Hiç tanımadığımız bir canlının gözlerindeki yalnızlığı görürüz.
Bazen bir hikaye okuruz ve içimizde eski bir sızı yerinden kanar.
Çünkü sevgiye duyulan ihtiyaç, türü, dili, coğrafyası olmayan bir gerçektir.
#punch’ın hikayesi de dokundu bana…
Japanese macaque türü bir maymun yavru… Daha dünyaya yeni gelmişken annesinin sıcaklığından mahrum kalıyor.
Bir yavru için en büyük ihtiyaç sadece beslenmek değil; bir kalbe yaslanmak, bir nefesi hissetmek…
Punch annesini arar gibi sesler çıkarırken bakıcılar ona bir peluş veriyor. Oyuncak olsun diye değil… Güven duysun diye.
Ve o peluşa sarılıp uyuyor.
Stres olduğunda ona tutunuyor.
Yanından ayırmıyor.
O görüntülere bakınca şunu düşündüm:
Aslında hepimiz biraz Punch’ız.
Hayat bazen bizi eksik bırakıyor, bazen en ihtiyaç duyduğumuz yerde yalnız kalıyoruz. O anlarda kimimiz bir dosta, kimimiz bir hatıraya, kimimiz bir duaya sarılıyoruz.
Demek ki mesele sadece yaşamak değil…
Güvende hissetmek.
Sevildiğini bilmek.
Sağlıklı olmak.
Punch’ın hikayesi bana bir gerçeği yeniden hatırlattı:
Sevgi lüks değil, en temel ihtiyaç.
Temas zayıflık değil, iyileştirici bir güç.
Her zaman birine iyi gelin dostlar.
Bir kalbe yaslanacak omuz olun.
Çünkü bazen bir canlının hayata tutunması, sadece yumuşacık bir güven hissine bakıyor.
Belki de dünya, biraz daha sarılmayı öğrendiğimizde güzelleşecek…
Mustafa Esmer Cengiz

