl kuralları da bu nedenle oluşturulmuştur. Dolayısıyla astronomik olarak daha doğru ifade şudur: Sonbahar ekinoksu yaklaşık 22–23 Eylül’de, ilkbahar ekinoksu ise yaklaşık 20 Mart’ta gerçekleşir. Takvim bize tarihi gösterir; fakat tarihi belirleyen aslında gökyüzünün hareketidir. GÖKYÜZÜNDEN TAKVİME İnsanlığın astronomi serüveni aslında çok anlamlı bir yolculuktur. Önce insan gökyüzüne baktı. Güneş’in doğduğu ve battığı yerleri gözledi. Sonra mevsimlerin değiştiğini fark etti. Gündönümlerini ve ekinoksları belirledi. Babilliler bunları kayda geçirdi. Yunan astronomları ölçmeye başladı. Hipparkhos gökyüzündeki çok daha küçük değişimleri fark etti. Aradan yüzyıllar geçti; takvimler değişti, hesaplamalar hassaslaştı ve bugün biz ekinoksun gerçekleşeceği anı saniyeler düzeyinde hesaplayabiliyoruz. Fakat temel soru hiç değişmedi: Güneş nerede? İnsanlık, binlerce yıldır aslında bu sorunun peşinden gidiyor. Ve bugün, 23 Eylül’de, Güneş bize yeniden aynı şeyi hatırlatıyor: Gökyüzünü anlamaya çalışan insan, aslında kendi dünyasını anlamaya çalışıyor
Ekleme Tarihi: 23 Eylül 2026 -Çarşamba

23 EYLÜL EKİNOKSU

Gökyüzünü anlamaya çalışan insan, aslında kendi dünyasını anlamaya çalışıyor. Güneş’in gece ile gündüzü eşitlediği gün Bugün 23 Eylül… Takvim yapraklarında sıradan bir gün gibi görünse de aslında gökyüzünde önemli bir astronomik olay gerçekleşiyor: Sonbahar ekinoksu. Ekinoks kelimesi Latince aequinoctium kelimesinden gelir ve Fransızca équinoxe aracılığıyla Türkçeye geçmiştir. Kelime anlamı, “gece-gündüz eşitliği”dir. Peki, gerçekten bugün dünyanın her yerinde gece ve gündüz tam 12 saat midir? Aslında durum, günlük ifadede söylendiği kadar basit değildir. Ekinoks, Güneş’in gökyüzündeki görünür yıllık hareketi sırasında gök ekvatorunu kestiği andır. Bu sırada Güneş’in ışınları Ekvator’a dik gelir ve gece ile gündüz süreleri birbirine çok yaklaşır. Dünya’nın ekseninin yörünge düzlemine yaklaşık 23,5 derece eğik olması ve Güneş etrafındaki yıllık hareketi nedeniyle bu olay yılda iki kez gerçekleşir. Kuzey Yarımküre’de bunlardan biri 20 Mart civarında ilkbahar ekinoksu, diğeri ise 22–23 Eylül civarında sonbahar ekinoksudur. 23 Eylül’den sonra Kuzey Yarımküre’de 12 saatten kısa gündüz, 12 saatten uzun geceler yaşanır. GÖKYÜZÜNÜN İLK TAKVİMİ Bugün ekinoks tarihlerini birkaç saniyelik hassasiyetle hesaplayabiliyoruz. Fakat insanlık bu bilgiye bir anda ulaşmadı. Binlerce yıl önce insanlar takvimlerini gökyüzüne bakarak oluşturuyordu. Mezopotamya’da yaşayan Babilliler, Güneş’in yıl boyunca gökyüzündeki hareketini ve mevsimlerin değişimini sistemli biçimde gözlemleyen ilk uygarlıklar arasında yer aldı. Gündönümleri ve mevsimsel dönüm noktalarıyla ilgili bilgiler, onların astronomi kayıtlarında önemli bir yer tuttu. Daha sonra Yunan astronomları bu gözlemleri matematiksel ölçümlerle geliştirdiler. Meton ve Euktemon, MÖ 432 yılında Atina’da yaz gündönümünü gözlemleyerek kaydettiler. Bu, tarihlendirilmiş önemli erken dönem astronomik gözlemlerinden biridir. Ardından Hipparkhos geldi. MÖ 2. yüzyılın bu büyük astronomu, ekinoks ve gündönümlerini daha hassas biçimde gözlemledi. Kendinden önceki Yunan ve Babil astronomlarının kayıtlarından da yararlanarak Güneş yılının uzunluğunu hesaplamaya çalıştı. Hipparkhos’un en önemli keşiflerinden biri ise bugün “ekinoksların presesyonu” dediğimiz olaydır. Dünya’nın ekseninin uzayda çok yavaş bir salınım hareketi yapması nedeniyle gökyüzündeki referans noktalarının yüzyıllar boyunca yer değiştirdiğini fark etti. Peki 21 Mart, 21 Haziran, 23 Eylül ve 21 Aralık nereden çıktı? Bugün okul sıralarında öğrendiğimiz dört tarih vardır: 21 Mart – İlkbahar ekinoksu 21 Haziran – Yaz gündönümü 23 Eylül – Sonbahar ekinoksu 21 Aralık – Kış gündönümü Fakat bu tarihler İlk Çağ’da bugünkü takvimimizdeki şekliyle belirlenmiş tarihler değildi. Çünkü o dönemlerde bugün kullandığımız Güneş yılı esaslı 365 günlük Gregoryen Takvimi henüz yoktu. Eski insanlar için önemli olan “21 Haziran” demek değil, Güneş’in gökyüzündeki hareketinin en kuzey veya en güney noktasına ulaştığını tespit etmekti. Güneş’in ufuktaki doğuş ve batış noktalarını yıl boyunca izliyorlardı. Güneş’in doğduğu nokta yıl boyunca ufukta kuzeye ve güneye doğru hareket ediyor, bir noktada kuzeye doğru hareketi duruyor ve yeniden güneye dönüyordu. İşte bu noktaya yaz gündönümü denildi. Ters yönde ise Güneş’in güneye doğru hareketi duruyor ve yeniden kuzeye yöneliyordu. Bu da kış gündönümüydü. Bugünkü takvimle ifade edersek: 21 Haziran civarında: Güneş’in dik ışınları Yengeç Dönencesi’ne ulaşır; Kuzey Yarımküre’de yılın en uzun gündüzü yaşanır. 21 Aralık civarında: Güneş’in dik ışınları Oğlak Dönencesi’ne ulaşır; Kuzey Yarımküre’de yılın en uzun gecesi yaşanır. TARİHLER NEDEN HER YIL AYNI DEĞİL? Burada küçük ama önemli bir ayrıntı daha var. Ekinoks her yıl mutlaka 23 Eylül’de gerçekleşmez. Çünkü Dünya’nın Güneş çevresindeki gerçek dolanım süresi tam olarak 365 gün değildir. Yaklaşık 365 gün 5 saat 49 dakika sürer. Bu nedenle ekinoksun gerçekleştiği astronomik an, takvimimizde her yıl biraz farklı saate denk gelir. Dört yılda bir takvime eklediğimiz 29 Şubat bu farkın büyük bölümünü düzeltir. Gregoryen Takvimi’ndeki artık yıl kuralları da bu nedenle oluşturulmuştur. Dolayısıyla astronomik olarak daha doğru ifade şudur: Sonbahar ekinoksu yaklaşık 22–23 Eylül’de, ilkbahar ekinoksu ise yaklaşık 20 Mart’ta gerçekleşir. Takvim bize tarihi gösterir; fakat tarihi belirleyen aslında gökyüzünün hareketidir. GÖKYÜZÜNDEN TAKVİME İnsanlığın astronomi serüveni aslında çok anlamlı bir yolculuktur. Önce insan gökyüzüne baktı. Güneş’in doğduğu ve battığı yerleri gözledi. Sonra mevsimlerin değiştiğini fark etti. Gündönümlerini ve ekinoksları belirledi. Babilliler bunları kayda geçirdi. Yunan astronomları ölçmeye başladı. Hipparkhos gökyüzündeki çok daha küçük değişimleri fark etti. Aradan yüzyıllar geçti; takvimler değişti, hesaplamalar hassaslaştı ve bugün biz ekinoksun gerçekleşeceği anı saniyeler düzeyinde hesaplayabiliyoruz. Fakat temel soru hiç değişmedi: Güneş nerede? İnsanlık, binlerce yıldır aslında bu sorunun peşinden gidiyor. Ve bugün, 23 Eylül’de, Güneş bize yeniden aynı şeyi hatırlatıyor: Gökyüzünü anlamaya çalışan insan, aslında kendi dünyasını anlamaya çalışıyor
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kalpgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.