GAZİLER YAŞAYAN ANITLARDIR ! 19 EYLÜL.. GAZİLER GÜNÜ
Bazı günler, takvimdeki bir tarihten çok daha fazlasını ifade eder. 19 Eylül de Türk milleti için vatan uğruna yapılan fedakârlıkları ve bağımsızlığın bedelini hatırlatan anlamlı bir gündür.
Sakarya Meydan Muharebesi’nin kazanılmasının ardından, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 19 Eylül 1921’de Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’ya “Gazi” unvanı ve “Müşir” (Mareşal) rütbesi verilmiştir.
Gazi, savaş meydanında yaralanmış bir insanın taşıdığı unvandan ibaret değildir. Onun yarası, milletin bağımsızlığı uğruna ödenen bedelin canlı hatırasıdır. Bu nedenle gazilerimiz, benim gözümde “yaşayan anıtlardır.”
Bir anıt geçmişi hatırlatır; gazi ise geçmişi bedeninde ve hatıralarında taşır.
Şehitlik ve gazilik: Kur’an’ın penceresinden…
İslam inancında Allah yolunda hayatını kaybedenlerin özel bir konumu vardır.
Kur’an-ı Kerim’de Bakara Suresi’nin 154. ayetinde:
> **“Allah yolunda öldürülenlere ‘ölüler’ demeyin. Hayır, onlar diridirler; fakat siz farkında değilsiniz.”**
buyrulur.
Âl-i İmrân Suresi’nin 169. ayetinde ise:
> **“Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler; Rableri katında rızıklandırılmaktadırlar.”**
ifadesi yer alır. Bir sonraki ayette de onların Allah’ın lütfuyla sevinç içinde oldukları bildirilir.
Kur’an’da “gazi” kelimesi, bugün kullandığımız anlamda bir unvan olarak geçmez. Ancak Allah yolunda mücadele eden, canını ve malını ortaya koyan kimselerin fedakârlığı birçok ayette vurgulanır.
Nisâ Suresi’nin 95. ayetinde:
> **“Allah, malları ve canlarıyla Allah yolunda mücadele edenleri derece bakımından oturanlardan üstün kılmıştır.”**
buyrulur.
Tevbe Suresi’nin 111. ayetinde ise:
> **“Şüphesiz Allah, müminlerden canlarını ve mallarını, kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır.”**
denilir.
Bu ayetler, meselenin yalnızca savaşmaktan ibaret olmadığını; fedakârlık, adanmışlık ve Allah rızası için gösterilen gayretin esas olduğunu ortaya koyar. Bununla birlikte Kur’an’da her savaşta ölen kişinin otomatik olarak şehit sayıldığı belirtilmez; özellikle “Allah yolunda öldürülenler” ifadesi kullanılır.
Hz. Peygamber’in de bu fedakârlığın değerine ilişkin birçok hadisi vardır. Buhârî ve Müslim’de yer alan bir hadiste:
> **“Allah yolunda bir gün nöbet tutmak, dünya ve üzerindekilerden daha hayırlıdır.”**
buyrulmaktadır.
Bir milletin vefa borcu
Tarihimizde şehitlik ve gazilik, dinî anlamının yanı sıra vatan ve millet sevgisiyle de bütünleşmiştir.
Çanakkale’den Sakarya’ya, Dumlupınar’dan İstiklâl Harbi’nin diğer cephelerine kadar nice insan vatan uğruna canını ortaya koymuş, nice insan da yaralanarak hayatını bu fedakârlığın hatırasıyla sürdürmüştür.
Başta Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, ebediyete intikal etmiş bütün şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyorum.
Şair Mehmet Emin Yurdakul’un dizeleri, bu fedakârlığın aileler için nasıl büyük bir imtihan olduğunu anlatır:
> **“Git evladım, yıllarca ben oğulsuz kalayım,
> Şu yaralı bağrıma kara taşlar çalayım.
> Hadi yavrum, hadi git; ya gazi ol ya şehit…”**
Bir annenin evladını vatan için uğurlarken söylediği bu sözlerde, Türk milletinin tarih boyunca taşıdığı fedakârlık ruhu görülür.
Bazı borçlar vardır, ödenmez…
Milletlerin de vefa borçları vardır. Şehitlerimize ve gazilerimize olan borcumuz, para veya makamla ödenebilecek bir borç değildir.
Onları yalnızca belirli günlerde anmakla yetinmemeli; taşıdıkları değeri gelecek nesillere aktarmalıyız. Hayatta olan gazilerimizin hatıralarını dinlemek ve yaşadıklarını gençlerimize anlatmak, geçmişle bugün arasında kurulabilecek en anlamlı köprülerden biridir.
Çünkü bir gazi konuştuğunda yalnızca kendi hayatını değil, bir milletin tarihinden bir sayfayı anlatır.
19 Eylül Gaziler Günü vesilesiyle; başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, ebediyete intikal etmiş bütün şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyorum.
Hayatta olan gazilerimize sağlık, huzur ve afiyet diliyorum.
Rabbim şehitlerimizin makamlarını âli, gazilerimizin ömürlerini bereketli eylesin. Vatanımızı, milletimizi, bayrağımızı ve mukaddes değerlerimizi daim kılsın; milletimize birlik, beraberlik ve kardeşlik nasip etsin.
Gazilerimizin Gaziler Günü kutlu olsun.
Şehitlerimizin ruhları şad olsun.
Çünkü gaziler, geçmişin yaşayan hatıraları; milletin ise yaşayan anıtlarıdır.
Dr. Sefa Sekin
Çamlıca İstanbul
Ekleme
Tarihi: 20 Eylül 2026 -Pazar
GAZİLER YAŞAYAN ANITLARDIR ! 19 EYLÜL.. GAZİLER GÜNÜ
Bazı günler, takvimdeki bir tarihten çok daha fazlasını ifade eder. 19 Eylül de Türk milleti için vatan uğruna yapılan fedakârlıkları ve bağımsızlığın bedelini hatırlatan anlamlı bir gündür.
Sakarya Meydan Muharebesi’nin kazanılmasının ardından, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 19 Eylül 1921’de Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’ya “Gazi” unvanı ve “Müşir” (Mareşal) rütbesi verilmiştir.
Gazi, savaş meydanında yaralanmış bir insanın taşıdığı unvandan ibaret değildir. Onun yarası, milletin bağımsızlığı uğruna ödenen bedelin canlı hatırasıdır. Bu nedenle gazilerimiz, benim gözümde “yaşayan anıtlardır.”
Bir anıt geçmişi hatırlatır; gazi ise geçmişi bedeninde ve hatıralarında taşır.
Şehitlik ve gazilik: Kur’an’ın penceresinden…
İslam inancında Allah yolunda hayatını kaybedenlerin özel bir konumu vardır.
Kur’an-ı Kerim’de Bakara Suresi’nin 154. ayetinde:
> **“Allah yolunda öldürülenlere ‘ölüler’ demeyin. Hayır, onlar diridirler; fakat siz farkında değilsiniz.”**
buyrulur.
Âl-i İmrân Suresi’nin 169. ayetinde ise:
> **“Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler; Rableri katında rızıklandırılmaktadırlar.”**
ifadesi yer alır. Bir sonraki ayette de onların Allah’ın lütfuyla sevinç içinde oldukları bildirilir.
Kur’an’da “gazi” kelimesi, bugün kullandığımız anlamda bir unvan olarak geçmez. Ancak Allah yolunda mücadele eden, canını ve malını ortaya koyan kimselerin fedakârlığı birçok ayette vurgulanır.
Nisâ Suresi’nin 95. ayetinde:
> **“Allah, malları ve canlarıyla Allah yolunda mücadele edenleri derece bakımından oturanlardan üstün kılmıştır.”**
buyrulur.
Tevbe Suresi’nin 111. ayetinde ise:
> **“Şüphesiz Allah, müminlerden canlarını ve mallarını, kendilerine vereceği cennet karşılığında satın almıştır.”**
denilir.
Bu ayetler, meselenin yalnızca savaşmaktan ibaret olmadığını; fedakârlık, adanmışlık ve Allah rızası için gösterilen gayretin esas olduğunu ortaya koyar. Bununla birlikte Kur’an’da her savaşta ölen kişinin otomatik olarak şehit sayıldığı belirtilmez; özellikle “Allah yolunda öldürülenler” ifadesi kullanılır.
Hz. Peygamber’in de bu fedakârlığın değerine ilişkin birçok hadisi vardır. Buhârî ve Müslim’de yer alan bir hadiste:
> **“Allah yolunda bir gün nöbet tutmak, dünya ve üzerindekilerden daha hayırlıdır.”**
buyrulmaktadır.
Bir milletin vefa borcu
Tarihimizde şehitlik ve gazilik, dinî anlamının yanı sıra vatan ve millet sevgisiyle de bütünleşmiştir.
Çanakkale’den Sakarya’ya, Dumlupınar’dan İstiklâl Harbi’nin diğer cephelerine kadar nice insan vatan uğruna canını ortaya koymuş, nice insan da yaralanarak hayatını bu fedakârlığın hatırasıyla sürdürmüştür.
Başta Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, ebediyete intikal etmiş bütün şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyorum.
Şair Mehmet Emin Yurdakul’un dizeleri, bu fedakârlığın aileler için nasıl büyük bir imtihan olduğunu anlatır:
> **“Git evladım, yıllarca ben oğulsuz kalayım,
> Şu yaralı bağrıma kara taşlar çalayım.
> Hadi yavrum, hadi git; ya gazi ol ya şehit…”**
Bir annenin evladını vatan için uğurlarken söylediği bu sözlerde, Türk milletinin tarih boyunca taşıdığı fedakârlık ruhu görülür.
Bazı borçlar vardır, ödenmez…
Milletlerin de vefa borçları vardır. Şehitlerimize ve gazilerimize olan borcumuz, para veya makamla ödenebilecek bir borç değildir.
Onları yalnızca belirli günlerde anmakla yetinmemeli; taşıdıkları değeri gelecek nesillere aktarmalıyız. Hayatta olan gazilerimizin hatıralarını dinlemek ve yaşadıklarını gençlerimize anlatmak, geçmişle bugün arasında kurulabilecek en anlamlı köprülerden biridir.
Çünkü bir gazi konuştuğunda yalnızca kendi hayatını değil, bir milletin tarihinden bir sayfayı anlatır.
19 Eylül Gaziler Günü vesilesiyle; başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, ebediyete intikal etmiş bütün şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyorum.
Hayatta olan gazilerimize sağlık, huzur ve afiyet diliyorum.
Rabbim şehitlerimizin makamlarını âli, gazilerimizin ömürlerini bereketli eylesin. Vatanımızı, milletimizi, bayrağımızı ve mukaddes değerlerimizi daim kılsın; milletimize birlik, beraberlik ve kardeşlik nasip etsin.
Gazilerimizin Gaziler Günü kutlu olsun.
Şehitlerimizin ruhları şad olsun.
Çünkü gaziler, geçmişin yaşayan hatıraları; milletin ise yaşayan anıtlarıdır.
Dr. Sefa Sekin
Çamlıca İstanbul
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
