Dr. Sefa Sekin
Köşe Yazarı
Dr. Sefa Sekin
 

13 Ekim 1923: Anadolu’nun ortasında, bozkırın bağrında yükselen başkent: Ankara

Bazı şehirler vardır; tarihe yalnızca tanıklık etmez, tarihin akışını değiştirir. Ankara da Türk milletinin bağımsızlık mücadelesinde böyle bir şehir olmuş, Millî Mücadele’nin karargâhından genç Cumhuriyet’in başkentine dönüşmüştür. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Temsil Heyeti ile birlikte 27 Aralık 1919’da Ankara’ya geldiğinde, bu bozkır şehrinin Türk milletinin kaderinde böylesine önemli bir yer edineceğini tarih yazmak üzereydi. Ankara; jeopolitik, stratejik ve coğrafi konumunun yanı sıra, Anadolu’nun kalbinde yer alması ve Millî Mücadele’ye verdiği destekle bağımsızlık savaşımızın yönetim merkezi oldu. İşgal altındaki İstanbul’dan uzakta, millet iradesinin ve bağımsızlık kararlılığının sesi burada yükseldi. Ankara halkı, en zor günlerde Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya, Temsil Heyeti’ne ve Kuvâ-yi Milliye ruhuna sahip çıktı. Bu dayanışma, yalnızca bir şehrin mücadelesi değildi; esareti kabul etmeyen bir milletin bağımsız yaşama iradesinin Anadolu’da vücut bulmasıydı. Ankara, Millî Mücadele’nin yalnızca karargâhı değil, millet egemenliğine dayanan yeni devletin de kalbi oldu. Lozan Barış Antlaşması’nın imzalanmasının ve Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından onaylanmasının ardından İstanbul’daki işgal kuvvetlerinin çekilme süreci başladı. İstanbul’un işgal kuvvetlerince tahliyesi 6 Ekim 1923’te tamamlandı. Böylece yeni Türk devletinin yönetim merkezinin neresi olacağı meselesi yeniden gündeme geldi. İsmet İnönü ve arkadaşlarının girişimiyle Ankara’nın başkent olmasını öngören tek maddelik kanun teklifi, 9 Ekim 1923’te Türkiye Büyük Millet Meclisine sunuldu. Teklif, 13 Ekim 1923’te Mecliste kabul edildi. Böylece Ankara, henüz Cumhuriyet ilan edilmeden önce, genç Türk devletinin başkenti oldu. Cumhuriyet’in 29 Ekim 1923’te ilan edilmesine giden yolda atılan bu tarihî adım, yeni devletin siyasi ve idari merkezini belirlemekle kalmadı; millî egemenlik anlayışının da güçlü bir ifadesi oldu. İstanbul, asırlar boyunca devletimize başkentlik yapmış tarihî bir şehirdi. Ankara ise Millî Mücadele’nin içinden doğan yeni Türkiye’nin bağımsızlık iradesini temsil ediyordu. Başkentin Ankara olması, yeni devletin kendi kararlarını kendi topraklarında, kendi milletinin iradesiyle alacağının simgesiydi. Bugün Ankara’ya baktığımızda yalnızca Anadolu’nun ortasında kurulmuş bir başkent görmüyoruz. Her karış toprağı bağımsızlık mücadelesinin hatıralarıyla yoğrulmuş; millet iradesinin, fedakârlığın ve yeniden doğuşun simgesi hâline gelmiş bir şehir görüyoruz. Ankara, bozkırın ortasında yükselen bir şehirden çok daha fazlasıdır. O, esarete boyun eğmeyen bir milletin bağımsızlık kararı, Millî Mücadele’nin hatırası ve Cumhuriyet’in başkentidir. Bu anlamlı gün vesilesiyle, Ankara’nın başkent oluşunun 103. yıl dönümünü kutluyor; başta Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Millî Mücadele’nin bütün kahramanlarını saygı, minnet ve rahmetle anıyorum. Yaşasın bağımsız Türkiye Cumhuriyeti! 13 Ekim 1923 — Ankara, Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti. Çamlıca İstanbul
Ekleme Tarihi: 13 Ekim 2026 -Salı

13 Ekim 1923: Anadolu’nun ortasında, bozkırın bağrında yükselen başkent: Ankara

Bazı şehirler vardır; tarihe yalnızca tanıklık etmez, tarihin akışını değiştirir. Ankara da Türk milletinin bağımsızlık mücadelesinde böyle bir şehir olmuş, Millî Mücadele’nin karargâhından genç Cumhuriyet’in başkentine dönüşmüştür. Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Temsil Heyeti ile birlikte 27 Aralık 1919’da Ankara’ya geldiğinde, bu bozkır şehrinin Türk milletinin kaderinde böylesine önemli bir yer edineceğini tarih yazmak üzereydi. Ankara; jeopolitik, stratejik ve coğrafi konumunun yanı sıra, Anadolu’nun kalbinde yer alması ve Millî Mücadele’ye verdiği destekle bağımsızlık savaşımızın yönetim merkezi oldu. İşgal altındaki İstanbul’dan uzakta, millet iradesinin ve bağımsızlık kararlılığının sesi burada yükseldi. Ankara halkı, en zor günlerde Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya, Temsil Heyeti’ne ve Kuvâ-yi Milliye ruhuna sahip çıktı. Bu dayanışma, yalnızca bir şehrin mücadelesi değildi; esareti kabul etmeyen bir milletin bağımsız yaşama iradesinin Anadolu’da vücut bulmasıydı. Ankara, Millî Mücadele’nin yalnızca karargâhı değil, millet egemenliğine dayanan yeni devletin de kalbi oldu. Lozan Barış Antlaşması’nın imzalanmasının ve Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından onaylanmasının ardından İstanbul’daki işgal kuvvetlerinin çekilme süreci başladı. İstanbul’un işgal kuvvetlerince tahliyesi 6 Ekim 1923’te tamamlandı. Böylece yeni Türk devletinin yönetim merkezinin neresi olacağı meselesi yeniden gündeme geldi. İsmet İnönü ve arkadaşlarının girişimiyle Ankara’nın başkent olmasını öngören tek maddelik kanun teklifi, 9 Ekim 1923’te Türkiye Büyük Millet Meclisine sunuldu. Teklif, 13 Ekim 1923’te Mecliste kabul edildi. Böylece Ankara, henüz Cumhuriyet ilan edilmeden önce, genç Türk devletinin başkenti oldu. Cumhuriyet’in 29 Ekim 1923’te ilan edilmesine giden yolda atılan bu tarihî adım, yeni devletin siyasi ve idari merkezini belirlemekle kalmadı; millî egemenlik anlayışının da güçlü bir ifadesi oldu. İstanbul, asırlar boyunca devletimize başkentlik yapmış tarihî bir şehirdi. Ankara ise Millî Mücadele’nin içinden doğan yeni Türkiye’nin bağımsızlık iradesini temsil ediyordu. Başkentin Ankara olması, yeni devletin kendi kararlarını kendi topraklarında, kendi milletinin iradesiyle alacağının simgesiydi. Bugün Ankara’ya baktığımızda yalnızca Anadolu’nun ortasında kurulmuş bir başkent görmüyoruz. Her karış toprağı bağımsızlık mücadelesinin hatıralarıyla yoğrulmuş; millet iradesinin, fedakârlığın ve yeniden doğuşun simgesi hâline gelmiş bir şehir görüyoruz. Ankara, bozkırın ortasında yükselen bir şehirden çok daha fazlasıdır. O, esarete boyun eğmeyen bir milletin bağımsızlık kararı, Millî Mücadele’nin hatırası ve Cumhuriyet’in başkentidir. Bu anlamlı gün vesilesiyle, Ankara’nın başkent oluşunun 103. yıl dönümünü kutluyor; başta Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Millî Mücadele’nin bütün kahramanlarını saygı, minnet ve rahmetle anıyorum. Yaşasın bağımsız Türkiye Cumhuriyeti! 13 Ekim 1923 — Ankara, Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti. Çamlıca İstanbul
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve kalpgazetesi.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.