Kırılganlık, bir sistemin, bireyin veya maddenin stres, darbe ya da dış etkenler karşısında zarar görmeye, bozulmaya veya yaralanmaya açık olma durumudur. Yaşlılıkta ise kırılganlık, yaşlanmaya veya kronik hastalıklara bağlı olarak fizyolojik rezervlerin azalması ve stres faktörleriyle başa çıkma kapasitesinin azalmasıdır.
Yaşlılarda sık görülen ve halsizlik ile yorgunlukla kendini gösteren kırılganlık (zayıflık, güçsüzlük), genellikle eklem ve kalp rahatsızlıkları, kemik erimesi ve yemek hazırlama gibi günlük işlerde ve hareket kabiliyetinde zorluklar da dâhil olmak üzere bir dizi sorunla birlikte ortaya çıkıyor.
Kırılganlık, Alzheimer ve diğer demanslar yakından bağlantılıdır; her ikisi de yaş ve olumsuz sağlık sonuçlarıyla güçlü bir şekilde ilişkilidir Bulgular kırılganlığın sadece vücudun fiziksel rezervlerini azaltmakla kalmadığını, aynı zamanda beynin Alzheimer hastalığının neden olduğu beyin hasarına karşı direncini de azaltabileceğini gösteriyor.
Yapılan bir çalışma, bir birey ne kadar kırılgansa, demans gösterme olasılığının o kadar yüksek olduğunu buluyor. Birçok çalışmada da, bilişsel bozukluğu veya demans varlığını kırılganlıkla ilişkilendiriyor.
Bu konudaki araştırmalara göre,kırılgan yaşlı yetişkinlerde Alzheimer hastalığı gelişme riski daha yüksek. Kırılganlık, beyinlerinde hastalıktan kaynaklanan hasar belirtileri az olanlarda bile Alzheimer hastalığı riskini artırıyor. Ayrıca, Alzheimer hastalığına özgü beyin değişiklikleri gösteren ancak kırılgan olmayan ve genel olarak sağlıklı olan kişilerde,hafıza kaybı ve demansın diğer belirtilerinin gelişmesi daha az oluyor.Bu, 'kırılgan bir beynin' patolojik yükle başa çıkma yeteneğinin daha az olması nedeniyle demans gibi nörolojik sorunlara daha yatkın olabileceğini gösteriyor.
Alzheimer hastalığının nedenini belirlemek, modern tıbbın en acil zorluklarından biri olmaya devam ediyor, ancak hastalığın karmaşıklığı tek ve tutarlı bir açıklamasını engellemeye devam ediyor. Birçok risk faktörü belirlenmiştir ve bunlar birleşerek ve etkileşime girerek göreceli risk veya direnci oluşturuyor.
Lancet Demans Komisyonunun 2024 yılı güncellemesi, düşük eğitim seviyesi, işitme kaybı, hipertansiyon, sigara içme, obezite, depresyon, fiziksel hareketsizlik, diyabet, aşırı alkol tüketimi, travmatik beyin hasarı, hava kirliliği, sosyal izolasyon, tedavi edilmemiş görme kaybı ve yüksek LDL (kötü) kolesterolün demans için risk faktörleri olduğuna dair yeni ve ikna edici kanıtlar sunuyor. Bu risk faktörleri arasında yer almayan kırılganlık son zamanlardaki araştırmalarda Alzheimer ve diğerdemanslarda risk faktörü olarak ileri sürülüyor.
Kırılganlık, Alzheimer hastalığıyla ilişkili beyin değişikliklerinin bilişsel gerilemeye neden olma eşiğini düşürse de, muhtemelen vücutta bunamaya yol açan diğer mekanizmalara da katkıda bulunarak, Alzheimer hastalığıyla ilişkili beyin değişiklikleri ile demans arasındaki doğrudan bağlantıyı zayıflatıyor.
Yaşlılık zayıflığının potansiyel olarak geri döndürülebilir olduğu göz önüne alındığında, insanların yaşamlarının ilerleyen dönemlerinde işlevlerini ve bağımsızlıklarını korumalarına yardımcı olmak, hem demans riskini hem de bu hastalıkta yaygın olan ve yaşamı olumsuz etkileyen semptomların şiddetini azaltabilir.
